Erişilebilirlik

Cumhurbaşkanlığı Kolaylıkla Gazeteci Kimliğini İptal Edebilecek


Devlet tarafından gazetecilere verilen “basın kartı” ilkelerini düzenleyen yönetmelikte yapılan değişiklikle “kamu düzenine aykırı davranışlar” kartın iptali için geçerli sayılabilecek.

Başkanlık sistemine geçilmesi sonrasında Başbakanlığa bağlı Basın – Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na devredilmesinin ardından gazetecilere yönelik yeni uygulamalar merak konusuydu. Bu noktada aylardır nasıl bir basın kartı düzenlemesi olacağı da gündemdeydi. Resmi Gazete’de bugün yayınlanan yeni “Basın Kartı Yönetmeliği” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tek başına imzasıyla yasalaştı.

Yeni yönetmelikle hakkında yargı kararı verilmemiş olsa dahi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın kararıyla gazetecilerin basın kartları iptal edilebilecek. Böylece devlet açısından sözkonusu kişi “gazeteci” olarak kabul görmeyecek. Örneğin, yönetmelikteki iptal şartlarına yeni eklenmiş olan “Milli güvenlik ve kamu düzenine aykırı davranışlarda bulunması veya bu tür davranışları alışkanlık edinmesi” konusunda hangi kriterlerle nasıl karar verileceği belirsiz.

Yeni Basın Kartı Yönetmeliği

Yeni yönetmelikte “internet aracılığıyla yapılan gazetecilik faaliyetleri” de eskiden olduğu gibi kapsam dışında bırakıldı. Türkiye’de uzun zamandır sadece internet üzerinden yayıncılık faaliyeti yürüten medya kuruluşları bünyesinde gazetecilik/habercilik yapanlar için basın kartı düzenlemesi yapılması bekleniyordu. Ancak bu yönetmelik de “internet gazetecilerini” dikkate almadı.

Yeni yönetmelikte basın kartı sahibi olma şartlarının kapsamı genişletilerek, Terörle Mücadele Kanunu’ndaki (TMK) suçların yanısıra hangi hallerde oluşacağı tartışmalı suçlar nedeniyle de kart verilmemesi ve iptali söz konusu olabilecek. Örneğin, “Suç işlemeye tahrik” ve “Kanunlara uymamaya tahrik” gibi suçlamalarla eğer gazeteci yargılanarak hüküm giyerse basın kartı sahibi olamayacak.

Bunun yanısıra “milli savunmaya karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, halk arasında korku yaratmak amacıyla tehdit, suçu ve suçluyu övme” suçlamalarıyla hüküm giyilmesi halinde de basın kartı taşınamayacak.

Bu noktada yönetmelikte terör bağlantılı suç hükümleri kapsamı genişletilerek, şu anda çoğu tutuklu yargılanan gazeteciler eğer hüküm giyecek olursa basın kartları iptal edilebilecek. Dolayısıyla bu isimler için hükümet tarafından “gazeteci değildir” denilebilecek.

Meslek örgütleri komisyondan dışlandı

Yeni yönetmelikte, meslek örgütleri ve temsilcileriyle oluşması gerektiği öngörülen Basın Kartı Komisyonu’nun yapısı da değiştirildi. Komisyon, artık sadece Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın belirleyeceği isimlerden oluşacak. Öncesinde basın işkolunda örgütlü bütün sendikalar Komisyon’da birer kişiyle temsil ediliyordu ve üye sayıları dikkate alınarak dernekleşmiş gazeteci örgütleri de Komisyon’da birer temsilciyle yer alabiliyordu.

Artık Cumhurbaşkanlığı’nın seçeceği tek bir sendika, Basın Kartı Komisyonu’nda temsil edilecek. Bu konuda Türkiye genelinde kaç üyesi olduğu ve kaç kuruluşta örgütlendiği gibi şartlar da söz konusu değil. Dolayısıyla hükümet, “muhalif” olduğunu varsaydığı gazeteci sendikaları ve meslek örgütlerini Komisyon dışında bırakabilecek.

Kamu görevlisi olmasına rağmen “basın kartı” sahibi olabilecek kişi sayısındaysa ciddi artışa gidildi. Örneğin, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nda “hukuk müşaviri” olarak görev yapacaklara da basın kartı verileceği belirtildi. Yeni yönetmelikte “basın müşavirliği”nde görevli personel dışında da ilgili Bakan’ın talebiyle farklı birimlerdeki personele de basın kartı verilmesi söz konusu olabilecek. Oysa yönetmelik, gazetecilik mesleğini bizzat yapanlara ve kamuda bağlantılı görevlerde çalışanlara basın kartı verilmesi görüşüne dayanıyordu.

Ayrıca yeni yönetmelikte, ilk kez basın kartı alma süresi, iletişim fakülteleri mezunları için 1 yıldan 6 aya indirildi ve genel olarak kart alma süreleri kısaltıldı.

TGS: “Sadece iktidara yakınlara basın kartı verilecek”

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), yaptığı yazılı açıklamayla Cumhurbaşkanlığı’na çağrıda bulunarak, yeni Basın Kartı Yönetmeliği'nin iptal edilmesini istedi. Açıklamada, “Yeni yönetmelikle hem Basın Kartı Komisyonu’nun bileşenlerine dair esaslar değiştirildi hem de kartı almak zorlaştırıldı. Daha önce sekreterlik görevi yürüten Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bütün yetkileri kendi eline topladı. ‘Suç işlemeye tahrik’, ‘suçu ve suçluyu övme’, ‘kanunlara uymamaya tahrik’, ‘milli savunmaya, anayasal düzene, devlet sırlarına karşı suçlar’ gibi sık sık iktidar lehine esnetildiğine tanık olduğumuz yasa maddelerinden hüküm giyen gazeteciler basın kartı alamayacak veya kartları iptal edilecek. Öncesinde 15 kişiden oluşan Basın Kartı Komisyonundaki üye sayısının 9’a düşürülmesini ve meslek örgütlerinden gelen temsilci sayısının azaltılarak üçe indirilmesini de kabul etmemiz mümkün değildir. Bu yönetmelik, basın kartının artık sadece iktidara yakın gazetecilere verileceğinin ilanıdır” denildi.

TGS’nin açıklamasında, Türkiye’de bu dönemde yargı bağımsızlığı tartışması yaşandığı belirtilerek, “Gazeteciler haberleri nedeniyle yargılanırken ve cezalandırılırken, 144 gazeteci cezaevlerinde tutulurken yapılan bu yönetmelik değişikliği gazetecilerin elinden basın kartını almak anlamına geliyor” görüşü de aktarıldı.

Açıklamada, “daha önce sadece Bakanlık basın müşavirlerine verilen sarı basın kartına ek olarak bu yönetmelikle Bakan’ın istediği personele basın kartı verme yetkisi de tanınması” eleştirildi.

ÇGD: “Gazeteciler sarayın memuruna dönüştürülmek isteniyor”

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) de, yaptığı yazılı açıklamada, “Sözkonusu yönetmeliğin sadece adında ‘basın’ ifadesini taşıdığı söylenebilir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün gazetecilik mesleğinin vazgeçilmezi olduğunu bilmeyenlerin kaleminden çıktığı anlaşılan yönetmelik, gazeteciliği Resmi Gazete yayıncılığına, gazeteciyi de memura dönüştürmek istemektedir. Sorusu, sorgulaması; ‘ne’, ‘nerede’, ‘ne zaman’, ‘nasıl’ ve ‘neden’ ile ‘kim’ temelindeki merakıyla var olan mesleğimizi, uzun zamandır uygulanan baskılarla sindirmeye çalışanlar, anlaşılan bunu başaramayacaklarını görünce kafalarındaki memurluğu gazetecilik diye mevzuata işlemeye uğramışlar. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, gazetecilik mevzuatlardan dayanak alınarak yapılan bir meslek olmadığı gibi tam tersine mevzuatlara rağmen yapılan, evrensel ilkeleri olan bir meslektir ve öyle kalacaktır. Ki bu tür sınırlandırma ve baskılara karşı durdukça gazetecilik var olacaktır. Yönetmelikte gazeteciler üzerinde hiçbir yargı kararına dayanmayan baskı unsurları yer almaktadır. "Milli güvenlik ya da kamu düzenine aykırı davranışlarda bulunmak veya bu davranışları alışkanlık haline getirmek," basın kartının iptal edilme sebepleri arasında sayılmıştır. Yönetmeliğin bu bölümü, gazeteciler üzerinde ‘Demokles’in kılıcı’ misali bir tehdit unsuru oluşturmayı amaçlamaktadır. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın, haklarında hiçbir yargı kararı olmasa dahi gazetecilerin basın kartını keyfine göre iptal edebileceği ve bu sebeple basın kartı iptal edilen gazetecinin basın kartı başvurusu yapma hakkının ömür boyu elinden alınacağı anlaşılmaktadır” denildi.

ÇGD, mevcut durumda tutuklu gazetecileri hedef alacak şekilde de düzenlemeler yapıldığına dikkat çekerek, “Basın kartı alabilme ya da kartın iptali kriterleri arasına Terörle Mücadele Yasası’ndaki çeşitli hükümler serpiştirilerek, tutuklu gazetecilere oyun oynanmakta ve ‘onlar gazeteci değil terörist’ algısı oluşturulmak istenmektedir. Birçok meslektaşımızın hukuki dayanaktan yoksun delillerle bu suçlamaya maruz kaldığı ve cezaevinde tutulduğunu göz önünde bulundurduğumuzda bu düzenlemeyle AKP, baskıcı, otoriter, temel özgürlükleri yok sayan yeni rejim özlemini mevzuatlarla meşrulaştırmaya çalışmaktadır” görüşü paylaşıldı.

RSF: “Sektör içi temizlik gibi düzenleme”

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Temsilcisi Erol Önderoğlu, yönetmelik için “Yeni Basın Kartları Yönetmeliği, gazetecilik meslek örgütlerini geri plana iten, anti demokratik yargı kararlarını esas alarak 'sektör içi temizlik' getiren, gazeteciyi otoritenin rehinesi kılan kabul edilmez 'KHK'vari bir düzenlemedir” dedi.

XS
SM
MD
LG