Erişilebilirlik

Diyarbakır'da İnsan Hakları Örgütlerinden 'OHAL Kaldırılsın' Çağrısı


Diyarbakır'da İnsan Hakları Örgütlerinden 'OHAL Kaldırılsın' Çağrısı
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:04:02 0:00

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilmesinin yıldönümü nedeniyle Diyarbakır’da insan hakları örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, ortak bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada Türkiye’de 2015’ten bu yana 3 bin kişinin şiddet olaylarında öldüğü yer aldı; ülkedeki hak ihlallerinin artışının temel nedeni olarak OHAL gösterildi.

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilciliği, Diyarbakır Hak İnisiyatifi, Diyarbakır Barosu ile Diyarbakır Tabip Odası temsilcileri, BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilmesinin 69’uncu yıldönümü nedeniyle ortak bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya katılan kuruluşlar adına konuşan İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, Kürt sorununa çözüm bulmak amacıyla başlatılan sürecin sona ermesiyle şiddetin arttığına dikkat çekti. Bilici, sürecin sona erdiği 2015 yılından bu yana üç bin kişinin öldüğünü söyleyerek, “2015 yılından bu güne değin Türkiye ve ağırlıklı olarak bölgemizde, dozajı her an artış gösteren şiddet ve çatışma ortamı, maalesef bugüne değin asker, polis, örgüt üyesi ve siviller olmak üzere üç bini aşkın insanın yaşamını yitirmesine yol açmıştır” dedi.

Bilici, Türkiye’de insan hakları ihlallerinde sürekli bir artış olduğunu belirterek, artışın nedeninin OHAL olduğunu savundu. Bilici, “15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen askeri darbe teşebbüsünün ardından ilan edilen ve üç aylık periyotlarla uzatılan OHAL, toplumsal kesimlerin tepkisine rağmen on yedi aydır hala devam etmektedir. Hukuk güvenliğinden yoksun ve toplumsal yaşamımızda muhalif kesimlere karşı otoriter bir baskı aracına dönüşen on yedi aylık OHAL’in, meydana getirdiği hak hakları ihlalleri ile ülke demokrasisi ve insan hakları karnesine düştüğü notların utanç verici olduğunu ifade etmek isteriz. 17 ayda olanları özetle şöyle bir hatırlarsak: Yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnamelerle yüz binin üzerinde kamu personeli ve akademisyen ihraç edildi. 160 basın-yayın organı süresiz olarak kapatılarak mal varlıklarına el konuldu. 166 gazeteci halen cezaevlerinde tutuklu bulunurken, onlarcası hakkında soruşturma ve davalar açıldı, kimileri hapis cezalarına çarptırıldı. İfade ve örgütlenme hürriyeti, valilikler ve kaymakamlıklarca alınan yasaklama kararlarıyla bir bütün olarak baskı altına alındı. Açık hava toplantıları, demokratik gösteri, yürüyüş ve etkinlikler, ‘güvenlik’ gerekçeleriyle hukuksal hiçbir izahı olmayacak şekilde yasaklandı ve bu yasaklar halen devam etmektedir. İnsan hakları, hukuk, çocuk, kadın, yoksullukla mücadele odaklı hak savunuculuğu faaliyetleri yürüten yüzlerce dernek ve vakıf, haklarında hiç soruşturma bulunmaksızın, terör örgütleri ile ilişkili oldukları suçlamasıyla kapatıldı. 94’ü DBP’li belediyeler olmak üzere 101 belediyeye kayyum atandı. Toplamda 110 DBP’li belediye eş başkanı kayyum atamaları sonrası tutuklanırken, bugün 68’i hala tutuklu olarak bulunmaktadır. Ülkenin ikinci muhalefet partisi olan HDP’nin Eş Genel Başkanı da dahil olmak üzere 15 milletvekili tutuklanırken, bugün itibariyle dokuzu HDP’li ve biri CHP’li olmak üzere toplam on milletvekili hala tutuklu olarak bulunmaktadır. Beş HDP’li vekilin vekilliği düşürülürken, kimi vekillere çeşitli hapis cezaları verildi. Anayasa ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ile güvence altına alınmış olan demokrasinin vazgeçilmezi serbest seçimler ve seçmen iradesi adeta hiçe sayılmaktadır” diye konuştu.

Hak ihlallerinin engellenmesinin OHAL’in kaldırılması Kürt Sorununun çözümüne bağlı olduğunu söyleyen Bilici, ”Türkiye'de 2017 yılında da yaşam hakkı ve işkence yasağı başta olmak üzere kategorik başlıklar altında sıralayabileceğimiz, sistematik ve yaygın insan hakları ihlalleri meydana gelmeye devam etmiştir. İnsan hakları ihlallerinin oluşumuna yol açan OHAL’in bir an önce kaldırılması ve Kürt meselesinin çözümünde yeniden müzakerenin dilinin kullanılması talebinde bulunuyoruz. Her koşul altında dil, din, ırk, milliyet, cinsiyet, etnik ve kültürel farklılık ayrımı yapmadan BM Evrensel Beyannamesine taraf ülkelerin, yükümlülüklerini yerine getirmeye davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

XS
SM
MD
LG