Erişilebilirlik

‘Fırat’ın Doğusunda Kendi Yolumuza Devam Edeceğiz’


ABD ve Türkiye arasında Suriye’nin kuzeydoğusunda oluşturulması öngörülen güvenli bölge konusunda sürecin yavaş ilerlemesine Ankara bir süredir tepkili. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin güvenli bölge çalışmalarında arzu ettiği gelişmeleri görmediğini ve kendi yolundan gitmekten başka seçeneğinin olmadığını söyledi.

Başkent Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de oluşturulacak güvenli bölgeye 2 milyon kişinin yerleştirilmesinin planlandığını, güvenli bölgenin de sınırının Fırat Nehri’nin doğusundan Irak sınırına kadar uzanacağını söyledi.

Erdoğan, "Özellikle Fırat’ın doğusunda arzu ettiğimiz neticelere ulaşamadık. Türkiye’nin artık bu konuda kaybedecek tek bir günü dahi yoktur. Kendi yolumuzda devam etmekten başka çaremiz kalmamıştır. Hiç şüphesiz işimiz kolay olmayacak" diye konuştu.

Türkiye uzun süredir güvenli bölge konusundaki çabaların beklentilerini karşılamaması halinde tek taraflı olarak operasyon yapabileceğinin sinyalini vermiş, bunun içinde de Eylül ayı sonunu takvim olarak belirlemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Türkiye’nin Suriye içinde 480 km uzunluğunda ve 30 km derinliğinde bir güvenli bölge oluşturmak istediğini ve güvenli bölge planı uyarınca da uluslararası destekle 2 milyon mültecinin buraya yerleştirileceğini söylemişti.

Güvenli bölge planının uygulanabilmesi, Ankara’nın güvenliğine yönelik bir tehdit oluşturan terör örgütü olarak gördüğü YPG’nin sınırdan uzaklaştırılması ve sekiz yıldır devam eden Suriye iç savaşı yüzünden ülkelerinden kaçarak Türkiye’ye sığınan mültecilerin yarısının evlerine dönmesi anlamına geliyor.

Türkiye’nin Suriye’de güvenli bölge üzerinden askeri varlığını genişletmesi Suriye’nin siyasi geleceğini şekillendirmede söz sahibi olmak isteyen ABD, Rusya ve İran gibi güçler arasındaki ağırlığını da arttıracak bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Ankara’nın hem masada hem de sahada güçlü olmasını öngören anlayışını yansıtan bir adım olarak görülüyor.

ABD ve Türkiye arasında görüş ayrılıkları sürüyor

Ancak Türkiye’nin özellikle mültecilerin bu güvenli bölgeye yerleştirilmesini son dönemde daha çok vurgulamasına bölgede demografik dengenin değişmesine karşı olan müttefikler direniş gösterebilir. Zira güvenli bölge planı çok sayıda Sünni Arap Suriyeli’nin bu bölgeye yerleştirilmesini öngörüyor.

ABD, Başkan Trump’ın geçtiğimiz yıl Suriye’de IŞİD ile mücadelede Suriye Demokratik Güçleri’ne askeri destek veren iki bin ABD askerinin çekileceğini açıklamasının ardından hem Türkiye’nin sınır güvenliği kaygılarını gidermek hem de Suriye’deki Kürt müttefiklerini korumak amacıyla güvenli bölge oluşturulmasını kabul etmişti.

Ancak ABD Suriye’den çekilmiş değil. Washington ve Ankara da henüz güvenli bölgenin ayrıntıları konusunda uzlaşı sağlamış değil.

Diplomatlar, analistler ve Türkiye’de ana muhalefet partisi CHP, Erdoğan’ın Ankara’nın Washington ile ilişkileri bu kadar gerginken kapsamlı bir tek taraflı askeri operasyonla ABD’nin tepkisini çekmek istemeyeceğini belirtiyor.

Ancak bugüne kadar son 3 yıl içinde Suriye’ye iki kez askeri harekat yapan Türkiye bir taraftan üçüncü bir operasyon için de hazırlıkların tamamlandığı mesajını veriyor.

ABD ve Türkiye bugüne kadar Suriye’nin kuzeydoğusunda altı ortak hava devriyesi ve iki kara devriyesi icra etti. İki NATO müttefiki arasında güvenli bölgenin derinliği ve kimin kontrolunda olacağına ilişkin görüş ayrılıkları bulunuyor. ABD güvenli bölge yerine güvenlik mekanizması ifadesini kullanmayı tercih ediyor.

“Türkiye aşamalı bir strateji benimseyebilir”

Uzmanlar Suriye’de sahada ABD askerleriyle bir çatışmanın Türkiye’nin isteyebileceği en son şey olduğunun altını çiziyor. German Marshall Fund Ankara Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı Türkiye’nin aşamalı bir strateji benimseyebileceğini, bir yandan ABD askerlerinin olmadığı ve az sayıda YPG unsurlarının bulunduğu bölgelere girerek diğer yandan da Washington’la müzakerelere devam edebileceğini belirtiyor.

Ancak ABD Kongresi’nde Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın alması sebebiyle oluşan tepki ve yaptırım olasılığı göz önüne alındığında böylesi bir adımın Türkiye açısından siyasi sonuçlarının da olabileceğine dikkat çekiliyor.

Türkiye’nin diğer müttefiklerinden de güvenli bölge konusunda henüz bir yanıt gelmiş değil. Ancak Suriye’nin kuzeydoğusunda demografik yapıyı değiştirecek bir plana maddi destek vermesi olasılığının düşük olduğu görüşü dile getiriliyor.

Suriye iç savaşında Esat rejimine karşı savaşan muhaliflere destek veren Erdoğan’ın güvenli bölge planına Esat rejiminin güçlü destekçileri olan Rusya ve İran’ın da itiraz etmesi yüksek bir ihtimal. Rusya 1998 yılında Türkiye ve Suriye arasında imzalanan güvenlik anlaşmasına atıfta bulunarak Türkiye’nin bu bölgede Şam’ın otoritesini tanıması gerektiği mesajını veriyor.

XS
SM
MD
LG