Erişilebilirlik

Çelik: ‘Fasıl Açmamayı İlan Etmek Ankara Antlaşması’na Aykırıdır’


AB Bakanı Ömer Çelik

Avrupa Birliği (AB) Bakanı Ömer Çelik, AB Komisyonu’nun açıkladığı genişleme raporunu eleştirerek, “Türkiye ile müzakerelerde filen fasıl açılmaması başka mesele ancak biz ‘yeni fasıl açmayacağız’ diye karar ilan etmek başka.. Bu durum Ankara Antlaşması’na aykırılıktır. AB Komisyonu’na mektup yazıp izahat talep edeceğim” dedi.

Bakan Çelik, bugünkü basın toplantısında, AB Komisyonu’nun “Türkiye hızla AB değerlerinden hızla uzaklaşıyor” dediği genişleme raporunu değerlendirdi. Çelik, AB’ye sert suçlamalar yönelterek, Türkiye’nin terörle mücadelesi nedeniyle olağanüstü hali sürdürdüğünü ve halkın etkilenmediğini savundu. Buna karşın CHP’den ise, hükümetin Türkiye’yi uygar dünyadan uzaklaştırdığı açıklaması geldi.

Çelik, “Rapor yakınlaşmayı teşvik etmekten uzaktır. Avrupa Birliği’nin çekici özelliği olan müzakere etme kabiliyetini sürdürmesinden uzaktır. Yapıcı eleştiriler ile Türkiye’yi müzakereye davet etmemektedir. Bunun yanı sıra fiilen Güney Kıbrıs’ın engellemeleriyle fasıl açılmaması veya kapatılamaması söz konusuyken şimdi ‘yeni fasıl açılmayacak’ denilmesi de yanlıştır. Fiili durumun altını çizmek başka bir şeydir, açılmayacak diye taahhütte bulunmak ayrı bir şeydir. Ankara Antlaşması ya da 18 Mart Antlaşması’na da bağlılığı reddetmek demektir. Bu antlaşmada göç, sığınmacılar, mali yardım ve vize serbestisi konuları yanı sıra yeni fasıllar açılması da vardır. Türkiye, sığınmacılar konusunda üzerine düşeni yapmaktadır. Şimdi Türkiye’ye fasıl açılmayacağını söylemek antlaşmaya aykırılıktır. Bu konuda AB Komisyonu’na bir mektup yazacağım. Kendilerine antlaşmamızdaki durumu soracağım. Eğer böyle ise AB, antlaşmalarına sadık kalmayan bir birlik durumuna düşecektir” dedi.

Bakan Çelik, “Türkiye'nin aday ülke olma perspektifi bir kenara bırakılıp sadece diğer konularda işbirliği yani komşuluk politikasına dönüş gibi bir tabloyu Türkiye hiçbir şekilde kabul etmez. Türkiye'ye bu konuda adil ve hakkaniyetli bir yaklaşım gösterilmedi. Adil yaklaşımı hiçbir zaman görmedik. Ortaya çıkan bu son raporda, aynı mantığı sürdürüyor. Adil ve ilkeli bir yaklaşım yoktur. 'Türkiye'yi evrensel değerlerden uzaklaşmakla' itham ediyor. 'AB değerlerinden uzaklaşmakla' itham ediyor. Esas mesele şudur; sözler siyasi bir yaklaşımdır. Objektif olarak bakıldığında bütün fasılları açsınlar 6 ay içinde kapatacak kapasiteye sahibiz. Tüm eleştirilere rağmen Türkiye bu taahhüdünü sürdürüyor” diye konuştu.

Çelik, AB’nin Türkiye’nin iç politikası bakımından Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ne yönelik eleştirileriyle de “halkın seçimine saygısızlık yapıldığı” görüşünü ifade etti. Çelik, “Raporda, Cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili eleştiriler var. Tüm eleştirileri kökten reddediyorum. Son derece değersiz bir yaklaşım olarak görüyorum. Halkın oyu ile kabul edilen bir değişikliği henüz tüm yönleri ile uygulamaya girmeden uyum yasaları çıkmadan eleştirmek halkın demokratik iradesine açık bir saygısızlık ve önyargıdır. Sistemi onaylamış halka saygı duymalı” ifadelerini kullandı.

“AB FETÖ tehdidini anlamaktan uzaktır”

Bakan Çelik, Türkiye’nin beklentisinin aksine raporda FETÖ ibaresi yer almaması konusunda da tepki gösterdi. Çelik, “Terör meselesinde eleştiriler devam ediyor. Şunu anlamıyorlar Türkiye kendi güvenliğini sağlayarak aynı zamanda Avrupa'nın güvenliğini sağlamaktadır. AB'nin FETÖ tehdidini anlamaktan uzak olduğunu görüyoruz. İkili görüşmelerde bunu anladıklarını görüyoruz ama raporlarda değişiyor” dedi.

Rapordaki ifade özgürlüğüyle ilgili sert eleştirileri de reddeden Çelik’in, Türkiye’deki ifade özgürlüğü ihlallerini sadece terör bağlamında değerlendirdiği görüldü. Çelik, “İfade özgürlüğü ile ilgili eleştiriler var. Özellikle terör propagandası ile ilgili meseleleri buraya getiriyorlar. Teröre destek varsa demokrasi yoktur. PKK'nın terör örgütü olduğunun altının çizilmesi önemli ama bunun somut adımlarını görmek istiyoruz. DAEŞ Türkiye'ye saldırdığında, Avrupa'daki kamu binalarına Türk bayrağı yansıtılıp bizimle dayanışma içinde olduklarını gösteriyorlar ama PKK benzer bir saldırı yaptığı zaman bu dayanışmayı görmüyoruz hatta himaye edildiğini görüyor kınıyoruz. FETÖ'ye Gülen hareketi denmesini de kabul etmiyoruz. Yadırgıyoruz. Türkiye'nin Gülen hareketini terör örgütü olarak kabul etmesi raporda yer bulmuştur bu da kısmi bir ilerlemedir” açıklaması yaptı.

Güney Kıbrıs ve Yunanistan’a da sert tepki

Bakan Çelik, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’a yönelik “provokasyon” suçlamasında bulundu. Çelik, “Bize ‘Üye ülkeyi tehdit etmeyin' diyorlar. Açıkça söylüyoruz; Güney Kıbrıs Rum yönetiminin Türkiye'nin kıta sahanlığı içinde Kuzey Kıbrıs'ın da ortak olduğu münhasır ekonomik bölgelerde tek başına gaz çıkarma hakkı diye bir şey söz konusu olamaz. Fransız şirketlerle anlaşıp bizi İtalya ve Fransa ile karşı karşıya getirme gibi bir oyun üretiyorlar. Duyarlı olması gereken Fransa ve İtalya'dır. İki halkın eşitliğini tanımayan Güney Kıbrıs'a açık çek vererek sürekli olarak Kuzeyi ve Türkiye'yi suçlama şeklindeki politika sürdürülebilir değildir. Ürettikleri Kıbrıs politikası Türkiye'nin AB üyeliği ile bağlantısını kurmaları olsa olsa bir şantaj olur tespit olmaz. Kıbrıs konusunda her zamanki gibi ilkesizlik devam ediyor. Avrupa Birliği, Güney Kıbrıs'ın adeta esiri hale gelmiştir.” dedi.

Yunanistan’ın da Ege Denizi’nde tansiyonu yükselten taraf olmasına rağmen Türkiye’nin suçlandığını anlatan Çelik, “Avrupa Birliği, Güney Kıbrıs'ın adeta esiri hale gelmiştir. Politik komedyen dediğim Yunanistan Savunma Bakanı'nın son bir ay içinde hangi provokasyonlara imza attığı görüldü. Savunma Bakanlığı’nı ırkçı olduğu için savaş bakanlığı gibi anlamış. Yunanistan'a da kötülük yapacak şekilde kışkırtıcı faaliyetlerde bulunuyor. AB en güçlü şekilde bu şahsı kınamalı. Türkiye'nin üyeliğini ele alması gereken bir raporda, üye ülkeler ile ilişkilerimizin ele alınması absürt bir yaklaşım. Mahalle dayanışması gibi. Bunlar bizim için yok hükmündedir duymuyoruz bile bunları. Yapılan şey tek taraflı seçici bir yaklaşım” dedi.

Macron’un Balkanlar çıkışına Ankara tepki gösterdi

Bakan Çelik, ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Avrupa Parlamentosu’ndaki konuşmasını yadırgadığını da açıkladı. Çelik, Türkiye’nin Balkanlar’ın bir parçası olduğunu ve bu bölgede istikrar için çalıştığını belirterek, Macron’un Rusya ile birlikte Türkiye’yi hedef almasını eleştirdi.

Ayrıca Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy da, “Macron, Balkanlar’ın AB, Türkiye ve Rusya Federasyonu arasında bir rekabet alanı olduğuna dair ifadeler kullanmıştır. Balkanlar’ı bir nüfuz alanı olarak gören bu anlayışı yapıcı bulmuyoruz. Aynı zamanda bir Balkan ülkesi olan Türkiye'nin bu bölgedeki hedefi ve önceliği, geçmişte olduğu gibi bugün de, barış, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmanın muhafazası ve güçlendirilmesidir. Bu amaçla tüm bölge ülkelerinin Avrupa ve Avrupa-Atlantik kurumlarına üyeliklerini desteklemeyi sürdürüyoruz. Balkanlardaki dostlarımızın AB ve NATO'yla bütünleşme çabalarına Fransa'nın da en azından Türkiye kadar katkıda bulunmasını samimiyetle temenni ediyoruz” açıklaması yaptı.

CHP: “Türkiye yalnızlaşıyor, uygar dünyadan uzaklaşıyor”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan ise, AB Komisyonu’nun genişleme raporu nedeniyle iktidarı suçladı. AKP hükümetinin politikaları nedeniyle Türkiye’nin dış politikasında sorunlar yaşadığını kaydeden Tezcan, “Tek adam rejimi hem içeride hem dışarıda Türkiye’yi ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakıyor. AB Genişleme Raporu, Cumhuriyet tarihimizin yurtdışında ülkemizle ilgili yayımlanan en sert rapor.. OHAL’e hemen son verilmesi gerektiğini belirtiyor. Hukukun üstünlüğü dev adımlarla AB’den uzaklaşıldığını ifade ediyor. Bu tablonun sorumlusu Türkiye’deki tek adam rejimi, AK Parti yönetimi.. Bir dönem AB’ye giriyoruz diye havai fişekle gündüz vakti milleti aldatmak için kutlamaya kalktılar. Türkiye yalnızlaşıyor, uygar dünyadan uzaklaşan bir Türkiye ile karşı karşıyayız” dedi.

CHP olarak kesinlikle AB’ye üyelik şartlarını AB için talep etmediklerini de vurgulayan Tezcan, “Biz bu adımları, fasılları AB’den aferin alalım diye yapalım demiyoruz. Bizim ülkemiz ve insanımız hukukun üstünlüğünün olduğu, yargı bağımsızlığının sağlandığı, demokrasinin egemen olduğu bir Türkiye’yi hak ediyor. AB standartları, Türkiye halkı hak ettiği için bunları gerçekleştirelim dedik. Kendi inşamızı üçüncü sınıf çadır devleti statüsüne mahkum ediyor” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG