Erişilebilirlik

Sokağa çıkma yasağının kaldırılmasının ardından Cizre’de inceleme yapan Mazlum-Der heyeti tespitlerini bir raporda topladı. Raporda silahla öldürülen 66 kişinin ismine yer verilirken, kamuoyunda sıkça tartışılan üç bodrumda öldürülenlere dikkat çekildi.

Toplam ölü sayısının en az 203 olduğu vurgulanan raporda, ölümlerle ilgili şu bilgilere yer verildi: “Ateşli silahlara bağlı olarak ölümü gerçekleşen 66 kişiden ayrı olarak 15 kişinin daha farklı tarihlerde ateşli silah yaralanmasıyla öldüğü fakat cesetleri sokaktan alınamadığı için isimlerinin öğrenilemediği iddia edilmektedir. Bu ölümlerden ayrıca Cudi Mahallesi’ndeki üç bodrumdan, farklı kaynakların beyanlarına göre 139 ile 187 arasında cesedin çıkarıldığı; yukarıdaki listede belirtilen son 6 ismin cenazesinin de bu bodrumlarda bulunduğu iddia edilmektedir. Kesin sayılar bilinmemekle beraber Cizre’de sokağa çıkma yasağı sürecinde en az 203 insanın hayatını kaybettiği ve bu sayının tespit edilecek diğer isimlerle 266’ya kadar yükselebileceği heyetimize dile getirilmiş bir iddia olarak yetkili mercilerce araştırılmayı gerektirmektedir.”

Mazlum-Der’in raporundan yer alan bazı tespitle ise şöyle:

  • Sokağa çıkma yasaklarının başlaması öncesinde Cizre’de açılan hendekler ve kurulan barikatlar nedeniyle gündelik hayatın rutin akışının ciddi şekilde bozulduğu, YDGH tarafından gerçekleştirilen kimlik kontrolü, esnafa kepenk kapattırma, araçların kontak anahtarlarına geçici veya sürekli el koyma, yol kapatma ve araç kontrolü gibi eylemlerin ilçe halkının ciddi bir kısmında baskı ve tedirginlik oluşturduğu ve güvenlik endişesiyle tepkilerini dile getirmekten tedirginlik duyan kimi kişilerin sokağa çıkışlarını sınırladıkları öğrenilmiştir.
  • Hendeklerin ilk açıldığı dönemde güvenlik güçlerince müdahale edilmediği, mülki amirlerin; yerel yönetimlerle, siyasi mercilerle ve yerel eşrafla birlikte çözüm arayarak hendeklerin kapatılmasına çabaladıkları, bu çabalardan kısmen sonuç alınabildiği ve fakat çözüm sürecinin belirsizliğe dönüşmesiyle, bu kişilerin yasak öncesindeki dönemde olduğu gibi YDGH’ye nüfuz edebilme ve onları ikna edebilme imkânının kalmadığı ifade edilmiştir.
  • Bazı aileler, herhangi bir engelleme yaşamadıklarını beyan etmelerine rağmen, sokağa çıkma yasağının ilk döneminde YDGH’nin güçlü olduğu bazı mahallelerde ilçe halkının ilçeyi terk edişini zor kullanma suretiyle engellemeye çalıştığı yönünde bilgiler mevcuttur.
  • Yasağın ilk günlerinden itibaren tank gibi ağır silahların hâkim noktalardan ilçe merkezine doğru mevzilenerek mahalle içlerine ateş açıldığı ve top ateşi nedeniyle Cizre’de çok sayıda evin isabet aldığı iddia edilmiştir. Sahada yapılan incelemeler esnasında da söz konusu mahallelerdeki evlerin kullanılamayacak şekilde tahrip olduğu gözlemlenmiştir. 130 bin nüfuslu ilçede, yaklaşık 50 bin kişinin barındığı düşünülen mahallelerdeki evlerin oturulamayacak şekilde tahrip olması veya tamamen yıkılması, yoğun bir çatışmalı sürecin yaşandığı kanaati oluşturmaktadır.
  • Mahallelerdeki hendeklerin, barikatların ve tuzaklanmış patlayıcıların; insanların ambulans ve itfaiye gibi yaşamsal açıdan büyük önemi haiz araçlara ulaşımını engellemek suretiyle de sağlık, yaşam, güvenlik ve seyahat gibi temel haklarını ihlal ettiği açıktır.
  • Çatışma süreci boyunca YDGH ve güvenlik güçleri tarafından ilçe halkının evlerine yerleşilmesi ve buraların mevzi olarak kullanılması, meskun mahalde çok sayıda evin tahrip olmasına ve sivillerin de ateş arasında kalmasına neden olmuştur.
  • Sivil yurttaşlara ait evlerde MKE'ye ait bazı mermi kovanları, fişeklikler, roket mermileri vb. mühimmat artığına rastlanılması, bu evlerin mevzi olarak kullanıldığına dair iddiaları güçlendirmektedir.
  • Bodrumlarda kalan kişilerin sağ olarak teslim alınması ve yaralıların hastaneye ulaştırılması için aracı olabilecek, bodrumda mahsur kalanların ikna edilmesini sağlayabilecek ve bunun için arabulucu olabilecek hiçbir aktörün kamu otoritesi tarafından devreye sokulmadığı sık dile getirilen bir iddia olmuştur.
  • Özellikle üç bodrumun bulunduğu alanda olay yeri incelemesinin yürütülmediği yaygın şekilde iddia edilmektedir. Savcılıktan, soruşturmanın gizliliği nedeniyle, bu konudaki iddialara ilişkin herhangi bir bilgi ya da yanıt ise alınamamıştır. İncelemelerimiz esnasında da, olay yeri incelemesinin yürütüldüğüne dair bir bulguya rastlanılamamıştır.
  • Yasağın başlangıcından önceki hafta içinde Cizre’ye iki otobüsle gelen ve öğrenci derneği üyesi olduğu söylenilen üniversiteli gençlerin büyük kısmının bodrumlarda öldüğü iddia edilmektedir. Genç grubun ilçeye geliş sebepleriyle ilgili kesin bir bilgiye ulaşılamamıştır.
  • İlçede, PKK mensuplarının mezarlarının yer aldığı belirtilen mezarlıkta birçok mezarlık kitabesinin kırıldığı görülmüştür.
  • Cizre’de sokak ve ev içi duvar yazılarının sıklığı ve içeriğine bakıldığında, yazılanların sokağa çıkma yasağı uygulanan diğer ilçelerdekiyle aynı ya da benzer içerik taşıdığı gözlemlenmiş, bu duvar yazılama fiillerinin münferit olmadığı kanısını güçlendirmiştir. Kamu güvenliği amacıyla yapıldığı belirtilen bir operasyonda ortaya çıkan bu tür yazılar, çatışma mahallinde mukim sivil kişilere yönelik bir ötekileştirmenin ve nefret duygu durumunun yaşandığına işaret etmektedir.
  • Güvenlik güçlerinin kullandığı bazı evlerde duvarlara yazılan cinsiyetçi yazılar, birkaç evde görüldüğü şekliyle kadınlara ait iç çamaşırlarının evlerde gelişigüzel saçılması, izinsiz bir şekilde evlere bayrak asılması, kullanılmış kondomların bırakılması ve ev halkını rencide eden ırkçı içerikli notların bırakılması, sadece Cizre halkını değil, aynı zamanda olayı takip eden ve tanıklık eden diğer Kürt vatandaşlarda da öfke ve nefret duygu-durumuna zemin hazırlamaktadır.
  • Sokağa çıkma yasağının öncesinde ve sonrasında gerçekleştiği belirtilen her türlü insan hakkı ihlaliyle ilgili tüm iddiaların ve olayların adli makamlarca araştırılması, gerekli yasal işlemlerin zamanında ve titizlikle yapılması, kim olursa olsun suçluların ortaya çıkarılması, delillerin karartılmaması ve her türlü hukuki sürecin adil, şeffaf ve etkin şekilde işletilmesi, kamuoyunda yaşananların örtbas edilmek istendiği yönünde menfi bir algı oluşturulmaması gibi hususlar, üzerinde hassasiyetle durulması gereken kritik bir durum arz etmektedir.

Raporun son bölümünde ise PKK ve bağlantılı grupların şiddete dayalı eylemleri ve buna bağlı olarak yapılan operasyonların sorunun çözümünü güçleştirdiğine vurgu yapıldı.

PKK’ya silahlı eylemlere son verme çağrısı yapılan raporda, “Devlet yetkililerinin de, ilan edilecek bir ateşkesi yeniden Çözüm Süreci’ne dönüştürecek adımları atarak kalıcılaştırması ve bu bağlamda geçmişte olduğu gibi askeri yahut siyasi yargılama şeklindeki uygulamaları değil, yeniden diyalog ve müzakere yöntemini esas alması, sorunun çözümü açısından tek makul yoldur. Yeni bir çözüm arayışının, bu defa toplumun tüm kesimlerin taleplerini ve katılımını temin edecek bir formatta tahkim edilerek başlatılmasını talep ediyoruz,” denildi.

XS
SM
MD
LG