Erişilebilirlik

Demirtaş’ın Avukatlarından Savcı ve Hakime Suç Duyurusu


Diyarbakır’da bir basın toplantısı düzenleyen Selahattin Demirtaş’ın avukatları, geçen hafta verilen karar sonrası yaşanan gelişmeleri kamuoyuyla paylaştı. Toplantıda ilk sözü alan Avukat Mehmet Emin Aktar, tutuklama kararının skandal olduğunu savundu. Aktar, Cumhuriyet savcısının daha önce Diyarbakır'a gönderdiği, Diyarbakır savcılığının Demirtaş ile ilgili soruşturma dosyası ile birleştirdiği, Yüksekdağ hakkında aynı şey geçerli olduğunu söyledi.

“Hiçbir kurala bağlı hissetmeyen yargı mekanizması”

Avukat Aktar, “Bugün Ankara 19 Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılaması süren davaya esas iddianamede, 31’nci fezleke olarak yer verdiği olaya ilişkin, kapanmış bir soruşturma dosyasından ayrı olarak, Sayın Demirtaş'ın hiç şüpheli olmadığı, hiçbir kaydının olmadığı, 2014 yılında kaydedilmiş bir başka dosya üzerinden, tutuklama istendi. Bunun bir tarifi yok, bunca yıllık avukat olarak bunu tarif edemiyorum. Hiçbir kurala bağlı olmayan bir iktidar ve hiçbir kurala kendini bağlı hissetmeyen bir yargı mekanizması ile karşı karşıyayız” dedi.

“Demirtaş siyasi rehine”

Avukatlardan Mahsuni Karaman ise Demirtaş’ın siyasi rehine olarak tutulduğunu savundu. Tutuklama kararının verildiği süreci anlatan Karaman, şöyle konuştu; “Sizlerin de takip ettiği üzere, 18 Eylül 2019 tarihinde AİHM Büyük Dairede yapılacak duruşma öncesi, AİHM Büyük Daireden çıkacak kararı etkilemeye yönelik olarak Demirtaş, 2 Eylül 2019 tarihinde tutuklu olarak yargılandığı Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasından tahliye edilmişti. Ancak başka bir dosyadan kesinleşen 4 yıl 8 aylık cezası nedeniyle fiilen cezaevinden çıkamamıştı. AİHM Büyük Daire duruşmasından iki gün sonra; tutuklu kalınan sürenin, kesinleşen mahkumiyet kararından mahsup edilmesi ve bu suretle Demirtaş’ın denetimli serbestlikle cezaevinden çıkmasını sağlama amacıyla yaptığımız başvurunun karara bağlandığı gün, emsaline hiç rastlamadığımız bir yargı skandalı ile karşı karşıya kaldık: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 Eylül 2019 tarihinde telefon ile Edirne Cezaevi Müdürlüğünü arayarak Sayın Demirtaş’ı SEGBİS odasında hazır etmelerini istemiştir. Hangi amaçla şifahen çağrıldığını öğrenmek üzere Segbis odasına çıkan müvekkil, Savcının 6-8 Ekim olayları ve suç isnatları nedeniyle şüpheli olarak ifadesini almak istediğini öğrenmiştir. Demirtaş, suçlamaların kapsamı, cezaevinde oluşu, telefon ile çağrılmış olması ve Avukatlarının hazır olmaması gerekçesi ile daha sonra ve bizzat Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında beyanda bulunacağını belirtmiştir. Bunun üzerine ifade alma işlemine son verilmiştir. Aynı gün öğleden sonra ve yine telefonla Demirtaş’ın tutuklamaya sevk edildiği, Edirne Cezaevine ve biz avukatlarına bildirilmiştir. Tutuklamaya sevk edilen ve Edirne Cezaevinde SEGBİS odasında tek başına hazır edilen müvekkil, burada beklediği sırada, Ankara Adliyesi koridorlarında Demirtaş’ı sorgulayacak ve tutuklayacak hakim arayışına girilmiştir. Öyle ki, günün nöbetçi hakimliği, 6. Sulh Ceza Hakimliği olmasına rağmen, ne hikmetse 1. sulh ceza Hakimliğine sorgu yaptırılarak müvekkil tutuklattırılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcısının ve Başsavcı Vekillerinin de, adeta hükümet komiseri gibi, müvekkilin tutuklanmasına karar verildiği ana kadar adliyede nöbet tuttuğunu da not etmek isteriz. Demirtaş, 4 Kasım 2016 tarihinde tutuklandığı, 2 Eylül 2019 tarihinde tahliye edildiği ve halen Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılaması süren bir suçtan dolayı yeniden tutuklanmıştır. Üstelik bu tutuklama kararı, süren mevcut dava dosyası üzerinden değil, şüphelisi olduğu iddia edilen başka bir soruşturma dosyası üzerinden verilmiştir.”

“Hukuk dışı yol, siyasi hamle”

Kararın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından sonra verildiğine dikkat çeken Karaman, Hakimler ve Savcılar Kurulu’na soruşturma açma çağrısı yaptı. Karaman, kararda adı geçen hakim ve savcılar hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını ifade ederek, “Bugün sizlerle paylaştığımız bu hukuk dışı uygulama ile Sayın Demirtaş’ın tutuklanmasının da yine aynı kaynaktan gelen “siyasi bir müdahale, hamle olduğu”, Cumhurbaşkanının karardan bir gün sonra Demirtaş ve Yüksekdağ’ı kastederek “bunları bırakamayız, şehitlerimiz bize hesap sorar” beyanından anlaşılmıştır. Bu hukuk dışı yol yöntemlere başvurularak Demirtaş’ın rehineliğini daimi kılma hamlesi, Demirtaş’ın tahliye edilmesinin önlenmesini amaçlamaktadır. Buradan sizler aracılığı ile Adalet Bakanlığı ile Hakimler ve Savcılar Kuruluna sesleniyoruz: Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, Soruşturma Savcısı ve tutuklama kararını veren Ankara 1. Sulh Ceza Hakimi hakkında derhal ve resen soruşturma başlatın. Yok hükmündeki bu kararı telafi edici çareler bulun. Aksi halde, sorumluluk makamında olanlar olarak, olmayan soruşturma dosyası üzerinden verilen bu tutuklama kararına karşı tutumsuzluğunuz Türkiye yargısının tamamen yok olduğunun tescili olacaktır. Ayrıca tüm sorumlular hakkında tarafımızca da suç duyurusunda bulunacağını kamuoyunun bilgisine sunarız” diye konuştu.

Demirtaş’ın avukatları açıklamanın ardından adliyeye giderek suç duyurusunda bulundu. Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilmesi gündemde olan Demirtaş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hakkında açtığı soruşturma üzerine 6-8 Ekim Olayları'nda sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle o dönem görev yapan diğer eş başkan Figen Yüksekdağ ile birlikte Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

XS
SM
MD
LG