Erişilebilirlik

Beş Soru Beş Yanıtta Corona Virüs Salgınında Son Durum


Sağlık Bakanlığı’nın çağrısıyla Türkiye’de 18 yaş üstü nüfusa üçüncü doz takviye aşı yaptırma süreci başlamış olmakla birlikte halen aşısını tamamlanmış olan nüfusun sadece yüzde 57 oranında kalması ve çocuklar için aşılama öngörülmemesi tartışma yaratıyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Bilim Kurulu toplantısı sonrasında Türkiye genelinde hatırlatma dozu yapılmaya başlanacağını duyurmasıyla birlikte soru işaretleri gündemdeki yerini koruyor. Koca’nın hatırlatma dozu veya tamamlayıcı doz olarak aktif (mRNA) ya da inaktif aşı yaptırılabileceğini açıklaması üzerine yeni varyantlarla etkisini arttırmış olan salgınla mücadelede bu adımın yeterli olmayacağı görüşü hakim. Türkiye genelinde toplumsal bağışıklık sağlanması için 18 yaş üstü nüfusta yüzde 80’in üzerindeki aşılama oranına ulaşılamadı. Yüz yüze eğitim uygulanırken 18 yaş altı nüfus için de aşılamaya ilişkin sorular gündemde.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) başta olmak üzere sağlık meslek örgütleri ve uzmanlar, en önemli zorluğun Sağlık Bakanlığı’nın salgına ilişkin gerekli bilimsel verileri halen kamuoyuna açıklamaması olduğunu vurguluyor.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, hastaneye yatış ve ölümlere ilişkin cinsiyet, yaş grupları, kişilerin başka hastalıkları gibi konularda verilere sahip olmadıklarına işaret etti.

Türkiye’de resmi verilere göre yüzde 57 oranında tam bağışık nüfustan söz edilebileceğini belirten Pala, Corona virüs salgınındaki yeni varyantlar da düşünüldüğünde, yüzde 80’lerin üstünde aşılama olmadığı için Türkiye’de toplumsal bağışıklıktan söz edilemeyeceğini bildirdi.

Bugün için Türkiye’nin aşı politikasında hatırlatma dozunu konuşmak yerine 18 yaş altı nüfusu aşılamayı konuşmak gerektiğini söyleyen Pala, 5-11 yaş nüfus için de artık mRNA aşısı (BionTech ve benzeri) uygulamak gerektiği görüşünde.

Pala’ya göre, Sağlık Bakanlığı bilimsel verileri açıklayarak yurttaşlara güven vermediği sürece aşılama oranını arttırmak mümkün olmayacağı gibi gelecek aylarda Türkiye’de vaka ve ölüm sayılarında düşüş sağlamak da pek mümkün olamayacak.

Prof. Dr. Osman Elbek ile birlikte “Pandemin Düşürdüğü Maskeler” kitabını hazırlayan Prof. Dr. Kayıhan Pala’nın, VOATürkçe’nin yönelttiği beş soruya verdiği beş yanıt özetle şöyle:

VOA: Türkiye’de toplumsal bağışıklık açısından son durum nedir?

Bugün itibarıyla yüzde 59’unun iki doz aşı yaptırmış olduğunu görüyoruz. Bunlar içerisindeki ilk iki dozunu SinoVac/CoronaVac yaptırmış ancak tamamlayıcı dozunu yaptırmamış 3 milyon kişiyi çıkardığımızda, Türkiye’de yüzde 57 gibi tam bağışık nüfusun olduğunu söylemek mümkün görünüyor.

VOA: Salgınla mücadele açısından yüzde 57 aşılanma oranı ne anlama geliyor?

Bu salgın ilk başladığında endişe verici varyantlar yokken toplumsal bağışıklık eşiği için yüzde 67-70 oranını hesaplıyorduk. Ancak Delta gibi varyantlar ortaya çıktıktan sonra toplumsal bağışıklık eşiği yüzde 83’ün üstüne çıktı. Öyle ki, dünyada yüzde 80’lerin üzerinde bir bağışıklık eşiği yakalamış oldukları halde özellikle enfeksiyonun görülme sıklığında çok ciddi gerileme sağlayamamış olan ülkeler var. Dolayısıyla bundan altı ay önceki değerlendirmelerimizden farklı olarak bugün itibarıyla toplumsal bağışıklık eşiğine ulaşmanın önemli olduğunu çünkü bunun enfeksiyonda azalma yaratmasa bile hastaneye yatış ve ölümleri engellemede halen çok büyük bir başarı elde ettiğini söylememiz gerekir. Türkiye’de henüz yüzde 60’a dahi ulaşamamış olduğumuz toplumsal bağışıklık düzeyi, bizim bu salgına karşı henüz güçlü bir yanıt vermekten uzak olduğumuzu gösteriyor. Aylara göre ölüm sayılarına bakıldığında, 2021 yılındaki ölümlerin 2020 yılına göre bile çok daha fazla olduğunu görülüyor. Elimizde aşı gibi önemli bir araç varken ölüm sayılarını henüz azaltabilmiş değiliz.

VOA: Aşı tereddüdü nedeniyle hatırlatma dozu yaptırma oranı da düşük kalabilir mi?

Sağlık Bakanlığı, kafalardaki soruları gidermek için gerekli çabayı göstermiyor. Bilim Kurulu’nun toplantısıyla her karar açıklandıktan sonra benim de aralarında bulunduğum bağımsız bilim insanları olarak çok sayıda mesaj ile karşılaşıyoruz. ‘Acaba aşımızı yaptıralım mı, ne zaman yaptıralım, hangisini yaptıralım?’ biçiminde onlarca mesaj geliyor. Sağlık Bakanlığı’nın çok güvenilir bir kurum olması ve Bilim Kurulu’nun kararlarını açıklarken en azından aşı yaptırmış yurttaşlar açısından kafalarda soru işareti bırakmaması gerekiyor.

Türkiye’de 120 milyon doza yaklaşan aşı yapıldığı halde aşıların etkinliğine ilişkin herhangi bir güncel veri açıklanmış değil. Türkiye’de yaygın olarak iki aşı kullanıldı ve bu aşıların tam yapılmış olması halinde aşısız olanlara göre ve eksik aşılı olanlara göre hastalıktan, hastaneye yatıştan ve ölümden ne kadar koruduğuna ilişkin veriler açıklanmış değil.

Oysa başka ülkelerde yapılmış araştırmalar, örneğin geçtiğimiz hafta Hong-Kong’da yayınlanan bir araştırma, iki doz SinoVac sonrası üçüncü doz olarak yine SinoVac yaptırmak yerine BioNTech yaptırılması halinde çok daha güçlü bir koruma sağladığını ortaya koymuş durumda. Sağlık Bakanlığı’nın ise dün yaptığı açıklamada, üçüncü doz için Türkiye’deki herhangi bir aşının seçilebileceği iddiası da bilimsel açıdan kanıtlanmaya muhtaç. Bana sorulduğunda ben iki dozdan sonra tekrar mutlaka mRNA aşısının yaptırılması gerektiğini öneriyorum. Çünkü şu anki bilgilerimiz bize bunu söylüyor.

Aşıyla kendisine bir koruma kalkanı yaratmak isteyen her yurttaşın zamanı geldiğinde ve ihtiyaç duyulduğunda üçüncü dozu da yaptırabileceğini düşünüyorum.

Türkiye’nin aşı politikasındaki temel gündemi, üçüncü dozdan önce 12 yaşın üzerinde henüz hiç aşı yaptırmamış olan 14 milyon kişiye erişilmesi. Hem de ABD’de 5-11 yaş grubu için artık güvenli olduğu kanıtlanan mRNA aşısının üçte bir dozu oranını uygulamak üzere bu yaş grubu için de takvim açıklanması olmalıdır.

Tek başına üçüncü doz üzerinden bir yaklaşım Türkiye’de bu salgına karşı güçlü bir yanıt verilmesine yetmeyecektir.

VOA: BioNTech aşısı olduğunda rahatsızlananlar olması dolayısıyla üçüncü doz için çekince duyulması ve Turkovac aşısı önerilmesi için ne düşünüyorsunuz?

Turkovac aşısıyla ilgili Faz-1, Faz-2 ve Faz-3 ile ilgili hiçbir bilimsel rapor açıklanmış değil. Dolayısıyla bu aşıyla ilgili bundan daha fazla bir şey konuşmamız mümkün değil. BioNTech aşısıyla ilgili de yan etki düzeyi yüksek diyebiliriz. Ben iki doz SinoVac üzerine üçüncü doz BioNTech olmuş birisiyim. Ben de BioNTech aşısı olduktan sonra iki gün boyunca ciddi bir baş ağrısı geçirdim. Ancak bunları bilerek bu aşıyı olmamızda yarar var. Çünkü bilimsel araştırmalar bize gösteriyor ki mRNA aşıları, inaktif aşılarla karşılaştırıldığında endişe verici varyantlar da dahil olmak üzere çok daha yüksek koruma oranına sahip. Aşıyı biz hastaneye yatıştan ve ölümden korusun diye yaptırıyoruz. mRNA aşılarında yan etkiler söz konusu olabilir ama açıkçası üçüncü doz olarak inaktif aşı yaptırmanın bu aşamada doğru bir karar olmadığı kanısındayım.

VOA: Türkiye’de mevcut aşılanmayla salgına yönelik gelecek beklentiniz nedir?

Bu salgına karşı ne Türkiye’de ne de dünyada aşıyı tek başına araç olarak düşünmek gerekir. Malta, İsrail gibi ülkelere bakıldığında çok yüksek aşılama oranına ulaşılmasına rağmen salgın henüz hız kesmedi. Bunun iki nedeni var. Birincisi küresel bir soruna ulusal/yerel bir yanıt verdiğinizde sorunu çözemezsiniz. İkincisi de bu sorun küresel düzeyde çözülmediği için endişe verici varyantların etkisinin bizi nereye götüreceğini bilmek çok kolay değil. Ancak ortak görüş Covid-19’un bizimle 2022 yılı sonuna kadar olmaya devam edeceği yönünde. Ve eğer Dünya Sağlık Örgütü’nün öngörüsü doğrultusunda en az aşı yaptırmış ülkelerde dahi yüzde 40’ın üzerinde bir aşılama sağlanamazsa bunun 2023 yılına ve hatta 2024 yılına kadar sarkması ihtimali konuşuluyor.

Türkiye’de ise 2022 yılındaki ilk aylarda nasıl bir seyir karşımıza çıkabilir diye yaptığımız çalışmalar, bize önümüzdeki aylarda olgu/vaka sayılarında bir artış ve halen ölüm sayılarında bir düşme gözlenmeyeceği öngörüsünü getiriyor. Burada sınırlı bir değerlendirme diyorum çünkü Sağlık Bakanlığı, olgu ve ölüm sayılarıyla ilgili yeterli açıklama yapmıyor. Bir yandan olgu ve ölüm sayılarının eksik olduğu iddiası halen gündemde, öte yandan salgında yirminci aydayız ve Sağlık Bakanlığı halen olgu ve vaka sayılarının illere göre dağılımını, yaş ve cinsiyet dağılımlarını, eşlikçi hastalık dağılımını, sosyal sınıf dağılımını açıklamış durumda değil. Bunlar açıklanmadığı için kapsamlı değerlendirme yapmak zor oluyor.

Aynı zamanda grip ve benzeri rahatsızlıklar olduğu iddiası da var. Bunlara ilişkin de açıklama yok. Yani her yüz hastadan kaçında Covid-19, kaçında grip, kaçında solunum yolları enfeksiyonu olduğuna dair bilgilerimiz yok. Okulları açık tutmanın nasıl etkilediğine ilişkin bilgimiz yok. Bunlar açıklanmadan, bunlarla ilgili bilimsel bir analiz yapılmadan kesin bir şey söylemek zor. Ama bizim sahadaki gözlemlerimizle birlikte bakıldığında, Türkiye’de önümüzdeki aylarda vaka sayılarında yeniden artış eğilimi gözlenebilir ve ölüm sayısının ise 300 rakamını aşması söz konusu olabilir. Bunlar Sağlık Bakanlığı’nın bildirimine ne derece yansıyacak, bunu göreceğiz.

Topluma verilmesi gereken mesaj ise aşınızı olun, eksik aşınız varsa tamamlayın ve tek başına aşının korumayacağının farkında olarak halk sağlığı için gerekli önlemlere uyun. Kapalı ortamlarda bulunmaktan kaçınmak, maske kullanmak, kişisel hijyene önem vermek, hasta olduğumuzda mutlaka karantina sürecine girmek gibi. Aksi takdirde Türkiye’de hastalık güçlü bir şekilde etkisini sürdürecek. Salgınla mücadele açısından haftalık yeni olgu görülme sıklığı yüz binde 10’un altına düşmeden iyi noktaya geldiğini söylemek mümkün değil. Bizde, Türkiye’de ise yaklaşık iki aydır haftalık yeni olgu görülme sıklığı yüz binde 200’ün üzerinde. DSÖ’ye göre en fazla yeni vaka görülme sıklığı bakımından Türkiye dördüncü ülkeydi. Toplam vaka sayısında da eksik bildirimlere rağmen dünyada altıncı sırada. Dolayısıyla Türkiye’de salgının çok güçlü bir şekilde sürdüğünü, yurttaşlar yanı sıra asıl önlemi kamusal otoritenin alması gerektiğini bir kez daha vurgulayalım.

XS
SM
MD
LG