Erişilebilirlik

Erdoğan: 'YPG’ye Koruma Gücü Tahsisi Söz Konusu Olamaz'


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'yle birlikte Astana Süreci’nin Soçi’de yapılan dördüncü zirvesinden dönen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başkan Donald Trump’ın Suriye’den çekilme kararının yavaşlatıldığını söyledi.

Türk Hava Yolları’nın VIP filosunda bulunan CAN uçağında kendisini izleyen gazetecilere açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı, “ABD’nin çekilme kararı bazı belirsizliklerin yaşandığı bir süreç olarak karşımızda duruyor. Bazı yavaşlatma çabaları da inkar edilemez, o da maalesef var. Bunları da dikkatle takip ediyoruz. Arkadaşlarımız özellikle ABD’li mevkidaşları ile de görüşmelerini sürdürüyorlar. Gerek Dışişleri Bakanımız, gerek Savunma Bakanımız görüşmeleri devam ettiriyorlar. Hakan Atilla ve Halk Bankası ile ilgili görüşmeler de ilgili bakan arkadaşlarımız tarafından sürdürülüyor. Trump’ın Suriye’den çekilme kararı ve güvenli bölgenin bir an önce kurulması talebi gerçekten samimi bir kararsa o takdirde bu karara ABD’deki kimi bürokratların gölge düşürememesi gerekir” dedi.

Erdoğan: “Güvenli bölge Türkiye’nin kontrolünde olmalı, Suriye’deki Kürtlerin hukukunu koruma mücadelesini biz verdik”

Bir gazetecinin “NATO Zirvesi’nde ABD Savunma Bakanı’nın güvenli bölge için ‘koalisyon güçlerinin gözlem noktası kurması’ önerisinde bulundu. Bu PYD ve YPG ‘ye koruma anlamına mı gelir?” şeklindeki sorusuna“Savunma Bakanımız (Hulusi Akar) gereken cevabı verdi. Fırat’ın doğusunda PYD’ye, YPG’ye koruma gücü tahsis edilmesi söz konusu bile olamaz. Biz ‘stratejik ortaklarımız üzerine düşeni yapsın’ diyoruz" yanıtını veren Erdoğan, Türkiye’nin güvenli bölge konusundaki pozisyonu da açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Obama döneminde biz hep dile getiriyorduk. Güvenli bölge Türkiye’nin kontrolunda olmalıdır. Olmazsa bu demektir ki, bizim Türkiye olarak güvenliğimiz her an yine tehdit altında olmaya devam edecektir. İkincisi ise güvenli bölgenin PYD-YPG için bir tür koruma kalkanı olmasına müsaade edemeyiz. Bu konuda çok ama çok kararlıyız. Burada tabii özellikle Suriye Kürtlerinin güvenliği için de buna ihtiyaç var. Fakat bizi üzen şey şu; iki de bir karşımıza Kürtler-Türkler meselesinin getirilmesidir. İkide bir Kürtlerin hukukundan bahsediyorlar. Kürtlerin hukukunu bugüne kadar YPG-PYD mi korudu? Neredeydi bu YPG-PYD? Bunların ömrü ne kadardır? Ortaya çıktıkları dönem ortada. Daha önce bunlar neredeydi? Bizim Esed ile aramızdaki hukukun iyi olduğu dönemlerde, Esed bunlara kimlik vermiyordu. Biz kendisine diyorduk ki; ‘Bunlar senin vatandaşın, ver kimliklerini’. Yani oradaki Kürtlerin hukukunu koruma mücadelesini biz verdik” diye konuştu.

Erdoğan Astana Süreci’ne Lübnan ve Irak’ı da dahil etmek istiyor

Her ne kadar Cenevre Süreci başarılı olmamış olsa da Astana Süreci’ni Cenevre’ye alternatif olarak göremediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’ye komşu olan Irak ve Lübnan’ı da beşinci zirvesi İstanbul’da yapılacak Astana Süreci’ne dahil etmek istediğini söyledi.

Astana Suriye Barış Müzakereleri
Astana Suriye Barış Müzakereleri

Erdoğan, “Astana Süreci BM kararı çerçevesinde Cenevre Süreci’ni tamamlayıcı şekilde devam ediyor. Astana Sürecini Cenevre Süreci’ne alternatif olarak görmüyoruz ama Cenevre süreci de başarılı olamamıştır. Bunu da kabul etmemiz gerekiyor. Körfez ülkelerinin ve Birleşmiş Milletler’in yapamadığını biz Astana Süreci ile gerçekleştiriyoruz. Bir sonraki zirveye Türkiye ev sahipliği yapacak. O zamana kadar bazı adımları atmamız gerekir. Hatta görüşmelerimizde ‘Astana Süreci’ne Irak’ı ve Lübnan’ı dahil edebiliriz’ dedim. Çünkü her ikisinin de Suriye’ye sınırı var ve Suriye ile ilişkileri çok farklı düzeyde. Dışişleri bakanlarımız karşılıklı olarak çalışırlar, mutabakatın sağlanması durumunda bu ülkelerin de Astana Süreci’ne gelmeleri halinde süreci daha etkili hale getirmiş olacağız” dedi.

“Güvenli bölge konusunda ikircikli tutumlarıyla karşılaşırsak atılması gereken adımı atarız”

Bir gazetecinin Rusya ve İran’ın Türkiye’nin oluşturulmasını istediği ‘güvenlikli bölge’ konusunda ikircikli tutum takındıkları şeklindeki sorusuna Erdoğan, “Biz Astana sürecindeki ortaklarımıza güveneceğiz, güvenmek durumundayız. Ancak biz ikircikli bir tutumlar karşılaşırsak elbette atılması gereken adımı atarız. Şu an itibariyle Suriye’nin kuzeyinde, kendi güneyimizde birçok adım attık ve netice aldık. Terör koridorunu ortadan kaldırmış vaziyetteyiz. Bundan sonra üzerinde durmamız gereken 1998 yılındaki Adana Mutabakatı’dır. Sayın Putin tekrar Adana Mutabakatı’nı önümüze getirdi. Bu konuda mutabakat ve sonrasında iki ülke arasında terörizmle mücadele konusunda imzalanan anlaşma konusunda, teröristlerle mücadelede onları gereken yere kovalama maddesi vardır” cevabını verdi.

Erdoğan, Şam yönetimiyle ‘ilişki kurma’ sorusuna net bir yanıt vermedi

Soçi Zirvesi öncesinde, Rusya ve İran’ın Türkiye’yi Şam yönetimiyle doğrudan görüşmeye ikna edileceği söyleniyordu.

Erdoğan’a bu konu bir gazeteci tarafından “Ruhani, ‘Rejim ile ilişki kurmaya’ atıfta bulundu, Putin daha önce ifade etmişti. Biz Adana mutabakatından İran ve Rusya ile aynı şeyi mi algılıyoruz?” şeklinde soruldu.

Cumhurbaşkanı ise “Bu mutabakatın ruhunda terörle mücadele var. Biz bunu anlıyoruz. Biz geçmişten devraldığımız Adana Mutabakatı üzerinden yürüyoruz” yanıtıyla Eylül ayındaki Tahran Zirvesi sonrasında “Rejimle görüşme söz konusu değil” tavrından uzakta olduğunu göstermiş oldu.

“İdlib’e ortak bir operasyona engel yok”

Suriye’de oluşturulacak Anayasa Komitesi’ndeki 150 isimden 6’sının Türkiye için önem arz ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanlığı’nın bu konu üzerinde çalıştığını belirtti.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerine şu ana kadar 310 bin Suriyeli’nin geri döndüğünü hatırlatan Erdoğan, hem Menbiç yol haritasının bir an evvel bitmesini beklediklerinin hem de İdlib halkının huzuru ve mutluluğu için ortak operasyon yapılmasına engel olmadığının de altını çizdi.

XS
SM
MD
LG