Erişilebilirlik

'Darbe'nin Raporu: ‘Bürokrasiye FETÖ Sızmış İstihbarat Zafiyet Göstermiş’


TBMM FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nun taslak raporunda, Fethullah Gülen’in “Her yerde olmalısınız. Her yerde değilseniz, hiçbir yerde değilsinizdir” talimatıyla bürokrasiye sızıldığı ve istihbarat birimlerince büyük zafiyet gösterildiği açıklandı.

AKP’li Komisyon Başkanı Reşat Petek’in basın toplantısının ardından 630 sayfalık taslak rapor, TBMM Basın Bürosu tarafından basın mensuplarıyla paylaşıldı.

Raporda, Gülen'in “Her yerde olmalısınız. Her yerde değilseniz hiçbir yerde değilsinizdir” talimatı verdiği ayrıntılarıyla anlatıldı. Raporda, “FETÖ öncelikle eğitim ve din alanındaki faaliyetleriyle toplumda meşruiyet kazanmaya çalışmış, açtığı ışık (talebe) evleri, okullar, yurtlar ve dershaneler aracılığıyla ulaştığı gençleri amaçları doğrultusunda yetiştirerek bu gençleri ele geçirme hedefini koyduğu devlet dairelerine yerleştirmeye başlamıştır” görüşü aktarıldı. Bu çerçevede, FETÖ’nün bürokraside TSK, mülkiye, emniyet teşkilatı, adliye ve MİT başta olmak üzere bütün kamu kurum ve kuruluşlarında yapılandığı açıklandı. Raporda, “Zamanla kamu kurumlarına yerleştirdiği ve Devlete değil örgüte aidiyet hisseden elemanları eliyle lise ve üniversitelere giriş sınavları, kamu personeli seçme sınavı, üniversitelerarası kurul yabancı dil sınavları gibi merkezi sistemle yapılan sınav sorularını çalarak örgüt mensuplarının bu sınavları kazanmasını ve hatta en önlerde yer almasını sağlayarak kamu kurumlarına sızma kümülatif hal almıştır” tespiti yapıldı. Böylece bürokraside hakimiyet kazanılmasıyla operasyonel kabiliyet sağlandığı vurgulandı.

Bürokrasiye böylesine sızılmasına karşın FETÖ’nün, istihbarat yetkisine sahip birimlerce fark edilmemesi ve yetkili birimlere uyarılar yapılmaması büyük bir zafiyet olarak dile getirildi. Raporda, “Bu zafiyet, bürokratik kademelere yapılan atamalarda ehliyet ve liyakat yerine siyasi tavassutlara öncelik verilmesiYLE birleşince 15 Temmuz öncesi kamu kurum ve kuruluşlarının stratejik birimleri (personel, istihbarat, özel kalem vb) örgüt mensubu bürokratlarca işgal edilmiş duruma gelinmiştir. Kamu görevlileri için personel ve disiplin mevzuatı hükümleri ile getirilmiş güvenceler de bürokrasideki örgüt mensupları hakkında işlem yapılmasında ciddi bir zafiyet yaratmıştır” denildi.

'FETÖ marjinal silahlı örgüte dönüşebilir'

Raporda, darbe girişimiyle ilgili öncesinde haber alınamaması ve darbe girişimi başladıktan sonraki safhada ise kimler tarafından ve emir-komuta içinde yapılıp yapılmadığıyla ilgili kamuoyunda net bilgiler olmadığı anlatıldı.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde kritik personel atamalarında, Emniyet, MİT ve adli FETÖ birimleri kullanılarak, güvenlik tahkikat belgelerini yine FETÖ’nün hazırlamış olduğu yazıldı. Bunun 2013 yılı sonrasında TSK’nın neden FETÖ yapılanmasına karşı önlem alamadığını açıkladığı da savunuldu.

Raporda, FETÖ’nün yeni darbe girişimlerinde bulunabileceği öne sürülerek, şu görüşler dile getirildi:

“Söz konusu örgütün TSK’da ve diğer güvenlik/emniyet birimlerinde gizlenmeye devam eden kripto elemanlarının varlığı noktasından hareketle, FETÖ'nün marjinal bir silahlı terör örgütüne dönüşme olasılığı da gözden uzak tutulmaması gereken çok önemli bir diğer husustur. FETÖ’nün marjinal silahlı bir terör örgütüne dönüşmesi durumunda, Türkiye'ye karşı birtakım odaklar tarafından kullanılması ve hatta Türkiye'de faaliyet gösteren terör örgütleriyle iş birliği olasılığı öncelikle dikkatlerden kaçırılmamalıdır. Bu sebeplerden dolayı, FETÖ'nün hala bir tehdit oluşturma potansiyeli göz önünde bulundurularak tamamen etkisiz hale getirilinceye dek Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi’nde (MGSB) yer alması, güvenlik ve istihbarat kurumlarının bu örgüte karşı teyakkuzda olmaları hayati derecede önemlidir.”

Muhalefetçe yapılan ‘F Tipi’ tespiti raporda yer almadı

Raporda, Ergenekon, Balyoz gibi “kumpas” olarak adlandırılan dava süreçleri döneminde mevcut AKP Hükümeti’ne toplumsal muhalefet kesimlerince Fethullah Gülen yapılanması için “F Tipi” veya “F tipi terör örgütü” gibi yapılan tespitlere ise yer verilmedi. Ancak raporda, Ergenekon, Balyoz, Şike, İzmir Askeri Casusluk gibi dava süreçleri, Gazeteci-yazar Hrant Dink’in öldürülmesi, MİT Tırları’nın aranması gibi olaylar FETÖ’nün gerçekleştirdiği veya manipüle ettiği olaylar olarak sıralandı.

Raporda, 17-25 Aralık 2013’teki yolsuzluk soruşturmaları öncesinde toplumsal muhalefet kesimlerince Gülen ile ilgili yapılan şikayetler yerine “FETÖ’nün yakın zamana kadar ‘cemaat ya da hizmet hareketi’ şeklinde masum bir dini hareket olarak algılandığı” yazıldı. Ancak FETÖ’nün masum bir dini hareket olarak algılanırken, ticari faaliyetleri ile holdinglere dönüşen bir aktöre evrildiği açıklandı.

ABD başta olmak üzere yurtdışı faaliyetler

Raporda, FETÖ ile ilgili ABD başta olmak üzere yurtdışındaki Ermeni Diasporası’nın örnek gösterilmesi ise dikkat çekti. Raporda, “FETÖ’nün esasen uzun zaman önce, diasporik bir yapıya evrilmeye başladığı söylenebilir. Darbe teşebbüsü gibi bir eyleme girişilmesinde örgüt yönetiminin Türkiye'den yabancılaşarak diasporik bir karaktere bürünmesinin ve uluslararası alanda devşirdiği güç ve girdiği ilişkilerin önemli rol oynadığı ileri sürülebilir. FETÖ yönetiminin ilişkiye girdiği küresel ağlarla aynı paralelde hareket etmesine hizmet eden keskin Türkiye karşıtı pozisyonun FETÖ’nün yurt dışındaki tabanı tarafından içselleştirilmesi ve bir kimliğe dönüştürmesi süreciyle karşı karşıyayız. Bu sürecin, Ermeni diasporasına benzer biçimde, kendilerini Türkiye nefretiyle tanımlayan bir ‘FETÖ Diasporası’nın oluşmasına yol açması muhtemeldir” denildi.

Raporda, Gülen ve FETÖ’nün ABD’deki faaliyetlerine de yer verildi ve bu faaliyetlere ilişkin MİT’in raporları da kaynak gösterildi. Raporda, FETÖ’nün ABD’deki siyasi girişimleriyle ilgili kısımda şu ifadeler kullanıldı:

“Lobicilik faaliyetlerinin dünyada en etkin olarak yürütüldüğü ülkelerden birisi olan ABD'de 51 eyaletin 45'inde örgütlenen FETÖ, kurmuş olduğu network (ağ) ile her alanda faaliyet göstermektedir. FETÖ'nün ABD başkanlık seçimlerinde açık destek verdiği Hillary Clinton hakkında ortaya çıkan e-posta ve belgeler, FETÖ'nün elebaşı Fetullah Gülen ile yakın temas halinde olunduğunu göstermiştir. FETÖ sadece ABD'de değil, dünyanın farklı ülkelerinde birçok siyasetçi, bürokrat ve uluslararası lobiyle Türkiye'de topladıkları himmet paralarını kullanarak iletişim sağlamaktadır. Türkiye'yi dünya kamuoyunda itibarsızlaştırmak ve uluslararası ceza mahkemelerini harekete geçirmek isteyen FETÖ; okulları, dernekleri, vakıfları, gazeteleri ve hatta rüşvet verdikleri bazı siyasiler ile lobi faaliyetlerini en etkili şekilde sinsice yürütmektedirler.”

ABD’deki eğitim faaliyetleri ile ilgili ise, özetle raporda şu yönde görüşler dillendirildi:

“FETÖ örgütü özellikle ABD’deki okul faaliyetlerine yenilerini eklemektedir. Örgütün yeni okulu ABD Hava Kuvvetleri Harp Merkezine ev sahipliği yapan ve dünyanın en büyük muharebe eğitim misyonuna sahip Nellis Hava Üssü'nde faaliyete başlayacaktır. "Coral Academy of Science Las Vegas" adıyla faaliyete geçen okulun açılış töreninde üssün komutanı Albay William Norton, okulun müdürü Ercan Aydoğan'a törenle okulun anahtarını teslim etmiştir. "Öldüren Eğitim" (Killing Ed) adlı belgeseli yapan Amerikalı yönetmen Mark S. Hall, FETÖ okulları hakkında yaptığı çalışma sonrası çok sayıda yolsuzluk tespit ettiğini belirtmiş ancak, bu okullar için "ABD üst düzey devlet yetkilileri tarafından korunuyor olmalılar." ifadesine yer vermiştir. Zaten Gülen de bir röportajında; “Bugün dünya gemisinin dümeninde Amerika vardır. Onun onayı olmadan bir iş yapmanız, dünyanın dört bir yanına okullar ve eğitim yuvaları açmanız imkânsızdır.” ifadelerine yer vererek Hall’ın tespitini doğrulamaktadır. Öyle anlaşılmaktadır ki, örgütün dünya genelinde okullar açmasında başta ABD olmak üzere İngiltere ve Almanya’nın önemli destekleri olmuştur.”

XS
SM
MD
LG