Erişilebilirlik

ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, iki ülke ilişkilerinde krize neden olan İstanbul Konsolosluğu personeli Metin Topuz’un tutuklanmasıyla ilgili “Maalesef ABD hükümeti, neden bizim çalışanlarımızın tutuklandığı konusunda Türk hükümetinden resmi bir bilgilendirme almadı. Terörizm suçlamaları çok ciddi suçlamalar. Bu iddiaları destekleyen kanıtlar nelerdir, bilmek istiyoruz” dedi.

Büyükelçi Bass, ABD Büyükelçiliği Konutu’nda Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD) tarafından düzenlenen sohbet toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bu sırada Türk güvenlik güçlerince ikametgah dışında yoğun güvenlik önlemleri alındığı görüldü.

​Toplantı sırasında gergin olduğu, her zamanki esprili ve Türkçe ifadeler kullanma tavrı yerine İngilizce kısa kısa ifadelerle açıklamalar yaptığı gözlemlenen Bass, hafta sonu Türkiye’den ayrılacağını ve ABD’den yeni büyükelçi gelinceye kadar diplomatik misyondan Müsteşar Philip Kosnett’in sorumlu olacağını da açıkladı.

Bass, toplantının açılış konuşmasında, böylesi büyük bir ülkeden ayrılmaktan üzüntü duyduğunu belirterek, görevi süresince iki ülke ilişkilerinde şimdi olduğu gibi tartışmalar yaşandığını ifade etti. Büyükelçi Bass, Eşi Holly Bass’la birlikte Türklerin misafirperverliğini deneyimleme imkanı bulduklarını da dile getirdi.

ABD ve Türkiye’nin birlikte çalıştıkları ve sorunlara birlikte çözüm ürettikleri zaman güçlü olduklarını kaydeden Bass, iki ülke birlikte çalıştığında ve çözüm ürettiğinde sonuca ulaştıklarını ancak birlikte çalışma konusunda her zaman başarılı olunmasa da bunun denenmesi gerektiğini anlattı. Türkiye’yle ilişkiler açısından birlikte çalışmayı ABD hükümetinin felsefesi olarak tanımlayan Bass, Ankara’daki son haftasında ABD olarak vize başvurularını durdurma kararı almalarında ise Türk hükümetinin ABD misyonunda görevli Türk çalışanlara yönelik tutumunu gerekçe gösterdi. Bu kararı kolaylıkla değil üzüntüyle aldıklarını vurgulayan Bass, ABD’yle ilişkilere sahip pek çok Türk vatandaşını etkileyen bu karara karşılık Amerikan vatandaşları için de aynı şeyin yaşandığına dikkati çekti.

ABD’nin istediği veya çıkarına olmayan şekilde vize başvurularını durdurma kararı aldığını belirten Bass, bunun da Türk hükümetinin kendileriyle bilgi paylaşımı yapmaması ve diyalog kurmamasından kaynaklandığına işaret etti. İki toplum arasındaki uzun geçmişe sahip ilişkileri kesintiye uğratmak istemediklerini söyleyen Bass, “Maalesef ABD hükümeti olarak, bizim yerel çalışanlarımız neden gözaltına alındı veya tutuklandı diye herhangi bir resmi iletişime sahip değiliz. Bizim çalışanlarımız için terörizm zanlısı suçlamasıyla karşılaşmak çok ciddi iddialar. Biz de tüm bunları ciddiyetle ele almak istiyoruz. Bu iddiaları destekleyen kanıtları daha iyi anlamak istiyoruz. Size şu garantiyi verebilirim ki eğer Amerikan hükümeti, ABD’deki Türk elçiliği veya konsolosluğundaki çalışanlarla ilgili terör örgütü üyeliği bağı olduğunu düşünse hemen bununla ilgili bilgileri Türk hükümetinin dikkatine sunardı ve kendileriyle işbirliği yapardı. Bizim de beklentimiz Türk hükümetinden aynı yolu izlemesi” diye konuştu.

Türk hükümetinden henüz bilgi paylaşımı konusunda aynı yaklaşımı göremediklerini yineleyen Bass, Türk yetkililerle yakın iletişim halindeki konsolosluk personeli Metin Topuz hakkında neden tutuklama kararı alındığını halen bilmediklerini ve diğer çalışanlarını da riske atmamak için diplomatik misyona ziyaretçi trafiğini azaltmak istediklerini anlattı.

Hükümetler arası diyalogla bunun en kısa sürede çözülmesini umut ettiklerini belirten Bass, bunun için de Türk hükümetiyle iletişim kurma çabalarını sürdürdüklerini söyledi.

IŞİD’le mücadeledeki başarıyı anımsattı

Büyükelçi Bass, son günlerdeki gibi kamuoyunda sıcak gelişmelerin gündemde olmasına karşın, iki ülke ilişkilerinde kamuoyu gözünde olmayan bazı başarılar elde edildiğini de söyledi. Bass, “Çok sevindirici bir şekilde, Türkiye, son 9 buçuk aydır kayda değer bir DAEŞ saldırısı yaşamadı. Bu, DAEŞ’in Türkiye’de saldırı düzenlemekten vazgeçmesinden kaynaklanmıyor, DAEŞ, şu anda Türkiye’ye saldırı düzenleyemiyor. Hepimiz dün yıl dönümü olan iki yıl önceki Ankara’daki trajik saldırıyı (Ankara Gar Katliamı) hatırlıyoruz. DAEŞ’in son dönemde böylesi büyüklükte saldırılar yapamaması, iki hükümetimiz arasında ve diğer hükümetlerle bu konuda yakın yoğun işbirliğinden kaynaklanıyor. Bu da DEAŞ’ın Türkiye’de büyük saldırılara girişememesinin sigortası. Türk istihbarat ve yargı yetkilileriyle ABD’li yetkililerin birlikte sürdürdüğü çabaların sonucu. Hem Türkiye, hem Avrupa hem de ABD halkı son üç yıldır birlikte gösterdiğimiz çabalarla daha güvende” ifadelerini kullandı.

‘Bağımsız Kürdistan oluşumunu veya Türkiye’nin egemenliğinde değişim istemiyoruz’

Amerikan hükümeti ve elçiliği olarak Türk toplumuna yönelik PKK’dan kaynaklı tehditlere karşı güçlü işbirliğini sürdürecekleri mesajını veren Bass, “Sizi birkaç soru sormaktan kurtarayım ve açıklık getireyim ki; ABD hükümeti, bağımsız bir Kürdistan’ı desteklemiyor. ABD, (Suriye ve Irak’ta) bir Kürt koridoru yaratılmasını desteklemiyor. Türkiye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün değiştirilmesini istemiyor. Hiçbiri şu anki politikamız veya eylemimiz değil. Bu bölgede böyle şeyler olmasını tasarlamıyoruz. Nokta” diye konuştu.

ABD’nin Suriye ve Irak’ta DEAŞ’ın yeniden güçlenmesi veya herhangi bir radikal terörist örgütlenmesine karşı mücadele ettiğini anımsatan Bass, Suriye’de DEAŞ sonrasında nasıl bir şekillenme olacağıyla ilgili zorluklar üzerinde uğraşıldığını anlattı. Bass açış konuşmasında, ayrıca son üç yılda yaşanan ekonomik çalkantılar ve darbe girişimine karşın ikili ilişkilerde ilerlemeler görüldüğünü de sözlerine ekledi.

‘Vize kararı ABD hükümetinin kararı”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye’den vize başvurularını durdurma kararını şahsen almakla suçladığı John Bass, “Vize kararıyla ilgili bir yanlış anlaşılma varsa bunu düzelteyim; bu karar, ABD hükümetinin bir kararıdır. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü de dün bunu doğruladı. Bu karar alınırken Washington’un da dahil olduğunu ifade etti” dedi.

Erdoğan’ın kendisini ABD’nin temsilcisi olarak tanımadığını söylemesi de sorulunca Bass, “Her hükümet diplomatik misyonlarını belirleme hakkına sahiptir. Biz Türk hükümetinin yabancı elçilerle nasıl ilişki yürüteceğine saygı duyuyoruz. Biz de aynı ilişkileri Washington’da yürütüyoruz. Büyükelçi Kılıç (Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç), ABD yetkilileriyle görüşmek istediğinde sıklıkla bu durumu görüyordur” açıklamasını yaptı.

Bass, ABD’nin bu kararı almasının arkasında zamanlama açısından Türkiye’nin Rusya’yla yakınlaşması ve Suriye’de İdlib Operasyonu yapılmasının olup olmadığı sorusuna ise “Hayır” demekle yetindi.

‘Hiç kimse bizim binalarımızda saklanmıyor’

ABD misyonundaki bütün yerel çalışanlardan Türk kanunlarına uymalarını beklediklerini söyleyen Bass, ayrıca “Türk yargısından kendilerine bir talep geldiğinde buna yanıt vermelerini” istediklerini de belirtti. Hiçbir çalışanlarını yargı yetkililerinden gelen talepleri kabul etmemeleri için teşvik etmeyeceklerini de vurgulayan Bass, “Topuz ya da diğer çalışanlara dair suçlamalarla ilgili ise yorum yapmam zor, çünkü bu konuda Türk hükümetiyle resmi görüşmelerimiz olmadı ve bize hiçbir kanıt sunulmadı. Kanıtların sunulmasının yokluğunda, (Topuz’un) uzun yıllardır ABD hükümeti adına yürüttükleri Türk yargı yetkilileri ve diğer yetkililerle ortak çalışmaları söz konusu. Topuz, Türk yargı yetkilileriyle yakın şekilde çalışmakla sorumluydu. Onlara özellikle kaçakçılıkla, uyuşturucu kaçakçılığı trafiğiyle mücadele konusunda yardım etmekle yükümlüydü. Bu konudaki işbirliği sayesinde başarılar kaydedildi. Eğer Topuz’un görevi dışında ilişkileri varsa veya birşey yaptığı konusunda bir kanıt varsa bunları görmek isteriz. Herhangi bir çalışanımız hakkında böyle bir durum varsa kanıtları görmek isteriz” dedi.

Hükümete yakın medya kuruluşlarında hakkında savcılığa ifade vermesi kararı olan N.M.C. adlı şahsın ABD’nin İstanbul Konsolosluğu’nda saklandığına ilişkin soruya karşılık Bass, “Hiç kimse bizim binalarımızda saklanmıyor. Türk yargısı yetkililerinden bizim herhangi bir yerel çalışanımıza ifade vermeleri veya gözaltına alınmaları için resmi bir talep geldiğini de bilmiyorum” açıklaması yaptı.

Bass, ABD’de Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın gözaltına alınması sırasında Türk hükümetine bilgi verilip verilmediği sorusuna ise, bu konuyu kontrol etmeden şu anda bu soruya kesin yanıt veremeyeceğini söyledi.

“ABD yargı sisteminde masumiyet karinesi temeldir”

Bass’a ayrıca ABD’nin, Türkiye’nin sunduğu dosyalara karşın Fethullah Gülen’i neden iade etmediği sorusu soruldu.

Gülen’in iade edilmesiyle ilgili ABD’de yargı kararı verilmesi gerektiğini anımsatan Bass, “Türk hükümetinin iade talebi var, bu talebi diğerlerinden ayrı tutmuyoruz. Bizim yargı kültürümüzü takdir etmeyenler bulunuyor Türkiye’de. Fakat ABD sisteminde masumiyet karinesi temeldir. ABD’li yetkililer, bir yargı kararının olası sonucu hakkında önceden konuşmazlar. Dolayısıyla ABD hükümeti, kamuoyu önünde yöneltilen suçlamalar hakkında yorum yapmakta çok hassastır. Dolayısıyla biz Gülen’e yöneltilen suçlamalarla ya da Türk hükümetinin sunduğu kanıtlarla ilgili kamuoyu önünde yorum yapmıyoruz. Fethullah Gülen, ABD yönetimi 2007’de kendisine ABD vatandaşlığı olmadan kendisine birçok hak tanıyacak olan Green Card verilmesi konusunda olumsuz görüş bildirmesine karşın ABD’de bulunmaktadır. Bu, Türk hükümetinin 2013’te Gülen konusunda endişelerinin gündeme geldiği 2013 yılından 6 yıl önceydi. Dolayısıyla ABD hükümetinin, Gülen’in ABD’de bulunmasından bir çeşit fayda sağladığı görüşü kesinlikle dayanaksızdır. İade süreci bir yargı sürecidir, dolayısıyla yöneltilen suçlamalar hakkında biz konuşmuyoruz, ABD hükümeti bu konuda konuşmaz. Bu bir yargı süreci” diye konuştu.

Bunun üzerine Bass’a, “Peki Metin Topuz’un serbest bırakılmasını neden istiyorsunuz?” sorusu yöneltildi. Bass, “Bu durum farklı, bize Topuz hakkında hiçbir suçlama bildirilmedi. Bu konuda iki hükümet arasında hiçbir iletişim olmadı, bize hiçbir bilgi verilmedi” ifadelerini kullandı. Bass, ABD tarafı olarak Topuz veya bir başka personel hakkında gözaltı veya tutuklama kararı alınması konusunda öncelikle kendilerine bilgi verilmesi ve kanıtlar sunulması beklentisinde olduklarını da yineledi.

“Terörizm konusunda görüş ayrılığımız var”

Topuz ve diğer personel hakkında terörizm suçlaması yapıldığı anımsatılarak, Türkiye’yle ABD’nin terörizm konusundaki yaklaşımı sorulunca Bass, bu konuda iki ülke arasındaki görüş ayrılığı ve Türkiye’de Terörle Mücadele Kanunu’nun çok geniş kapsamlı tanımlanması kaynaklı zorluğa işaret etti. Bass, “Sadece Türkiye’yle ABD arasında değil, Türkiye’nin birçok müttefikiyle yaşadığı bir görüş ayrılığı. Bu konu da Türkiye’yle ABD hükümetleri arasında görüşülen konulardan biri. Biz, insanları rahatsız da etse itirazlarla da karşılaşılsa belli bir ifade özgürlüğünün olmasından yanayız. Türk hükümeti, bu konuda farklı bir bakış açısına sahip. Biz, bu konudaki endişelerimizi iletmek konusunda utangaç olmadık. Örneğin dün hakkında mahkumiyet kararı verilen Wall Street Journal muhabirinin sadece işini yapan bir gazeteci olduğunu düşünüyoruz. Bu konularda Türk hükümetiyle çok açık farklı düşünüyoruz ve bunu dile getirmekten çekinmiyoruz. Bu konuda fikir ayrılığımız sürecek gibi görünüyor” dedi.

“ABD hükümetine çalıştığı için suçlandığını inanıyorum”

Ayrıca terör örgütü üyeliğiyle suçlanan İzmir’de Proteston Kilisesi Pastörü Andrew Brunson ve eşi Norine Brunson vakasıyla ilgili soru üzerine Bass, Brunson’un artık yargı konusu olduğunu vurguladı. Ancak terörizm suçlamasını muğlak bulduklarını ve Türk toplumuyla iyi ilişkiler yürütme çabasındaki Brunson’ın da terörizmle suçlandığını kaydeden Bass, ancak şu anda yargılama yapıldığını söyledi.

Bass, Topuz’dan önce Amerikan diplomatik misyonlarında görevli Türk personelin tutuklanması konusundaki ilk vaka olan Hamza Uluçay olayını da değerlendirdi. Bass, Uluçay’ın da yargılanmasına başlandığını belirterek, “Ancak ben Uluçay’ın ABD hükümetine çalıştığı için suçlandığına ve ABD hükümeti için uzun yıllarca yürüttüğü görev nedeniyle suçlamayla karşılaştığına inanıyorum” ifadesini kullandı.

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na Öksüz yanıtı

ABD Büyükelçisi Bass, darbe girişimi gecesi Akıncı Askeri Üssü yakınında gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Adil Öksüz’ün öncesinde ABD İstanbul Konsolusluğu’na telefon aramaları yaptığıyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın elçilikten bilgi talep etmesini de yorumladı. Bu noktada İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın diplomatik anlaşmalara aykırı davrandığını vurgulayan Bass, “Resmi talep derken iki ülke arasında bu konuda işlemesi gereken kanallar var. Bir devlet, diğer devletten bir talepte bulunduğunda bu kanallar işlemeli. Fakat bahsettiğiniz talep resmi kanallardan gelmedi. Dolayısıyla bu konuyu Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’na sormanızı rica ediyorum. Normalde bir bilgi talebi nasıl yapılır, bu konuda yerleşik bir kanal vardır. Bir savcı, büyükelçiliğe doğrudan bir mektup göndererek, üstelik bunu önce medyaya açıklayarak bilgi talep edemez” diye konuştu.

Krizin çözümde hükümetler arası görüşmeleri adres gösterdi

Büyükelçi Bass, ayrıca ABD’nin vize başvurularını durdurma kararından ne zaman vazgeçebileceğine ilişkin soru üzerine bunun ancak hükümetler arasında ve basına kapalı özel görüşmelerle çözüleceğini ifade etti. Bu nedenle bu konuda yorum yapamayacağını kaydeden Bass, bu konuda Erdoğan’la Trump arasında görüşme olup olmayacağına ilişkin soruya karşılık da, bir büyükelçi olarak böylesi görüşmeleri yorumlayamayacağını söyledi.

XS
SM
MD
LG