Erişilebilirlik

Dünya Gözlem Enstitüsü Worldwatch, gıda, enerji ve sanayi ürünlerine olan talebin artmasıyla iklim değişikliği yüzünden bazı bölgelerde ciddi su sıkıntısı yaşanacağı uyarısında bulundu

Dünya nüfusu arttıkça suya olan ihtiyaç da artıyor. Dünya Gözlem Enstitüsü Worldwatch, 22 Mart DÜnya Su Günü nedeniyle bir açıklama yaptı. Amerika’nın Sesi muhabiri Joe de Capua’nın haberine göre, Worldwatch, gıda, enerji ve sanayi ürünlerine olan talebin artması ve iklim değişikliği yüzünden bazı bölgelerde su sıkıntısı yaşanacağı uyarısında bulundu.

Worldwatch Enstitüsü, milyonlarca kişinin şimdiden su sıkıntısı çektiğini bildiriyor. Enstitü Sözcüsü Supriya Kumar, nüfus arttıkça durumun daha da kötüleşeceğini vurguluyor.

”Bir milyar 200 milyon kişi, suyun az olduğu bölgelerde, bir milyar 600 milyon kişiyse ekonomik su sıkıntısı çekilen yerlerde yaşıyor. Bu rakamlar çok yüksek. Dünya nüfusu arttıkça sorunlar da artmaya devam edecek. İnsanların suya erişimini sağlamak için son derece zorlayıcı önlemler almak zorunda kalacağız.”

Kumar, birkaç tür su sıkıntısı olduğuna dikkati çekiyor. Bunlardan birincisi, fiziksel su sıkıntısı: ”Fiziksel su sıkıntısı, su miktarının herkesin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyeceği anlamına geliyor. Su, herkes arasında eşit olarak paylaşılamıyor. Ortadoğu, Çin’in kuzeyi ve Hindistan’ın kuzeybatısı gibi son derece kurak bölgelerde yeterince su yok. Suya fiziksel erişim mümkün olmuyor.”

Bir diğer su sıkıntısı ise ekonomik: ”Ekonomik su sıkıntısı, su kapasitesi ve altyapısına ilişkin yatırımların yetersizliğine işaret ediyor. Özellikle Afrika’nın büyük kesimlerinde fiziksel olarak su bulunsa da yeteri kadar yatırım yapılmadığı için bu bölgelerde yaşayanların suya erişimi kısıtlı.”

Kumar, bu sorunların giderilmesi için yerel, ulusal ve bölgesel düzeyde önlemler alınması gerektiğini belirtiyor.

”Yerel seviyede kullanılmış atık suyun geri dönüşümünü sağlamak için yatırımlar yapılabilir. Atık sular arındırılarak tarımda ya da başka sanayi kollarında kullanılabilir.”

Dünya Gözlem Enstitüsü, ulusal seviyedeyse hükümetlerin daha iyi su politikaları oluşturmasını öneriyor. Tarım sübvansiyonlarının yeniden düzenlenip azaltılması, bu önerilerden biri.

”Örneğin Hindistan’da birçok çiftçinin hiçbir ücret ödemeden 24 saat boyunca elektrik enerjisi kullanmasını sağlayan tarım sübvansiyonları var. Bu çiftçilerin sürekli su pompalaması, yeraltı su kaynaklarını azaltıyor.”

Worldwatch Enstitüsü, küresel çapta suyun yüzde 70‘inin tarım, yüzde 19‘unun sanayi, yüzde 11‘inin ise belediyelerin ihtiyaçları için harcandığını bildiriyor. Hindistan, Çin ve Amerika, en çok su tüketen ülkelerin başında geliyor.

Birçok su kaynağı, ülkelerin kendi sınırları içinde değil. Akarsu ve göllerdeki sular, bazen birkaç ülke tarafından paylaşılıyor. Bu durumda su kullanımını düzenleyecek bölgesel anlaşmalar yapılması gerekiyor.

Kumar, küresel sıcaklığın artmasına neden olan iklim değişikliğinin su sıkıntısı üzerinde doğrudan etkisi olduğunu belirtiyor. Bu durum özellikle yağış miktarı açısından önemli.

”Yağış miktarındaki değişiklikler başta tarım olmak üzere kimi sektörü olumsuz etkiliyor. Hindistan’da birçok çiftçi yağış miktarının ne kadar olacağını ve yağışın ne zaman düşeceğini önceden tahmin edemediği için ne tür ürünler yetiştireceğini bilemiyor. İklim değişikliğinin en büyük etkilerinden biri de bu belirsizlik.”

Kumar, yağış miktarına ilişkin belirsizliğin gıda güvenliğini de doğrudan etkilediğini kaydediyor.

Worldwatch Enstitüsü, Akdeniz havzasında ve Amerika kıtası, Avustralya ve Afrika’nın güneyindeki yarı kurak bölgelerde akarsuların taşıdığı su miktarında azalma görüleceğini tahmin ediyor. Enstitü aynı zamanda yeraltı su havzalarının dolmasının çok daha uzun süreceğini öngörüyor. Asya’da sulanan büyük araziler de akarsuların taşıdığı su miktarındaki değişiklikten olumsuz yönde etkilenecek.

Nüfusu yüksek deltalar, deniz seviyesindeki yükselme, suyun tuz oranındaki artış ve tatlı su miktarındaki azalmadan nasibini alacak ilk bölgeler.
XS
SM
MD
LG