Erişilebilirlik

Başbakan’a destek verenler, AK Parti’nin seçimlerdeki başarısını geç saatlere kadar sokaklarda kutlamıştı. Başbakan’ın seçimlerdeki bu başarısı iktidardaki yerini sağlamlaştırmanın yanı sıra, yolsuzluk iddialarından da kurtarmış görünüyor.

İstanbul Politikalar Merkezi’den Cengiz Aktar, seçim başarısının Başbakan’ın en büyük arzusunu elde etme yolundaki kapıyı açtığını belirtiyor; “Başbakan, kazandığını ve bütün yolsuzluk suçlamalarından arındığını hissediyor. Bu nedenle yoluna cumhurbaşkanlığı ile devam edip, mevcut yönetim şeklini kuvvetler ayrılığından yoksun, Putinvari bir başkanlık sistemine çevirmeyi planlıyor. Bu, toplumda zaten var olan kutuplaşmayı, gerginliği ve düşmanlığı daha da arttıracak” diye konuşuyor.

Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanlığı için en net sinyali, parti tüzüğüne aykırı olması nedeniyle dördüncü dönem Başbakan olarak devam etmeyeceğini söylemesiyle verdi. Başbakan’ın yakın müttefikleri, Cumhurbaşkanlığı’nın şu andaki sembolik rolün ötesinde daha fazla yetkiye sahip olması gerektiğini savunuyor. Bu savunmanın temelinde ise Türkiye Cumhuriyeti tarihinde cumhurbaşkanının ilk kez halk oylamasıyla seçilecek olması yatıyor.

Cumhurbaşkanlığının yetkilerinin arttırılmasına yönelik girişimler muhalefet partilerinin engellemesi nedeniyle sonuçsuz kalmıştı. Uzmanlar, bu engellemenin ana sebeplerinden birinin Başbakan’ın giderek artan otoriter yapısı olduğunu belirtiyor.

Milliyet Gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş, Başbakan’ın seçimlerdeki başarılarına rağmen, bölücü bir yapı sergilediğini ve bunun da cumhurbaşkanlığı adaylığını zora soktuğu görüşünde; “Erdoğan Türk siyasetinde çok özel bir kişi çünkü aynı zamanda hem çok sevilen, popüler biri, hem de sevilmeyen biri. Onun için ölebilecek binlerce, onbinlerce kişi olduğu gibi onun öldüğünü görmek isteyenler de var.”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Erdoğan haricinde herkesin başkan olması gerektiğini söyledi. Uzmanlar, Başbakan’a karşı olan birçok kişinin Devlet Bahçeli ile aynı duyguları paylaştığını belirtiyor.

Başbakan Erdoğan, iki yıl önce hem PKK, hem de Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile birlikte barış sürecini başlatmıştı. BDP, Başbakan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına desteğini çektiğine dair henüz bir sinyal vermedi.

Mart ayında yapılan yerel seçimlerde AK Parti, toplam oyların %44’ünü alarak, %28’de oy en yakın rakibi CHP’nin açık ara önünde yer aldı. Fakat Cumhurbaşkanlığı seçimlerini riske sokmadan kazanabilmesi için Başbakan’ın yurt genelindeki oyların en az %50’sini alması gerekiyor.

BDP’nin önemi de bu noktada ortaya çıkıyor. Yerel seçimlerde toplam oyların %6’sını kazanan BDP, AK Parti’nin bu açığını kapatabilme potansiyeline sahip.

Fakat Kadir Has Üniversitesi Profesörü Soli Özel, bu destekle bile Başbakan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasının garanti olmayacağı görüşünü savunuyor ve “Kemerlerinizi bağlayın, yerel seçimlere göre çok daha gergin, çok daha kutuplaşmış, acımasız bir seçim süreci olacak” diye konuşuyor.

AK Parti kurucularından olan ve Başbakan’ın da yakın yol arkadaşlarından biri olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün niyetinin ne olduğu henüz netlik kazanmadı. Fakat Cumhurbaşkanı Gül, bu konuyu görüşmek üzere Başbakan’ı davet etti.

Uzmanlar, bu görüşmenin sonucunun büyük ölçüde Ağustos ayında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucunu belirleyeceği görüşünde.
XS
SM
MD
LG