Erişilebilirlik

Brunson’ın Avukatı: ‘Anayasa Mahkemesi’ne Gidebiliriz’


ABD Başkanı Donald Trump’ın serbest kalması için Türkiye’ye yönelik yaptırımlar da başlattığı Rahip Andrew Craig Brunson’un ev hapsinde tutulması kararında yapılan itirazlara rağmen değişiklik olmadı.

ABD vatandaşı Brunson’un ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağına yönelik olarak avukatı aracılığıyla üst mahkeme konumundaki İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptığı başvuruya da ret yanıtı verildi. Mahkeme, Brunson’un avukatı İsmail Cem Halavurt’un İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına ilişkin olarak itiraz başvurusunu değerlendirdi ve bugünkü kararıyla ABD’li din adamı açısından durumu değiştirmedi. Mahkeme, itiraz dilekçisindeki talepleri redderek, Brunson’ın ev hapsi ve yurtdışı çıkış yasağının devam etmesi yönünde karar aldı.

“FETÖ ve PKK gibi terör örgütleriyle bağlantısı olmakla” suçlanan Brunson hakkındaki dava, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Mahkeme, 18 Temmuz’da üçüncü duruşmada Brunson aleyh ve lehindeki tanık ifadelerini dinledikten sonra tutuklu kalmasına karar vermişti.

Ancak Brunson’ın sağlık durumu gerekçesiyle yapılan başvuru üzerine üst mahkeme konumundaki İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Temmuz’da dosya üzerinde yaptığı incelemede, Brunson’ın tutukluluğunu ev hapsine çevirerek, sanığa yurt dışına çıkış yasağı getirmişti.

Bu karara karşı avukat İsmail Cem Halavurt, müvekkili adına 30 Temmuz’daki ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını için İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi başvurmuş ve ret yanıtı almıştı.

Halavurt, bu sefer de yargılama makamı İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne 14 Ağustos’ta aynı taleplerle başvurmuştu. Bu başvurusu da olumsuz sonuçlanan Halavurt, yeniden üst mahkemeye konuyu taşımıştı.

Halavurt: “Anayasa Mahkemesi’ne gitme eğilimindeyiz”

Avukat Halavurt, Amerika’nın Sesi’ne son durumu yorumladı. Bu aşamada İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını, yerel mahkeme düzeyinde kesinleşmiş karar olarak kabul etmek gerektiğine işaret eden Halavurt, itiraz başvurularını sürdürseler de artık İzmir’de farklı bir karar çıkmayabileceğini dile getirdi. Halavurt, “Dolayısıyla bu kesinleşmiş kararla artık itiraz başvurumuzu Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru hakkıyla taşıyabiliriz. AYM’ye gitme yönünde eğilimiz var diyebiliriz. Henüz bu konuda kesin kararımız oluşmadı. Bu aşamada mı yoksa ilerleyen aşamalarda mı AYM’ye gidelim mi diye değerlendiriyoruz” dedi.

Halavurt, müvekkili Brunson’un sağlık durumuyla ilgili iddiaları da doğrulamadı ve “Sağlık durumu gayet iyi” bilgisini aktardı.

İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi ile İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dava dosyasında Brunson’la ilgili delilleri doğru şekilde ele almadığını kaydeden Halavurt, “Söz konusu mahkemelerce müvekkilim ile ilgili delillerin yanlış değerlendirildiğini düşünüyoruz. Bizim başvurularımız doğrultusunda ev hapsi ve yurt dışına çıkış şeklindeki adli kontrol hükümleri kaldırılmalıydı. Şimdi AYM’ye başvuru seçeneği için bugünkü İzmir 3. Ağır Mahkemesi’nin kararına ilişkin bize yazılı tebligat gelmesi ardından 1 aylık süremiz var. Tebligat bize ulaşınca bu konuda karar vereceğiz” diye konuştu.

ABD – Türkiye hattında Brunson krizi nasıl gelişti?

Protestan cemaatine ait İzmir Diriliş Kilisesi yöneticisi Rahip Brunson, 23 yıldır yaşamını sürdürdüğü Türkiye’de “ulusal güvenliğe tehdit” gerekçesiyle eşiyle birlikte 7 Ekim 2016’da gözaltına alınmıştı. Ardından İzmir 5.Sulh Ceza Hakimliği kararıyla 9 Aralık 2016’da FETÖ ve PKK ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştı. Brunson’ın tutukluluğuna gizli tanık ifadesiyle “FETÖ bağlantısı” ve İzmir’de “FETÖ soruşturması” kapsamında yargılanan Uluslararası Af Örgütü Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç ile ilişkisi gerekçe gösterildi. Eşi Norine Brunson ise serbest bırakıldı. Brunson, casusluk dahil bütün suçlamaları reddederken; ABD hükümeti de Brunson’ın sadece din adamı olduğunu sık sık tekrarlıyor.

Brunson, iddianame hazırlığı gerekçe gösterilerek 16 aylık tutukluluğunun ardından hakim karşısına ancak ilk kez 16 Nisan 2018’de çıkarılmıştı. Brunson hakkındaki iddianamede, “Fethullah Gülen yapılanmasının üst düzey yöneticileriyle bağlantı kurmak” ve “PKK örgütünü desteklemek” kapmasında “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Ayrıca “casusluk” suçlamasıyla ise 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Brunson’ın ilk duruşmada ve sonraki 7 Mayıs 2018’deki ikinci duruşmada suçsuz olduğunda ısrar etmesine rağmen aleyhine tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek tutuklu kalmasına karar verilmişti.

ABD Başkanı Donald Trump ise, Brunson’ın ilk duruşmada tutuklu kalması sonrasında 18 Nisan’da Twitter’dan “Amerika'da iyi bir beyefendi ve Hıristiyan lider olan Rahip Brunson yok yere Türkiye'de yargılanıyor ve zulme uğruyor. Ona casus diyorlar ben ondan daha fazla casusumdur. Umuyorum ki evine ve ait olduğu güzel ailesine dönmesine izin verilecek” mesajını paylaştı.

Bu arada Trump’ın telefon görüşmeleriyle Brunson’ın serbest bırakılması talebi Türk – Amerikan ilişkilerinde önemli gündem maddelerinden birisine dönüştü. Erdoğan ise, 28 Eylül’deki açıklamasında ABD’de yaşayan Fethullah Gülen’e atıfta bulunarak, “Amerika bizden bir papazın iadesini istiyor. Sizde de bir papaz var” demişti. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün takas için “hayal bile edilemez” açıklaması sonrasında ise, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu sıklıkla “ABD ile takas pazarlığı yürütmüyoruz” yönünde açıklamalar yapmıştı.

Ayrıca ABD Kongresi’nden Cumhuriyetçi ve Demokrat 66 senatör de ortak mektup kaleme alarak, 20 Nisan’da, Erdoğan’dan Brunson’ın serbest kalmasını talep etmişti.

Süreçte, ABD’nin, Türkiye’ye yönelik ilk mali yaptırım kararı, 1 Ağustos günü ortaya çıktı. Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders’in sözlü açıklamasının ardından ABD Maliye Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamayla ikili ilişkiler tarihinde dönüm noktası niteliğinde yorumlanan karar kamuoyuna ilan edildi. Brunson’un tutuklanmasındaki rolleri gerekçe gösterilerek, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e yönelik ABD’deki mal varlıkları ve ABD kaynaklı gelirleri donduruldu.

Türk Dışişleri Bakanlığı, yazılı açıklamayla ABD’ye mütekabiliyet esasıyla yanıt verileceğini duyurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ertesi günlerde, ABD’nin tehdit diliyle ikili ilişkilerdeki sorunları çözemeyeceği görüşlerini paylaştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun önce 1 Ağustos’ta telefon ve 3 Ağustos’ta Singapur’da yüz yüze temaslarıyla iki ülke arasında diplomatik müzakereleri sürdürme yaklaşımı benimsendi. Bu çerçevede, Ankara’dan ABD’ye heyet gönderilmesi kararlaştırıldı.

Türkiye’den Dışişleri Bakanlığı’ndan Büyükelçi Sedat Önal başkanlığındaki heyet, 8 Ağustos’ta Washington’da görüşmelerde bulundu ancak müzakereler sonuçsuz kaldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Brunson’un kendi ülkesine dönüşüyle iki ülke ilişkilerinde ilerleme sağlanabileceğini duyurdu.

ABD’nin ikinci yaptırım kararı ise Trump’ın Twitter mesajıyla ortaya çıktı. Trump, 10 Ağustos’daki Twitter mesajında, "Türk Lirası, çok güçlü dolarımız karşısında hızla değer kaybederken, Türkiye'den çelik ve alüminyum ithalatında gümrük vergilerinin iki katına çıkarılmasına onay verdim! Alüminyumda oran yüzde 20, çelikte de yüzde 50. Türkiye ile ilişkilerimiz bu dönemde iyi değil!" diye yazdı.

Aynı gün Türk Dışişleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı’nca, ABD’nin alüminyum ve çelik için vergi artışı kararıyla Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) kurallarını çiğnediği açıklaması yapıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, ertesi gün “Amerika’dakilere, yazık yazık. Siz, NATO'daki bir stratejik ortağınızı bir papaza değişiyorsunuz” tepkisi gösterdi.

ABD’nin üçüncü yaptırım seçeneği ise, ABD Kongresi’nde Türkiye aleyhine kabul edilmiş yasal düzenlemeyi Trump’ın 13 Ağustos’ta onaylamasıyla şekillendi. Trump, ABD Kongresi’nin Türkiye’ye F-35 uçaklarının teslimatını geçici süreliğine durduran bir düzenlemenin de içinde bulunduğu 2019 mali yılı “Ulusal Savunma Yetki Yasası”nı onayladı.

Trump, Twitter aracılığıyla Perşembe gecesi de Türkiye’ye yönelik mesaj verdi ve “Türkiye ABD’den yıllarca faydalandı. Şimdi de muhteşem Hristiyan rahibimizi bırakmıyorlar. Kendisinden bizi vatansever bir rehine olarak temsil etmesini istemek durumunda kalıyorum. Masum bir insanın serbest kalması için karşılığında hiçbir şey vermeyeceğiz. Biz Türkiye'den kesintiye gideceğiz” diye yazdı.

Trump, Cuma günü de Türkiye’ye yönelik sert mesajlarına devam etti ve gazetecilere şu açıklamayı yaptı: “Türkiye uzun zamandır sorun çıkarıyor ve bir dost gibi davranmıyor. Rahip Brunson harika bir insan. Brunson'a uydurma suçlar yönelttiler. Şu anda mahkemesi görülüyor, eğer buna mahkeme derseniz. Rahibi uzun zaman önce geri vermeliydiler ve bence Türkiye bu konuda çok ama çok yanlış hareket etti. Rahiple ilgili süreçte hala sona gelinmedi. Olanları bir kenarda oturup izlemeyeceğiz. İnsanlarımızı alamazlar. Neler olacağını göreceksiniz.”

  • 16x9 Image

    Yıldız Yazıcıoğlu

    Yıldız Yazıcıoğlu, 1994-1998 döneminde Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Mesleğe 1997 yılında Cumhuriyet’te stajyer olarak başladı. 1998-2000 döneminde yüksek lisans eğitimine devam etti. 2000 – Mayıs 2009 döneminde Milliyet’te mesleki kariyerini cumhurbaşkanlığı ve parlamento muhabirliği noktasına taşıdı. 2009 - 2011 yıllarında ABD’nin başkenti Washington DC’de kariyerini sürdürdü ve farklı medya kuruluşları için temsilcilik – yorumculuk görevlerini yürüttü. Bu dönemde VOA Türkçe’de eğitim aldı ve görev yaptı. Ardından Ankara’ya dönüşünde Habertürk TV’de, ArtıBir TV’de görevler üstlendi. Şu anda VOA Türkçe ekibinde görev almayı sürdürüyor.

XS
SM
MD
LG