Erişilebilirlik

Çin Uygur Gazetecilere Baskı için Ailelerini Kullanıyor


1 Ekim 2020 - İstanbul'da Çin'in Uygurlar'a yönelik politikaları protesto edildi

Çin’in Şincan bölgesindeki yetkililer Hür Asya Radyosu’ndan (RFA) bir gazetecinin iki erkek kardeşinin, 2018 yılında gözaltına alınmalarından bu yana kayıp olduğunu doğruladı.

RFA’in yerel yetkililerle yaptığı bir dizi röportajın ardından Mart ayının başında yayınlanan haber, gazeteci Esat Süleyman’ın kardeşleri Ehet ve Ahmet’in durumuyla ilgili ilk resmi bilgi niteliğinde. Yerel emniyet güçleri ve hükümet yetkilileri, kardeşlerin nerede tutulduklarını açıklamayı, “devlet sırrı” olduğu gerekçesiyle reddetti.

Gazeteci Süleyman’ın kayıp olan beş kuzeninin de Çin’in “yeniden eğitim” amaçlı olduğunu iddia ettiği kamplarda gözaltında tutuldukları tahmin ediliyor. ABD’de görev yapan Süleyman, aile fertlerinin gözaltına alınmasının, Pekin yönetiminin, kendisinin Çin’in hak ihlalleriyle ilgili yazdığı haberleri durdurma çabası olduğu görüşünde.

Amerika’nın Sesi (VOA) gibi RFA de ABD Kongresi tarafından finanse edilen bağımsız bir medya kuruluşu ve Küresel Medya Dairesi’nin çatısı altında yer alıyor.

Esat Süleyman, vefat eden annesiyle 2016 yılında yaptığı son telefon görüşmesini anımsıyor.

VOA’e konuşan Süleyman, “Bana, iki Çinli polisin kapısını birçok kez çalarak, Uygurlar’la ilgili haberlerimi sürdürmem halinde ailemizin bedel ödeceği uyarısında bulunduklarını anlatmıştı” dedi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) raporlarına göre, Çin’e bağlı yarı özerk bir bölge olan Şincan’da 2016 yılından bu yana bir milyondan fazla Uygur tutsak tutuluyor.

Merkezi Washington’da olan Uygur İnsan Hakları Projesi (UHRP) gibi sivil toplum kuruluşlarından uzmanlar, kamplarda tutulanların işkence, tecavüz, siyasi telkin ve zorla kısırlaştırılmaya maruz kaldığını söylüyor.

ABD’li yetkililer de “Şincan’da etnik ve dini azınlıklara karşı soykırım yaptığı ve insanlık suçları işlediği” iddiasıyla Çin yönetimini kınadı.

Soykırım iddialarını reddeden Çin yönetimi ise söz konusu kampların dini aşırıcılık ve terör saldırılarının önüne geçme ve Uygurlar’ı yoksulluktan kurtarma amacıyla faaliyette olduğunu savunuyor.

UHRP’den kıdemli uzman Peter Irwin VOA’e verdiği röportajda, birçok kurum olarak Çin hükümetinin Uygurlar’a yönelik faaliyetlerini soykırım ve insanlık suçu olarak gördüklerini söyledi.

Irwin’e göre, “Gazeteciler Doğu Türkistan’daki gerçekleri açığa çıkarmada büyük bir rol oynadı.”

Çin’in göz korkutma politikaları

Ancak bu rol, beraberinde büyük riskler getiriyor. Bölgedeki gazeteciler uzun süreli gözaltı süreçleriyle karşı karşıya kalıyor; ülke dışındakilerse ailelerinin güvenliğiyle tehdit ediliyor.

“Gözaltına alma da dahil çeşitli göz korkutma politikaları, Çin yönetiminin hak ihlalleriyle ilgili yurtdışında seslerini duyurmaya çalışan Uygurlar’a karşı bir misilleme niteliğinde” diyen Irwin’e göre bazı aile fertlerinin, gazetecilere Pekin’i eleştirmekten vazgeçme çağrısı yaptıkları görüntülü mesajlar Çin’in baskısının bir kanıtı.

UHRP Ocak ayında yayınladığı raporda, Çin’den aktivistlere yönelik en büyük tehdidin, bu kişilerin Çin’de yaşayan ailelerine yönelik olduğunu kaydetti. Rapora göre, çok sayıda aktivist, ailelerinin güvenliğini riske atmakla, insan hakları ihlallerine karşı çıkmak arasında gidip geliyor.

Irwin, çeşitli platformlarda yayınlanan görüntülü mesajlarla ilgili olarak, “Bu düzmece videolar yurtdışındaki Uygur topluluklarına yönelik yanlış bilgilendirme, gözdağı verme ve korku aşılama amacıyla kullanılıyor. Yurtdışındaki Uygurlar’a, halka açık bir şekilde konuşmaya devam etmemeleri için baskı yapılıyor ve Çin’deki sevdiklerinin de baskıcı bir kontrol altında olduğu hatırlatılıyor” dedi.

Sınırötesinde baskı politikası

Yurtdışında yaşayan aktivist ya da gazetecilerin yakınlarına yönelik misilleme eylemleriyle ülke sınırlarının ötesine taşan baskı politikaları, saldırılar, dijital ortamda gözdağı verme, zorlama, yasadışı sürgün ya da seyahat ve vize kısıtlamaları gibi farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor.

Özgürlük Evi (Freedom House) düşünce kuruluşunun Şubat ayında yayınladığı “Gözden Irak ama Ulaşılmaz Değil’’ başlıklı raporunda “ulusötesi baskı”, bir hükümetin diaspora topluluklarındaki muhalif sesleri susturabilmek adına sınırlarının ötesinde eylemde bulunması olarak nitelendiriliyor.

Raporun yazarlarından, Özgürlük Evi Araştırma Stratejisi Direktörü Nate Schenkkan, teknolojideki ilerlemenin hem yurtdışında yaşayan muhaliflerin seslerini daha iyi duyurmalarına olanak sağladığına hem de baskıcı yönetimlerin bu muhaliflere karşı eylem seçeneklerini arttırdığına dikkat çekiyor.

Schenkkan, “Gazeteciler yaptıkları iş gereğince hem ayrıcalıklı bir şekilde görünürlük kazanıyor hem de kolayca hedef haline geliyor” diyor.

Uygurlar’ın Çin’in dijital platformlar aracılığıyla uyguladığı baskı politikalarının en büyük hedeflerinden biri olduğunun altını çizen Schenkkan, “Uygur kökenli kişileri, nerede olurlarsa olsunlar, kontrol altına almaya yönelik bir çaba söz konusu” şeklinde konuştu.

Gazeteci Süleyman’ın erkek kardeşlerinin tutuklanması da bu tür baskının bir parçası.

Schenkkan’a göre “vekaleten zorlama’’, dünyada birçok yerde en sık rastlanan baskı taktiklerinden biri ve Çin aile üyelerini kullandıkları bu yönteme en fazla başvuran ülkelerin başında geliyor.

Çin’in bu tür baskı eylemleri karşısında, hedef alınanları korumak adına uluslararası alanda yaptırımların devreye sokulması gerektiğini savunan Schenkkan, “Çin’in bazı eylemlerini kontrol edemeyiz ya da değiştiremeyiz. Ama hedef alınan kişilere ülkelerimiz içinde daha fazla korunma sağlanması için farklı imkanlar yaratabiliriz” dedi.

ABD 2020 yılının Temmuz ayında Çin’e karşı yeni yaptırımları devreye soktu. Bunlar arasında, hak ihlallerinde rol aldığı ileri sürülen Şincan Üretim ve İnşaat Kolordusu’na ve kurumun eski yöneticilerinden Sun Jinlong ile Peng Jiarui’ye yönelik yaptırımlar da yer alıyor.

Geçen yıl Aralık ayında da Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği’ne Çin’e karşı yaptırım çağrısında bulundu ve Pekin yönetimini de uluslararası gözlemcilerin Şincan bölgesinde incelemelerde bulunmasına izin vermeye çağırdı.

XS
SM
MD
LG