Erişilebilirlik

Emekçiler 1 Mayıs’ta 'Kıdem Tazminatı' Mesajı Verdi


Türkiye genelinde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, olağanüstü hal (OHAL) gölgesinde, yoğun güvenlik önlemleri altında kutlandı. Ankara’da neredeyse Kızılay merkezi civarındaki bütün cadde ve sokaklar trafiğe kapatılırken, kutlama meydanlarına girişler belirli noktalarla sınırlandırıldı ve çevre bölgelerine barikatlar kurulması dikkat çekti. Ankara’daki kutlamalarda herhangi bir yasal dayanağı olmaksızın güvenlik güçlerince “OHAL sansürü” uygulaması da yaşandı. Geçen yılki 1 Mayıs kutlamasında içerisinde ‘Saray’ ifadesi yazılı pankart veya afişlere el koyduğu veya yırttığı gözlemlenen Ankara polisi, bu sefer de “OHAL”, “Diktatörlük”, “KHK (kanun hükmünde kararname)” gibi ifadeler yazılı pankartlara engelleme uyguladı. Bazı örgütlerce el koyma işlemine karşı çıkılması üzerine bu ifadeler polis eliyle pankartlardan kesildi ve geçmişte sansür nedeniyle beyaz boşluklu hazırlanan gazeteleri anımsatan pankart görüntüleri ortaya çıktı.

Ankara’da kutlamalar iki ayrı meydandaydı. Türk-İş Konfederasyonu ev sahipliğinde Anadolu (Tandoğan) Meydanı’ndaki kutlama, üye sendikalar ve Büyük Birlik Partisi ile Vatan Partisi’nin katılımıyla gerçekleşti. Türk-İş Konfederasyonu, Türkiye’de son döneme değin en çok üyeye sahip sendikal hareket olarak biliniyordu ancak ILO’daki (Uluslararası Çalışma Örgütü) temsil hakkını AKP Hükümeti’ne yakınlığıyla Memur-Sen’e kaptırdı. Sahneden siyasetçiler gibi ellerindeki kırmızı karanfilleri kendisini dinleyen işçilere sunan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, sendika olarak ILO’daki pozisyonlarını kaybetmelerine ilişkin konuşmasında özetle şunları ifade etti:

“Ülkeyi idare edenlere söylüyorum, 'ILO'da ben Türkiye'yi temsil etmek istiyorum' diyenlere söylüyorum, işveren vekillerine söylüyorum; ILO'da madenciyi işveren vekilleri mi anlatacak? ILO'da Karayolları işçilerini işveren vekilleri mi anlatacak? ILO'da taşeron işçiyi işveren vekilleri mi anlatacak? Onun için herkes aklını başına alsın. Türk-İş bu ülkede markadır, Türk-İş bu ülkenin sigortasıdır. Türk-İş topluluğu bu ülkede birlikten yana oldu, beraberlikten yana oldu, ülkenin çıkarlarından yana oldu. 1980'de ülke nüfusu 40 milyon, örgütlü çalışan sayısı 2,5 milyon. Bugün ülke nüfusu 80 milyon, örgütlü çalışan sayısı ise sadece 1,5 milyon. Sendikalaşma oranı artması gerekirken azalmış. Bu tablo bize yakışmıyor.”

Atalay, özellikle hükümete yönelik “kıdem tazminatı” hakkından vazgeçmeyecekleri mesajını ise, “Pişirip pişirip önümüze kıdem tazminatını getiriyorlar. Asgari ücretle çalışan bir kardeşimiz 100 sene çalışsa 1 lira biriktiremez. 30 günümüze dokunmayın, mevcut kıdem tazminatından nokta kadar geriye gitmeyiz. Geriye giderseniz, kıdem tazminatının yapısını bozarsanız... Bizi 1,5 milyon görmeyin, tüm işçiler olarak 15 milyon, çoluğumuzla çocuğumuzla 60 milyonuz. Buradan yetkililere sesleniyoruz; yapamazsınız, yaptırmayız” diye verdi.

Bütün renkler Kolej Meydanı’ndaydı

Ankara’daki diğer kutlama adresi Kolej Meydanı’ydı. Meydan, DİSK ile KESK’in çağrısıyla sadece üye sendikalar değil CHP ve HDP başta olmak üzere çok sayıda siyasi hareket, meslek ve sivil toplum örgütleri ile halkın geniş katılımına sahne oldu. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği de, Kolej’deki kutlamaya katıldı. CHP Genel Başkan Yardımcıları Selin Sayek Böke, Tekin Bingöl, milletvekilleri Veli Ağbaba, Murat Emir, Necati Yılmaz gibi çok sayıda CHP’li de Kızılay Meydanı’ndan kutlama alanına doğru yürüdü.

Kutlama öncesinde 10 Ekim 2015'te Ankara Garı önünde Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi sırasında yapılan bombalı saldırıda yaşamını yitiren 102 kişi ile 1 Mayıs 1977'de Taksim Meydanı'ndaki kutlamalar sırasında meydana gelen olaylarda yaşamını yitiren 34 kişi anıldı.

Kutlamada sırasında DİSK Bölge Başkanı Tayfun Görgen, emek gündemindeki en önemli konuyu “kıdem tazminatı” olarak işaret ederek, şunları dile getirdi:

“Umutluyuz, çünkü 16 Nisan’da ‘Hayır’ dedik ve kazandık. Azimliyiz, çünkü tek adam rejimine boyun eğmedik ve eğmeyeceğiz. 15 Temmuz darbe girişimine ‘Bu bizlere Allah’ın bir lütfudur’ diyenler, ülkeyi OHAL ve KHK’ler ile yönetmektedirler. Daha önce TBMM’den gece baskını ile çıkarılan kiralık işçilik yasası ile işçiler kölelik koşullarında çalışmaya mahkum edilmişti. AKP iktidarı, şimdi de sermayenin en büyük rüyası olan kıdem tazminatının kaldırılması arayışının içine girmiştir. Kıdem tazminatı bizlerin iş güvencesidir ve kıdem tazminatının kaldırılması bizlerin iş güvenliğinin gasp edilmesidir. İş güvencemize ve kıdem tazminatımıza dokunamazsınız diyoruz. Kıdem tazminatı biz işçilerin kırmızı çizgisidir! Bu 1 Mayıs’ta tek adam rejimine, OHAL ve KHK rejimine hayır diyoruz. Kürdün evini yıkıp, iradesini hapsedenlere hayır diyoruz. Düşünce ve ifade özgürlüğünü hapsedenlere, diktatörlük heveslilerine ve faşizme hayır diyoruz. Hayır demeye de devam edeceğiz.”

Kutlamalara KHK’larla kamu kurumlarından ihraç edilenler de “Geri döneceğiz” yazılı tişörtlerle katıldı. Pankartlar arasında 16 Nisan’daki Başkanlık Sistemi’ne geçişi öngören anayasa değişikliği paketiyle ilgili “İnadına Hayır”, “Hayır Bitmedi Yeni Başladı” mesajları göze çarptı.

Erzurum ilk kez 1 Mayıs’ta ev sahibiydi

Hak-İş Konfederasyonu ise, 1 Mayıs kutlaması için Erzurum’u adres gösterdi dolayısıyla Doğu Anadolu Bölgesi’nin büyükşehirlerinden Erzurum ilk kez bu kutlamaya ev sahipliği yaptı.

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ise, taşeron işçi sorununa değindi ve “Milletimiz 16 Nisan’da 'Evet' diyerek geleceğimiz için yeni bir milat oluşturmuştur. Bu ülkenin çalışanları, üretenleri, emeğiyle geçinenleri olarak pek çok sorunumuz var. Bu meydandan haykırıyoruz, sesimizin duyulmasını istiyoruz. Taşeron işçilere kamuda işçi kadrosu istiyoruz. Özel sözleşmeli personel çözümünü asla kabul etmedik. Bundan sonra da etmeyeceğiz. Taşeron işçilerin taleplerini duyun, anlayın ve gereğini yapın diyoruz. Geçici ve mevsimlik işçilerin sorunları acilen çözülsün. Erzurum'dan, örgütsüz, sendikasız, sahipsiz olan tüm kardeşlerimize de 'Ne olursan ol yine gel; örgütlü, sendikalı, güçlü ol' diyorum. Emeğin ve emekçilerin önündeki bütün engellerin kalkmasını, örgütlenmenin önünün bir an önce açılmasını istiyoruz” diye konuştu.

Memur-Sen ise, kutlama için Kütahya ilindeydi. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, hükümete verdikleri desteği anımsatarak siyasete katılım talep etti. Yalçın, “Gelin memura siyaset hakkını verelim. Referandumda gençlere meclisin yolunu açtık. Meclis kapısını memura da açalım. Kamu görevlilerine yönelik siyaset yasağını da, memura grev yasağını da kaldıralım. İşçi isen siyaset hakkın var. Memursan siyaset hakkın yok. Böyle bir şey olabilir mi? Allah aşkına. Memur-Sen olarak, 'Memur-Sen'e Davet, Tercih Evet' derken, evet irademizi salonlardan alanlara, sandıklara aktarırken aynı zamanda paketin eksikliğine vurgu yaptık ve bu paket ülkeye istikrar getirir ama siyasette kalite 'Memura Siyaset Hakkı' verilerek olur dedik. Türkiye'nin gelecek hikayesini destanlaştıracak bu değişime onay veren milletimize bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.

XS
SM
MD
LG