Erişilebilirlik

Erdoğan’dan Meclis Açılışında AB ve ABD’ye Mesajlar


TBMM’nin 24 Haziran 2018’deki genel seçimler sonucunda seçilmiş milletvekillerinden oluşan 27. Dönemi kapsamındaki dördüncü yasama yılı bugünkü açılış oturumuyla başladı. En son 4 Haziran’da üç ismin milletvekilliklerinin düşürülmesinin ardından şimdiki yasama yılında TBMM’de 586 milletvekili görev yapacak. Ancak HDP’li Tuna Çelik’in de hakkındaki cinsel istismar suçlaması nedeniyle önümüzdeki günlerde HDP’nin de desteğiyle milletvekilliğinin düşürülmesi söz konusu. Dolayısıyla TBMM’de bu yasama yılı 585 milletvekiliyle devam edecek görünüyor.

Türkiye’de Corona virüsü salgınında vaka artışı yaşanmasına rağmen TBMM’deki bugünkü özel oturumda, milletvekilleri yaz tatili öncesinde olduğu gibi sosyal mesafe kuralını uygulamayarak yan yana oturmayı tercih etti. Maske takma kuralına ise riayet eden iktidar ve muhalefet milletvekillerinden pek çoğu, tören öncesinde, Corona virüsü hastalığı nedeniyle uzun süre yoğun bakımda tedavi gören AKP Grup Başkanvekili Muharrem Akbaşoğlu’na geçmiş olsun dileğinde bulundu.

Özel oturuma, ilk önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli sonrasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu katıldı. Her iki parti milletvekilleri kendi liderlerini ayakta alkışlarla karşıladı. Milletvekili olmayan İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise, protokol locasında oturumu izlemek üzere yerini aldığında salondaki kendi milletvekillerince ayakta alkışlandı.

Salgın nedeniyle yabancı misyon temsilcileri bugünkü özel oturuma davet edilmemişti ancak bunun bir istisnası oldu. TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim’i oturuma davet etti. Azeri Büyükelçi de, özel oturumu kordiplomatik locasından izledi.

TBMM gelenekleri uyarınca yeni yasama yılı TBMM Başkanı Şentop’un başkanlık kürsüsünden konuşmasıyla açıldı. Meclis tarihine ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu gözlemlenen AKP’li Şentop, konuşmasında Ermenistan’la çatışma halindeki Azerbaycan’a destek mesajlarını ön plana çıkardı. Şentop’un, “Gerekçesi, yöntemi ve şekli ne olursa olsun şiddet ve terör, demokrasimizin ve siyaset kurumunun en yıkıcı düşmanıdır. İçinde şiddetin ve terörün onaylanmasına dair niyet taşıyan her söylem, Türkiye’ye karşı bir suikasttır ve ortadan kaldırılmayı hak etmektedir” sözleri dikkat çekti. Kulislerde Şentop’un bu sözleriyle aynı dakikalarda TBMM bahçesinde oturma eylemi yapan HDP’yi hedef aldığı iddia edildi.

Şentop kendi konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı TBMM Genel Kurulu’na davet etti. Erdoğan’ı, AKP – MHP milletvekilleri yanı sıra İyi Parti milletvekilleri ayakta karşıladı.

Erdoğan’ın kürsüdeki yerini almasıyla birlikte İstiklal Marşı okundu ve saygı duruşunda bulunuldu. Bu dakikalarda bahçedeki HDP Grubu da marş okunduğu için ayağa kalktı.

“AB Yunanistan ve Rum Kesimi’nin esiri, sığ bir yapı”


Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan ise, TBMM’deki konuşmasında dış politika ve ekonomi konusundaki mesajlarını kamuoyuyla paylaştı.

Konuşması bugün İngilizce ve Arapça yanı sıra Fransızca da çevriyle aktarıldığı için Erdoğan’ın, Akdeniz geriliminde ve Ermenistan meselesinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u hedef alabileceği iddiası vardı. Avrupa ülkelerini suçladığı gözlemlenen Erdoğan, Macron’dan ise Ermenistan konusunda söz etmekle yetindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bugünkü konuşmasında özetle şu başlıklardaki ifadeleri göze çarptı:

AKDENİZ GERİLİMİ: “Akdeniz’deki siyasi ve ekonomik potansiyelin paylaşımıyla ilgili anlaşmazlıkların hakkaniyet temelinde çözülmesi öncelikli tercihimizdir. Ancak, Yunanistan’ın ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin 2003 yılından beri ortaya koydukları tavır, maalesef bu ilkenin çok uzağındadır. Avrupa Birliği ise Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin şımarıklıklarının esiri olarak, etkisiz, ufuksuz, sığ bir yapı hâline dönüşmüştür. Bölgemizde ortaya çıkmış olup da, Avrupa Birliği’nin inisiyatifi ve ağırlığı ile çözüme kavuşmuş tek bir sorun yoktur. Tam tersine her kriz, yeni boyutlar kazanarak büyümüştür. Bu tablo karşısında Türkiye’nin önünde, kendi imkânları ve politikalarını kararlılıkla hayata geçirme dışında bir seçenek kalmamıştır. Libya ile yaptığımız anlaşma, ülkemizi Akdeniz’den tamamen tasfiye girişimlerine verdiğimiz cevaplardan bir tanesidir.”

YUNANİSTAN’LA MÜZAKERE: “Yıllardır bölgede ülkemizi yok sayarak, bizi sahillerimize hapsedecek haritalar ve taleplerle karşımıza çıkanlar, attığımız adımların ardından önce tehdit ve şantaj dilini denediler. Türkiye’nin, siyasi ve diplomatik gücü yanında, kahraman ordumuzun kara, deniz ve hava unsurları ve istihbaratıyla desteklediği kararlı duruşu karşısında ise diyalog yöntemini kabul etmek mecburiyetinde kaldılar. Özellikle Almanya’nın yoğun çabalarıyla gelinen bu noktada, meseleyi görüşmeler vasıtasıyla çözmek de, gerilimi yeniden tırmandırmak da, hatta iş o raddeye gelirse çatışma çıkarmak da karşımızdakilerin tercihidir. Biz diyalog kanallarını açık tutan kararlı duruşumuzu sonuna kadar koruyacağız. Avrupa Birliği ve komşularımız başta olmak üzere tüm ülkeleri, Türkiye’nin verdiği güvenlik ve barış mücadelesini desteklemeye, en azından bu mücadeleye saygı duymaya davet ediyoruz.”

“Bu haydut devlete destek verenleri insanlık vicdanı için ikaz ediyorum”

ERMENİSTAN – AZERBAYCAN ÇATIŞMASI: Bir kez daha, Azerbaycanlı kardeşlerimizin işgal altındaki topraklarını kurtarma ve vatanlarını koruma mücadelelerinde yanlarında olduğumuzu belirtmek istiyorum. Özellikle Minsk Üçlüsü denilen Amerika, Rusya, Fransa ve bunların halen 30 yıla yakın zamandır bu sorunu ihmal ettikleri için bugünlere yansıyan bu olumsuz gelişmeler karşısında ateşkes arayışında olmaları her şeyden önce kabul edilebilir bir şey değildir. Ha bir şey mi istediniz, o zaman işgalcilerin bu topraklardan çıkmaları gerekir ki burada bir çözüme ulaşılsın. 1 milyon kilometrekarelik alandan ayrılmış olan Azeri kardeşlerimiz şu anda topraklarına dönecekleri günü bekliyor. Buna kimse yanaşmıyor. Bunları biz Sayın Putin ile görüştük, Sayın Macron’la da görüştük ama hep oturdular konuştular, netice yok. İşte şimdi netice zamanı. Azeri kardeşlerimiz de kendi göbeklerini kesmenin adımını attılar. Ermenilerin, kadim Azerbaycan toprağı Karabağ’ı işgaline ve gerçekleştirdikleri sivil katliamlarına karşı kör, sağır, dilsiz kalanların, bugün sergiledikleri tavır da ikiyüzlülüktür. İşgalcilere sessiz kalıp vatanlarını savunanları ve onların yanında yer alanları suçlayanların sözünün bizim nezdimizde kıymeti yoktur. Türkiye olarak, kendimizi ‘iki devlet tek millet’ olarak gördüğümüz Azerbaycanlı kardeşlerimize tüm imkânlarımızla ve tüm kalbimizle destek vermeyi sürdüreceğiz. Bu bölgede kalıcı barışın yolu, Ermenilerin işgal ettikleri her karış Azerbaycan toprağından geri çekilmelerinden geçiyor. Ermenistan yönetimini, her şeyi bir kenara bırakıp ısrarla Türkiye’ye iftira atma gayreti de kurtaramayacak. Bu haydut devlete destek verenleri, kendilerine insanlığın ortak vicdanı önünde hesap sorulacağı konusunda ikaz ediyorum.”

KUDÜS MESELESİ: “Kudüs meselesi bizim için sıradan bir jeopolitik sorun değildir. Ecdadımız, asırlar boyunca bu şehri el üstünde tutup mamur ederek hürmetini göstermiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda, gözyaşları içinde terk etmek zorunda kaldığımız bu şehirde, hâlâ Osmanlı’nın direniş izlerine rastlamak mümkündür. Yani Kudüs bizim şehrimizdir, bizden bir şehirdir. İlk kıblemiz Kudüs’teki El Aksa ve Kubbet’üs Sahra da inancımızın sembol mescitleridir. Ayrıca bu şehir, Hristiyanlığın ve Museviliğin kutsal mekânlarına da ev sahipliği yapıyor. Kudüs’ün ve bölgenin binlerce yıllık sakinleri olan Filistin halkının topraklarının işgal edilmiş, hak ve hukuklarının çiğnenmiş olması da, bu meseleyle yakından ilgilenmemizi gerektiriyor.”

“Amacımız bu yılı artı büyümede kapatmaktır”

EKONOMİK TABLO: “Yılın ikinci çeyreğinde yaşanan yüzde 9,9’luk eksi büyüme, elbette üzüntü vericidir. Ancak, genel tablo itibariyle bakıldığında Türkiye, OECD ve Avrupa Birliği ortalamalarının çok altında bir daralmayla bu süreci geride bırakmıştır. Üçüncü çeyrekle ilgili tüm öncü göstergeler, hamdolsun, ekonominin hızla toparlandığına ve kayıpların kısa sürede telafi edileceğine işaret ediyor. Açıklanan her endeks ve veri bu tabloyu destekliyor ve ileriye taşıyor. Salgının dünya ekonomisinde yol açtığı dış talep daralmasına rağmen, Eylül ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre 4,8 artarak 16 milyar doları aşmıştır. Bunun Cumhuriyet tarihindeki en büyük Eylül ayı ihracat rakamı olduğunu da özellikle belirtmek istiyorum. Amacımız, V tipi bir toparlanmayı sağlayıp, bu yılı artı büyümede kapatmaktır. Önümüzdeki yıl için belirlediğimiz büyüme oranı ise yüzde 5,8’dir. Esasen, biz daha büyük bir büyüme gerçekleşeceğine inanmamıza rağmen, beklentiyi ihtiyatlı bir düzeyde tutmayı tercih ettik. Türk ekonomisi, yaşadığı bunca saldırının ve şokun ardından, kırılganlıklara karşı daha dayanıklı, krizlere karşı daha hazırlıklı bir yapıya kavuşmuştur.”

SURİYE – SIĞINMACI KRİZİ: “Avrupa Parlamentosu’nda, Avrupa’daki 100 binin üzerindeki kayıp mülteci çocuk konusunu gündeme getiren, yine ülkemizden bir milletvekilimiz olmuştur. Suriyeli sığınmacıların iaşe, ibate ve barınması için ülkemize 3 milyar Euro ve artı 3 milyar Euro sözü veren, sonra da kırk dereden su getirerek bunun çoğunun üzerine yatan yine Avrupa Birliği olmuştur. Bir de doğru konuşmayalım mı, dürüst değiller. Biz onlara her şeyi rakamlarıyla sunduk. İspat mı istiyorsunuz, buyurun yaptığımız yatırımları gelin yerinde görün. Ama işlerine gelmiyor. Kendi güvenlik ve refah kaygılarıyla insanlığın asgari şartlarını dahi bir kenara bırakanlardan ülkemizin gösterdiği erdemli tavrı anlamalarını beklemiyoruz. Bugüne kadar 411 bin Suriyeli’nin gönüllü ve güvenli bir şekilde evlerine dönmesi, ülkemizin doğru olanı yaptığını gösteriyor. Suriye’deki krize siyasi çözüm bulunması için uluslararası platformlarda yürütülen çabaların da en etkin destekçisi Türkiye’dir.”

XS
SM
MD
LG