Erişilebilirlik

Başbakan Yıldırım İngiltere Başbakanıyla Görüştü


Başbakan Binali Yıldırım, İngiltere Başbakanı Theresa May’in davetiyle 26 Kasım akşamı kalabalık bir heyetle Londra’ya geldi. Yıldırım, Doğuş gurubu ve Fiba Bank ortaklığıyla Londra’da kurulan Dome Yatırım Bankası’nın açılışını yaptı. Bundan sonraki durak İngiliz yayın kuruluşu BBC World oldu. Lucy Hockings'in programında Amerikan Yönetimi’nin Suriye’de YPG'ye silah sağlaması konusunu gündeme getiren Başbakan Yıldırım, Türkiye’nin IŞİD’le mücadele konusundaki politikasının başından beri belli olduğunu söyledi.

BBC Programından Notlar:

Başbakan Binali Yıldırım İngilizce röportajda bölgesel konularda Amerika’nın YPG politikası, Suriye’yle ilgili Soçi zirvesi ve 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili başlıklara değindi.

"Donald Trump, Türkiye için neyin önemli olduğunu anladı"

ABD başkanına, “IŞİD’le mücadele edecekseniz, doğru ortak seçmelisiniz" dediklerini hatırlatan Yıldırım, "Bir terör örgütüyle, başka bir terör örgütünü kullanarak savaşamazsınız. Bize YPG ya da PYD’yle işbirliğinin bir seçim değil, gereklilik olduğunu söylediler. Bunu kabul etmesek de anladık. Bu geçici bir ilişki, şimdi bunu bitirme zamanı çünkü IŞİD yenilmiş durumda" dedi.

Binali Yıldırım ayrıca "Başkan Trump, silah sağlamanın yanlış olduğunu söyledi. Bu açıkça ifade edildi" diye konuştu.

Soçi üçlü zirvesi gündeme geldi

Başbakan Yıldırım, Rusya’nın Soçi kentinde yapılan üçlü zirvede alınan kararlara da değindi ve Türkiye’nin bu konudaki politikasının net olduğunu, terör faaliyetleriyle ilişkili herhangi bir grubun görüşmelere dahil edilemeyeceğini vurguladı. Türkiye'nin Kürtler’le herhangi bir sorunu olmadığının altını çizen Başbakan, "Kürtler bizim kardeşlerimiz, bizim komşumuzdur. Kürt halkını kullanan terör örgütüyle sorunumuz var. Bunlar PKK ve YPG'dir" dedi.

15 Temmuz Darbe Girişimi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ABD Başkanı Donald Trump arasındaki telefon görüşmesi hatırlatılarak bu görüşmede Fethullah Gülen’in iadesinin konuşulup konuşulmadığının sorulması üzerine, Yıldırım, Türkiye'nin gerekli kanıt ve belgeleri sunduğunu, iade için karşı tarafın bazı adımlar atması gerektiğini söyledi.

Yıldırım, "ABD’yle onun darbe girişimiyle olan bağlantısını gösteren delil paylaştınız mı" sorusuna karşılık, "Evet. Bizim için her şey çok açık. Hiçbir tereddüdümüz ve şüphemiz yok" dedi.

Türkiye'de onbinlerce kişinin yakalanıp hapse atıldığı yönündeki eleştirilere karşılık da Başbakan Yıldırım, "Bu suçlamaların var olduğunu biliyorum. Ancak bizi böyle suçlayanlar, 15 Temmuz'da olanları düşünmeliler. Meclis binamız bombalandı. 250 masum insan bombalarla öldürüldü. 2 bin 194 kişi de ciddi şekilde yaralandı. Biz bu suçu işleyenleri bulmak zorundayız. Şu anda Türkiye'deki durum bu. Biz kanıt olmadan hiçbir insanı tutmuyoruz. Türkiye hukukun üstünlüğünün olduğu bir ülkedir" yanıtını verdi.

"Buckingham Sarayı bombalanmış olsa bizi anlardınız"

Yıldırım, BBC muhabirinin "Ama biz İngiltere'de insan haklarına aykırı olan kanunlar çıkarmıyoruz" sözleri üzerine, "Ya siz darbe girişimi yaşamış olsaydınız? Buckingham Sarayı bombalanmış olsa? Böyle bir şeyle karşılaştınız mı? Böyle bir şey yaşamış olsanız, bizi anlardınız. Ben dostlarımızın empati yapmasını istiyorum" diye konuştu.

Binali Yıldırım, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın otoriterleştiği” iddialarına ilişkin bir soru üzerine, "Erdoğan kimin tutuklanacağını ya da serbest kalacağını belirlemiyor. Buna mahkemeler karar veriyor. Bizim basınımız özgür. PKK yanlısı gazeteler bile yayımlanıyor" dedi.

Başbakan Yıldırım, sansür eleştirilerine de "Bugün Twitter'da benim hakkımda neler yazıldığını görseniz çılgına dönersiniz. Ben bunun hakkında hiçbir şey yapmıyorum" diyerek yanıt verdi.

27 Kasım sabahı İngiliz yatırımcılarla kahvaltı

Başbakan Yıldırım, İngiltere’yle Türkiye arasındaki ilişkilerin son iki yıl içinde gözle görülür bir şekilde olumlu yönde geliştiğini söyledi.

Yıldırım, Türkiye'nin ikinci en büyük ihracat gerçekleştirdiği ülkenin İngiltere olduğunu belirtti.

Rakamlarla İngiltere – Türkiye Ticareti:

"Geçen yıl itibarıyla ikili ticaret hacmimiz 17 milyar doların üzerine çıktı. Bu esasen daha önce hedeflediğimiz 20 milyar dolara oldukça yakın bir rakam. Diğer yandan İngiltere menşeli firmaların Türkiye'de bugüne kadar 10 milyar dolarlık bir yatırımı söz konusu. Bu sayede 3 bin İngiltere şirketi Türkiye'de yatırım yapmış durumda. Bu tabii ki Türkiye ekonomisi açısından önemli bir seviye olmakla beraber aynı zamanda İngiltere şirketlerinin de ülkeleri dışında gerçekleştirdikleri bu yatırımlar sayesinde hem Türkiye pazarında hem de Türkiye'nin etrafındaki pazarlarda daha etkin bir şekilde yer almalarına da fırsat sağlıyor. Ülkemizde yatırım yapan şirketlerin orijini, menşei neresi olursa olsun bizim şirketimizdir. Bizim şirketlerimizden farklı bir konumları yoktur ve biz bu anlayışla bütün şirketlerimizin sorunlarına, beklentilerine cevap veriyoruz."

"Çok dinamik bir coğrafyada yer alıyoruz"

Yıldırım, bugün de Lord Janvrin ve İngiltere şirket temsilcileriyle biraraya geleceğini dile getirerek, sayıları 3 bini geçen İngiliz şirketlerinin son 15 yılda Türkiye'ye yaptıkları 10 milyar dolarlık yatırımla, Türk ekonomisine önemli katkı sağladığını, şirketlerin de büyük fırsatlara sahip olduğunu söyledi.

Toplantıda, Türkiye'nin ekonomik perspektifini paylaşmanın yanısıra, yatırımcıların gelecek yatırım planlarını öğrenme fırsatı bulacağını belirten Yıldırım, şöyle devam etti:

"Türkiye, öyle bir bölgede yer alıyor ki etrafındaki coğrafya, Ortadoğu, Kafkaslar, Orta Asya, Balkanlar... Yakın coğrafyadan bahsediyorum, dört saatlik bir uçuşla 60'a yakın ülkeye erişebilirsiniz. Aynı zamanda da 1,5 milyar insanın yaşadığı bir coğrafyadan bahsediyoruz. Bu coğrafyada bir yılda üretilen toplam gayri safi hasıla 30 trilyon dolar civarında. Türkiye'ye yapılacak bir yatırım, Türkiye ile sınırlı değil, etrafında büyüme hırsı, azmi olan bir çok ülkeye de yapılmış yatırım anlamı taşıyor. Uluslar arası doğrudan yatırımları önemsiyoruz. Buna yönelik olarak özel düzenlemeler yaptık, teşvik düzenlemeleri yaptık. Özellikle stratejik katma değere sahip yüksek-orta teknoloji içeren yatırımlarda çok ama çok özel desteklerimiz var, gerek kuruluş gerek işletme safhasında bunları sağlıyoruz."

"2017 büyüme oranımız yüzde 6-7 arasında gerçekleşecek"

Türk ekonomisinin dinamik bir yapıya sahip olduğunu belirten Yıldırım, 2016'daki darbe girişimine rağmen, ekonominin yılın sonunda toplamda yüzde 3,2 büyüme sağladığını anlattı.

Yıldırım, 2017 için felaket senaryoları üretilmesine rağmen Türk ekonomisinin yılın ilk yarısında yüzde 5'in üzerinde büyümeyle Çin ve Hindistan'dan sonra üçüncü sırada yer aldığını kaydederek, "Bu sene sonunda öyle ümit ediyorum ki büyüme oranımız yüzde 6-7 arasında bir yerde gerçekleşecektir." dedi.

"Türkiye 10 mega projeden 6'sını yapan ülke"

Türkiye'nin OECD ve G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülke olduğunu hatırlatan Yıldırım, "Türkiye, küresel krizin başladığı 2008'den bu tarafa dünyada gerçekleştirilen 10 mega projeden 6'sını yapan bir ülke olmuştur. Bu, Türkiye'nin güven ve istikrarda ne kadar önemli bir mesafe katettiğini gösteren en büyük sonuçtur" diye konuştu.

Yıldırım, toplantının basına kapalı bölümünde yatırımcıların sorularını yanıtladı. Toplantıya, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Mehdi Eker, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir ve Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Abdurrahman Bilgiç de katıldı.

Başbakan Yıldırım’la İngiltere Başbakanı May Buluşması

Başbakan Yıldırım’ın İngiltere Başbakanı May’le yaptığı görüşmede, terörle mücadeleden Kıbrıs'a, birçok konuda ikili temas ve işbirliğinin artarak devam etmesi üzerinde mutabık kalındı.

Baş başa yapılan görüşmenin basına açık kısmında konuşan Yıldırım, sene başında May'in Türkiye'ye yaptığı ziyaretin, başta savunma sektörü olmak üzere yeni işbirlikleri ve yatırım fırsatlarının önünü açtığını belirtti.

Yıldırım, "İkili ilişkilerimiz ve başta terörle mücadele olmak üzere Irak ve Suriye'nin aralarında bulunduğu bölgesel meseleleri ele alacağız. Bu ziyaret ilişkileri güçlendirme adına fırsat olacak" şeklinde konuştu.

May: ‘Türkiye’yle ilişkimiz bizim için çok önemli’

İngiltere Başbakanı Theresa May de şunları söyledi:

"Türkiye’yle ilişkimiz bizim için çok önemli. Çeşitli küresel meselelerle ortaklaşa muhatap oluyoruz, terörle birlikte mücadele ediyoruz. Ayrıca 15 milyar sterline ulaşan bir ticaret hacmimiz var. Türkiye'ye yaptığım ziyaretten bu yana ilişkilerimizde yaşanan gelişmeyi görmekten mutluyum."

Yıldırım’la May'in ikili görüşmesinin ardından heyetler arası görüşmelere geçildi. Bu görüşmeler toplam 1 saat sürdü.

"İşbirliği artarak sürecek"

Başbakanlık Basın Müşavirliği’nin görüşmeye ilişkin açıklamasına göre, görüşmede, iki ülkenin içinden geçtikleri yeni dönemde işbirliğini daha da ileriye taşıma konusundaki ortak irade ve kararlılığı bir kez daha vurgulanırken, özellikle ekonomi, ticaret ve savunma sanayi alanlarında ortaklıkların derinleştirilerek daha ileriye taşınması arzusu dile getirildi.

Açıklamada Türkiye ve İngiltere’nin ikili ve bölgesel konularda sahip oldukları görüş birliğinden duyulan memnuniyet dile getirildi, terörle mücadele başta olmak üzerebirçok konuda ikili temas ve işbirliğinin artarak devam etmesi kararlaştırıldı.

Binali Yıldırım Dışişleri Bakanı Boris Johnson’la da görüştü

Başbakan Yıldırım kaldığı otelde ziyaretine gelen İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson’la da görüştü. Başbabanlık basın merkezi görüşmeyle ilgili olarak şu bilgi notunu paylaştı:

“Sayın Başbakanımız Londra’yı ziyareti çerçevesinde bugün (27 Kasım) Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson’u kabul etmiştir.

Kabulde, ikili ve bölgesel konular ele alınmış, Türkiye ile Birleşik Krallık arasında son dönemde artan temas ve işbirliğinden duyulan memnuniyet dile getirilmiştir.

Görüşmede, Suriye'ye ilişkin son gelişmeler, barışın ve istikrarın sağlanması üzerinde durulmuş, bu bağlamda Türkiye'nin Suriye'deki Kürtlerle herhangi bir sorunu bulunmadığı vurgulanmış, itirazımızın PYD/YPG gibi terör gruplarına yönelik olduğu hatırlatılmıştır. Bölgede DEAŞ'la mucadele konusundaki gelişmeler üzerinde de durulmuştur. Görüşmede ayrıca özetle, Körfezdeki gelişmeler, Suriyeli göçmenler ve bunların sorunlarının aşılmasında hükümetdışı kuruluşlarla ilgili konular, PKK terör örgütüyle mücadele, Libya'ya iliskin gelismeler ile NATO'ya ilişkin bazı konular da ele alınmıştır. Görüşmede Kıbrıs konusuna da özetle değinilmiştir.

Bakan Johnson, bu konularda görüşlerini dile getirmiş, ülkemizin bölgesinde barış ve istikrara olumlu katkısından bahsederek, bu alanlardaki işbirliğini artırma ve savunma sanayii ve teknoloji işbirliğini geliştirmek konusundaki arzusunu dile getirmiştir.”

Başbakan Yıldırım: ‘Astana barışa engel bir süreç değil’

Başbakan Binali Yıldırım, Londra'daki programı kapsamında, Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü'nde (IISS) "Türkiye'nin Ortadoğu Perspektifi, Tünelin Sonunda Işık Var mı?" başlıklı panelde konuştu.

Başbakan Yıldırım, Astana toplantılarıyla ilgili olarak, "Bu süreç Cenevre'de kalıcı barışa engel bir süreç değildir, onunla rekabet eden bir süreç değildir" dedi. Yıldırım, “Bu süreç aslında Cenevre'de Suriye'nin toprak bütünlüğünü esas alan ve Suriye'de teröre bulaşmamış bütün etnik yapıların temsil edileceği, devamlı istikrarlı bir yönetime dönüşmesi için ön hazırlıktır. Bu konuda gerek koalisyon gücünü oluşturan ülkelerin, gerek Amerika Birleşik Devletlerinin bundan sonra daha fazla sorumluluk almaları icap etmektedir" dedi.

Türkiye'nin insani anlayışla çevresindeki insan faktörünü en ince detaylarıyla ele aldığını, bütün bunları yaparken Türkiye'nin her başarısının çevresini olumlu yönde etkilediğini anlatan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İsrail-Filistin sorunu ile gündemde olan Ortadoğu, 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgali, 2011 yılından bu yana Suriye'deki iç savaşın etkileriyle kanayan bir coğrafya haline gelmiştir. Ortadoğu bölgesi, tarih boyunca farklı kültürlerin, din ve mezheplerin son derece renkli ve zengin miraslar bıraktığı bir medeniyet beşiğidir. Esasen bu yönüyle bütün insanlığa barış ve hoşgörü içinde bir arada yaşamanın en güzel örneklerini geçmişte sunan bir bölgedir. Maalesef bugün tam tersine dünya haritasının tam ortasında alevlerin yükseldiği bir kaos dönemi yaşanmaktadır. Bölgedeki kriz ortamından otorite boşluğundan, iç savaştan beslenen terör örgütleri, sadece burada bulunan ülkeleri ve komşularını değil giderek bütün dünyayı etkileyen bir belaya dönüşmektedir. Sadece sosyal, politik değil ekonomik alanda da son derece zengin potansiyele sahip bu bölgenin dünyanın enerji kaynakları bakımından ne kadar önemli olduğunu biliyoruz."

7 yıldır Suriye'de iç savaşın devam ettiğini hatırlatan Başbakan Yıldırım, 10 milyondan fazla insanın yerinden, yurdundan olduğunu söyledi.

"Terör örgütleri otorite boşluğundan istifade ediyor"

Uluslararası toplumun Suriye'de akan kana son verme ve krizi çözme yönünde etkili olamadığını söyleyen Yıldırım, şöyle devam etti:

"Suriye krizine verdiği tepkilerle Suriye halkının umutlarını ayakta tutan bir ülke varsa o da Türkiye. Halkın beklentilerini anlamamakta ısrar eden bir iradeyle ülkedeki otorite boşluğunu fırsata dönüştürerek gündemi terörle yönetmeye çalışan, yaşadıkları ülkede ayrışmaya merhem olmak bir yana bu ayrışmaları derinleştirmeye gayret gösteren yapılar görüyoruz. Terör örgütleri buradaki otorite boşluğundan çok ama çok istifade ediyor. Orada terörün daha da büyümesine alan sağlıyor. Suriye'nin insanıyla içten içe yanarak bir enkaz haline dönüşmesine tabii ki 911 kilometre hudut uzunluğu olan Türkiye'nin kayıtsız kalması düşünülemezdi. Baskıdan ve yapılan saldırılardan kaçan milyonlarca insanı bağrımızı bastık."

"3 bin 600 IŞİD’liyi etkisiz hale getirdik"

IŞİD’le mücadele konusunda Fırat Kalkanı çerçevesinde çok önemli bir iş yaptıklarını belirten Yıldırım, "3 bin 600 IŞİD örgüt mensubunu etkisiz hale getirdik Suriye toprakları içinde. Ayrıca ülkemize girmeye çalışan 50 binin üzerinde yabancı savaşçıyı, 54 farklı ülkeden gelenlerin girişine izin vermedik, kapıdan geri çevirdik. Ayrıca 5 binden fazla IŞİD üyesini de gözaltına aldık. Bunların 3 bin civarında olanı da tutuklandı, hapse atıldı. Bir yandan hukuki mücadele devam ederken bir yandan da güvenlik esaslı mücadele aynı kararlılıkla devam ediyor" şeklinde konuştu.

Milli Savunma Bakanı Canikli milli muharip uçağı için tarih verdi

Başbakan Binali Yıldırım'a eşlik etmek üzere bulunduğu Londra'da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Milli Muharip Uçak TF-X projesiyle ilgili kesin bir tarih vermemekle birlikte temel hedefin uçağı 2023 yılında havalandırmak olduğunu söyledi.

Milli Muharip Uçak TF-X’in Türkiye için önemli bir proje olduğunu belirten Canikli, "Olabilecek en kısa süre içinde bütün aşamalarını gerçekleştireceğiz. Hiçbir gecikme olmayacak. Tarih vermeyeyim ama şu anda temel hedefimiz 2023’te havalandırmak" dedi.

Projenin esas itibarıyla Türkiye’nin ihtiyacı olarak ortaya çıktığını ifade eden Canikli, birçok ülkeden teknoloji transferi anlamında destek alındığını, İngiltere'nin de bu çerçevede projeye dahil olduğunu söyledi.

Canikli, henüz net olmamakla birlikte İngiltere'nin de bazı ihtiyaçlarını bu projeden karşılama ihtimalinin gündeme geldiğini de kaydetti.

"İngiltere'nin de kendi savaş uçağının bir kısmını ez azından karşılaması halinde, çok daha sofistike bir ürün olarak ortaya çıkar. O açıdan önemli" diyen Canikli, motorla ilgili çalışmaların ise birkaç farklı kanaldan yürütüleceği bilgisini verdi.

Çok sayıda platformda aynı anda yürütülen çalışmaların projelerin tamamlanmasına daha büyük katkı sağladığını vurgulayan Canikli, "Tek bir firmaya, tek bir ülkeye bağlı kaldığınız zaman projenin belli bir aşamasında farklı sıkıntılarla karşı karşıya kalabiliyorsunuz. A ülkesi, B firmasıyla falan alakası yok. Projenin 3. yılında, 4. yılında geldiğiniz o noktada tek bir firmayla çalışıyorsunuz. Yani alternatifi yok firmanın. Tabii bu elini bize karşı güçlendiriyor. Büyük, önemli, stratejik, uzun vadeli projelerde özellikle teknoloji transferini de istediğimiz projelerde yedekli çalışmak lazım" diye konuştu.

S-400 füze sistemi

Türkiye'nin benzer bir yolu hava savunma sistemi konusunda da izlediğini anlatan Canikli, S-400 füze sistemi alımının da bu bağlamda gündeme geldiğini söyledi. Bir yandan da Eurosam ile füze sistemi geliştirme, üretme ve kullanma yoluna gidileceğini ifade eden Canikli, "Bizim amacımız kesinlikle Türkiye’nin bu teknolojiye sahip olmasını sağlamak. Birinci hedefimiz bu" görüşünü dile getirdi.

S-400 füze sisteminin de Türkiye'ye 2019'da geleceğini belirten Canikli, "Sorun yok. O iş bitti. Sayın Cumhurbaşkanımız da söyledi. Kullanıma ilişkin bütün kontrol bizde olacak. Dost düşman tanıma sistemi de değiştirilecek. Dolayısıyla NATO unsurları için herhangi bir tehdit oluşturmuyor. NATO ile entegre değil ama tehdit oluşturmuyor" diye konuştu.

XS
SM
MD
LG