Erişilebilirlik

Biden ABD'nin Çin'e Karşı Sert Tavrını Sürdürebilir


Joe Biden, 24 Eylül 2015 tarihli bu fotoğrafta, Başkan Yardımcısı olduğu dönemde Çin Lideri Xi Jinping'i başkent Washington'a komşu Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü'nde karşılarken görüntülenmiş.

Amerika-Çin ilişkileri, Başkan Donald Trump yönetimi sırasında ticaretle ilgili anlaşmazlıklar ve Corona virüsü pandemisi nedeniyle son yılların en gergin dönemini yaşıyor. ABD’de 3 Kasım seçimlerinin resmi olmayan sonuçlarına göre seçimi kazandığı ilan edilen Joe Biden'ın Çin'e karşı nasıl bir politika yürüteceği sorusunun yanıtı, büyük merakla bekleniyor.

Washington'daki siyasi gözlemciler, Biden'ın Çin'e karşı sert tavır takınmaya devam etme olasılığını yüksek görüyor. Biden aynı zamanda Pekin'e baskı yapmak için Amerika'nın müttefikleriyle daha çok işbirliği içine girebilir.
Biden, bu yılın başında Demokrat Parti önseçimlerinden önce rakipleriyle birlikte katıldığı tartışma programında, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile tüm dünya liderlerinden daha fazla zaman geçirdiğini dile getirmişti. Ancak bu ayrıntının Biden'ın Çin'e karşı güdeceği politikayı nasıl şekillendireceği, belirsiz.
Çin'e karşı nasıl adımlar atacağı konusuna açıklık kazandırmayan Biden, 3 Kasım seçimlerinden sonra yaptığı zafer konuşmasında da dış siyasete fazla değinmedi. Birçok gözlemciye göre Biden'ı en çok zorlayacak konular, Corona virüsü salgını, ekonomik iyileşme, ırksal eşitlik ve iklim değişikliği gibi iç meseleler olacak.

Biden kampanyasının internet sitesinde yayınlanan ve Amerika'nın küresel çaptaki liderliğini konu alan bir yazıda Biden'ın başkanlık makamındaki ilk yılında demokratik dünya liderleriyle bir zirve toplantısı düzenleyeceği kaydediliyor.

Demokratik liderlerle zirve

Yazıya göre zirve toplantısının amacı, demokratik değerlere yönelik tehditleri ele almak için ortak bir strateji geliştirmek. Çin'e birkaç kez atıfta bulunulan yazıda, Amerika'nın gelecekte ticaret politikası, veri gizliliği ve diğer meselelere ilişkin kuralları şekillendirirken demokratik ülkelerin ekonomik gücünü koz olarak kullanması çağrısı yapılıyor.

Biden ayrıca Temmuz ayında, dış siyasetle ilgili kapsamlı bir açıklama yapmıştı. Çok taraflı diplomasiye yeniden bağlılık gösterilmesi gerektiğini kaydeden Biden, "Zorluklarla başa çıkmanın en etkili yolu, Çin'in tacizci davranışına karşı koymak için dost ve ortaklarla birleşik bir cephe inşa etmektir" demişti.
Düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı bünyesindeki Askeri ve Siyasi Güç Merkezi'nden Bradley Bowman, Amerika'nın Sesi'ne yaptığı açıklamada, Biden yönetiminin, Pekin'in saldırgan tavrını bertaraf etmek amacıyla Amerika'nın Hint-Pasifik hattındaki savunma kapasitesini arttırmak için çaba gösterileceğinin beklendiğini söyledi. Bu yaklaşım, Pekin'in davranışlarını değiştirmesi için Amerika'nın müttefikleri ve diğer yollarla daha fazla baskı uygulamasını gerektirecek.

Bowman, Biden'ın Amerika'nın müttefiklerini biraraya getirerek Pekin üzerinde Trump'tan daha etkili baskı kurabileceği görüşünde. Biden ve danışmanları, seçim kampanyası sırasında da bu stratejiyi gündeme getirmişti.

Uzman, Asya-Pasifik hattındaki ülkelerin çoğunun Amerika'nın bölgedeki liderlerini memnunlukla karşıladığını, bunun nedeninin, Pekin egemenliğine boyun eğme konusundaki isteksizlik olduğunu kaydediyor. Biden'ın Çin'in Güney Çin Denizi'nde, Çin-Hindistan sınırında, Hong Kong ya da Tayvan'da attığı adımlar hakkında bölgedeki müttefiklerle iletişim içinde olması da etkili sonuç verebilir.

Çin'in Şangay kentindeki Fudan Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü'nden Profesör Shen Dingli, Biden liderliğindeki Beyaz Saray'ın gelecekte Uygur Özerk Bölgesi, Hong Kong ve Tayvan hakkında Çin'e daha fazla baskı yapmasının beklendiğini, ancak Biden'ın çok taraflı kurallara başvurmasının iki ülke arasındaki gerginlikleri tırmandırabileceğini söylüyor.

Gerginlikler artabilir

"Biden yönetimi, Çin'i uluslararası hukuka uymaya zorlamak için çok taraflı kurallara başvurulduğu Obama dönemi taktiklerine geri dönebilir" diyen Profesör Shen Dingli, Çin ve Amerika arasında bu konudaki anlaşmazlığın artma olasılığının yüksek olduğu uyarısında bulunuyor.

Profesör Shen, kısa süre önce yayınlanan bir yazıda, Trump'ın Çin politikalarının birçoğunda yön değişikliğine gitmenin zor olabileceğini çünkü iki ülke arasındaki temel anlaşmazlıkların devam edeceğini belirtiyor. Biden yönetiminin Trumpsız bir "Trump stratejisi" yürütebileceğinin altını çizen uzman, güvenlikle ilgili meselelerde iki ülke arasındaki farklılıkların daha da belirginleşebileceği görüşünde.

Çin'i yakından izleyen uzmanlar, Pekin'in son yıllarda bazı meseleler karşısında ortaya koyduğu saldırgan tavrın, Amerika'da, Çin'e karşı güdülecek politika konusunda uzlaşmaya varılmasıyla sonuçlandığını, bu eğilimin Biden başkanlık koltuğuna oturduktan sonra büyük değişikliklere uğramasının beklenmediğini kaydediyor. Pekin'in Şincan ve Hong Kong'da siyasi hak ve özgürlükleri ihlal etmesi, Güney Çin Denizi'ndeki saldırgan tutumu, fikri mülkiyet hırsızlığı ve korumacı ticaret politikaları; Amerikan siyasetinde birçok kesimin muhalefetiyle karşı karşıya kaldı.

George Mason Üniversitesi'nden Michael Hunzeker, Çin'in artan gücüne karşı Washington'da partilerüstü bir telaş yaşandığı görüşünde.

Hunzeker, Amerika'nın Sesi'ne yaptığı açıklamada, Çin'e karşı yaklaşım konusunda hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti'ye işaret ederek, "Her iki partinin de dış siyaset çevrelerinde oldukça net bir fikir birliği var" dedi.
Çin medyası ise Biden'la işbirliği yapmak içi hala açık bir kapı olduğunu öne sürüyor.

İngilizce yayınlanan Çin devlet medya organlarından China Daily'de "ABD başkanlık seçimi üzerindeki toz bulutu yatışırken yanıt arayan en açık soru, iki tarafın hasarlı ilişkilere nasıl yaklaşacağıdır" ifadesi yer aldı.

Çin devletine ait bir başka gazete, Global Times ise Biden'ı "Çin'in eski dostu" olarak niteledi.

Biden'ın 2011 yılında Başkan Yardımcısı olduğu sırada Pekin'e yaptığı ziyareti ve bir restoranda yemek yediğini gösteren video kaydı, kısa süre önce Çin sosyal medya platformlarında hızla yayıldı.


XS
SM
MD
LG