Erişilebilirlik

Eğitim Yılı Endişe ve Tepkilerle Başlıyor


Corona virüsü salgını nedeniyle 16 Mart 2020’de ara verilen yüz yüze eğitim, 6 Eylül 2021’de bütün kademelerde yeniden başlayacak. Ancak salgının henüz kontrol altına alınmaması eğitimcileri düşündürüyor. Eğitim sendikaları, yeni öğretmen alınmasını ve sınıflarda öğrenci sayılarının azaltılmasını istiyor. Sendikaların tepki gösterdiği konulardan biri de aşı olmayan öğretmenlere getirilen PCR testi zorunluluğu. Eğitim-Bir-Sen üyeleri, testten muaf tutulmak için dilekçe vermeye başladı.

Eğitim Yılı Endişe ve Tepkilerle Başlıyor
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:07:56 0:00

Diyarbakır’da da 492 bin 975 öğrenci, 26 bin 114 öğretmen bin 931 okulda, 1,5 yıl aradan sonra 6 Eylül’de yeniden yüz yüze eğitime başlıyor. Corona virüsü salgını nedeniyle ara verilen yüz yüze eğitim, salgının tam olarak kontrol altına alınmamasına rağmen yeniden başlıyor. Yüz yüze eğitim kararı eğitim sendikaları tarafından desteklense de endişeler de dile getiriliyor.

“Sınıfların seyreltilmesi lazım”

Kararı destekleyen sendikaların başında Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) geliyor. VOA Türkçe’ye konuşan Eğitim-Sen Şube Eş Başkanı Emine Akşahin, Diyarbakır’daki kalabalık sınıflara dikkat çekerek sınıf mevcutlarının, salgın şartlarına göre düzenlenmesi çağrısı yaptı. Kamuya ait kullanılmayan binaların okula dönüştürülmesini öneren Akşahin, ”Mutlaka sınıfların mevcutlarının seyreltilmesi gerekiyor. Şu anda kentimizde birçok okulda sınıf mevcudu, 40'ın 50'nin üzerinde ve bu, bulaş riskinin çok yüksek olduğu ortamlardır. Ek dersliklerin açılmasını istedik, devlet daireleri de olabilir, kullanılmayan binalar da olabilir, prefabrik derslikler de açılabilir. Bu süreci hatırlatmak adına yapılacak ek önlemler, ek binalar, ek derslikler ve buna yönelik kadrolu öğretmen alımının yapılması gerekiyor” değerlendirmesini yaptı.

“100 bin yeni öğretmen alınmalı”

Türkiye’de 120 bin öğretmen açığı bulunduğunu söyleyen Akşahin, Eylül ayında 100 bin öğretmenin alınması gerektiğini kaydetti. Taşımalı eğitim yapılamaması uyarısı yapan Akşahin, “Türkiye'de 120 bin öğretmen açığı var. Fakat 85 bin ücretli öğretmen çalıştırılıyor. Biz diyoruz ki Eylül ayında mutlaka 100 bin öğretmen atamasının yapılması gerekmektedir. Pandemi süreci de göz önüne alınarak, her öğrencinin kendi evinin bulunduğu yerde eğitim-öğretim görmesi lazım. Öğrencinin sosyal, psikolojik, zihinsel gelişimi açısından mutlaka kendi bulunduğu mıntıkada eğitim-öğretim görmesi açısından, küçük de olsa köy okullarının eğitim-öğretime açılması ve öğretmen ihtiyacını karşılayacak şekilde kadrolu atamaların yapılması lazım. Okulların fiziki koşullarının güçlendirilmesi, pandemi koşulları göz önüne alınarak pansiyonlu okullarda, ne tür tedbirler alındığı kamuoyuyla paylaşılması, hijyen malzemelerinin gönderilmesi, hijyeni sağlayacak yardımcı personelin kadrolu olarak atanması lazım” dedi.

Eğitim yılı endişeli başlıyor

Akşahin, endişelere rağmen yüz yüze eğitimin başlamasını destekliyor. Uzaktan eğitim sırasında 200 bin öğrencinin eğitimden uzak kaldığını vurgulayan Akşahin, “Elbette okullar yüz yüze açılacak ama hem veliler, hem öğrenciler, hem eğitim emekçileri, eğitimin bütün bileşenleri, somut önlemler alınmadığı için endişeli. Biz yüz yüze eğitimden yanayız, ilk günden de bunu söyledik. Pandemi sürecinde 200 bini aşkın öğrencimiz, bir saniye bile eğitim hakkına sahip olmadı. Yüz yüze eğitimin koşullarını sağlayarak her öğrenciye eğitim verme zorunluluğumuz olduğunu bilerek adım atmalıyız” diye konuştu.

PCR testi tepkisi

Yeni eğitim yılında aşı olmayan öğretmenlerin haftada iki kez PCR testi yapması zorunluluğu getirildi. Ancak Akşahin, bu kararın öğretmenleri riske attığını söyledi. Gezici ekiplerin okullarda test yapmasını öneren Akşahin, “Bulaş riski en yüksek olduğu hastanelere eğitim emekçilerinin haftada iki kez gönderilmesini biz doğru bulmuyoruz. Bu, kişi hak ve özgürlüğüne dayatmadır. Dayatmayla biz insanların sağlığından sorumlu olamayız. Biz ikna yönteminden yanayız. Toplumsal kabul üzerinden kişilerin aşılanmaları gerektiğini kabul ederek karşılanmasını istiyoruz. Eğer illa ki PCR testi uygulanacaksa arkadaşlar da ikna değilse, oluncaya kadar gezici ekipler tarafından okullarda test yapılmasını istiyoruz” dedi.

“Uzaktan eğitim yüz yüze eğitimin yerini tutmaz”

Yüz yüze eğitim kararını savunan diğer bir sendika ise Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Şube Başkanı Ramazan Tekdemir, uzaktan eğitimin öğrenciler arasında uçurum yarattığı görüşünde. VOA Türkçe’ye konuşan Tekdemir, yoksul ailelerin çok ciddi kayıplarının olduğuna dikkat çekerek “COVID’le mücadele sürecinde çok ciddi öğrenme kayıplarımız oldu. Bunu çeşitli alternatiflerle giderme yoluna gittik. Hem hibrit modeli hem uzaktan eğitim yöntemleriyle ve başka bir takım uzaktan eğitim araçlarını kullanarak öğrenme kayıplarını gidermeye çalıştık. Fakat yüz yüze eğitimin yerini tutmadı. Özellikle sosyo-ekonomik durumu yüksek olan aileler bir nebze alternatifler üretilebildi ancak dezavantajlı ailelerin bulunduğu evlerde, bu manada çok ciddi kayıplar oldu. Öğrenciler arasında çok ciddi uçurumlar oldu” şeklinde konuştu.

“Normalleşme şart”

Endişeli olmalarına rağmen, hayatın normalleşmesi gerektiğini vurgulayan Tekdemir, okullarda gerekli önlemlerin alınacağını düşünüyor. Tekdemir “Bizim normalleşmeye zorlamamız lazım. Elbette ki hala pandemi aşılmış değil, hala aşılarla tedavi uygulaması çok ciddi sonuç vermiş değil. Dolayısıyla endişenin olması normal. Biz de bu endişeyi yaşıyoruz. Hem öğretmenlerimiz açısından böyle bir şeyi yaşıyoruz, hem de okuldaki diğer eğitim çalışanları açısından hem de öğrenciler ve velileri açısından böyle bir endişeyi taşıyoruz. Ancak biz tedbirlerimizi arttırarak idari açıdan, okulların dezenfekte edilmesi, okullara çok ciddi sayıda temizlik personeli verilmesini kolaylaştırarak öğrencilerin, maske kullanımını, aşının yaygınlaştırılmasını temin edecek birtakım tedbirlerle bu süreci normalleştirmeyi istiyoruz” dedi.

PCR testine karşı dilekçe

Öğretmenlere PCR testi zorunluluğu getirilmesine Tekdemir de tepki gösterdi. Bunun dayatma olduğunu savunan Tekdemir, üyelerinin bundan muaf tutulması için okullara dilekçe verdiğini ifade etti. Öğretmenlerin PCR testi için gidecekleri sağlık kuruluşundan virüs taşıyabileceklerine dikkat çeken Tekdemir ”Aşıyı bir zorlama olarak değil bir tercih olarak destekliyoruz. Dolayısıyla aşı olmayanlara PCR testi dayatmasıyla karşı karşıya kalmalarını doğru bulmuyoruz. Bu nedenle bizler de üyelerimize dilekçe hazırladık. Bu dilekçeyi okullarına verecekler. PCR testinden muaf olmalarını talep ettik. Aşı konusunda kesinlikle bir dayatmanın olmasını kabul etmiyoruz. Bunun bir dayatmayla eğitim çalışanlarının önünde engel olarak konmasını doğru bulmuyoruz. Bu gerginliklerin artmasına, okulda kaotik bir ortamın oluşmasına sebebiyet verebilir. Diğer yandan sağlıklı bir şekilde eğitim çalışanın PCR testi esnasında işlemler esnasında mikrop kapması, virüs kapması gibi bir durumla karşı karşıya kalabilir. Sağlıklı hastaneye gidebilir, test esnasında hasta olarak geri dönebilir. Bu riskin de göz önünde bulundurması gerekiyor.”

DİERG’den psikolojik destek çağrısı

Okul öncesinden üniversiteye kadar, eğitim öğretimde yaşanan sorunların tespit edilmesi, izlenmesi, araştırılması, değerlendirilmesi, raporlar hazırlanması, paneller, çalıştaylarla özel ve genel konuların tartışılması, sorunlara çözüm yollarının aranması amacıyla kurulan Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi (DİERG)’den de bir öneri geldi. VOA Türkçe’ye konuşan DİERG Direktörü Prof. Dr. Aziz Yağan, öğrenci ve eğitimcilere psikolojik destek verilmesi çağrısı yaparak, alınması gereken önlemleri ”Pandemi nedeniyle yaşanan zorlanmalara karşı öğrenci ve eğitimcilere psikolojik destek verilebilir. Pandemi süresince sınıf mevcutlarını azaltmak için yeni okul binalarının yapılmaması günümüzde tartışılan sorunların temel nedenlerinden biridir. Aşıyla ilgili önlemler, hep öğretmenler üzerinden tartışılıyor. Oysa öğretmenlerin de kişisel ve ailesel sağlığının güvence altına alınması gerekmektedir. Öğrencilere sadece okul içinde değil, okul dışında da birlikte yaşadığı bireylerin yeni normale uygun davranış edinmesine dikkat ettirici ve her ortamda kuralların uygulandığını takip etmeyi kazandırıcı eğitimin verilebilir“ şeklinde sıraladı.

Bölge şartları vurgusu

Önlemler alınırken bölgesel şartların da göz önüne alınması uyarısı yapan Yağan “Maske, mesafe ve hijyen için gerekli tedbirlerden bahsediliyor. Kalabalık yani en az 45-50 kişilik sınıflarda bu tedbirlere uyulması imkansızdır. Dolayısıyla etkili olması beklenmemelidir. Ders süreleri okulların inisiyatifine bırakılırsa rekabet endişesi taşıyan ebeveynler nedeniyle bazı okullarda 40 dakikadan az ders süresi pek mümkün görünmemektedir. Derslik sayısı az okullarda yapılabilecek farklı teneffüs saatleri ve 20 kişilik sınıflarda olabilecek mesafe önlemleri Diyarbakır ya da bölgedeki birçok okul için de maalesef geçerli olacak gibi görünmemektedir. Tekli eğitim veren okullar öğrenci sayısını bölerek ikili eğitim verebilir. Ancak bu durum hali hazırda ikili eğitim veren okullar için imkansız. İkili eğitim veren okullarda sınıflar ikiye ayrılarak her bir grubun şubeleri, haftada iki buçuk gün ve gruplara ayrılarak eğitime devam edilebilir. Hem mevcut öğrencilerin hem de yeni kayıt yaptıran öğrencilerde çok ciddi akademik eksiklik bulunmaktadır. Bu durumu önlemek adına ilk çeyrekte ya da ilk dönemde önceki yılın tekrarı ve seyreltilmiş bir program öğretmen inisiyatifine bırakılmadan ciddiyetle uygulanabilir. Kalan çeyreklerdeyse, yeni yılın müfredatı hafifletilerek verilebilir” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG