Erişilebilirlik

Cumhuriyet Davası’nda ‘Terör Örgütüne Yardım’ Cezaları


İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet davasında yargılanan 13 Cumhuriyet çalışanına 'terör örgütüne yardım' suçlamasıyla toplam 66 yıl 8 ay hapis cezası verdi.

Davanın tek tutuklu sanığı Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay 7 yıl, 3 ay, 15 gün hapis cezasına mahkum edilerek 542 gün sonra tahliye edildi.

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, yazar Aydın Engin ve muhabir Ahmet Şık 7 yıl 6 ay, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç ve yazar Hikmet Çetinkaya 6 yıl 3 ay, Cumhuriyet Gazetesi eski yayın danışmanı Kadri Gürsel 2 yıl 6 ay, çizer Musa Kart, yazar Hakan Kara avukat Mustafa Kemal Güngör, Okur Temsilcisi Güray Öz ve Önder Çelik 3 yıl 9'ar ay, muhasebe çalışanı Emre İper 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına mahkum edildi.

Mahkeme Cumhuriyet Kitap Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay, muhasebe müdürleri Bülent Yener ve Günseli Özaltay hakkında beraat kararı verirken gazetenin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar ve İlhan Tanır'ın dosyalarının ayrılmasına hükmetti.

Mahkumiyet alan tüm tutuksuz sanıklara adli kontrol uygulanmasına karar verildi ve yurtdışına çıkış yasağı kondu.

Murat Sabuncu: "7,5 yıl ceza verdiler ama bundan sonra da cesaretle gazetecilik yapacağım"

Mahkeme başkanı Orkun Abdurrahman Dağ son sözünü sorduğunda "Özgürlük çok güzel bir şey, insan değerini kaybedince anlıyor. Cumhuriyet gazetesi de gazeteciler de her koşulda doğruları söyler ve hep böyle yaptık. Gazetecilik suç değildir” diyen Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, karar sonrası "7.5 yıl ceza verdiler. Bilsinler korkuyorsam şerefsizim. Bu ülkede kalacağım, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da cesaretle gazetecilik yapacağım. Memleket ve meslek aşkımı hiçbir karar öldüremez” yorumunda bulundu.

Ahmet Şık: "Tarihte hiçbir diktatörlük kazanmadı"

Daha önce Odatv davasında bir yıl hapis yattıktan sonra beraat eden Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ahmet Şık da twitter hesabından “Enseyi karartmayın. Haklı olanı susturma savaşını tarihte hiçbir diktatörlük kazanamadı. Biz kazanacağız" paylaşımında bulundu.

Şık son sözlerini soran mahkeme başkanına da, “Bu daha başlangıç diyerek başlıyorum. Siyaset, bürokrasi ve medyanın kimi mensuplarından oluşan bir çetenin hayata geçirdiği bu komplonun amacı en başından beri belliydi. Tüm yaşamı boyunca hukuksuzlukların hak ihlallerinin karşısında duranlar adına ilk günden bu yana söylediğimizi tekrarlayarak bu çeteye ve benzerlerine hak ettiği yanıtı verelim o halde: Asıl siz teslim olun” demişti.

Kadri Gürsel: "Gazeteci olduğumuz için tutuklandık"

Yaklaşık 10 ay tutuklu kaldıktan sonra 27 Eylül 2017’de tahliye edilen Uluslarası Basın Enstitüsü Yönetim Kurulu üyesi ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Kadri Gürsel de son sözleri sorulduğunda saçma iddialarla tutuklu kaldıklarını söyledi.

Gürsel, “Gazeteci olduğumuz için tutuklandık. Önümüze çürük, boş ve mesnetsiz bir iddianame geldi. Uzun tutukluk bir infaza dönüştü. Adil yargılanma hakkımız ihlal edildi. Savunmamda mesleğimi savundum ve bana göre saçma olan iddialara cevap verdim. Şimdi siz zor bir karar vereceksiniz. Çünkü içinde hiçbir delil olmayan dosyalara bakarak karar vereceksiniz. Biz buradan başımız dik olarak gideceğiz ve mesleğimizi yapmaya devam edeceğiz. Ben ve tüm arkadaşlarım için beraat talep ediyorum” dedi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası, DİSK Basın İş ve Sınır Tanımayan Gazeteciler, sosyal medya hesaplarından #GazetecilikSuçDeğildir hashtag’iyle cezalara tepki gösterdi.

XS
SM
MD
LG