Erişilebilirlik

Fransız politolog ve Arap/İslam dünyası uzmanı Gilles Kepel, "Elbette son on yılda inşa edilen bir Fransız cihadı vardır" diyerek, Fransa’da cihadın gelişmesinden ve "Fransız usulü cihattan" söz eder. Aslında yüz binin üzerinde satan ve 20 dile çevirilen "Tanrı’nın İntikamı" adlı kitabıyla tanınan Gilles Kepel, "Fransa’da Terör : Fransız Cihadının Doğuşu" adlı yeni kitabında Arap Baharı ve Suriye’de yaşananların ardından ortaya çıkan Fransız cihadını inceledi.

Avrupa polis örgütü Europol’ün (İnterpol’ün Avrupa benzeri örgütlenmesi), yıl başında yaptığı açıklamalar Avrupalılar’ın tüylerini ürpertti. Europol Başkanı Rob Wainwright, açıkça Avrupa’yı uyardı, "3000 ila 5000 cihatçı terörist Avrupa’ya sızmayı başardı. Son 10 yılın en büyük terör tehdidi ile karşı karşıyayız" dedi.

Fransız politikacılar,Charlie Hebdo’dan bu yana ısrarla, "Terör tehdidi bitmedi, her an yeni saldırılar olabilir" diyor. Kasım saldırısı da bunu kanıtladı. Belçika'nın en büyük havaalanı Zevantem'e yapılan Fransa bağlantılı saldırıakılları başa getirdi. Paris ve Brüksel saldırılarının ardından bu söylem artık günlük yaşamın bir parçası oldu. Ancak "İslami" terör ya da "radikal cihatçı terör" diyebileceğimiz bu saldırılar, Avrupa'nın, özellikle de Fransa'nın yeni karşılaştığı saldırılar değil.Bir Orta Doğu ülkesi gibi sürekli saldırı ortamında yaşamasa da Fransa, kolonileriyle ilişkilerinden ve onların Fransa'da 5 milyona yaklaşan varlığından kaynaklanan, özellikle de Cezayir Savaşı'ndan bu yana hayli önemli saldırılara hedef oldu.

2015 yılı Fransa için bir ‘kara yıl’dı. Fransa, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, terörle mücadele önlemlerinin ve güvenlik söyleminin politikanın ayrılmaz parçası olduğu bir döneme girdi. Toplum, Ocak ayında 17 kişinin öldüğü Charlie Hebdo ve Kasım ayında 130 kişinin yaşamını yitirdiği Paris saldırılarını sosyal değerlerine, Fransız olma kimliğine ve Cumhuriyet’e bir saldırı olarak okudu. Ulusal birlik mesajları etkili oldu, saldırıların ardından halk tek vücut oldu, ama bütün bunlar terör tehdidinin uzaklaştığı anlamına gelmiyor. Saldırıların artçı şokları özellikle Paris’te her alanda hala hissediliyor. Özellikle Bataclan saldırısı hafızalardan hiç silinmemecesine Fransız gençlerinin beynine kazındı. Medya bu nesli "Generation Bataclan/Bataclan Nesli" olarak adlandırıyor. Ama Bataclan gençliğinin ağabeyleri, ablaları da benzer saldırılara tanık oldu. Son 30 yıldır Fransa ve başkenti Paris, birçok terör saldırısına ev sahipliği yaptı.

1970’li yıllarda ünlü terörist Çakal Carlos’un Filistin’in bağımsızlığı için gerçekleştirdiği saldırı dizisi Fransız halkını korkuttu. Paris sokakları 80’li yıllarda Paris’te Rue Copernic ve Rue des Rosiers’de yapılan Yahudi karşıtı/anti-semitist saldırılara, 90’lı yıllarda Cezayirli radikal İslamcı terör örgütü Silahlı İslam Hareketi’nin (Groupe Islamique Armé / GIA) saldırılarına sahne oldu. 2000’li yılarda El Kaide’nin Fransa’ya tehditleri yaşandı. 2010’da ise Charlie Hebdo ve 13 Kasım Paris saldırıları oldu.

Copernic’te Sinagog saldırısı – 1980


Fransa'da 1980 sonrası yaşanan terör saldırıları Filistin sorununa bağlı olarak başladı. 1980 yılında ilk olarak Copernic caddesindeki Yahudi sinagoguna saldırı düzenlendi. Saldırıda 4 kişi yaşamını yitirdi 46 kişi ise yaralandı. Sinagog önüne park eden bir motosiklete konulan bir çantada bulunan bomba, 3 Ekim 1980 günü patladı. Patlama anında, Sinagog’da, Şabat akşamı olduğu için 300’ün üzerinde kişi bulunuyordu. Saldırıyı derhal aşırı sağ bir grup üstlendi. Ama saldırının gerçek faili 27 yıl sonra belirlendi. Saldırganın Filistin Özgürlük Cephesi (FPLP) üyesi Hasan Diab olduğu ortaya çıktı. Kanada’da yaşayan ve emrinde çok sayıda militan bulunan Diab, 2014 yılında Fransa’ya iade edildi ve halen Paris yakınlarında bir cezaevinde yatıyor.

Rue des Rosiers ve Rue Copernic saldırıları – 1982

Bu saldırının hedefi, Paris’in Yahudi mahallesi olarak bilinen Marais’de, Rue des Rosiers’de bulunan Goldenberg Restaurant idi. Lokantanın en kalabalık olduğu günlerden 9 Ağustos 1982’de, öğle yemeği saatinde, lokantanın önünde bir araba durdu. Arabadan inen çok sayıda silahlı kişiden biri lokantanın içine el bombası fırlattı. Ardından içerde bulunan kişilerin üzerine ateş açtılar ve kaçarken de yoldan geçenlerin üzerine ateş etmeye devam ettiler. Saldırıda 6 kişi öldü, 22 kişi yaralandı. Saldırıyı üstlenen olmadı ama Filistin’e özgürlük için savaşan El Fetih Devrimci Konseyi’nden (OLP) ayrılan Ebu Nidal grubu bağlantısı ortaya çıktı. Filistinli saldırganlardan 2’sinin belirlendiği ve Ürdün’e kaçtığı açıklandı. Züheyr Muhammed Hasan Halit El-Abbasi adlı zanlı Ürdün’de yakalandı, ancak Fransa’ya iade kararını beklemek üzere 2015’te tazminatla serbest bırakıldı. Sonunda Ürdün, suçun işlendiği dönemde Fransa ve Ürdün devleti arasında suçluların iadesi anlaşması olmadığı için zanlıyı iade talebini reddetti.

Air France uçağına saldırı - 1994

Cezayir’den Paris’e uçan Air France uçağı 25 Aralık 1994 tarihinde 54 saat boyunca rehin alındı. Bir kumandan 4 adamıyla birlikte 220 yolcusu olan Airbus uçağını rehin aldı. Henüz uçak kalkmadan uçağı rehin alan 5 kişi, Cezayir’de tutuklu bulunan İslami Selam Cephesi’nin 2 liderinin serbest bırakılmasını ve polisin önünü tıkadığı uçağın Fransa’ya uçuşuna izin verilmesini istedi. Ancak Cezayir yetkilileri bu talepleri reddedince, 3 yolcuyu, Cezayirli bir polis, Vietnamlı bir diplomat ve Fransa Büyükelçiliği’nin ahçısını infaz ettiler. Rehine pazarlığı sırasında çoğunluğu kadın ve çocuk 63 rehine serbest bırakıldı. Fransız hükümetinin de baskısıyla uçağın Paris’e uçmasına 26 Aralık tarihinde izin verildi.

Sabaha karşı Marsilya’ya inen uçağa Fransız özel birlikleri (GIGN) operasyon düzenledi. Yaklaşık 16 dakika süren ve aralıksız ateş açılan operasyonda teröristler öldürüldü, yolcuların tümü sağ olarak kurtarılırken, 13 yolcu, 9 polis ve 3 kabin görevlisi yaralandı. Soruşturma sonunda teröristlerin Cezayir'de faaliyet gösteren GIA örgütü üyesi oldukları ve uçağı Eyfel Kulesi’ne çarptırarak intihar saldırısı yapmayı planladıkları ortaya çıktı.

RER Saint-Michel saldırısı - 1995

Fransa, 1995 yılında bir dizi saldırıya sahne oldu. Cezayir Silahlı İslam Ordusu (GIA), 25 Temmuz 1995’te bir piknik tüpünü patlatarak saldırı yaptı. Saldırıda 8 kişi öldü, 117 kişi yaralandı. GIA saldırıyı üstlenmedi ama, küçük suçlardan poliste kaydı bulunan, Halit Kelkal adındaki GIA üyesinin parmak izleri tespit edildi. Kelkal, polis tarafından kaçmaya çalışılırken vuruldu. Kelkal’ın cenazesinin kaldırıldığı gün, Paris’te "Maison-Blanche" metro durağında bir başka bomba patladı. Bu sefer saldırıyı GIA üstlendi ve "Fransız hükümetinin Cezayir yönetimine verdiği desteğin intikamını almak için saldırıyı yaptıklarını" açıkladı.

Muhammed Merah ve cihatçı terörün başlangıcı - 2012

Cezayir ve Filistin adına yapılan terör eylemlerinin yerini, Arap Baharı'ndan sonra, Irak ve Suriye'de kurulan kanlı örgüt IŞİD adına yapılan eylemler aldı. Ama bu sefer terör eylemlerini dışarıdan gelenler değil, Fransız vatandaşı olan örgüt üyeleri yapıyordu. Üstelik Suriye'de IŞİD'in yürüttüğü savaşa Fransa'dan rekor sayıda katılım olmuş, Suriye'ye gidip geri dönen Fransız vatandaşları büyüdükleri, eğitim aldıkları, evlendikleri ya da çalıştıkları Fransa'da terör saldırıları düzenlemeye başlamıştı.

Fransa’da ilk cihatçı terör eylemini Muhammed Merah, radikal İslamcı örgütlerin yoğunlaştıkları Toulouse kentinde başlattı. Mart 2012’de motoksikleti ve kaskı ile kimliğini gizleyerek, Montauban’dan saldırılarına başladı. Başındaki motosiklet kaskı nedeniyle “Scooter’lı katil” olarak günlerce polisten kaçmayı başaran Muhammed Merah, 11 Mart Pazar günü, scooter’ını satmak için verdiği ilan üzerine kendisiyle temasa geçen Müslüman kökenli asker İmad İbn Ziaten’i beynine isabet eden bir kurşunla öldürdü. Dörtgün sonra, Toulouse yakınlarındaki Montauban’da, yine iki Müslüman kökenli asker Abel Chennouf ve Muhammed Legouad’ı katletti. Bütün Fransız polisinin peşine düştüğü Merah bu sefer de 19 Mart tarihinde Yahudi okulu Ozar Hatorah’a saldırdı. Okulun bahçesine girmeyi başaran saldırgan, makineli tüfekle çocukların üzerine ateş açarak Jonathan Sandler adlı bir professor, iki oğlu ile okul müdürünün kızını öldürdü. Yine kaçmayı başaran terörist, 2 gün sonra, 21 Mart günü Toulouse kentindeki apartmanında tespit edildi. Daha önce poliste kaydı bulunan ve 30 saat süren pazarlık sırasında El Kaide’ye bağlı olduğunu açıklayan Merah, 30 saat sonunda penceresinden atlayarak kaçmaya çalışırken vurularak öldürüldü. Daha sonra açılan soruşturma boyunca Merah’ın polisle bağlantısından Pakistan, Afganistan ve Suriye’ye gittiğine kadar birçok ayrıntı ortaya çıktı. Merah’ın ablası ve eniştesinin de El Kaide ve IŞİD bağlantısı belirlendi.

Charlie Hebdo - 7 Ocak 2015

Fransa’yı ve belki de dünyayı en çok sarsan saldırılardan biri, hiç şüphesiz Charlie Hebdo saldırısı oldu. Şerif ve Said Kouachi kardeşler 7 Ocak sabahı, "Hz. Muhammed karikatürleri çizdiği için" İslam alemini öfkelendiren Charlie Hebdo dergisinin Paris’teki binasına gitti. Ellerinde ağır otomatik silahlarla 11 kişiyi kalaşnikoflarla kurşuna dizdi. Bütün ekip haftalık gündem toplantısındayken binayı basan Sait ve Şerif Kouachi kardeşler, derginin Genel Yayın Yönetmeni Charb (Stephane Charbonnier), dünyaca ünlü karikatüristler Cabu, George Wolanski ve Thignous dahil 10 gazeteci ve bir işçiyi öldürdü. Kouachi Kardeşler, binanın çıkışında yerde yaralı olarak yatan polis memuru Ahmed Merabet’i de öldürerek kaçtı. Kaçışları 2 gün sürdü, sonunda Charles de Gaulle Havaalanı yakınlarında Dammartin-en-Goele kentinde bir basımevinde polis tarafından sıkıştırıldılar. Basımevi patron ve çalışanını rehin alan Kouachi Kardeşler’e yine GIGN özel tim polisleri müdahale etti ve iki kardeş de öldürüldü. Kouachi kardeşlerin El Kaide’nin Yemen ağına ait oldukları ortaya çıktı, saldırıyı da bu örgüt üstlendi.

"Hyper Cacher" saldırısı - 9 Ocak 2015

Kouachi kardeşler kaçarken, eski suçlu Amedy Coulibaly, Montrouge kentinde eş zamanlı olarak eyleme başladı. Fransız hapishanelerinin yakından tanıdığı Coulibaly, Paris’in güneyindeki Montrouge kentinde bir kadın polis memurunu öldürdükten sonra Vincennes’deki Yahudi marketi Hyper Cacher’e saldırdı. Rehine olaylarında uzman RAID birlikleri, ağır silahlara içerdekileri esir alan Coulibalyile rehine pazarlığına başladı. Pazarlıklar sürerken Coulibaly, haber kanalı BFM TV’yi arayarak, Kouachi kardeşlerle eş zamanlı eylem yaptıklarını ve eylemi IŞİD adına yaptığını açıkladı. Saldırgan, 4 Yahudi müşteriyi öldürdü.

"13/Cuma laneti" ve Paris saldırıları - 13 Kasım 2015

Tıpkı ünlü batıl inançta olduğu gibi Paris, "13 Kasım Cuma" günü belki de tarihinin en ağır gecelerinden birini yaşadı. Parisliler 13 rakamı ve Cuma gününün kesiştiği sabah, olacaklardan habersiz güne, "Bakalım ne felaket yaşayacağız ?" şakasıya başladı. Ancak bu sorunun Parisliler’in hayatını altüst edecek kadar derin bir saldırının habercisi olduğunu sabah saatlerinde kimse bilmiyordu. Görünen o ki istihbarat birimleri dahi habersizdi. Zira Cumhurbaşkanı François Hollande olacaklardan habersiz, 3 ayrı intihar bombacısının kendisini patlattığı Stade de France’a dostluk maçı izlemeye gitmişti.

Herşey yalnızca bir kaç dakikada oldu. Aynı anda 3 yerde patlama oldu. 3 kişi kendini Stade de France önünde patlattı. Aynı anda 3 terörist, Amerikan Rock grubu Eagles of Death Metal konserinin olduğu Bataclan’a girdi. Salonun yarısını otomatik silahlarla taradı. Üçüncü bir grup ise eş zamanlı olarak Paris’in 10 ve 11’inci bölgelerindeki barlarının teraslarında eğlenen insanları taradı. Toplam 130 kişi yaşamını yitirdi. Paris saldırıları, Fransa tarihinin, 2 Dünya Savaşı’ndan bu yana en çok kayıp verilen terör saldırısı olarak tarihe geçti. Üstelik ilk kez Paris'te canlı bomba eylemleri yapılmıştı.

Fransız polisi, saldırıdan 5 gün sonra Saint Denis banliyösünde bir apartmana baskın düzenledi. Apartmanda Abdelhamid Ebayud’un olduğu ve saldırıların Suriye’ye giden Fransız Abayud tarafından planlandığı ve Ebayud’un saldırının beyni olduğu söylendi. Suriye’de olduğu sanılan Ebayud, Paris saldırılarının beyni olarak Paris’e bir kaç kilometre uzakta ele geçirildi.

Saldırıları yapan 9 terörist kendilerini havaya uçurdu. Azmettirici Abdelhamid Ebayoud Saint Denis banliyösünde vuruldu. Yalnızca bir tek kişi, Salah Abdeslam adındaki 26 yaşındaki saldırgan, Brüksel'den Muhammed Abrini adındaki arkadaşından yardım isteyerek polis daha kendi kimliğini belirlemeden, tam tabiriyle "elini kolunu sallayarak" Belçika sınırındaki polis kontrolundan kendi kimliklerini göstererek kaçmayı başardı. Kardeşi Brahim Abdeslam kendisini patlatırken, Salah Abdeslam yaşamayı seçerek belindeki intihar kemerini Paris'in 18'inci mahallesinde bir çöp bidonuna attı. Brüksel'de doğduğu mahalle olan Molenbek'e kaçarak burada 4 ay saklanmayı başardı. Bütün Avrupa polisinin bulmak için seferber olduğu Salah Abdeslam'ın izine, 15 Mart'ta rastlandı ancak o, çatıdan kaçmayı başardı. Ama 18 Mart'ta yine Molenbek'te, polis operasyonunda canlı olarak yakalandı. Bütün Avrupa'da aranan Abdeslam doğduğu eve sadece 500 metre uzaklıktaki bir apartman dairesinde ele geçirildi. Brüksel saldırısını düzenleyen Molenbek çetesinin mensubu olan Abdeslam'ın yakalanması, Brüksel'i yasa boğan 24 Mart Zaventem Havaalanı ve metro istasyonu saldırılarını tetikledi.

XS
SM
MD
LG