Erişilebilirlik

"İşçilerin Kıdem Tazminatı ve Emekliliği Tehlikeye Giriyor"


"İşçilerin Kıdem Tazminatı ve Emekliliği Tehlikeye Giriyor"
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:06:48 0:00

Türkiye’nin Corona virüsü salgınıyla yaşadığı ekonomik sorunu kısmen rahatlatma amacıyla başlatılan “kısa çalışma uygulaması” yasa teklifiyle sürekli hale getiriliyor. Ancak bu durumun kıdem tazminatı ve emeklilik haklarına zarar vermesinden endişe ediliyor.

Yasa teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilmesinin ardından TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanacak. “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” başlığı altında “torba yasa” niteliğindeki teklif, içerisinde istihdam, teşvik, vergi istisnaları gibi pek çok düzenleme barındırıyor.

Teklif, işverenler kesimi haricinde işçiler, sendikalar ve muhalefet tarafından tepkiyle karşılanıyor ve kalıcı şekilde emekçileri hak kaybına uğratacağı için eleştiriliyor. Hatta Hak-İş Konfederasyonu gibi geçmişte pek çok konuda AKP hükümetine yakın tavır almış olan işçi sendikası da DİSK ve Türk-İş ile birlikte bu düzenlemeye karşı çıkıyor. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilmiş haliyle teklif, “25 yaş altı 50 yaş üstü” diye yaş kısıtlaması getirmiş olsa da “esnek çalıştırma” mantığıyla işçilere güvencesiz bir çalışma ortamı yaratıyor.

Hükümet, komisyonda esnek çalışma modelinin 25 yaş altı ve 50 yaş üstü şeklindeki yaş kısıtlamasının sadece “iki yılla sınırlı” olduğunu açıkladı. Ancak buna karşın sendikalar, aslında bunun “bir işyerinde iki yılla sınırlı uygulama” olarak yazıldığını vurguladı. Yani işçiler, şirket adı değiştirilerek ya da taşeron şirketler aracılığıyla aynı işte iki yıldan fazla şekilde esnek çalışma modeli adı altında sigorta primleri ödenmeksizin çalıştırılabilecek.

Yarın Türk – İş, 81 ilde TBMM gündemindeki yasa teklifine karşı kitlesel basın açıklaması yapacağını duyururken, DİSK de geçtiğimiz hafta yaptığı tepki açıklamalarını sürdürme kararı aldı.

Yasa teklifi ne tür değişiklikler içeriyor?

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Sosyal Güvenlik Uzmanı Mustafa Balkız da, Türkiye’nin Corona virüsü salgını gerekçesiyle işverenlere tanıdığı işçileri kısa çalışma uygulaması adı altında esnek çalıştırmayla emekçi haklarına zarar vereceği görüşünü savundu.

Salgın gerekçeli kısa çalışma ödeneği uygulamasının 30 Ekim’de sona erecekken Haziran 2021’e kadar uzatıldığını söyleyen Balkız, bunun işçilerin kıdem tazminatı ve emeklilik için ödenecek sigorta primlerine zarar verdiğini belirterek, şimdi de 25 yaş altı 50 yaş üstü denilerek esnek çalışmanın kalıcı, yasal hale getirilmek istendiğini vurguladı.

Sosyal Güvenlik Uzmanı Mustafa Balkız, “Kısa çalışma ödeneğiyle bir kere işçinin maaş kaybı var çünkü asgari ücretinin yüzde 60’ı kadar almaktadır. 2.334 lira net kayıp var. Başka bir kaybı da uzun vadeli sigorta kollarına prim ödenmiyor. Bu ne demektir? Yaşlılık, maluliyet, ölüm sigortalarına prim ödenmiyor. Diyelim ki, emekliliği gelmiş bir kişi, şu anda emeklilik hakkı kazanmış ama prim gününe ihtiyacı var. Ama şimdi Haziran 2021’e kadar adına prim ödenmemiş olacak. Dolayısıyla emekli olma hakkı bir buçuk sene geriye düşecektir. Çünkü prim sayısı eksik kalacaktır. Yani yaşı ve hizmet süresi dolmuş olanlar için büyük bir mağduriyet getirmektedir. Bunun yanında bu süre içinde kıdem tazminatı da alamayacaktır. Esnek çalışma modelleri içerisinde kısmi çalışma var, süreli çalışma var evde çalışma var, uzaktan çalışma var, işçi kiralama var. Şimdi bununla faaliyete geçildiği takdirde işçilerin kıdem tazminatı hakkı ortadan kalkmış olacaktır” dedi.

Yasadaki yaş sınırlandırması bakımından 25 yaş altı ama özellikle de emekli olma çabasındaki 50 yaş üstündekiler için çok büyük bir mağduriyet doğacağını işaret eden Balkız, “Şu andaki sisteme göre düşünün ki bir metro istasyonunda büfe var orada çalışan birisi var. O kişi gider akşama kadar işini yapar o gün tam yevmiye alır. Dolayısıyla 30 gün üzerinden sigorta pirimi yapılır. Şimdi işveren diyecek ki ‘Sabahları sen gel saat 07:00’den 09:00’a kadar çalış ondan sonra evine mi gidersin başka bir yere mi gidersin ama sonra akşam saat 18:00 ile 20:00 arası gel.’ Şimdi bu işçinin çalışma süresi 10 günden az olacak. Bu işçi adına işveren de prim yatırmayacak. Dolayısıyla işveren prim yatırmadığı zaman Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primden olacak, Maliye vergiden olacak. Buna ilaveten o işçiye ilave bir yük getirecek. Nasıl bir ilave yük? Şöyle, önceden bir gidiş-geliş olmasına karşı iki kez gidip gelecek. Ulaşım masrafı iki kat artacak. Hem daha az maaş alacak hem de masrafı artacak. 50 yaş üstü grubu için de yaşlılık, maluliyet, ölüm primleri yatmadığı için emekli olmaları çok zorlaşacak. Çünkü, şu anda çalışan birisi 7200 günden primi yattığında emekli olabiliyor. Peki, bugün adına prim yatmaz ise nasıl emekli olacak? Emeklilik hakkını kaybedecek ve kıdem tazminatı hakkını kaybedecek. Bu kişiler çok mağdur olacak kişilerdir” diye konuştu.

Ücretsiz izne çıkarma da işverenler lehine uzatılıyor

Esnek çalışma modeli adı altında işverenlere salgın nedeniyle tanınan “çalışanları ücretsiz izne çıkarma” hakkını da kalıcı hale getirecek bir düzenleme öngörüldüğünü belirten Balkız, “İzne ayrılan kişiler kısa çalışma ödeneğinden daha az yani 1.168 lira maaş alarak geçinmek zorunda kalacaklar. Bugünkü ortamda 1.168 lirayla düşünün ki ister bekar olsun --zaten evli olduğu zaman -- o yıkım demektir. Bir de kirada oturuyor olsa neyi verecektir?” dedi.

Teklifte bunun işveren konumunda olan ve salgından olumsuz etkilenen esnafı rahatlamak amacıyla yapıldı yolundaki açıklamaları da sorduğumuz Balkız, “Bu modelle esnafın vergilerinde iyileştirme düşünülüyor ancak iyileştirme yapsa bile esnafın ödeyecek parası yok. Çünkü çalışılmadı. Örnek olarak 80 bin kantinci yaklaşık 8 aydır boş geziyor. Berberler, terziler yani çalışamayan esnaf ne yaptı? Hayatlarını bankalardan kredi çekerek devam ettirdiler. Kredi ödeme süreleri geldi ama zaten para yok ki krediyi de ödeyebilsin. Asıl yapılması gereken devletin esnafa karşılıksız yardım yapmasıydı” görüşünde.

Teklifte işçiler lehine talep edilmiş hiçbir düzenleme bulunmadığını da vurgulan Balkız, örneğin kadınlara işe başlamadan önce yaptığı hamilelik/doğum dönemini borçlanma hakkı tanınması gibi taleplerin teklifte yer almadığını sözlerine ekledi.

Sadece TİSK savundu Hak-İş, Türk-İŞ ve DİSK tepki gösterdi

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelerde ise, hükümet adına konuşan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Ahmet Erdem teklifin salgın döneminde ekonomik koşulları iyileştirme amacıyla hazırlandığını söyledi.

Teklifi destekleyen yegane kesim ise işverenler oldu. Hatta Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Genel Sekreteri Akansel Koç, söz alarak esnek, kısa dönemli çalıştırma hiçbir şart olmamasını talep etti. Koç, “Herhangi bir yaş ayrımı olmaksızın tüm çalışanları kapsamasını talep ediyoruz” dedi.

İşçi sendikaları ise teklifteki söz konusu tüm hükümlere karşı olduklarını belirterek, emekçiler aleyhine olan düzenlemelerin tekliften tümüyle çıkartılmasını talep etti.

Hak-İş Genel Sekreter Yardımcısı Erdoğan Serdengeçtı̇, amaçlandığı gibi istihdamı arttıracak değil azaltacak bir düzenleme olacağını vurgulayarak “25 yaş altı ve 50 yaş üstüçalışanların hiçbir şarta bağlı olmaksızın belirli süreli işsözleşmesiyle istihdam edilmesi durumunda kıdem ve ihbar tazminatı gibi haklardan yararlanamamalarının, beraberinde büyük mağduriyetlerin ortaya çıkmasına neden olacağını düşünüyoruz. İşverenlerin kötü niyetle hareket etmesi hâlinde, belirsiz süreli sözleşmelerden kaçınmak maksadıyla 25 yaş altı ve 50 yaş üstünde olan çalışanlara yönelik olarak devamlı işe giriş-çıkış yapılmak suretiyle bir sirkülasyon da meydana getireceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla, 25 yaş altı ve 50 yaş üstü aralığındaki işçilerin istihdamını azaltacak bir tabloyla karşı karşıya kalma durumu ortaya çıkabilir” dedi.

Türk-İş Hukuk Müşaviri Ferhan Tuncel de, normal çalışma düzeninde kısa çalışma söz konusu olduğunda suiistimaller yaşanmaması için önlemler söz konusuyken şimdi bunun ortadan kaldırıldığı tepkisini paylaştı. Tuncel, “Suistimali engellemek için iki temel kural vardı: Biri objektif nedenler, ikincisi de bu zincirleme yapılırsa başından itibaren belirsiz süreli sözleşmeye dönüşmesiydi. Şimdi, teklifteki 28’nci maddeki değişiklikle iki kuralı biz yok ediyoruz. Bunu yaparken de şu anki görüntüde 25 yaş altı ve 50 yaş üstünü diyoruz ki -- bu bile yaklaşık 3,5 milyonluk bir nüfusa tekabül ediyor. Bunun teklifin 16’ncı maddesiyle bağlantılı olduğunu düşünüyoruz çünkü orada da 31/12 tarihine kadar bir kısmi süreli çalışmanın yolu açılıyor. İkisini birlikte düşündüğümüzde bayağı büyük bir nüfus bu işten etkilenecek. Şimdi, belirli süreli sözleşmeleri biz eğer istisna olmaktan çıkartırsak bunun sendikacılık açısından da etkisi var. Bu kişiler, sendikaya üye kaydedilemeyecek. Bu kapsamda çalışan kişiler kıdem tazminatlarını alamayacaklar. İş arama izinleri olacaktı, ihbar tazminatları olacaktı, ama şimdi olmayacak” diye konuştu.

DİSK temsilcisi Engin Sezgin de, “Çalışma hayatını esaslı olarak, temelinden değiştirecek bir madde bu madde. Neden öyle? Çünküçalışma hayatının esasını düzenleyen iş sözleşmesi temelinden değiştiriliyor. Şimdi, bir yaş sınırı getirilmiş görünüyor, 25 yaşına kadar ve 50 yaş üstü deniyor ama gerçek anlamda bakıldığında bir işçinin 18 yaşında çalışmaya başlasa, 16 yaşından itibarençalışmaya başladığını varsaysak bile kendisi için sürekli olarak iki yılda bir çalışmaya devam edip hiçbir haktan, ne tazminattan ne sendikal haklardan ne örgütlenme özgürlüğünden yararlanamayacağı bir durum var” dedi.

Sezgin, AKP’li Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan’a da maddedeki “toplam iki yılı geçmeyecek” ifadesiyle gerçekte işverenlere kısıtlama getirilmediğini belirterek, “Bir işçi için iki yıl sınırı yok, o iş yeri için iki yıl sınırı var. Türkiye’de taşeronun nasıl uygulandığını biliyoruz. Bir işyerinde 10 ayrı firma oluşturuyor aynı işveren ve işçileri o firmadan o firmaya, o firmadan o firmaya... Şu anda iş güvencesi kapsamının dışında bırakmak için otuz kişinin altında, aynı işverene dolaylı yollardan açarak birçok firmada çalıştırıyorlar işçiyi. Hepsi 28-29 kişi altında bırakılıyor ve iş güvencesi kapsamının dışına çıkarılıyor. Dolayısıyla, bu maddenin bizim çalışma hayatımıza yansıması ciddi anlamda bir felakettir, fecaattir” açıklaması yaptı.

XS
SM
MD
LG