Erişilebilirlik

‘Bush Dönemi Türk–Amerikan İlişkilerinin En Üst Düzeyde Olduğu Bir Dönemdi’


Dünya siyasetinde “Baba Bush dönemi” olarak adlandırılan 1989-1993 yıllarında Türkiye ile ABD arasında ilişkilerde “kriz” olarak görülebilecek sıkıntılı durumlar yaşanmadığı vurgulanıyor.

O dönemde Başbakanlık koltuğunda 1989-1991 dönemi Yıldırım Akbulut, 1991 yılında Mesut Yılmaz ve sonrasında Kasım 1991- Nisan 1993 döneminde Süleyman Demirel bulunuyordu. Turgut Özal ise, 8. Cumhurbaşkanı olarak dış politikada aktif olarak rol alıyor ve Türkiye’nin özellikle ABD’yle yakınlığını amaçlayan politikaları destekliyordu.

Geçmişte Washington Büyükelçiliği görevinde bulunmuş olan deneyimli diplomat Faruk Loğoğlu, Bush döneminde Körfez Savaşı’nın iki ülke ilişkilerinde belirleyici faktörlerden birisi olduğunu anımsattı. Özal’ın Türkiye’nin dış politikası yönetiminde Irak’a karşı koalisyonu desteklediğini kaydeden Loğoğlu, böylece ABD’nin Kuveyt’in işgal edilmesi üzerine Irak’ı engellemeye dönük askeri müdahalesine Türkiye’nin destek verdiğini hatırlattı.

Emekli Büyükelçi Loğoğlu, “George Bush, Türk- Amerikan ilişkileri ve genelinde de dış politika açısından olumlu izlenimler bırakmıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılımıyla ve Almanya’nın birleşmesiyle yakın ilgilenmiştir. Turgut Özal ile diyalogları iyi idi. Özal’ın Körfez Savaşı konusunda politikası kendi ifadesiyle ‘bir koyup üç almak’ şeklindeydi ve ABD’nin Irak politikasını yeşil ışık yakmıştı. Baba Bush, o dönem ABD’nin amacını Irak’ı mağlup etmek değil Kuveyt’i kurtarmak olarak tanımlamıştı. ABD’li askerler de çok kısa sürede Irak Ordusu’nun Kuveyt işgalini sonlandırıp evine geri döndü. Bush, o dönem Saddam Hüseyin’in iktidarda kalması nedeniyle eleştirilmişti. Ancak bence Bush hedefini doğru saptamıştı” şeklinde görüşleri aktardı.

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı da, Türkiye’de Turgut Özal faktörüne vurgu yaptı. Bağcı, “Bush dönemi Türk–Amerikan ilişkilerinin en üst düzeyde olduğu bir dönemdi. Hatta o dönem için en pürüzsüz günlerdi diyebiliriz. İki nedenden ötürü böyle idi. Birinci, 1990-1991 yıllarında Körfez Savaşı söz konusuydu. İkincisi de Turgut Özal ile Bush arasında özel bir ilişki vardı” dedi.

Bu noktada Özal’ın ABD Başkanlığı açısından özel dinlenme mekanı olan Camp David’e davet edilmiş ve haftasonu orada kalmış Türkiye’den yegane siyasetçi olduğunu da anımsatan Bağcı, “Özal, Amerikan taraftarı olarak bilinirdi. Avrupa’ya güvenmezdi. Bu çerçevede Türkiye, Özal yönetiminde liberalizm politikasını izlemiştir. Bu noktada Bush öncesinde Ronald Reagan dönemiyle başlayan bir şekilde ABD’nin politikalarına yakınlık duyulmuştur. Keza İngiltere’de Margaret Thatcher ve Sovyetler Birliği’nde ise Mihail Gorbaçov görevdedir. ABD, İngiltere ve Türkiye hep birlikte Gorbaçov’a da güven duydular. Sovyetler Birliği’nin yıkılış sürecine katkıda bulunarak, yakından izlediler. Soğuk Savaş dönemini bitirmekte önemli katkılarda bulundular” diye konuştu.

Keza o dönemde Türkiye’nin ABD’nin talebi üzerine Ceyhan Boru Hattı’nı kapattığını da kaydeden Bağcı, “Özal, o zaman demişti ki ‘Birleşmiş Milletler kararı zaten çıkacak kapatmak zorunda kalacağız. Ama biz BM kararı gelmeden boru hattını kapatarak, ABD ile ilişkilerimizi pekiştiriyoruz’. Özal, Irak konusunda baba Bush’a Bağdat’ı almadıkları için de yanlış yaptıklarını söylemiştir. ABD Ordusu’nun çok yakınlaşmasına rağmen Bağdat’a girmemesini yanlış adım olarak değerlendirmiştir. Yine Türk–Amerikan ilişkileri açısından Özal, ‘Bize yardım etmeyin, bizimle ticaret yapın’ demiştir. Türk–Amerikan ilişkileri o dönemde karşılıklı işbirliği ve anlayış temelinde ilerlemiştir” yorumunu paylaştı.

XS
SM
MD
LG