Erişilebilirlik

Dışarıdaki Gazeteciler: 'Hemen Şimdi Adalet'


“Umutluyum, etrafımdaki birçok kişinin aksine gelecekten umutluyum. İşte o yüzden buradayım.” Tiyatro oyuncusu Gülriz Sururi, gazetecilerin uzun zaman sonra ilk kez düzenlediği sokak eylemi için Kadıköy’deki Mehmet Ayvalıtaş Meydanı’na gelenlerden biriydi. Eyleme katılan gazetecilerin ilgisini toplayan 87 yaşındaki tiyatrocu, herkese aynı şeyi söylüyordu: “Özgür günleri görene kadar hiçbir yere gitmeye niyetim yok.”

Cumhuriyet gazetesi davasını yakından takip eden “Dışarıdaki Gazeteciler” isimli grup tarafından “Özgürlük İçin Gel” adı verilen yürüyüşün amacı 31 Ekim’deki dördüncü duruşma öncesi toplumsal farkındalığı arttırmaktı.

Yürüyüşe milletvekilleri de katıldı

Eylemin başlangıç saati olarak 12 ilan edilse de yürüyüş 12.30 sularında başladı. “Gazetecilere Özgürlük” yazılı pankartın arasında CHP milletvekilleri Barış Yarkadaş ve Ali Şeker, HDP İstanbul milletvekili Filiz Kerestecioğlu ve DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, son duruşmada tahliye olan Cumhuriyet gazetesi avukatı Bülent Utku ilk göze çarpan isimlerdi.

Mehmet Ayvalıtaş Meydanı’nın karşısındaki Moda İlkokulu’nun bahçesinde toplanan polis ise yürüyüşün başlamışının ardından grubun arkasından eylemi takip etti. Bahçede bulunan TOMA’da yürüyüşün başlamasıyla ayrıldı.

General Asım Gündüz Caddesi’ni boydan boya yürüyen grup, “hemen şimdi adalet”, “susma haykır özgür basın haktır”, “hemen şimdi özgürlük”, “Ahmet çıkacak yine yazacak” şeklinde sloganlar attı.

Bazı Bahariyeliler evlerin balkonuna çıkarak yürüyüşçülere alkışla destek verirken grubun, “gel, gel, gel” şeklindeki çağrısına caddede yürüyen birçok kişi olumlu yanıt vererek korteje katıldı.

Dışarıdaki Gazeteciler: ‘Onlarca gazeteci tutsak oldukça, hiç birimiz özgür olamayacağız’

Yürüyüş Boğa Heykeli’nin karşısında sona erdi. Dışarıdaki Gazeteciler adına hazırlanan basın açıklamasını Gülşah Karadağ okudu:

“Onlarca gazeteci tutsak oldukça, hiç birimiz özgür olamayacağız. Çünkü gazetecilerin tutsak edilmesi, muktedirin çevirdiği organize işleri gözden kaçırmak içindir. Yolsuzlukların hesabının sorulmaması, memleketin kilerine dadanmış kravatlı farelerin rahatça kemirebilmesi ve soyguncuların yüzündeki maskenin düşmemesi içindir. Gazetecilerin tutsak edilmesi, gerçeğin gizlenmesi ve yalanların ortaya çıkmaması içindir. Hakkın, hukukun, adaletin ayaklar altına alınıp çiğnenmesi içindir. İşkencecilere yol vermek, evlatlarımızın neden katledildiklerini unutturmak, katillerden hesap sormamak içindir.”

Başta Cumhuriyet gazetesi çalışanları olmak üzere düşünceleri nedeniyle tutuklu olanların serbest bırakılması için vatandaşları Cumhuriyet davasının görüleceği 31 Ekim’de Çağlayan Adliyesi’ne çağıran Karadağ, “Çağlayan Adliyesi’negidebilir, her sabah Silivri zindanında uyanmak zorunda bırakılan İnan Kızılkaya’nın, Kemal Sancılı’nın, Ahmet Şık’ın, Akın Atalay’ın, Murat Sabuncu’nun, Emre İper’in ve onlarca tutuklu gazetecinin özgürlüklerinin iade edilmesi talebini avaz avaz haykırabiliriz. Zorbalığa dur demek için, terazisi şaşmış olan adaletin düzelmesi için gel” dedi.

El ele yapılan yürüyüşün ardından eyleme katılan herkes birbirine sarılması dikkat çekiciydi.

Eryılmaz: ‘Bu kadar ağır baskı süremez, bu iş bir şekilde yumuşamak zorunda’

20 Ekim’de Özgür Gündem gazetesinde nöbetçi yayın yönetmenliği yaptığı için 1 yıl 3 ay hapis ve altı bin lira para cezasına çarptırılan Tuğrul Eryılmaz da cezası ertelendiği için yürüyüşte yer aldı. Yaklaşık 50 yıldır gazetecilik yapan Eryılmaz da Sururi gibi umutluydu:

“Hukuk konuşmuyoruz, siyaset konuşuyoruz, bu iş bir şekilde yumuşamak zorunda. Bu kadar ağır baskıyla götürülemez. Enseyi karartmayacağız onlar da bir şekilde hukuk denen bir şeyin var olduğunu kabullenmek zorunda kalacaklar.”

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın bu hafta güncellemeye göre, Türkiye’de 151 gazeteci halen tutuklu.

XS
SM
MD
LG