Erişilebilirlik

'Erdoğan Atatürk Modelini Kullanmak İstiyor'


Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nde kıdemli uzman ve Türkiye Araştırmaları Programı Direktörü olan Soner Çağaptay’ın yeni kitabı “The New Sultan and the Crisis of Modern Turkey-Yeni Sultan ve Modern Türkiye’nin Krizi” adlı kitap piyasaya çıktı. Çağaptay kitabın tanıtımında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atatürk’ün değerlerini değil, ama modelini paylaştığını söyledi

Kitabın tanıtımı Washington’da yapıldı.

Kitabın tanıtımına Soner Çağaptay’ın yanısıra Ortadoğu Enstitüsü’nden Gönül Tol ve gazeteci Amberin Zaman da katıldı.

Çağaptay, Erdoğan’ın amacının Türkiye’yi ekonomik açıdan dönüştürdükten sonra siyasi açıdan da dönüştürmek olduğunu söyledi.

Çağaptay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi güçlü bir ülke yapmak istediğini, ancak bunun yolunun açık toplum ve liberal demokrasiden geçtiğini vurguladı.

Çağaptay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir dönem Atatürk’ün uyguladığı yöntemi uyguladığını kaydetti.

Washington Enstitüsü uzmanı Soner Çağaptay, Atatürk’ün modern Türkiye’yi kendi düşüncesinde şekillendirmek amacıyla laik Batılı Avrupalı toplum için eğitim politikası dahil devlet gücünü kullandığını belirtti. Çağaptay’a göre Erdoğan şimdi bu Atatürk modelini kullanmak istiyor ama Atatürk’ün değerlerini değil, metotlarını paylaşıyor.

Çağaptay, “Bu yukarıdan aşağıya sosyal mühendislik ve Erdoğan devlet gücünü kullanarak eğitim de dahil Türkiye’yi kendi hayalindeki gibi şekillendirmek istiyor, Atatürk’ün Türkiyesi’nden çok farklı olarak. Bu nedenle Erdoğan’ın vizyonu, özünde dini, İslami siyaset, Ortadoğulu ve muhafazakar bir ülke, bence Erdoğan Atatürk’ün modelini ödünç alıyor” dedi.

16 Nisan referandumundan sonra Erdoğan’ın kendisini “Başkan” gördüğünü belirten Çağaptay, Türkiye’nin bölünmüş olduğuna dikkat çekti. Soner Çağaptay, ülkenin yarısının Erdoğan’ı desteklediğini, yarısının da desteklemediğini vurguladı.

Soner Çağaptay, “Kitabımda Erdoğan’ın bu vizyonunu bütün Türk toplumuna empoze edebileceğini düşünmediğimi belirttim. Türkiye etnik olarak, sosyal gruplar olarak çok karışık. Bunu referandumda gördük halkın yarısı karşı oy kullandı, daha önemlisi Türkiye’nin kıyı kesimindeki kentler, Türkiye’nin önemli oranda gayri safi milli hasılasını karşılayan kentler ona karşı oy kullandı. İstanbul, Ankara, İzmir’i kaybetti. Bu nedenle vizyonunu bütün topluma empoze etmesinin zor olacağını destekleyen önemli gelişmeler var. Kitabımda Türkiye’nin demografik olarak, ekonomik olarak, siyasi açıdan bir kişinin tam olarak kontrol etmesi için çok karışık bir hale geldiğini anlattım” dedi.

Çağaptay, 3 yollu “gidişattan” bahsetti, sorunları devlet işleri krizi, devlet krizi ve derinden bölünmüş toplum olarak sıraladı.

Soner Çağaptay, yeni dönemde Amerika’nın özellikle YPG ile işbirliğine karşı daha sert ulusalcı bir dış politika beklediğini de kaydetti.

Çağaptay, Türkiye’de muhalefetin bölünmüşlüğüne de değindi.

Çağaptay, ”Muhalefet bölünmüş durumda, laikler, muhafazakarlar, Kürt milliyetçiler, merkez sağ, merkez sol, daha büyük sorunsa muhalefetin karizmatik bir lideri yok, muhafazakar İslamcılar’ın var, Türkiye’nin yarısı için zorluk da zaten bu” dedi.

Konuşmacılardan Gönül Tol da Türkiye’nin şu andaki görüntüsünün liberal değerleri cesaretlendirmediğini kaydetti, tam tersinin gerçekleşmekte olduğunu söyledi.

Tol, “Artmakta olan bir otoriterlik var, bu Türk politika kültürünün bir parçası. Gelişme, toplumu yeniden inşa etme devlet kanalıyla gerçekleşiyor, hatta burjuvazi bile. Bu nedenle Erdoğan’a karşı sesini yükseltmeyen bir orta sınıf ve burjuvamız var, birçoğu hükümetle ittifak yapıyor” dedi.

Gönül Tol da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın referandumu büyük farkla kazanmamasının umut verici olduğunu söyledi ve Çağaptay gibi İstanbul dahil önemli kentleri kaybetmesine dikkat çekti.

Gazeteci Amberin Zaman da referandumun sonuçlarını “havet” şeklinde niteledi.

Zaman, “Erdoğan büyük çoğunluğu elde edemedi, büyük çapta bir zafer ilan edemez. Ancak gücün sorumluluğunu elde etti, çünkü kazandı, bu nereye gider, ona karşı olan güçlerin birleşmesini beklemek çok büyük iyimserlik olur” ifadelerini kullandı.

Amberin Zaman 1980’den sonra Türkiye’deki bir seçimin meşruluğunun ilk kez uluslararası alanda tartışıldığına da dikkat çekti.

XS
SM
MD
LG