Erişilebilirlik

Diyarbakır Barosu Üyelerine 78 Soruşturma ve Dava


5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle Diyarbakır Barosu tarafından hazırlanan raporda, geçen yıl 69 avukat hakkında 78 soruşturma ve dava açıldığı belirtildi.

Diyarbakır Barosu Avukat Hakları Merkezi tarafından hazırlanan rapor, Tahir Elçi Konferans salonunda düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı. Basın toplantısında konuşan merkez üyelerinden Avukat Eylül Özgültekin, Türkiye’nin hukuki kriz yaşadığını söyledi.

Özgültekin, avukatlara yönelik saldırıların gün geçtikçe arttığına dikkat çekerek, “Bir avukatlar gününü daha, avukatların maruz kaldığı baskılar, mesleki sorunların son derece yoğun bir şekilde hissedildiği ağır hukuki, siyasi ve toplumsal krizlerin yaşandığı bir ortamda karşılıyoruz. Angarya niteliğindeki CMK ücretleri, yargı mensupları ve diğer kamu personelinin meslektaşlarımıza yönelik incitici tutum ve davranışları, duruşma salonlarında, kolluk birimlerinde, cezaevlerinde ve mesleğimizi icra ettiğimiz alanlarda avukatlar sistematik bir şekilde saldırılara ve tehditlere maruz kalmaktadır. Buradan bir kez daha vurgulamak isteriz ki, avukatlar tehdit altındaysa, yurttaşların hakkı ve hukuku da tehdit altındadır. Savunma mesleğinin medya araçları kullanılarak yıpratılmaya ve itibarsızlaştırılmaya çalışılmasının sonucu olarak meslektaşlarımıza yönelik saldırılar da artış göstermektedir” dedi.

69 avukata 78 soruşturma

Özgültekin, 2020 yılında 69 avukat hakkına 78 soruşturma ve dava açıldığına dikkat çekti. Özgültekin, dava ve soruşturmaların bazılarını şöyle özetledi:

“12.03.2020 tarihinde Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan soruşturma kapsamında Şanlıurfa merkezli başlatılan operasyonlarda Diyarbakır Barosu'na kayıtlı 5 meslektaşımız hakkında yakalama ve gözaltı kararı verilmiştir. Bu karar kapsamında Baromuz üyesi 2 meslektaşımız gözaltına alınmış, evlerinde olmayan 3 meslektaşımız hakkında da yakalama kararı çıkarılmıştır.

-20.11.2020 tarihinde Diyarbakır Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen karar gerekçesiyle 32 meslektaşımız hakkında yakalama ve gözaltına alınması için operasyon başlatılmıştır. Bu operasyonda 21'i Baromuz üyesi, 1'i Adıyaman Barosu üyesi olan 22 meslektaşımızın evleri aranmış, bilgisayar, telefon ve bazı kitaplarına el konularak meslektaşlarımız gözaltına alınmıştır.

-2007 yılından bu yana Diyarbakır'da faaliyet gösteren DTK'nın bazı çalışmalarına katıldığı iddiasıyla 2017-2020 yılları arasında birçok meslektaşımız gözaltına alınmıştır. En az 12 meslektaşımız hakkında katıldıkları bazı DTK faaliyetleri nedeniyle TCK 314/2 maddesi kapsamında 'örgüt üyesi' suçlamasıyla davalar açılmıştır.

-1990-1994 arasında Baro Başkanlığı görevi yapan Av. Fethi Gümüş, 7 yıl 6 ay hapis, yine 2008-2012 dönemleri arasında Baro Başkanlığı görevini yürüten Av. Mehmet Emin Aktar ve Baromuz üyesi bir meslektaşımız da 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmıştır.

- 2016-2018 tarihleri arasında görev yapan Diyarbakır Baro Başkanı Ahmet Özmen ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında baro faaliyetleri nedeniyle iki ayrı dava açılmıştır. Bu iddialara ilişkin olarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında 'Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ve Türk Milletini Aşağılamak' suçlarından, Adalet Bakanlığı'nca 'soruşturma izni verilmesine' karar verilmiş, ardından da dava açılmıştır.

-Yine Baromuzun 2016-2018 tarihleri arasında başkanlık görevini yürüten Ahmet Özmen ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında; 24 Nisan 2018 tarihli 'Ermeni Halkının Dinmeyen Büyük Acısını Paylaşıyoruz' başlıklı açıklama nedeniyle soruşturma başlatılmış, Adalet Bakanlığı'nın soruşturma izni verilmesi üzerine 'Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ve Türk Milletini Aşağılamak' suçlarından, dava açılmıştır. Bu iki dava daha sonra birleştirilmiş olup halen derdesttir.

-24 Nisan 2019 tarihinde Diyarbakır Barosu'nun web sitesinde yayınlanan yazılı basın açıklaması nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatılmıştır. Avukatlık Kanunu hükümlerine göre dosya; soruşturma izni için Adalet Bakanlığı'na gönderilmiştir. Bakanlığın soruşturma izni ve müteakiben de kovuşturma izni vermesi üzerine Avukatlık Kanunu hükümleri gereğince son soruşturma açılıp açılmaması konusunda karar vermek üzere dosya Batman Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiş, Mahkeme dosya üzerinden yapmış olduğu yargılama sonucunda 'son soruşturmanın açılmasına' karar verip dosyayı Diyarbakır Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na göndermiştir.

-Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın 24 Nisan 2020 tarihli, 'Ramazan: Sabır ve İrade Eğitimi' başlıklı Cuma hutbesinde yaptığı açıklamaların 'nefret söylemi içerdiği, ayrımcılık yasağını ihlal ettiğini' belirterek Diyarbakır Barosu’nun web sitesinde yazılı bir açıklama yayınlanmıştır. Bu açıklama nedeniyle Baro Başkanımız ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında soruşturma başlatılmış, açılan soruşturma derdesttir.

-Diyarbakır Barosu, 24 Nisan 2020 tarihinde web sitesinde ve sosyal medya hesaplarında '1915 yılındaki Ermeni Tehcirine' ilişkin yazılı bir açıklama yayınlamıştır. Ermeni halkına yönelik gerçekleşen soykırıma ilişkin olarak 24.04.2020 tarihinde Diyarbakır Barosu'nun web sitesinde yayınlanan yazılı basın açıklaması nedeniyle Diyarbakır Barosu Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturma hala derdesttir.

-11.10.2019 tarihinde Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezimiz adına Baromuzun web sitesinde yayımlanan savaşa itiraz etmenin ve barış talebinin bir insan hakkı olduğunu vurgulayarak 'Her koşulda savaşa hayır! barış hemen şimdi! diyoruz' şeklinde biten yazılı açıklama nedeniyle, Diyarbakır Barosu Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında soruşturma başlatılmış, bu soruşturma halen devam etmektedir.”

‘Diyarbakır Barosu sistematik olarak soruşturma ve kovuşturmaya uğruyor’

Raporun sonuç bölümündeyse Diyarbakır Barosu'nun sistematik olarak soruşturma ve kovuşturmaya uğradığı ifade edilerek şu görüşlere yer verildi: “Diyarbakır Barosu başta Kürt meselesinin barışçıl çözümü olmak üzere, ülkemizde temel hak ve özgürlüklere yönelik tehditlerin ve tehlikelerin farkında olarak, bu ihlallerin etkin bir şekilde soruşturulması, faillerin yargı önüne çıkarılarak adil bir şekilde soruşturulması ve cezalandırılması için çaba göstermektedir.

-Diyarbakır Barosu'nun yapmış olduğu açıklamalar ve diğer kurumsal faaliyetlerinin “sistematik” olarak soruşturma ve kovuşturmaya uğramasının, seçilmiş Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri üzerinde ifade özgürlüğü konusunda ciddi bir tehdit oluşturduğunu not etmek isteriz. Kişisel ve kurumsal ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmaya dönük yargısal tutum giderek artan bir baskı aracına dönmüş durumdadır. AİHM içtihatlarındaki 'ifade özgürlüğü kriterleri' derece mahkemeleri tarafından çoğunlukla dikkate alınmamaktadır.

-Meslektaşlarımızın da yargılandığı bütün soruşturma dosyalarında Savcılığın talebi ve Sulh Ceza Hakimliği kararıyla kısıtlanma kararı alınmıştır. Kısıtlama kararları somut bir gerekçe sunulmaksızın, sadece yasa maddesi tekrarlanarak 'klişe' gerekçelerle verilmektedir. Kısıtlama kararlarına yapılan itirazlar çoğunlukla cevapsız bırakılmakta ya da yine 'klişe' gerekçeler ile reddedilmektedir. Yasanın istisna olarak öngördüğü bu kural, özellikle TMK kapsamındaki suçlarda genel bir kural haline gelmiştir. Delillerin şüpheli ve müdafilerinden gizlenmesi, 'silahların eşitliği', 'kişi özgürlüğü ve güvenliği' ve 'adil yargılanma' hakkını ciddi şekilde tehdit etmektedir.”

XS
SM
MD
LG