Erişilebilirlik

Erdoğan AB’yi Eleştirdi OHAL’i Savundu


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'nin açılış töreninde, ülkede olağanüstü hal (OHAL) uygulamasına devam edilmesini savunurken, Almanya başta olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ülkelerini terör örgütlerini desteklemekle suçladı.

TBMM'nin geçtiğimiz hafta cumartesi günü Irak ve Suriye'de sınır ötesi askeri operasyon yapılması için Hükümet'e yetki tanıyan tezkere görüşmesi için yapılan olağanüstü toplantısı ardından bugün resmi açılışı gerçekleşti. TBMM, 27 Temmuz'da tatile girmişti.

TBMM tartışmalar ile açıldı

HDP, eş başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile milletvekillerinin tutuklu olması nedeniyle açılışa katılmayarak protesto etti. HDP Grubu, TBMM'nin açıldığı saatlerde Demirtaş'ın tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi önünde topluca basın açıklaması yaptı.

HDP'nin protestosuna karşılık Erdoğan'ın, "Onların yeri Kandil" açıklaması yapması dikkat çekti. Buna HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay'dan hemen yanıt geldi ve "AKP Genel Başkanı yerimizin Kandil olduğunu söylemiş. Kendisi her türlü yolu kullanarak muhalefetten kurtulmak istiyor. Biz asla ve asla bu rüyalarının gerçekleşmesine izin vermeyeceğiz. Cesaretimizle her zaman var olduk, var olmaya da devam edeceğiz. Nerede var olacağımız konusunda söz söylemek hiç kimsenin haddi değil. Parlamento’da da sokakta da mücadelemizi sürdüreceğiz. AKP Genel Başkanı, Demirtaş’tan korkmaktadır. Duvarların ardına koyduğu Demirtaş, bizlerin yanında olmaya devam etmektedir" dedi.

Dikensiz kaktüs verildi

Resmi açılış sonrasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın oturduğu başkanlık makamındaki sohbet toplantısında, Başbakan Binali Yıldırım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, yüksek yargı organları başkanları katıldı. Kılıçdaroğlu ve CHP'den hiçbir ismin TBMM Başkanlığı makamında olmadığı görüldü. Bu kendisine sorulunca Kahraman, "Herkes davet edildi. (CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun) gaaliba randevusu vardı" açıklaması yaptı. Ancak CHP, jet hızıyla bunu yalanladı ve Kılıçdaroğlu, "Meclis Başkanı'na yalan söylemek yakışmıyor" dedi. Daha sonra Kahraman, aksaklık yaşandığını savundu ve Kılıçdaroğlu'nu arayarak özür dilediği duyuruldu.

Ayrıca TBMM'nin bu yılki açılışında milletvekillerine ilk kez dikensiz kaktüs bitkisi sukulent dağıtıldığı da görüldü. Ancak bu bitkiler kulislerde dikensiz kaktüs olması nedeniyle "HDP'nin olmadığı Meclis" gibi ilginç yorumlar yapılmasına neden oldu.

Resmi açılış toplantısında ise, TBMM Başkanı Kahraman'ın konuşmasında, 23 Nisan 1920'de Meclis'in açılışından bahsetti ancak kurucu Mustafa Kemal Atatürk'ten hiç söz etmedi. Kahraman'ın konuşmasında 15 Temmuz Darbe Girişimi ve Erdoğan'dan sıklıkla bahsetmesine rağmen Atatürk'ü anmayışına CHP sıralarından tepkiler gösterildi.

Erdoğan'ın salona girişinde ise CHP Grubu'nun ayağa kalkmadığı görüldü. CHP, Erdoğan'ın artık sadece Cumhurbaşkanı olmaması ve AKP Genel Başkanı da olması nedeniyle ayağa kalkılmadığını açıkladı. Böylece CHP, bugüne dek "makama saygı" diyerek TBMM'ye gelişinde ayağa kalktığı Erdoğan'ı bu sefer oturarak karşıladı.

Erdoğan neler söyledi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına "Gazi Mustafa Kemal" ifadesiyle Atatürk'ü anımsatarak başladı ancak detaylı şekilde darbe girişimini Kurtuluş Savaşı ile eşdeğer olarak gösteren değerlendirmelerde bulundu. Ardından Türkiye'nin 2019 yılında 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş yapacağını hatırlatan Erdoğan, yeni sistemde kuvvetler ayrılığı bulunduğunu ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri değil TBMM'nin çıkaracağı yasalar ile yasama gücünü elinde tutacağını savundu. Yeni sistemde asli kararları her halükarda millet eliyle verileceğini belirten Erdoğan, 2019 öncesinde hazırlıklar açısından ise TBMM'nin uyum yasalarını çıkartması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin iç ve dış saldırılara maruz kaldığını kaydeden Erdoğan, Irak ve Suriye'ye sınır ötesi operasyon amaçlı tezkereye isim vermeksizin HDP haricinde üç parti eliyle destek verildiğini hatırlatarak, önümüzdeki günler için de dayanışma çağrısı yaptı.

Yargı organlarınca terör örgütü olarak tanımlanan yapılara destekleyerek yargıyı eleştirenler olduğunu savunan Erdoğan, "Hele hele olağanüstü hâl uygulamasına yönelik birtakım nitelemeler var ki gerçekten kabul edilebilir değil. Türkiye'nin darbe teşebbüsü ve terör örgütlerinin saldırıları gibi gerçekten olağanüstü tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu kim inkâr edebilir? Olağanüstü tehditler olağanüstü tedbirleri gerektirir. Üstelik Hükümet'in Anayasa'da belirtilen olağanüstü hâl yetkilerinden gerçekten pek azını kullandığı, sadece aciliyet arz eden hususlarda bu yola başvurduğu da bir gerçektir. Bugüne kadar terör örgütleri ve mensupları dışında olağanüstü hâlden zarar gören hiç kimse olmamıştır. Terörle mücadelede duyulan ihtiyaçlar ortadan kalktığında elbette olağanüstü hâl uygulaması da sona erecektir" dedi

Irak Kürt Bölgesi Yönetimi'nin (IKBY) bağımsızlık referandumuyla ilgili son haftalardaki sert sözlerini tekrarlayan Erdoğan, bugün Kerkük ve Erbil vurgusunda bulunarak, Mesut Barzani'ye seslenmeye devam etti Erdoğan, "Bir fitne kuyusunun kazılmasına biz göz yumamayız. Hele hele uluslararası toplumun aidiyeti tartışmalı olarak gördüğü, bizim ise bir Türkmen kenti olduğunu çok iyi bildiğimiz Kerkük üzerinden ülkemizin tehdit edilmesine asla tahammül edemeyiz. Bunun hesabını da mutlaka sorarız. Erbil'deki Kürt'ün hakkını savunmak, Musul'daki Arap'ın, Kerkük'teki Türkmen'in hakkını yok saymak anlamına asla gelemez. Yanı başındaki Türkiye'yi karşısına alma uğruna uzaklardan destek bekleyen Kuzey Irak yönetimi eninde sonunda hüsrana uğramaya mahkumdur. Hiç kimsenin bölgede yaşayan milyonlarca mazlum insanı ambargoların, tecrit ve yaptırımların baskısı altında perişan etmeye hakkı yoktur. Güvenliğin ve refahın formülünün birlikte, dayanışmada arandığı bir dönemde bu tür ayrılıkçı heveslere kapılmak en başta kendi toplumuna ihanet etmektir. Kişisel hırslar ve iktidar kaygılarıyla yapılan bu yanlıştan bir an önce dönüleceğini umuyoruz" diye konuştu.

Türkiye'nin terör örgütleriyle mücadelesinde en fazla hayal kırıklığını Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yaşadığını kaydeden Erdoğan, özellikle isim vermeksizin Almanya ve Angela Merkel'i hedef alarak, şunları ifade etti:

"Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine, öyle gizli saklı da değil, göstere göstere engel olanların terör örgütlerine karşı sergiledikleri müsamahakâr tutumdan fevkalade rahatsızız. Biz diyoruz ki: PKK bölücü bir örgüttür, terör örgütüdür, devletimizi yıkmaya çalışmaktadır, bunun için sürekli terör eylemleri düzenlemektedir. Biz diyoruz ki: FETÖ bir ihanet çetesidir, devleti ele geçirmeye teşebbüs etmiştir. Başlattığı darbe girişiminde 250 vatandaşımız şehit olmuştur, 2 bin 193 vatan evladı gazi olmuştur. Aynı şekilde, cinayetten soyguna, adam kaçırmadan emniyet güçlerine saldırıya kadar her çeşit suça bulaşmış çeşitli terör örgütü mensuplarının bilgilerini kendilerine veriyoruz. Peki, Avrupa ülkeleri bunun karşılığında ne yapıyor dersiniz? Hiçbir şey. Bugün Avrupa, teröristlerin ellerini kollarını sallayarak dolaştıkları, Türkiye'nin meşru yönetimine karşı her türlü organizasyonu yapabildikleri bir yer hâline gelmiştir. Bir Avrupa ülkesinin parlamento binasının önünde şakağıma silah dayanmış posterler açılıyor ve o ülkenin polisleri bunu sadece seyrediyor. G20 Zirvesi'ndeyiz; şahsımın resmi, Sayın Putin'in resmi ve Suudi Arabistan Kralı'nın resmi, üçlü resim; yan tarafta bir otomobil, Mercedes; polisler etrafı çevirmiş; çok ilginçtir, öldürene Mercedes'in verileceğini söylüyor. O ülkenin şansölyesine bunu söylediğimde, haberi yokmuş gibi, orada yandaki arkadaşlarına bakıyor. Nasıl haberiniz olmaz? Mümkün mü? Ama dert başka. Türkiye üzerinden bir politika, seçim hazırlığı yapılıyor. Ve şu anda bakıyoruz, kıtanın her köşesinde terör örgütlerini, teröristleri, onların işledikleri cinayetleri yücelten broşürler, afişler dağıtılıyor, bunun için stantlar kuruluyor. Kendi vatandaşları ülkemizde terör dâhil çeşitli suçlardan yakalandığında hemen kapımıza dayananlar bizim onlara ilettiğimiz dosyaları işleme dahi koymuyorlar. Avrupa Birliği kurumlarının fasıllardan serbest dolaşıma ve yardımlara kadar her konuda ülkemize karşı sergilediği ikiyüzlü tutum öylesine alenileşti ki artık bu durumu örtecek mazeret dahi bulamıyorlar."

Türkiye'nin ilk başvurusunu 1959'da yaptığını ve 1963'te Ankara Antlaşması'nı imzaladığını anlatan Erdoğan, son günlerde AB'nin Türkiye'nin üyeliği konusunda karar vermesi gerektiği yönündeki sözlerini yineledi.

Erdoğan, ayrıca Türkiye'nin ekonomisiyle güçlü olduğunu savunarak, artık 2053 ve 2071 hedefleri için çalıştıklarını anlatarak sözlerini noktaladı.

XS
SM
MD
LG