Erişilebilirlik

15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında Batı dünyasına yönelik eleştirilerinin dozajını arttıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Türkiye’ye verdiği sözleri yerine getirmediğini söylediği ABD’yi IŞİD’e “Dolar ödemekle” suçladı.

Ankara’da Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin Afrin’de hayal kırıklığına uğramak istemediğini belirtti.

Erdoğan, “Müttefiklik ilişkileri çerçevesinde çok kolayca çözebileceğimiz nice sorun maalesef Amerika tarafından ısrarla çıkmaza sürüklenmiştir. Rakka olayı böyledir, Münbiç böyledir, Deyrzor böyledir. 'Gelin bu işi beraber halledelim' dediğimiz zaman Amerika'nın önceki yönetimi ‘Hiç endişe etmeyin, burada ne PYD ne YPG kalmayacak’ demelerine rağmen, Sayın Obama bana bu sözü kaç kere vermiş olmasına rağmen bu sözü tutmamıştır. Ardından gelen yönetim ise ne yazık ki isim de değiştirmek suretiyle ‘Artık biz YPG'yle değil, SDG'yle işbirliği yapıyoruz’ diyor. Afrin'de aynı oyuna gelmek istemiyoruz” dedi.

“DEAŞ’ı icat eden kimse PYD’yi kuran da odur; aynı güçler FETO’yu da büyütmeye devam ediyor”

Cumhurbaşkanı, ABD’yi Türkiye’nin IŞİD ve PYD’ye yönelik operasyonlarını baltalamakla da itham etti.

Erdoğan, “DEAŞ katiller ordusudur. Arkasında kimlerin olduğu ortaya çıkıyor. Buradaki özel bir ekip tarafından daha önce belirlenmiş senaryoya göre yönetilmiştir. Çekirdek güç oradan oraya taşınarak kan ve gözyaşı yayılmıştır. DEAŞ’ın kafa kesme görüntülerinden tüm veriler Batı ülkelerinin kontrolündeki medya mecralarından servis edilmiştir. Bölgeyi dizayn etmek için yapılan ince planın tezahürü olduğu anlaşılıyor. DEAŞ'ı icat eden kimse, PYD'yi kuran da odur. PYD'yi parlatan kimse Kuzey Irak yönetimini bağımsızlık ilanına sürükleyerek Irak'ın istikrarsızlığını derinleştirmek isteyen de odur. Tabii aynı güçlerin, Feto'yu kendi koruma kalkanlarının içinde besleyip büyütmeye devam ettiklerini de unutmamak lazım. DEAŞ'a bol bol dolar ödediniz. Ama DEAŞ'la, benim askerim, Özgür Suriye Ordusu kahramanca mücadelesini verdi. Öbürleri ise bakıyorsunuz, zafer işaretleriyle onları dolar ödemek suretiyle uğurluyorlar. Türkiye'nin hem DEAŞ'a hem de PYD'ye karşı operasyonlarını baltalayan Amerika'nın bu örgütler üzerinden hayata geçirmeye çalıştığı senaryonun biz gayet iyi farkındayız” diye konuştu.

Doç. Doster: “Yaşanan gerilimler AKP iktidarını, Batı’yı sorgular çizgiye soktu”

ABD ile Suriye’de ayrı düşen, Rıza Sarraf ve Fethullah Gülen üzerinden gerilim yaşayan Türkiye, son dönemde yakınlaştığı Rusya ve İran’la başka türlü bir ilişkiye girebilir mi? Batı’yla ilişkilerini daha geniş çaplı bir perspektifte gözden geçirir mi?

Siyaset bilimci Barış Doster, 2009’a kadar belki Türkiye’nin ABD ile en uyumlu iktidar partisinin bugün büyük bir kriz yaşadığı görüşünde.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Doçent Doster, “Yaşanan gerilimler AKP iktidarını, Batı’yı sorgular çizgiye soktu. Mevcut siyasi heyet, 2009’a kadar Menderes, Özal ve Çiller’le mukayese edildiğinde onlardan bile ABD yanlısı ilan edilebilirdi. Ama Ortadoğu ve özel olarak Suriye’de yaşananlar Türkiye’yi Rusya’ya ve bölge ülkelerine yaklaştırdı. Gerilimin yapısallaştığı ve ABD’nin fazla geri adım niyetinde olmadığını gösteriyor. Buradan bir eksen kayması çıkar mı? Bence görünür gelecekte yapısal kopuş olmaz” dedi.

Dr. Doğan: “Erdoğan’ın sözleri kamuoyunu hazırlıyor”

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Görkem Doğan ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözlerinin “retorik” olmadığı kanısında.

Amerika’nın Sesi’ne değerlendirmelerde bulunan Dr. Doğan, “Bana kalırsa Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamuoyunu bir şeylere hazırlamaya çalışıyor. Bu sözleri konjonktürel bir durum olarak değerlendiremeyiz. Ancak kişisel tercihlerle ülkeyi sürüklemek mümkün değil. Her ne kadar 15 Temmuz sonrası pelteleşmiş olsa da böyle bir durumda kurumsal olarak tepkiler olacaktır. Sonuçta Türkiye Batı’yla iç içe geçmiş bir ekonomi ama siyasi liderlik Batı’yla mesafelenmek istiyor buna basitçe retorik diyemeyiz. Başka bir aşama ama kesin bir kopuş değil. Batı’ya bunun olası olduğunu göstermek isteniyor olabilir” dedi.

Cumhurbaşkanı aynı konuşmasında Afrin’le ilgili olarak da mesaj verdi. Genelkurmay başkanları ile dışişleri bakanlarının yapacakları görüşmelerden bir gün sonra 22 Kasım’da İran ve Rusya liderleriyle Soçi’de görüşeceğini hatırlatan Erdoğan, “Afrin bizim için çok daha önemli. Burada da ciddi manada yüzde 50'nin üzerinde Arap kardeşlerimiz var. Kamplarda yaşayan Arap kardeşlerimiz artık topraklarına dönüyorlar. Bir diğer tarafta kısmi olarak Kürt, bir diğer tarafta Türkmen kardeşlerimiz var. Buradaki yapıyı bizim şu anda terör örgütü olan PYD ve YPG'den Afrin'i temizlememiz gerekiyor” dedi.

Bu sözler Türkiye’nin aylardır gündemde tuttuğu bir Afrin operasyonunun işareti mi?

Doster: “Türkiye, Afrin operasyonu için Suriye devletiyle temasa geçmeli”

Doçent Doster, bunun Suriye devletiyle anlaşmadan mümkün olmadığını düşünüyor: “Suriye’de uzunca dönem o kadar büyük yanlışlar yapıldı ki maç oynanırken forma değiştirip o hataları telafi etmek güç. Rusya ve İran aynı ABD gibi ateşteki kestaneleri Türkiye’ye aldırmak gibi bir politika güdüyor. Türkiye’nin böyle bir açmazı var. Ayrıca büyük güçlerin takım çantasında olan çok ve çeşitli araç Türkiye’de yok.”

Suriye topraklarında aynı anda daha fazla noktada bulunmanın askeri açıdan Türkiye’nin ne kadar imkanı dahilinde olabileceğini sorgulayan Doster, böyle bir operasyon için Suriye ile temasa geçilmesi gerektiğini aksi takdirde Türkiye’nin saldırgan bir ülke olarak algılanabileceğine dikkat çekiyor.

XS
SM
MD
LG