Erişilebilirlik

Gezegenimizin 250 milyon yıl önce nasıl bir yer olduğunu hayal etmek zor.

Dünya zaten 250 milyon yıl önce kitlesel yokoluş dönemi Permiyen’i geçirmiş, kara ve denizlerdeki karmaşık ekosistemlerin yüzde 95‘ini yitirmişti.

Bundan birkaç milyon yıl sonra ise Triyasik dönemin daha başlarında Dünya, yeni bir kitlesel yokoluş evresinden daha geçti. Bu evreye Smithian-Spathian deniyor.

Bu dönemde Dünya’ya en büyük zararı, yükselen sıcaklıklar verdi.

Dünya’nın Triyasik devirde, uzayda dev bir eriyik top olduğu gençlik döneminden sonraen yüksek sıcaklıklara eriştiğine dair kanıtlar mevcut.

Ortalama sıcaklıklar karada 50 ila 60, okyanuslardaysa 40 Santigrad dereceye çıktı.

Bunun sonucunda ekvatorun kuzey ve güneyine uzanan kilometrekarelerce alan, ölü bölgeye dönüştü.

Hayatta kalmayı başaran hayvanlar, kuzey ve güneye, daha serin iklimlere göç edenler oldu.

Hızla değişen dünyaya uyum sağlamak

Her iki kitlesel yokoluş dönemini de atlatmayı başaran nadir deniz canlılarından biri, ihtiyozorlardı.

İhtiyozorlar, pleziozor ve pliozor gibi diğer büyük deniz predatörleri, ilk kitlesel yokoluştan sonra Triyasik dönemde sulara geri döndü.

Ve Bristol Üniversitesi’nden paleontologların yaptığı yeni bir araştırma, ihtiyozorların sulardaki yeni tür canlılardan beslenmek için hızla evrim geçirdiğini gösteriyor.

Araştırmanın yazarlarından Tom Stubbs, Triyasik deniz sürüngenlerinin beslenmeyle ilgili geçirdiği morfolojik evrimin daha sonraki Mezozoik devirde sürmediğini söylüyor.

Ancak ihtiyozorların geçirdiği evrimin ikinci büyük kitlesel yokoluştan sonra hızla ilerlediğine dair yeni kanıtlar bulundu.

Büyük değişim, büyük evrim

Çinli ve Amerikalı bilim insanları, kısa süre önce, ihtiyozorların geçirdiği evrimi ve adaptasyonu kanıtlayan son derece ilginç yeni bir fosili tanıttı.

Yeni yayınlanan araştırma, Sklerokormus Parviceps adı verilen yeni bir ihtiyozor türüne odaklanıyor. Bu ihtiyozor türü, ihtiyozor deyince genellikle akla gelen Loch Ness canavarı türü canlılardan çok farklı.

Sklerokormus, çoğu ihtiyozorun sahip olduğu timsahsı diş ve çene yapısı yerine daha kısa bir burun yapısına sahip.

Bu sürüngenin aynı zamanda balıklarınkine benzer paletli kuyruk yerine kamçıya benzer bir kuyruğu var.

Ancak sklerokormusun en büyük özelliği, dişsiz bir ağza sahip olması. Uzmanlara göre kısa burnu ise deniz tabanındaki besinleri emmeye yarıyor olabilir.

Chicago’daki Field Doğa Tarihi Müzesi’nden araştırmacı ve yazar Olivier Rieppel, bu dinazorların ortaya çok hızlı çıktığı görüşünde. Uzmana göre sklerokormusun evrimleşmesi, Spatian devrinde daha da hızlandı.

Rieppel, bu bulguların, Spatian devrindeki sularda bulunan ekolojik çeşitliliğin daha önce düşünüldüğünden çok daha fazla olması açısından önemli olduğunu söylüyor.

Bu bulgular aynı zamanda evrimin nasıl oluştuğuna dair anlayışı da değiştirecek nitelikte. Charles Darwin’in evrim modelinin uzun zaman içinde küçük, adım adım değişimlere dayandığını hatırlayan Rieppel, yeni bulguların evrimin çok daha hızlı gerçekleştiğini gösterdiğini söylüyor.

XS
SM
MD
LG