Erişilebilirlik

ABD'de Corona Salgını Yüzünden Et Sektörünün Geleceği Belirsiz


ABD’de et ve tavuk sektörü büyük ölçüde göçmenlerin iş gücüne dayanıyor. Bu sektörde daha çok ABD’de yasa dışı bulunan göçmenlerin çalıştığı biliniyor. Sektörün iş gücünde bu göçmenlere bağımlılığın yanı sıra salgınla ilgili belirsizliğin dana eti, tavuk ve domuz eti talebini karşılamada iş gücü eksiğine neden olmasından endişe ediliyor.

İş gücü bulmakta zorluk çeken fabrikalar yeni teşviklere gidiyor. Sektörün uzun vadede iş gücü bulup bulmama durumu işçilerin kendilerini güvende hissetmesine, sektörde yapılacak reformlara ve Başkan Donald Trump’ın göçmen politikalarına bağlı.

Martha Kebede’nin yetişkin oğulları Etiyopya’dan ABD’nin Güney Dakota eyaletine göç ettiğinde çok az sayıda iş imkanı vardı.

Çok iyi İngilizce bilmeyen iki kardeş Smithfield Foods' Sioux Falls domuz eti fabrikasında iş buldu. Et imalatı sektörü Corona virüsü salgınından en çok etkilenen sektörlerden olduğu için, bu iş yorucu olmasının dışında iki kardeş için riskliydi de.

Ülke genelinde binlerce et fabrikası çalışanı bu dönemde virüse yakalandı. Fabrikanın kesim bandında çalışan işçilerin neredeyse hepsi ya virüse yakalandı ya da hayatını kaybetti. İki kardeşin Corona virüsü testleri de pozitif çıktı.

Sektör yasadışı göçmenlere sırtını dayıyor

ABD’de et fabrikalarında yaklaşık 175 bin göçmen işçi çalışıyor. ABD’nin en tehlikeli iş kollarından sayılan sektör, geçmişten bu yana büyük ölçüde ülkede yasa dışı olarak yaşayan yabancı işçilere sırtını dayıyor.

Sektörün göçmenlere bağımlılığının yanı sıra en az 20 işçinin ölümüne ve et fabrikalarının geçici olarak kapanmasına neden olan Corona salgınıyla gelen belirsizlik, dana eti, domuz eti ve tavuk talebinin karşılanmasını etkileyecek bir işçi açığının oluşması endişesini de beraberinde getiriyor.

Salgından önce de iş gücü bulmakta zorlanan fabrikalar bir dizi teşvik için milyonlarca dolar harcıyor. Bu sektörlerin istihdam kapasitesi işsizliğe, sektördeki değişimlere, işçilerin kendilerini güvende hissetmesine ve Başkan Trump’ın agresif göçmen politikalarına bağlı.

Başkan Trump son dönemde getirdiği kısıtlamalarla ABD’ye göçü neredeyse tamamen yasakladı. Yönetim mevsimlik işçilere 60 günlük vize uzatma hakkı tanıdı. Ancak bu imtiyaz et sektörü çalışanları üzerinde az etkili oldu.

2019’da et ve tavuk fabrikalarında çalışma izni olan yabancı işçilerin sayısı yaklaşık 350’ydi. H-2B vizesiyle en fazla 66 bin yabancı işçi alınabiliyor. Bunlar genelde peyzaj ve otel hizmetlerinde çalışıyor.

Ancak yönetimde bu işçilerin sayısını arttırma eğilimi var. Başkan Trump’ın istihdam sıkıntısı çeken sektörler için desteklediği ek 35 bin mevsimlik işçi kabul edilmesi planı son olarak Nisan ayında mevcut ekonomik koşullar nedeniyle durdurulmuştu.

Sektörün yüzde 40’ını göçmenler oluşturuyor

Göçmenler sektörde çalışan yaklaşık 470 bin işçinin neredeyse yüzde 40’ını oluşturuyor. Güney Dakota ve Nebraska gibi eyaletlerde bu oran daha yüksek. Kar amacı gütmeyen Göç Politikası Enstitüsü’ne göre, göçmenler Güney Dakota’da sektördeki tüm işçilerin yüzde 58’ini ve Nebraska’da ise yüzde 66’sını oluşturuyor.

Sektör temsilcileri tüm işçilere sigorta gibi sosyal hakların da sağlandığı ciddi iş imkanları sunduğunu söylüyor. Ancak kırsal bölgelerdeki birçok iş yerinde işçilerin avukata, iş sendikalarına ve diğer iş imkanlarına erişimi sınırlı.

Notre Dame Üniversitesi öğretim üyelerinden Joshua Specht’e göre sektör zor durumdaki toplulukları hedef alıyor.

Ülkede tavuk fabrikaları da 1990’larda yoğun olarak göçmenleri istihdam etti. Ardından siyah Amerikalı işçiler arasında sendikalaşma arttı.

Mississippi eyaletinin Morton kentinde bir fabrika, Miami’de Kübalılar’ın gittiği mağazalara ve okudukları gazetelere düşük maaşla çalışmayı kabul eden işçilerin fabrikaya ulaşımını sağlayacağını söylediği bir iş ilanı verdi. Kuzey Carolina- Chapel Hill Üniversitesi antropologlarından Angela Stuesse’e göre bu bu kısa sürede Güney’de kullanılan bir taktik haline geldi.

İlk başlarda sektörde çalışma izni olan göçmenler çalışırken daha sonra bunların yerini yasa dışı Meksikalı ve Guatemalalı göçmenler aldı. Bunları Arjantin, Uruguay ve Perulular izledi. 2000’lere gelindiğinde bu fabrikalardaki iş imkanları artık ağızdan ağıza yayılarak kendi kendini ayakta tutar hale gelmişti.

Fabrika baskınları işgücü kaybına yol açtı

Sektörün ani iş gücü kaybının nedenlerinden biri de Başkan Trump’ın katı göç politikalarıyla gelen fabrika baskınlarıydı.

2006 yılında Iowa, Minnesota, Nebraska, Texas, Colorado, ve Utah’taki Swift & Co fabrikalarına baskın yap, 1.300 göçmen tutuklandı. Bu ABD tarihinin en büyük fabrika baskınlarından biri olarak kayıtlara geçti.

Mali Politika Enstitüsü’ne göre günümüzde et paketleme sektörü göçmen yoğunluğunun en fazla olduğu beşinci sektör.

Bazı veriler fabrikalara yapılan baskınların göçmenlerin istihdam edilmesini geçici olarak azalttığını gösteriyor.

2006’da vatandaş olmayanlar et paketleme sektörü çalışanlarının yüzde 52’sini oluştururken Küresel Kalkınma Merkezi’nden Michael Clemens’e göre bu rakam 2008’de yüzde 42’ye düştü.

Ancak bu eğilim Büyük Resesyon’un yüksek işsizlik döneminde tersine döndü. 2011’e gelindiğinde vatandaş olmayanlar sektörün yüzde 56’sını oluşturuyordu.

Geçen yıl Mississippi’deki tavuk fabrikasına yapılan baskının ardından vatandaş olan bazı işçiler istihdam edildi, ancak aktivistlere ve yerel liderlere göre göçmenlerin çoğu işlerine döndü.

Corona salgınının ardından fabrikaların yardımına koşan Başkan Trump oldu. Trump çıkardığı talimatnameyle et üretim tesislerini “zaruri iş yerleri” arasında aldı; böylece fabrikalar kapılarını yeniden açabildi.

Kuzey Amerika Et Enstitüsü şu anda fabrikaların büyük kısmının yüzde 70 kapasiteyle çalıştığını bildiriyor. Salgına karşı önlem olarak bölmeler arasına sert plastikten yapılan bariyerler yerleştirildi ve başka güvenlik önlemleri alındı.

Enstitü sözcüsü birçok et fabrikasının üretim durduğu sırada da işçilerine ödeme yapmaya devam ettiğini ve artan işsizlik karşısında sektörün işçiler için daha cazip hale gelebileceğini söylüyor.

Ancak Wisconsin eyaletinin Green Bay kentinde JBS Packerland fabrikasında çalışan 62 yaşındaki Guadaluoe Paez, Corona virüsü nedeniyle hastaneye kaldırılmasının ardından büyükbaş hayvan temizleme işine dönmek istemiyor. 1980’lerde Meksika’dan ABD’ye göçen yeşil kart sahibi Paez’in kızı, bu konunun babası için travma olduğunu ve babasının başka hastalıklara yakalanmaktan korktuğunu söylüyor.

XS
SM
MD
LG