Erişilebilirlik

Diyarbakır Barosu: ‘Gaz ve Tazyikli Su Kullanılmasın’


Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi tarafından hazırlanan ‘’Diyarbakır geneli 2019 yılı ilk 4 aylık toplantı gösteri yürüyüşü hakkı ile bağlantılı olarak ifade özgürlüğü’’ konulu rapor basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu.

Toplantıda ilk sözü alan Baro Başkanı Cihan Aydın, kentte düzenlenen gösteri ve yürüyüşlerin neredeyse tamamının yasaklandığını söyledi. Aydın, “Önceden izin alma prosedürünün çok katı bir şekilde uygulandığını, böylece protesto hakkının bütünüyle imkânsız hale geldiğini not etmekteyiz. AİHM ve AYM içtihatlarıyla çelişen bu katı izin prosedürü; kötü niyetli olarak uygulamakta böylece gösteri ve yürüyüş hakkı ve onunla bağlantılı olarak ifade özgürlüğü hakkı ortadan kaldırılmakta ya da soruşturma ve kovuşturmalara konu edilerek yargı tacizine uğramakta; kriminalize edilmektedir. Sonuç olarak toplanma ve gösteri hakkı, ifade özgürlüğünün özel ve önemli bir biçimidir. Bu temel hakkı ortadan kaldırmak, kısıtlamak ya da engellemek daha büyük toplumsal krizlere yol açma potansiyeli taşımaktadır” dedi.

Daha sonra açıklanan raporda yılın ilk dört ayında 49 gösteri ve yürüyüş hakkı ihlaline yer verildi. İhlallerin çoğunun açlık grevlerinin sürdüğü dönemde yaşandığına dikkat çekilen raporda, ihlale konu olan olayların çoğunda HDP millet vekillerinin de yer aldığı vurgulandı.

Raporun sonuç bölümündeyse toplanma ve gösteri yürüyüşü hakkının, ifade özgürlüğü ile paralel olduğu belirtildi. Hukukçuların tepkisini çeken bazı uygulamalar rapora şöyle yansıdı; ”Son yıllarda toplantı gösteri ve yürüyüşü hakkı kapsamında yapılan etkinliklerde, yasadışı slogan atmayanların dahi eylemcilerden bir kısmının atmış olduğu sloganlardan sorumlu tutularak örgüt propagandası suçunu işledikleri kabul edilerek mahkemelerce ceza verme yoluna gidildiğine dair uygulamalarda artış gözlenmiştir. Daha vahim olanı ise kişilerin, STK ve siyasi parti temsilcilerinin yıllara sarih olarak yaptıkları basın açıklamaları, sosyal medya paylaşımları ve sair görüşleri bir araya getirilerek soruşturmalara konu edilmektedir. Yurttaşların kendi kişisel iradesi veya üyesi veya sempatizanı olduğu yasal kurumlar tarafından yapılan çağrılar sonrası katılmış olduğu toplantı ve gösteri yürüyüşlerini, yasadışı örgütlerin tüm toplum kesimlerine yönelik genel ve soyut çağrılarının olduğundan bahisle örgüt üyeliği şeklinde cezalandırmak kabul edilebilir değildir.”

Raporun son bölümündeyse dikkat çekici bir çağrı yapıldı. Toplumsal olaylara müdahale sırasında kullanılan ve sıkça eleştiri konusu olan göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullanımından vazgeçilmesi istenen raporda şu öneriler yapıldı: ”Gösteri ve yürüyüşler sırasında kolluğun sıkça başvurduğu gereksiz ve orantısız güç olarak değerlendirdiğimiz gaz ve tazyikli su uygulamasından vazgeçilmelidir. Valilerin son zamanlarda sıkça uyguladığı ifade hürriyetini bağlamında düzenlenecek gösteri ve yürüyüşlerini belli zaman aralıklarında tümüyle yasaklayan kararlardan vazgeçilmelidir. Gösteri ve yürüyüşler sırasında bazı kolluk görevlilerinin göstericilere karşı gereksiz ve keyfi bir şekilde şiddet uyguladığı (dövdüğü, itip kalktığı, yerde sürüklediği, yüzüne gaz sıktığı) gözlenmiştir. Bu keyfi ve hukuk dışı uygulamaları yapan kolluk görevlileri derhal tespit edilerek, görevden el çektirilmeli ve haklarında soruşturma ve kovuşturma başlatılmalıdır, gösteri ve yürüyüş hakkı ile paralel olarak ifade özgürlüğü hakkını kullanan kişi veya topluluklara hoşgörülü davranılmalı, barışçıl gösteri ve yürüyüş hakkını kullananlara karşı gözaltı, soruşturma ve kovuşturma gibi yargı tacizinden derhal vazgeçilmelidir.”

XS
SM
MD
LG