Erişilebilirlik

Erdoğan-Putin Görüşmesinde Neler Konuşulacak?


Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmek üzere 28 Eylül’de Ankara’ya gidiyor. 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası yeniden tazelenen Türkiye-Rusya ilişkileri, Suriye krizini çözmek için başlatılan Astana toplantılarıyla ivme kazandı

Erdoğan-Putin görüşmelerinde Suriye’yle birlikte, Irak’ın geleceği, Akkuyu Nükleer Santralı konularının önemli gündem maddeleri arasında yer alması bekleniyor. Ayrıca iki ülke arasındaki ticari ilişkiler, Türk Akımı projesi ve S-400 satış anlaşmasının da masada olması sürpriz değil.

Aydın Sezer: "Rusya, Akkuyu’da Türkiye’den finans konusunda bir ilerleme bekliyor"

Türkiye Rus Araştırmaları Merkezi’nden Aydın Sezer’e göre, görüşmelerin ana gündem maddelerinden biri 2010 yılında çerçeve anlaşması imzalanan Akkuyu Nükleer Santralı’nın durumu olacak.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Sezer, “Akkuyu maalesef iki ülke ilişkilerinde çıban başı olarak duruyor. Bu anlaşma ilk imzalandığında 22 milyar dolarlık maliyet Rusya tarafından karşılanıyordu. Ancak enerji fiyatlarındaki düşme, Rusya’daki ekonomik kriz ve karşı karşıya kaldığı ambargo nedeniyle Rusya bu maliyeti tek başına üstlenmiyor. Yine de santral için 3 milyar dolar civarında bir para getirdi. Ancak Türkiye finans tarafında bir ilerleme gerçekleştiremiyor. Santralin %49’luk hisse devri gerçekleştirildi. Hisselerin devreldiği Cengiz-Kolin-Kalyon’u bir aydır Rus tarafının seçtiği bir danışmanlık firması denetliyor. Çünkü sonuçta bu şirketler Rus devlet şirketi Rossatom’un ortağı olacak. Bir de bürokratik sorunlar var. Santral lisansını Türkiye vermiş değil. Bu altyapıyı hazırlıyor. Putin’in bu konularda Türkiye’nin elini çabuk tutmasını istemesi sürpriz olmaz” dedi.

Erdoğan-Putin görüşmesinde bir başka hassasiyet içeren konu Suriye olacak. En son Astana Toplantısı’nda İdlib’de çatışmasız bölgeler kurulması konusunda anlaşma sağlanmıştı. Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki sorunların çözümü konusunda Türkiye’nin yapacağı katkı karşılığında PYD/YPG’nin kontrolündeki Afrin’le ilgili talepte bulunabilir mi?

Sezer: "Rusya’nın PYD’ye bakışı değişmez, Türkiye’nin Afrin isteğine sıcak bakılmaz"

Aydın Sezer'e göre, PYD'yle ilişkilerini gayet şeffaf ortaya koyan Rusya’nın pozisyonunda bir değişiklik olması mümkün görünmüyor.

“Rusya, İdlib’te Türkiye’ye neden ihtiyaç duyuyor? Çünkü Halep’teki cihatçıları ikna yoluyla çıkardı. El Bab’ta da silah zoruyla alan temizliği yaptı. Şimdi de İdlib’de aynı şekilde beklentileri var. Ama bunun karşılığında Türkiye’nin Afrin’e yürümesine sıcak bakmaz. Bir kere Kürtler, Suriye’de Batı’ya da, Esat’a da Rusya’ya da yardımcı oldular. Zaten Moskova yönetimi, ‘Cenevre’ye Kürtler gelsin’ diye baskı yaptı. Astana’da olan biteni Kürtlere açıklıyor. Zaten Rus dış politikası açık ve nettir. Kumpas kurmaz. Kürtler Suriye anayasası içinde alacak Savunma, enerji, dış politika ve güvenlik açısından Şam’a bağlı ama özerk olacaklar. O yüzden bu politikalarında bir değişiklik beklemiyorum.”

Emekli Tümamiral Ertürk: "İktidar, Rusya’yla ilişkilerini Batı’ya karşı koz olarak görüyor"

Türkiye Rusya ilişkilerini yakından takip eden eski Deniz Harp Okulu Komutanı Türker Ertürk de Erdoğan-Putin yakınlaşmasının konjonktürel olduğu görüşünde.

Amerika’nın Sesi’ne değerlendirmelerde bulunan emekli Tümamiral Ertürk, “Putin, Türkiye’deki iktidar iradesine güvenmiyor. Çünkü Türkiye’yi yöneten irade yeni Osmanlıcılık hayaline sahip, mezhepçi ve siyasal İslamcı. Şimdi batıdan doğuya savruluyor. Ama bunun ideolojik arka planı, ideolojik altyapısı yok. Elbette Türkiye Batı kampıyla ilişkisini sorgulayabilir, çıkarı dahilinde değilse üyesi olduğu örgütlerden çıkabilir. Ama dediğim gibi bunun altyapısı yok. Türkiye’de batıda yalnızlaştığı için yüzünü doğuya Rusya’ya, İran’a, Çin’e döndü. Ama herkes biliyor ki gönlü orada değil. Rusya’yla Astana’da uzlaşmasını da S-400’leri de Batı’ya karşı koz olarak elinde tutmak istiyor” dedi.

Türker Ertürk, Rusya ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin “domates krizi” başta olmak üzere hala eski seviye gelmemiş olmasında güven sorununun rol oynadığı görüşünde.

Dış ticarette toparlanma yavaş oluyor

Türkiye'yle Rusya arasındaki dış ticaret ilişkisi 2012 yılında 33,3 milyar dolarla ikinci tarihi zirvesine ulaşmıştı. 2015 yılındaki uçak krizinin ardından 2016 yılında 16 milyar dolara gerileyen dış ticaret hacmi bu yıl geçen yıla göre biraz toparlamış gibi olsa da 2007 rakamlarını yakalamanın bile hayli uzağında görünüyor.

Bu yılın ilk altı ayında 1,128 milyar dolarlık ihracat yapan Türkiye 2007’de 4,7 milyar dolar, 2013’te ise 6,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmişti.

2016 yılının ilk altı ayında Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı ise 736,6 milyon dolar olmuştu.

XS
SM
MD
LG