Erişilebilirlik

Fransa’nın ‘Geri Dönen Cihatçılar’ Kabusu


Fransa, Suriye ve Irak’ta IŞİD saflarında çatıştıktan sonra yakalanan ve ülkesine geri dönmek isteyen cihatçılarla ne yapacak? Savaş meydanında yakalanan Fransız cihatçılar yakalandıkları yerde mi yoksa Fransa’da mı yargılanacak? Onların çocukları da cihatçı olarak mı değerlendirilecek? Geri dönmek isteyen yüzlerce IŞİD militanı Fransızın taleplerine nasıl yanıt verilecek? Bunlar IŞİD’in yenilgiye uğramasının ardından Fransız güvenlik, politika ve yargı birimlerinin el birliğiyle yanıt aradığı hayati sorular.

İçişleri Bakanlığı tarafından açıklanan rakamlara göre, Fransa’dan IŞİD saflarına 1700 cihatçının katıldığı belirtiliyor. Bunlardan 450’si öldü, 300’ü ise geri döndü. Halen 600 kadar militanın Suriye ve Irak’ta olduğu, bir bölümününse komşu ülkelerde bulunduğu belirtiliyor.

Ama Fransızları en çok düşündüren Irak ve Suriye’deki güçler tarafından yakalanarak cezaevlerine konulan cihatçılar. Irak’ta ve Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlerinin elinde tutuklu bulunan Fransız cihatçıların sayısının 60 olduğu, bunlardan yarısının kadınlardan oluştuğu, bu kadınların yanındaysa 30 kadar çocuk bulunduğu belirtiliyor.

Bu cihatçıların halen Fransa’da yaşayan aileleri, en azından torunlarının kendilerine iade edilmesini, çocuklarınınsa Fransız adaleti tarafından yargılanmasını istiyor. Zira, Irak’taki tutukluların her biri idam talebiyle yargılanırken, Fransa’da idam cezası yok.

Fransız hükümeti ise, idam cezası bekleyen bu Fransızların, yakalandıkları yerlerde yargılanmasını istediklerini defalarca resmi ağızlardan açıkladı.

Fransa’yı sarsan çocuğun öyküsü

Ancak Fransız yetkililer savaş alanlarında eğitilen küçük çocukların bile geri dönmesi konusuna tereddütle yaklaşıyor. Yıllardır cihat ortamında yetişen 11 yaşındaki bir çocuğun hikayesi Fransa’da, “Çocuklar eğitimle topluma yeniden kazandırılabilir mi?” sorusunu gündeme getirdi.

Geçtiğimiz hafta Fransız güvenlik birimleri tarafından dinlenen 11 yaşındaki öksüz bir cihatçı çocuğun ifadesi bütün Fransa’yı sarstı. İfade sırasında hiçbir duygu belirtisi göstermeyen, ailesinin ölümünü anlattığı sırada bile duygusal tek bir tepki vermeyen çocuğun durumu, dinleyenleri şoke etti. Yaklaşık 3 yıl önce ailesiyle Suriye’ye giden çocuğun anne ve babası, bir bombardımanda hayatını kaybetti. Tek başına sokakta kalan çocuk diğer cihatçı ailelerin yanında bir süre kaldı. Bu aileler de Irak güvenlik güçleri tarafından tutuklanınca yeniden yalnız kalan çocuk, sonunda Irak ve Fransa arasındaki işbirliği çerçevesinde Fransa’ya iade edilmiş. Suriye’deki hayatını anlatırken, “Yemek yerken bile babamın silahı yanında olurdu. Bize savaş meydanında olanlar, kafa kesme eylemleri, vs… anlatırdı” dedi.

Fransız yetkililer çocuğu öz amcasının almasını istemişler. Ancak öz amcası, yeğeninin kendi çocuklarını da etkilemesinden korkarak bunu kabul etmemiş. Kimsesizler yurduna vermek isteyince, bu sefer diğer çocukların güvenliği ve etkilenmemesi için yurt yöneticileri karşı çıkmış. Sonunda çocuğu olmayan bir ailenin yanına verilmesi kararlaştırılmış. Eğitimci ve sosyal uzmanların da yardımıyla bu ailede barınan çocuk hakkında gelen son haber, çocuğun eğitimcileri “kafalarını uçurmakla” tehdit ettiği oldu.

“Bu çocuklar saatli bomba”

Fransız yargısının terörle mücadele biriminin en tepesindeki isim Paris Savcısı François Molins, bu çocukları “saatli bomba” olarak niteledi ve “Bu çocuklar derhal ülkeye geri getirilmeli ve potansiyel saatli bomba olan bu çocuklara etkin bir eğitim verilmeli” dedi. Geçtiğimiz salı günü RTL Radyosu’na konuk olan Molins, özellikle 13 yaşından küçük cihatçıların çocuklarının ne yapılacağı konusunda ciddi boyutta kafa yorduklarını açıkladı. Yetişkin cihatçıların her birinin durumunun ayrı ayrı ele alınması uygulamasına karşın, 13 yaşından küçük çocukların ülkeye geri dönmesi konusunda bir uzlaşma olduğunu kaydetti. Ancak bir an evvel “ailesiyle savaş meydanlarına giden, bomba yapmayı öğrenen, kafa kesme sahnelerine tanıklık eden” çocukların güçlü bir şekilde eğitilmesi için gerekli yeniliklerin sağlanması çağrısı da yaptı.

Savcı Molins “Fransa’daki terör tehdidi bugün, geçtiğimiz yıllara oranla daha az değil. Hala yüksek seviyede tehdit var ama biçim değiştiriyor. Daha yaygın ve yıllarca sürme riski var” diyerek tehdidin boyutlarının da azalmadığına dikkat çekti.

Fransızlar cihatçıları istemiyor

Yine geçtiğimiz hafta Irak’ta yargılanan bir Alman cihatçı, ‘ölüm cezasına’ çarptırıldı. Bu Avrupalı cihatçılar için ilk idam cezası kararı. Kısa süre içinde birbiri ardına Fransızlar için de idam kararları gelmeye başlayacak. Ve bu gençlerin aileleri, bu kararlar düşmeden çocuklarının Fransa’ya getirilmesi için çabalıyor.

Fransa eski Başbakanı Manuel Valls, çocuklar da dahil Fransız cihatçıların, özellikle de Irak’ta yakalananların, Fransa’ya dönmesine kesin bir dille karşı çıktı.

Savunma Bakanı Florence Parly ise bu hafta orduya yeni yıl dileklerini iletirken, “Cihatçıların bize yazdığı mektupları gördüm. Burada hepinizin önünde tekrar ediyorum. Onlara karşı merhamet duymuyorum ve bunu da açıkça dile getiriyorum. Çünkü onlar hiçbir zaman merhametli olmadılar. Bizim de onlara merhamet duymamız için bir neden yok” dedi. Parly, cihatçıların yakalandıkları ülkede yargılanmasından yana olduklarını da kesin bir dille ifade etti.

Hukuk tartışması

Politikacılar kadar hukukçular da cihatçıların yakalandıkları yerde yargılanmaları görüşüne ağırlık veriyor. Fransa ve Suriye arasında suçlu değişimi anlaşması olmadığını belirten Savcı Molins, Fransa’nın Suriye’de konsolosluğunun bile bulunmadığına dikkat çekiyor. Bu cihatçıların Fransa’daki aileleriyse avukatları aracılığıyla çocuklarının Fransa’ya iadesini istiyor.

Tıpkı diğer suçlular gibi terör suçluları da yakalandıkları ülkede yargılanabiliyor. Meşru bir devlet ve yargı sisteminin olması nedeniyle Irak’ta yakalananların bu ülkede yargılanabileceğini belirten Molins, Suriye’de durumun aynı netlikte olmadığına dikkat çekti ve “Fransa topraklarında suç işleyen bir yabancının ülkemizde yargılanmamasını kabul edebilir miyiz?” sorusunu yöneltti. Molins, Irak’la hukuki bir “suçlu iadesi” anlaşması olmadığına da dikkat çekti. Ancak Fransız yasalarına göre hiçbir düzenleme, Fransız devletinden bu kişilerin istenmesini zorunlu kılmıyor. Molins, IŞİD militanı cihatçıların yakalandıkları ülkelerde yargılanmasının ardından, Fransa’da da ikinci kez yargılanabileceği kuralını hatırlatıyor.

Hukukçular, anlaşma olmasa da Şam rejimiyle diplomatik diyalog kurularak bu sorunun çözülebileceğine işaret ediyorlar.

Bir grup hukukçu da, tıpkı Nazi mahkemeleri gibi uluslararası bir mahkeme kurularak, cihatçıların burada yargılanmasını öneriyor.

XS
SM
MD
LG