Erişilebilirlik

Cumartesi Anneleri Davasında İlk Duruşma Yapıldı


25 Mart 2021 - Cumartesi Anneleri'nin 700'üncü hafta protestosunda gözaltına alınan 46 kişinin davasında ilk duruşma yapıldı

Kaybedilen yakınlarının akıbetlerinin ortaya çıkarılması ve faili meçhul cinayetlerin açıklanması için Galatasaray meydanında oturma eylemi düzenleyen Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta protestosunda gözaltına alınan 46 kişi bugün İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandı.

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçundan yargılananlar arasında yer alan yayıncı Rober Koptaş, bir yurttaş olarak 25 Ağustos 2018’deki eylemi izlemek için o alanda olduğunu söyledi.

Cumartesi Anneleri Davasında İlk Duruşma Yapıldı
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:06:57 0:00

Koptaş, ‘‘’Cumartesi Anneleri’nin cezalandırılması değil, ödüllendirilmesi gereken bir mücadele verdiğini düşündüğüm için oradaydım. Düşmanca bir müdahaleye maruz kaldık. Galatasaray Meydanı o insanlar için anaların ak sütü gibi helaldir. Bir grup milletvekili ve hak savunucusuyla birlikte yerde otururken gözaltına alındım. Bazı arkadaşlar yerlerde sürüklendi, ters kelepçe yapıldı, kaba dayak, küfre maruz kaldık. Asıl bunları yapanların yargılanması gerekir’’ dedi.

Avukat Altıparmak: ‘‘Devletin yargılanması gerekir’’

Davalı avukatlarından Kerem Altıparmak, toplantı ve gösteri hakkının yalnız iç hukuk tarafından değil Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile de güvence altına alındığını söyledi.

Altıparmak, ‘‘AİHM kararlarında da vardır. Yer ve zaman bakımından kısıtlama toplantı hakkına müdahaledir. Bu toplantıyı yapanlar 700. kez bildirimde bulunmuştur. Bu, Türkiye'nin en çok bildirim yapılmış toplantısıdır. Devletin pozitif yükümlülüğü vardır, bildirim bunun için yapılır. Bu sebeple devletin yargılanması gerekirdi. Bakan (Süleyman) Soylu kendi kendine insanları terörist ilan etmiş, evlatlarını kaybeden insanları teröre kılıf olmakla itham etmiş, bu nedenle de 699 haftadır devam eden bir eylemi keyfi nedenle yasaklatmıştır. Bakanın iddialarının hiçbir maddi dayanağı olmadığı, delili bulunmadığı için de bu kararı meşru kılmak için idare, sonradan Cumartesi Anneleri eylemi ile hiçbir ilgisi kurulamayan keyfi delillerle alınan kararı meşrulaştırmaya çalışmıştı’’ ifadelerini kullandı.

Altıparmak’ın tüm sanıklar için beraat kararı istemesine rağmen 21. Asliye Ceza Mahkemesi ifadeleri aldıktan sonra davayı 12 Temmuz’a erteledi.

Cumartesi Anneleri: ‘‘Adliyelerde yargılanması gerekenler bizler değiliz’’

Duruşma önce Cumartesi Anneleri, kayıp yakınları, avukatlar ve insan hakları aktivistleri Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde bir basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasını kayıp Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun okudu.

Açıklamada, ‘‘25 Ağustos 2019 tarihinde 700. Hafta buluşmamız ağır polis şiddetiyle engellendi. Üzerimize gaz sıkıldı, yerlerde sürüklendik, gözaltına alındık. O tarihten beri Galatasaray Meydanı’ndaki buluşmamalarımız içişleri Bakanlığı’nın talimatı, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın kararıyla polisler tarafından engelleniyor. Bizleri işkence ederek yaraladıkları için şikayetçi olduk. Darp görüntülerini ve darp raporlarını sunduk ancak tüm başvurularımız ve suç duyurularımız reddedilerek yok sayıldı. Çeyrek asırdır süren Cumartesi Annelerini engellemek ve Galatasaray meydanını yasaklamak hukuka aykırıdır. Adliyelerde yargılanması gerekenler bizler değiliz yakınlarımızı kaybedenler ve onları koruyanlardır’’ denildi.

Ocak: ‘‘Bu dava aslında topluma, ‘konuşanı yargılarım, sustururum’ mesajı veriyor’’

Kayıp Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak, bu davada 26 yıldır devam eden adalet ve hakikat arayışının yargılandığını savunuyor.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Maside Ocak, ‘‘Bu dava aslında topluma, ‘konuşanı yargılarım, sustururum’ mesajı veriyor diye düşünüyorum. Bu ülkede 26 yıldır barışçıl toplanma özgürlüğümüzü kullanıyoruz. Barışçıl gösteri yapmak hem Türk yasalarında hem uluslararası sözleşmelerde suç olarak görülmüyor. Burada aslında bu dava ile birlikte tüm asları da çiğnemiş oluyorlar. Bu davada yargılanan o gün gözaltına alınan 46 kişi değil, Cumartesi Anneleri’nin 26 yıldır sürdürdüğü hakikat ve alet arayışı yargılanıyor, Galatasaray meydanı yargılanıyor’’ dedi.

Yarıcı: ‘‘Faillerinin yargılanmasını istedik, kısaca adalet istedik ama yargılanan biz olduk’’

Türkiye’nin ilk gözaltında kaybedileni olarak bilinen Hayrettin Eren’in kardeşi Faruk Eren, ‘‘Bu dava, Galatasaray meydanının Cumartesi Anneleri’ne yasaklanması devletin bütün bu kayıpları üstlenmesi anlamına geliyor. ‘Evet biz yaptık siz de sesinizi çıkarmayın’ dediler bizce açıkça bu davanın anlamı bu’’ derken bir diğer kardeşi İkbal Eren Yarıcı mücadelelerinin süreceğini dile getirdi.

Yarıcı, ‘‘Biz çeyrek aşırı aşkın zaman Galatasaray meydanından kayıplarımızın akıbetini sorduk. Öğrenmeye çalıştık. Faillerinin yargılanmasını istedik, kısaca adalet istedik ama yargılanan biz olduk. Faillerin buraya gelmesi gerekirken buraya gelen biz olduk. Ama ben şöyle düşünüyorum. Sokakta sevdiklerimizi anlattık. O failler yargılanırken sevdiklerimiz nasıl kaybettiğimizi anlatacaktık. Şimdi onlar yokken yine anlatacağız bize böyle bir fırsat verdiler belki. Yine ayaklarına dolandı yaptıkları iş’’ dedi.

Türkdoğan: ‘‘Topluma korkutma ve sindirme mesajı veriliyor ama toplum artık etkilenmiyor’’

İnsan Hakları Derneği Başkanı Öztürk Türkdoğan ise İçişleri Bakanlığı’nın aşırı güvenlikçi yaklaşımının hükümetin insan hakları eylem planını boşa çıkardığını belirtti.

VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Türkdoğan, ‘‘Uzun zamandır şunu söylüyoruz. İktidar insan hakları alanında iyileştirmeler yapmak istiyorsa önce İçişleri Bakanlığı’nda revizyon yaparak yola başlamalıdır. Türkiye’de soruşturmalarda etkin güç İçişleri Bakanlığı’dır. İçişleri Bakanlığı bürokrasinin aşırı güvenlikçi politikaları bu tür dava ve soruşturmaların açılmasına sebep oluyor. Dolayısıyla aşırı güvenlikçi politikalardan vazgeçilmediği sürece bu tür davaları görmeye devam edeceğiz ki bir hafta önce beni de çok saçma sapan iddialar nedeniyle gözaltına aldılar, daha sıcağı sıcağına insan hakları eylem planı açıklanmışken. Topluma çok açık bir baskı mesajı. Korkutma sindirme mesajı. Ama tabii şunu görmeliler artık. Toplumuz artık bu tip konulardan etkilenmiyor. İnsan haklarının birinci amacı korkudan, ikinci amacı yoksulluktan kurtarmaktır. Eğer siz insanlara korku ve yoksulluk dışında bir şey vermezseniz siz zaten insan haklarının dışına çıkmış durumdasınızdır’’ diye konuştu.

XS
SM
MD
LG