Erişilebilirlik

Faruk Loğoğlu: 'Trump Yönetimiyle Türkiye Sıkıntılar Yaşayacaktır'


ABD ile ilişkiler konusunda uzmanlığıyla tanınan emekli diplomat Faruk Loğoğlu, Donald Trump’ın başkanlık döneminde Türkiye ile ilişkilerde, Suriye, İran, İsrail, Kürtler ve Fethullah Gülen başlıklarında sıkıntılar yaşanacağı görüşünü savundu.

Faruk Loğoğlu, Türk Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı ve Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği gibi görevleri nedeniyle ABD-Türkiye ilişkilerini yıllardır yakından izliyor. CHP milletvekilliği döneminde de Türkiye – ABD Parlamentolararası Dostluk Grubu üyeliğini yürüten Loğoğlu, Barack Obama döneminden Donald Trump’a geçiş sürecini de takip ediyor. Bu çerçevede, Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Loğoğlu, Trump yönetimi döneminde Türk-Amerikan ilişkilerinden yana endişeli görünüyor.

Barack Obama dönemi nasıl geçti?

Emekli Büyükelçi Loğoğlu, ABD’nin 44. Başkanı olarak görev yapan Barack Obama’nın dönemini küresel sorunlar bakımından “barışçıl yol izleme çabası” içerisinde olarak değerlendirdi. Loğoğlu, “Obama, ABD’nin silahlı gücü yerine yumuşak güç dediğimiz varlıklarına dayanan politika izledi. Tek taraflı bir Amerika politikası yerine müttefikleriyle, dostlarıyla birlikte hareket etmeyi tercih etti,” diyor ve Afganistan ile Irak’ta var olan asker sayısını azaltarak ya da bütün baskılara rağmen Suriye’de askeri müdahale şıkkını tercih etmeyerek, barıştan yana politikalar izlediğini söylüyor.

Obama döneminde Türkiye ile ilişkilerde sıkıntılar yaşandığını vurgulayan Loğoğlu, “Ama sıkıntılı süreçlerde, kırıcı söylemlere rağmen Türkiye’den kopmadı. Türkiye’den yükselen sesleri Obama ve yönetimi alttan aldı diyebiliriz. Böylece ilişkiler kopmadan devam edebildi. İki ülke özellikle Ortadoğu bölgesinde ve küresel çapta ortak çıkarlara sahip. O nedenle sıkıntılı dönemlerden geçildiğinde kimilerine göre kopma noktasına gelindiği söylense de ben bunun olacağını hiç düşünmedim. Sonuçta ilişkiler inişli-çıkışlı devam etti,” dedi.

Türkiye için Demokrat-Cumhuriyetçi farkı var mı?

Türkiye’de özellikle Donald Trump’ın başkanlık seçimini kazanmasıyla Cumhuriyetçiler’in iktidarda olmasının ilişkiler açısından daha olumlu olacağı yorumları yapıldı. Bu yorumları sorduğumuz Loğoğlu, “Türkiye bakımından Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasındaki temel fark, insan hakları ve özgürlükler bağlamında ortaya çıkıyor. Demokratlar bu konularda daha hassas iken; Cumhuriyetçiler biraz daha ölçülü, görmezlikten gelen bir yaklaşım içerisinde olmuşlardır. Terörle mücadele konusunda ise, Türkiye, başta ABD olmak üzere müttefiklerden bu konuda yeterince destek görmemiştir” diye konuştu.

Loğoğlu, “Cumhuriyetçiler’in Türkiye’ye daha yakın olduğunu iddia etmek, Trump’un yemin töreni konuşmasından sonra gerçekçi bir beklenti olarak nitelendirilemez” vurgusunda bulundu.

Trump döneminde neler olabilir?

Deneyimli diplomat Loğoğlu, Trump’ın işbaşına gelmesi nedeniyle ikili ilişkilerde sıkıntılı konularda hızlıca çözüm bulunacağı yönündeki beklentileri ise gerçekçi bulmuyor. Loğoğlu, “Türkiye – ABD ilişkilerinde Obama döneminde olduğu gibi sıkıntılı bir dönemin eşiğinde olunduğunu düşünüyorum. Burada iş Ankara’ya düşüyor. Sükunet bakımından iş daha çok Ankara üzerinde olması gerekiyor diye düşünüyorum” görüşünde.

Loğoğlu, Trump’ın başkanlığında Türk-Amerikan ilişkilerinde sıkıntılar yaratma ihtimali kuvvetleri başlıkları ve gerekçeleri ise şöyle sıraladı:

“Terörle Mücadelede: Trump’un radikal İslam anlayışı ile Türkiye’de iktidardaki AKP’nin terör ve İslam arasındaki ilişki anlayışı tamamen farklı görünüyor. Örneğin, Trump, radikal İslam anlayışındaki örgütler arasında ‘Müslüman Kardeşler’i de saydı. Oysa ‘Müslüman Kardeşler, AKP’nin başta Mısır olmak üzere Arap coğrafyasında var olduğu bütün noktalarda yakın, sıcak ilişkiler içinde olduğu bir örgüt.

Terörle mücadele bağlamında, Türkiye, Suriye’deki YPG-PYD’yi PKK’nın uzantısı olarak görüyor. Trump ise, “YPG-PYD teröristtir” demedi, hatta onlara sempati duyduğunu açıkladı.

PKK, ABD’nin terör örgütleri listesinde ama Türkiye hiçbir zaman bu konuda gerekli, yeterli desteği Amerika’dan görememiştir. Bunun Trump döneminde farklı olabileceğini pek zannetmiyorum.

Suriye’deki iç savaş: Suriye’de Trump’ın önceliği ‘radikal İslam örgütü’ olarak tanımladığı IŞİD ve benzeri örgütlerle mücadele etmek olarak görünüyor. Esad ise ikincil noktada kalıyor. Türkiye’nin ise, halen yavaş yavaş ‘kopma’ başlamış olmakla birlikte ‘Esad fobisi’ var. En son Trump’ın ifade ettiği ‘güvenli bölge’ önerisi ise ciddi sıkıntılar doğurmaya aday bir konu. Eğer ‘güvenli bölge’ diye Suriye’nin kuzeyini kast ediyorsa bu Türkiye’nin görüşüyle taban tabana zıt olacaktır.

Fethullah Gülen’in iadesi: Türkiye usulüne uygun olarak başvurusunu yaptı ve haklı bir beklentisi sözkonusu. Ama Trump’ın yargı sistemine müdahale etme şansı ve niyeti olduğunu düşünmüyorum. Sadece süreci çabuklaştırma veya geçici tutuklama gibi bir gelişme olabilir. Ancak her halükarda AKP’nin, Gülen’in iadesini istediği zaman dilimi --ki bunun hemen olması isteniyor-- Trump’ın bunu yapma ihtimali hiç olmadığından sıkıntı yaratacaktır.

Ermeni iddiaları konusu: Obama, kampanyası sırasında ‘Ermeni soykırımını tanıyorum’ demişti. Ancak 8 yıllık başkanlığı döneminde yaptığı açıklamalarda ve 24 Nisan’larda yapılan deklarasyonlarda ‘soykırım’ tabirini kullanmadı. Yani Obama, özel görüşüne resmiyet kazandırmadı.

Trump’ın Ermeni iddialarıyla ilgili peşin bir görüşü, önyargısı yok görünüyor. Bu güzel. Ama Ermeniler tetikte. Türkiye ile ABD arasında ilgisiz bir nedenle dahi olsa bir kriz çıktığında, Ermeni toplumu, Trump’ı tahrik edecektir. Yani bir anda Trump, ani bir çıkış ile ‘Soykırım olmuştur’ diyebilir, böyle bir ihtimal var.

İran ile ilişkiler: Trump, İran ile ABD arasında imzalanan antlaşmaya karşı çıktı. Eğer böyle devam ederse ABD-İran ilişkileri yeniden gerginleşecektir. Bu gergin ilişkiler de bölgeye ve Türkiye’ye yansıyacaktır. Türkiye bakımından da İran-ABD ilişkisi de sıkıntı kaynağı olabilecektir.

İsrail-Filistin sorunu: Trump’ın bu konuda dikkat çekici çıkışları oldu. ABD Elçiliği’ni Kudüs’e taşıması gibi niyetleri, AKP hükümetini ciddi sıkıntıya sokacaktır. Filistin davası, Türkiye için önemlidir. Trump’ın bu çıkışları karşısında nasıl bir yol izleneceği de ciddi sıkıntı yaratacaktır.

Donald Trump’ın kişiliği: Ne zaman ilişkilere etki edebileceği ve etkisi olabileceği bilinmeyen nokta ise Trump’ın kişiliği. Obama döneminde başta Erdoğan olmak üzere Türkiye’deki yetkililer ‘Ey Amerika’ diye başlayan çok sert çıkışlar yaptılar. Fakat Obama ve çevresi, Türkiye’ye aynı tonda yanıt vermediler. Bunu bir ‘gurur meselesi’ yaparak, Türk-Amerikan ilişkilerine daha ağır bir sıkıntıya ve krize sokacak bir tutum almadılar. Trump ise, sözünü esirgemeyen ve sözünü de tartmayan, ayıklamayan yapısıyla dikkat çekiyor. Türkiye’de aynı üslup devam etmeyecektir diye düşünüyorum. Ama eğer Türkiye’de geçmiştekine benzer bir ses yükselirse, Trump’ın vereceği karşılık ağır olabilir.”

Trump, Kürtler ile nasıl çalışacak?

Türkiye’de Trump dönemiyle ilgili önemli bir beklenti, ABD’nin PKK’yı olduğu gibi PYD-YPG’yi de “terör örgütü” olarak gördüğünü açıklaması ve bu Kürt örgütüne verdiği desteği geri çekmesi noktasında.

Loğoğlu, Suriye’de Obama döneminden intikal etmiş haliyle Kürtler ve ABD arasındaki ilişkilerde, PYD-YPG dahil olmak üzere Kürtlere yönelik desteğin devam edeceğini düşündüğünü söyledi. Loğoğlu, Trump yönetimi tarafından Obama’nın Suriye ve Irak’taki özel temaslar için tayin ettiği Breett McGurk’e aynı görevine devam etmesi için teklif götürülmüş olmasını da bunun işareti olarak belirtti.Türkiye, Suriye’deki PYD’lilerle samimi fotoğrafları ve Twitter mesajları nedeniyle McGurk’e tepki göstermişti.

Suriye’de Trump’ın ilk hamlesi olan “güvenli bölge” üzerinden Kürtlerle ilgili tabloyu yorumlayan Loğoğlu, “Şimdi Trump, dışişleri ve savunma bakanlıklarına güvenli bölge talimatı verdiğinde 90 günlük süreden sözedildi. Burada güvenli bölge meselesinde; Suriye ve komşu ülkelerde oluşturulacağını ve Suriyeli sığınmacıları bölgede tutmak amacında olduğunu anlıyoruz. Bu bakımdan Türkiye’de 3 milyon sığınmacı olduğu düşünüldüğünde ise güvenli bölge oluşturulmasında Trump’ın önceliğinin Suriye’nin kuzeyi olduğu öngörülüyor” dedi. Loğoğlu, bunun da Türkiye’nin benimsemeyeceği bir güvenli bölge olabileceğini dile getirdi.

Erdoğan’ın istediği “bir an önce” olacak mı?

Bu arada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son olarak Afrika gezisi dönüşünde, Trump ile en kısa sürede yüz yüze görüşmek ve bu görüşmede Gülen’in bir an önce iade edilmesini istediğini ifade etmek amacında olduğunu açıkladı.

Fethullah Gülen meselesinde, Türkiye’nin öncelikle ülkeye iadesini istediğini anımsatan Faruk Loğoğlu ise, ayrıca Ankara’nın geçici tutuklama beklentisi bulunduğunu hatırlattı. Loğoğlu, “Türkiye’nin beklentisi haklı ve yerinde. Gülen’in iadesi talebi de yerine getirilmeli. Ben yargı süreci işleyip, en sonunda bu iadenin gerçekleşebileceğine inanıyorum. Ama bu zaman alacaktır. Burada zaman faktörü önemli. Bunu her iki taraf iyi yönetmek durumunda. ABD’nin iade sürecini hızlandırmak için çarklara dokunacağı bazı yöntemler olabilir. Eğer Trump yönetimi bunu yapabilirse Türk-Amerikan ilişkilerinde bu sıkıntılı nokta kontrol altına alınabilir,” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG