Erişilebilirlik

Fransa'da 'Geri Dönen Cihatçılar' Korkusu


Birbiri ardına IŞİD saldırılarıyla sarsılan Avrupa'da, terörist örgütün askeri alanda gerilemesiyle yeni bir korku başladı. Yetkililer, Suriye'de kalaşnikof kullanmayı, bomba hazırlamayı, hatta kafa kesmeyi öğrenen yüzlerce Fransız cihatçının dönmeye başlamasından endişeli. Bugüne kadar 1.100'ün üzerinde Fransız cihatçılara katıldı. Bunlardan 250'si geri döndü. 350 kadarı öldü, 700 kadar Fransız cihatçı dönüş yolunda ya da hala IŞİD saflarında savaşmaya devam ediyor. Fransız yetkililer, Başbakan Bernard Cazeneuve başkanlığında birbiri ardına yaptıkları toplantılarda, “geri dönen cihatçı krizine” çözüm bulmaya çalışıyor.

Batıdan IŞİD’e katılmak üzere Irak ve Suriye’ye gidenlerin geri dönüşlerinin neden olacağı tehlikeyi önceden gören gazeteci David Thomson, "Les Revenants - Geri Dönenler" adlı kitabında yüz yüze konuştuğu onlarca cihatçının ağzından bu korkuları doğruluyor. Thomson, Fransızlar'ın Suriye topraklarına cihat için, aileleriyle birlikte gittiklerini, bir gün dönüp kendi ülkelerini vuracaklarını ve bu amaçlarından vazgeçmeyeceklerini, üstelik onların ağzından, anlatıyor.

Başta herkes "cihatçılarla konuşan bu garip gazeteciyi" fazla dikkate almamıştı. Ancak Fransa'da, Bataclan saldırısının geleceğini iki ay önceden gören tek isim olunca, Fransız medyası ve uzmanlar bu gazeteciyi hafife almakta hata ettiklerini anlamış görünüyor. Bugün dünya medyası Thomson’ı cihatçılar konusunda referans alıyor, gerçekleri bütün çıplaklığıyla anlattığı "Les Revenants" adlı kitabı yok satıyor. Thomson, hem Fransa hem de Türkiye için çok önemli tespitlerde bulunuyor. En çok da Türkiye'de uyuyan çok sayıda IŞİD hücresine dikkat çekiyor ve Avrupa ile Türkiye'nin daha 10-15 yıl hedef olmaya devam edeceğini öngörüyor. David Thomson ile halen çalıştığı Fransa Uluslararası Radyosu’nda (RFI) görüştük.

VOA: Beş yıl boyunca 100'ü aşan Tunuslu ve Fransız cihatçıyla yüzyüze görüştünüz. Bir cihatçı profili çıkarmak ne kadar mümkün? Farklılıkları, ortak yanları neler?

DAVID THOMSON: “İlk belirleyici unsur sosyolojik. Yoksul mahallelerden gelen, yüzde 60'ı Müslüman, yani çoğu bu kültür içinde büyümüş. Yüzde 30'u ise İslam dinini sonradan seçenler, Fransa karşıtı gençler, ‘sosyal rövanş’ almak isteyenler. Hepsi çok kısa İslam geçmişine sahipler, kısa sürede cihat saflarına katılmışlar. Yani çok kısa sürede radikalleşiyorlar. Hepsinin ortak noktası ise mutlaka, cihat saflarına katılma anında yaşadıkları 'kırılma'. Kitapta doktor bir aileyi anlatıyorum. Oğulları Yasin'i kurtarmak için iki kızını da alıp, onların da hayatlarını tehlikeye atarak, Suriye'ye giden IŞİD saflarına katılan aile. IŞİD'i kandırıp örgüt içinde yükseldikten sonra oğullarını kurtarıp geri dönüyorlar. Oğulları IŞİD'e katılmaya, anne-babası gibi doktor olmak isteyip doktorluk ve eczacılık sınavlarını kaybettiği an karar veriyor. Ya da bir genç bana "Suriye'yi Disneyland'a benzettiğini' söylüyor. Büyük hayal kırıklığı ve boşluk içindeki gençler çok kolay IŞİD'e yöneliyor. Konuştuğum her cihatçıda bu kırılma noktası vardı. Herhangi bir kişi cihatçı olamaz. Bu kesin. ‘Bu, tüm ailelerin başına gelebilir deniliyor’ ama bu doğru değil. Ama elbette cihat sadece yoksul ailelerin sorunu değil, orta halli aileleri de vuruyor.”

VOA: IŞİD bu gençleri nasıl ikna etmeyi başardı?

DAVID THOMSON: “Az önce saydığım nedenlerin yanısıra Batı ülkelerinde ideolojik bir boşluk var. IŞİD bunu çok iyi gördü. Bir röportajımda Faslı bir göçmen ailenin çocuğu olan Bilal, "Ben dini eğitim aldım. Bazen aşırı sağ, bazen radikal sol dikkatimi çekti. Ardından anladım ki benim için El Kaide gerçek yanıttı" diyor. Yani Front National, Radikal Sol Parti ve El Kaide. Disneyland örneğini verdim. Video oyunları oynayan gençler. Ya da Zübeyir gibi, "Cihat, aynı anda insanlara ateş edip dondurma yiyebildiğimiz yerdir" diyen gençler. Suriye ‘Survivor’ gibi bir tele-realiteye dönüştü. İslam'ın şövalyesi oluyorsunuz ve günahlarınız bir çırpıda affediliyor.”

VOA: Suriye'deki Fransız cihatçı profili nedir?

DAVID THOMSON: “Fransız cihatçıların Suriye'deki ünü çok kötü. Fransız banliyölerindeki sitelerin cehaletini Suriye'ye götürmekle suçlanıyorlar. Gidenlerin önemli bölümü suça bulaşan gençler. Cihat projesi bu gençlerin bu suçlu yüzlerini saklamalarını değil, tam tersine meşruluk kazanmalarını sağladığı için de bu, gençleri çekti. Yani yasal olarak suçlandıkları davranışları Suriye'de dini olarak meşru hale geldi. Üstelik çok renkli de bir cinsel yaşam vaadi var. ‘Kadın evlerinde’ bekleyen kızlarla; birden fazla kişiyle evlenme şansı da sunuluyordu.”

VOA: Başlarda Esat'a karşı büyüyen bu harekete Batı'nın göz yumduğu iddialarına ne diyorsunuz?

DAVID THOMSON: “Beş yıldır görüştüğüm cihatçılardan bunu açıkça tespit ettiğimi söyleyebilirim. 2013-2014'te cihatçılar o kadar kolay sınırı geçiyorlardı ki, kendileri bile şüpheleniyorlardı. ‘Bilerek mi bizi bu kadar kolay geçiriyorlar’ diye kendi kendilerine soruyorlardı. Bir dönem Fransa'nın diplomasisi çelişkili idi. Özellikle Suriyeli muhaliflerin belirlenmesinde. Türkiye'nin de durumu başta farklıydı.”

VOA: Türkiye'nin başlarda bir geçiş ülkesi olarak anılması haklı bir eleştiri mi sizce?

DAVID THOMSON: "Bu, bugün bitti artık. 2012'de Fransız cihatçılar bana pasaportlarının üzerindeki geçiş damgası ile fotoğraflarını gönderdiler. Hem Fransa'dan çıkmaları hem de Türkiye'den geçmeleri kolaydı. Ama Türkiye için o dönem asıl tehlike IŞİD değil, Kürtler idi. Bugün Türkiye'nin politikası tümüyle değişti. Artık sınırlardan geçiş neredeyse tümüyle sona erdi.”

"IŞİD tehlikesi 10-15 yıl daha sürecek"

VOA: Reina saldırısını üstlenen IŞİD, Türkiye'ye açıktan savaş mı ilan ediyor?

DAVID THOMSON: "Türkiye'ye savaş ilanı çok net. Bir kaç ay önce Türkiye'ye saldırı çağrısı yaptılar. 2015'ten itibaren değişen bir Türk politikası var. Amerikan uçaklarına Türkiye'den bombalama olasılığı verdiler. Ama son ve belirleyici olan El Bab operasyonu. Sanırım Türkiye'den başka hiçbir ülkede IŞİD süreye yayılan bir şekilde bu kadar geniş yerleşmedi. Sınır ülkesi olan Türkiye'de çok köklü bir örgüt sistemi oturtmuşlardı. Şimdi bütün bu sistem büyük bir tehlike oluşturuyor.

Bir de IŞİD, Mayıs ayından bu yana ‘Artık gelmeyin, nerede iseniz orada kalın ve evinizde vurun’ çağrısı yaptı. Bugün IŞİD için askeri eğitim almış militanlarını saldırı için göndermesi daha zor. Ama ölmeye hazır Avrupalı sempatizanların yarattığı tehlike halen bütün canlılığıyla gündemde. Bugün genç bir nesil ölmeye hazır. Bir nesilden söz ediyoruz. Bu da demektir ki, IŞİD askeri olarak kaybetse de, radikal cihatçı tehdit 10-15 yıl daha devam edecek. Suriye'de yaşananların Avrupa, Türkiye ve Kuzey Afrika üzerindeki etkileri daha bir 15 yıl görülecek."

VOA: Niçin Avrupa'da en çok Fransa IŞİD'e militan gönderdi? Fransız sisteminden mi kaynaklanıyor sorun?

DAVID THOMSON: “Evet Fransa bu soruna en çok bulaşan ülke. Ama bu Fransız sisteminin cihatçı yarattığı anlamına gelmez. Suriye'de konuştuğum cihatçılar bana aralarında en çok Fransız cihatçıların kendi ülkelerinden nefret ettiğini söylediler. Bunun tarihsel ve sosyal nedenleri var. Ama ben Fransız sisteminin cihatçı yarattığına inanmıyorum. Bu tehditle sarsılan Almanya, İngiltere, Fransa ve Belçika'ya baktığımızda, farklı entegrasyon modelleri uygulasalar da, cihat gerçeği birbirine çok yakın. Tunus'a bakın, Ennahda iktidarda iken, laiklik varken bile, Tunus dünyada en çok cihatçı gönderen ülke oldu. Belki de Fransız modeli sayıyı artırdı ama bu asıl neden değil. Tunus, Suudi Arabistan, Türkiye, Almanya, Belçika ve Fransa'ya bakın hiçbir ortak yönleri yok. Ama hepsi cihatçı gönderdi.”

"Geri gelenlerden gelen tehdit"

VOA: Şimdi Avrupa'nın en çok korktuğu konu geri gelenler. ‘Vazgeçtim diyerek’ geri gelenlerin her an yeniden cihat saflarına katılması tehlikesi var. Bu çok ciddi bir tehdit değil mi?

DAVID THOMSON: "Dönenler cihatçı pratikten hayal kırıklığına uğrayanlar. Ama hala cihatçı ideolojiye inanıyorlar. Bunu anlamak için bir örnek vermek istiyorum. Cihatçı ideolojiye bağlılar. Ve bunların rehabilitasyonu çok zor. Geri gelen ve hapishanede görüştüğüm bir kadın militan bana 'Charlie Hebdo saldırısı hayatımın en güzel günüydü' dedi. Bir yıl boyunca konuştuğum bu genç kız 'Fransa'da yeni saldırıları hayal ediyorum' diyordu. Hala cihat ideolojisi hakkında olumlu bir imaja sahipti. Bana bunları anlatan kadın militan televizyonlarda rehabilitasyon sisteminin bir başarı örneği olarak sunuluyordu. Kısa süre önce yeniden Suriye'ye gitti. Ama IŞİD'e değil, El Nusra saflarına katıldı. Bugün bu IŞİD macerasının nasıl biteceğini kimse bilmiyor. Yeniden saldırı olabileceği konusunda hiçbir şüphe yok. Kimse artık aksini söylemiyor. Fransız kamuoyu, biraz zaman alsa da artık öğrendi ki, terörizm Fransızların daha uzun yıllar günlük yaşamının bir parçası olacak."

VOA: Ama kitabınızda verdiğiniz Zübeyir örneği var. Tümüyle vazgeçmiş görünüyor.

DAVID THOMSON: “Zübeyir bir istisna. Çoğu Fransız yetkilileriyle işbirliğini reddediyor. Hala çoğu ideolojilerine çok bağlı ve sadık. Birçoğu IŞİD ya da El Kaide'den hayal kırıklığına uğramış olabilirler ama cihat projesinden değil. Halep'in düşmesinin ardından IŞİD bugün yer altı örgütlemesine kayıyor. Gelenleri iki hafta silah eğitimi verdikten sonra hemen gönderiyor. Ve bunların kendi ülkelerinde saldırı yapmasını istiyor.”

VOA: Cihatçılarla yıllarca yüz yüze konuştunuz. Metodunuz çok tartışıldı? Nasıl savundunuz kendinizi?

DAVID THOMSON: “Evet yıllardır kendimi açıklamak zorunda kalıyorum. Tunus'taki ilk ayaklanmadan başlayarak izledim cihatçıları. Kolay değil, geceleri uykunuz kaçıyor. Ağır bir konu. Bir sürü hikaye anlatan da oldu ama şüpheli bulduğum tüm tanıklıkları eledim. Ama artık anlaşıldı ki bu yöntem gerçekleri ortaya döktü. Bundan sonra hangi konu üzerinde çalışırsam çalışayım aynı metodu kullanacağım.”

XS
SM
MD
LG