Erişilebilirlik

Erdoğan: ‘‘Fikri İktidarımızı Tesis Edemedik’’


3 Kasım 2002 tarihinde erken seçimi kazanarak hükümeti kuran Adalet ve Kalkınma Partisi, iki hafta sonra kesintisiz iktidarındaki 18. seneyi tamamlamış olacak. Bu süre zarfında on bir yıl başbakanlık yapan son altı yıldır da Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenen AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, fikri iktidarı tesis edememekten şikayetçi.

Bugün İbn-i Haldun Üniversitesi’nin külliye açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin iki asırdır kontrolsüz bir Batılılaşma içinde kendi köklerini unutarak fikri bir buhranda çırpındığını söyledi.

Aslında Erdoğan’ın fikri bir iktidar oluşturamadıklarına yönelik eleştirisi ve isteği yeni değil.

Erdoğan ‘‘14 yıldır iktidarız ama sosyal ve kültürel iktidarımızda sıkıntılar var’’ demişti

2017 yılının Mayıs ayında Ensar Vakfı’nın 38. Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı, benzer eleştiriler dile getirmişti.

Erdoğan ‘‘Biliyorsunuz siyasi olarak iktidar olmak başka bir şeydir. Sosyal ve kültürel iktidarsa başka bir şeydir. Biz 14 yıldır kesintisiz siyasi iktidarız. Ama hala sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntılarımız var. Elbette çok sevindirici, ümit verici gelişmeler yaşandı. İmam Hatiplere olan ilginin artması; tüm okullarda Kuran-ı Kerim, Siyer-i Nebi, Osmanlıca gibi derslerin seçmeli olarak okutulması başlı başına çok güzel şeyler. Bununla birlikte ülkemizin ihtiyacı, milletimizin talebi, bizim hayalimiz olan nesillerin yetiştirilmesi konusunda hala pek çok eksiğimiz bulunuyor. Medyadan sinemaya, bilim-teknolojiden hukuka kadar pek çok alanda hala en etkin yerlerde ülkesine ve milletine yabancı zihniyetteki kişilerin, ekiplerin, hiziplerin bulunduğunu biliyorum’’ demişti.

‘‘Medyamız bizim sesimizi yansıtmıyor. İlimde, sanatta, kültürde benzer sıkıntılarla karşı karşıyayız’’

Cumhurbaşkanı’nın bugünkü konuşması, Ensar Vakfı Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmadan sonra geçen üç buçuk yıllık dönemde de istediği şekilde bir ‘‘fikri iktidar’’ tesis etmede başarı sağlayamadıkları düşüncesinde olduğunu gösteriyor.

Erdoğan ‘‘Buradaki tüm misafirler hükümet olmakla muktedir olmak, muktedir olmakla iktidar olmak arasındaki farkı inanıyorum ki iyi biliyorsunuz. Gerçek iktidarın, fikri iktidar olduğunu gayet iyi biliyoruz. Tek tek bireylerden başlayarak, toplumun tamamına ve oradan da insanlığın tamamına uzanan fikri iktidar yolu, zor ve zahmetli bir süreçtir. Şahsen bu konuda kendimi mahzun hissediyorum. Samimi bir muhasebeyle, 18 yılda her alanda, tarihi eserlere ve hizmetlere imza attığımızı ancak eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum. Okullarımızda milyonlarca öğrencimiz, eğitim-öğretim görüyorlar ama hepimizi mutmain edecek düzeyde yetişmiş insan gücüne sahip değil. Genç bir nüfusa sahibiz ama medeniyet tasavvurumuzu layıkıyla hayata geçiremiyoruz. Medyamız en modern altyapıya sahip ama bizim sesimizi ve nefesimizi yansıtmıyor. İlimde, sanatta, kültürde benzer sıkıntılarla karşı karşıyayız. En haklı olduğumuz konuklarda bile dünyaya kendimizi anlatamıyoruz. Bunun için de fikri iktidarımızı da hâlâ tesis edemediğimiz kanaatindeyim’’ dedi.

‘‘Türkiye kuru kuruya Batıcılık saplantısıyla, aynı kaynağın ürünü pek çok sapkın ideoloji ve akımın zehrine de maruz kaldı’’

İletişim mecralarının geliştiği günümüz dünyasında bilim, teknoloji, kültür ve sanatta dünyanın geldiği noktayı görmeyecek kadar gerçeklerden kopuk olmadıklarının altını çizen Erdoğan, Türkiye’ye lazım olanın ‘‘İlhamını gelenekten alan yenilikçilik’’ olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı ‘‘Dünyadaki hâkim fikri anlayışın ve fiili düzenin ardından giderek kendimize çok daha iyi bir medeniyet inşa edemeyeceğimize inanıyorum. Tek vazgeçilmezimiz, inancımızın naslarıdır. Onun dışındaki her şeyi yeniden yorumlamak, üretmek mümkündür. Türkiye, kuru kuruya Batıcılık saplantısı yanında yine aynı kaynağın ürünü pek çok sapkın ideoloji ve akımın zehrine de maruz kalmış bir ülkedir. Fikri iktidarımızı kökü ve ruhu itibariyle bize ait olmayan bir medeniyete kaptırmamızın sebebi, bu sapkın akımların önlerinin bilinçli şekilde açılmasıdır. Fütüvvet ehli bir nesil yerine amorf bir nesil yetiştirme gayreti oldukça pahalıya mal olmuştur. Geçtiğimizden bugüne yaşadığımız nice acıların, döktüğümüz nice gözyaşlarının gerisinde, kuşaklar boyunca maruz kaldığımız fikri istila gerçeği vardır. Oysa karşımızda bizim çalıştırdığımız nesillerin çok daha donanımlıları vardır. Oysa yapmamız gereken kendi medeniyet birimimize uygun nesiller yetiştirmektir. Türkiye'nin 2053 vizyonunun ana fikrini bu vizyon oluşturmalıdır’’ dedi.

Erdoğan’dan ‘‘Sıradan bir müfredat tadilatının ötesinde, topyekun eğitim-öğretim reformu’’ çıkışı

Erdoğan, kuşaklar boyu batının fikri istilasına maruz kaldığını öne sürdüğü Türkiye’nin, bu durumdan çıkmak için topyekün bir eğitim-öğretim reformuna ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı ‘’Ülkemizin geçmişten bugüne eğitim öğretim sistemi çocuklarımıza sadece maddi bilgi yükleme üzerine kuruludur. Her okul seviyesinde öğretime ağırlık verilirken eğitim kısmı ihmal edilmiştir. Medyanın etkisiyle, aile dahil geleneksel eğitim öğretim yapılarının gücü azalırken yerine daha iyisi konulamamıştır. Evlatlarımızın zihin ve gönül dünyalarındaki boşluk da Batı merkezli popüler kültür ve sapkın akımların hezeyanlarıyla doldurulmuştur. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, aileden başlayarak evlatlarımızı hakkıyla yetiştirmektir. Bu değişim, sıradan bir müfredat tadilatının ötesinde topyekün bir eğitim-öğretim reformu gerektirir. Okul öncesinde ve ilkokulda tek ihtiyacımız olan, değerlerini iyi bilen, inancına, kültürüne, tarihine, diline sahip çıkan, ailesine ve toplumuna karşı sorumluluklarını özümsemiş insanlar yetiştirmektir. Diğer hususlar için endişe etmeye gerek yoktur. Onlara sahip olabilmeleri için yeterli eğitim-öğretim hayatı vardır. Ortaokul dönemini çocuklarımızın yüksek öğretimi, ön lisansından lisansına, yüksek lisanstan doktorasına kadar milletimizin fikri iktidarının merkezleri haline dönüştürmeliyiz’’ dedi.

‘‘Çıkılan yolun en sığından en bayağısından, en çarpığından batı taklitçiliğine dönüşmüş olması, Cumhuriyetimizin en büyük kaybıdır’’

Cumhurbaşkanı ‘‘Kayıtsız şartsız batıcılığı benimseyen’’ Cumhuriyet kadrolarını bu durumun asıl sorumlusu olarak görüyor.

Erdoğan ‘‘Batı dünyası ilhamını bizim köklerimizden almıştır. Buna karşılık biz kendi köklerimizi unutarak veya dışlayarak onun türevlerini esas alarak iki asırdır kendimize yol ve yön bulmaya çalışıyoruz. Bir başka ifadeyle, fikri bir buhranın içinde çırpınıyoruz. Halbuki siyasi ve ekonomik bağımsızlığın temelinde, fikri bağımsızlık yatar. Osmanlı'dan Cumhuriyet’e, ülkemizin yaşadığı bu tartışmaların merkezinde de hep geleceğimizi nerede arayacağımız yatmıştır. Rönesans’ın ardından fikri ve teknolojik olarak atak yapan Batı dünyasının, hak ve adalet tanımadan hızla yükselen baskın gücü, bu sorunun sağlıklı bir şekilde tartışılmasına imkan vermemişti. Ülke ve millet olarak kendimizi kontrolsüz bir batılılaşma fırtınası içinde bulduk. Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür, nesiller yetiştirilmek üzere çıkılan yolun en sığından en bayağısından, en çarpığından batı taklitçiliğine dönüşmüş olması, Cumhuriyetimizin en büyük kaybıdır. Her dönemde elbette bu fikri sancıyı yaşayan, arayışı sürdürmeye çalışan dava insanları çıkmıştır. Ama bunların sesi ve üretimi devlet gücünü de arkasına alan kayıtsız şartsız batıcılığı savunan zihniyetin, faşist dayatmaları karşısında yetersiz kalmıştır’’ dedi.

Erdoğan konuşmasında Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un eşi Fatmanur Altun’un yönetim kurulu başkanı, kızı Esra Albayrak’ın da yönetim kurulu üyesi olduğu TÜRGEV’in ‘‘okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim öğretim alanında ülkemizin en önemli markası” haline geldiğinin altını çizdi.

XS
SM
MD
LG