Erişilebilirlik

'Barış' Forumu'nda İmaj ‘Savaşı’


Fransa'nın başkenti Paris'te hafta sonu düzenlenen ve dünyadan 72 liderin katıldığı "Birinci Dünya Savaşı'nın bitiminin 100. yıldönümünü anma etkinlikleri", dünyada yeniden oluşan kutuplara, liderlerin imaj savaşlarına ve "yeni dünyanın nasıl kurulacağına" ilişkin mesajlara sahne oldu. Törenlere, ABD Başkanı Donald Trump'ın "America First" (Önce Amerika) sloganıyla ortaya attığı ve giderek Avrupa'da da yükselen milliyetçi akıma karşı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, "milliyetçiliğe karşı yurtseverlik ve işbirliği" mesajları damgasını vurdu.

Paris'te, Trump-Erdoğan ve Trump-Putin görüşmelerinin yapılacağı haftalarca konuşuldu. Ancak ev sahibi Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yıldızının çalınmasını ve Trump'ın kendi evinde daha çok konuşulmasını istemiyordu. Üstelik, ara seçimlerin hemen ardından Paris'e gelen Trump ile Putin arasındaki bir görüşme gündemi alt üst edebilirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile "YPG'ye koalisyon desteği ve Kaşıkçı cinayeti" konularını konuşmak istiyordu. Ancak Paris, ikili görüşmelerin anma törenlerine gölge düşürmemesi için farklı bir çözüm önerdi. Konuşmak isteyen liderleri, iki ayrı yemekte protokoldeki "onur masasında" yan yana oturtmayı önerince, liderler de ev sahiplerinin isteğine uydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkan Trump ile yanyana oturdu, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Cumhurbaşkanı Macron da hemen karşılarında yer aldı.

Anma törenlerinin ikinci gününün en önemli sorusu ise, öğle saatlerinde Paris'e gelen 'Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile Trump görüşecek mi?' sorusu oldu. Putin RT France'a (Russia Today) verdiği söyleşide bu soruyu yanıtladı:

"Ev sahibi Fransa, Trump ve benden Paris'te görüşmememizi istedi. Biz de ev sahibinin programını bozmama konusunda anlaştık."

Elysee protokol görevlileri 'son anda masada değişiklik yaparak" görüşmeleri istenmeyen Trump ve Putin'in yan yana oturmasını düzenledi.

Putin, Zafer Takı önündeki törenlere en son gelen lider oldu. Diğer liderler gibi bir gün önceden değil, aynı gün doğrudan tören alanına gitti. Herkesi selamladı ancak Trump'ın elini gülümseyerek sıkması, koluna vurması ve başparmağını havaya kaldırarak selamlaması, toplantıyı izleyen gazetecilerin gözlerinden kaçmadı.

Elysee kaynakları ve Beyaz Saray sözcüsü Sarah Sanders, "Trump'ın, iki saat süren yemek boyunca Macron, Merkel, Putin ve diğer liderlerle Rusya ve Amerika arasında imzalanan Orta Menzilli Nükleer Silahlar Anlaşması (INF), Suriye, ticaret, Suudi Arabistan'daki durum, Afganistan, Çin ve Kuzey Kore dahil pek çok konuyu ele aldıklarını" açıkladı. Elysee, Trump-Macron-Putin üçlüsüne masada BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Merkel'in de katıldığını belirtti.

VOA Türkçe'nin görüşme trafiğine ilişkin sorularını yanıtlayan Elysee kaynakları, "Birbiriyle konuşmak isteyen liderlerin yemek masasında ve özellikle onur masasında yer alabilmelerini ve sohbet edebilmelerini sağlamak istedik. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Trump'ın yan yana oturmasını da bu nedenle düzenledik" dedi.

Erdoğan'ın Paris gezisinde görev alan Türk diplomatlar ise aynı soruya, "Bize, önce gönderilen programda, Orsay Müzesi'nde yemek yoktu. Ama daha sonra bu yemek bildirildi. Ve kısa bir süre öncesine kadar yan yana oturdukları bilgisine sahip değildik" yanıtını verdi.

Erdoğan'ın Trump ile yemekte görüştüğü fotoğraflar AA ve Cumhurbaşkanlığı resmi sitesinden servis edildi.

İletişim savaşları yaşandı

Özetle Elysee Sarayı, "Putin-Trump" ya da "Erdoğan-Trump" ikili görüşmelerinin dünyaya yansıtacağı imajı öne çıkarmaktansa, Macron'u öne çıkarmak için çalıştı.

Ev sahibinin ricasını kırmayan iki liderin, Paris'te yapamadıkları görüşmeyi Arjantin'de ay sonunda düzenlenecek G-20 zirvesinde gerçekleştirmesi planlanıyor.

Trump ve Putin, anma törenlerine diğer liderlerden ayrı, tek başlarına törene gelerek, karşı mesaj verdi. Törene son gelen lider olmayı tercih eden Putin, Macron'un düzenlediği Barış Forumu'na katıldı ancak çok kısa süre kaldı. Foruma katılmamayı tercih eden Trump ise, Suresnes'deki Amerikan mezarlığını ziyaret edip, Macron ile aynı anda konuşma yaparak, kendi gündemini izledi. Trump bu stratejisiyle de, "Avrupa'nın imdadına yetişen kahraman Amerikan askerlerini anarak, "ABD, Rusya ve Çin tehdidine karşı Avrupa kendi ordusunu kurmalıdır" diyen Macron'a mesaj gönderdi.

Macron'dan "Barışın lideri benim" mesajı

Macron ise dünyadan gelen 72 liderin önünde tek başına, Birinci Dünya Savaşı’na katılan 70 milyon, yaşamını yitiren 10 milyon ve yaralanan 20 milyon askerin hatırasına, meçhul asker anıtının ateşini yakarak, "Barışın lideri benim" mesajı verdi. Konuşmasında, "eski şeytanların yeniden hortlamasından ve yarım kalan işlerini tamamlamaya hazır olduğundan", "yüksele milliyetçilikten" ya da "1930'ların ortamının yeniden yaşanmasından" söz etti. Dünya liderleri önünde, "içe kapanan, tek kutuplu, dini manipule eden karanlık ideolojilerin, bencil milliyetçiliğin yerine, barış için birlikte çalışan, çok kutuplu, yurtsever ideolojiyi" savundu. "Korkuları yarıştırmak yerine, umudu güçlendirmek gerektiğini" söyledi.

Macron, bu sözleriyle yalnızca Putin ve Trump gibi dünya liderlerini değil, Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde Fransa'da yükselen, Marine Le Pen'in liderliğindeki aşırı sağ Ulusal Birleşme hareketine karşı Fransızlar'a da mesaj gönderiyordu.

Silah satarak barışın lideri olunur mu?

Ancak Fransa'da Macron'un barış çağrısının "yeterince ikna edici" bulunduğunu söylemek için henüz çok erken. Çünkü son yapılan anketler, popülaritesinin yüzde 21'e kadar gerilediğini gösteriyor. Fransızlar, 17 Kasım'da "benzin fiyatlarından alınan vergileri arttıran hükümeti protesto etmek için" dev bir gösteriye hazırlanıyor.

Üstelik, "Dünyaya silah satmaya devam eden Almanya ve Fransa'nın barış talepleri ne kadar inandırıcı? sorusu da törenlerin ardından gündeme geldi. Fransız sosyalist politikacı ve eski Cumhurbaşkanı adaylarından Benoit Hamon, "Macron barış istiyor ama Suudi Arabistan'a silah satmaya devam ediyor" sözleriyle bu soruyu gündeme getirdi.

Trump ve Macron, Elysee Sarayı'ndaki başbaşa görüşmelerinde bunu açıkça söyledi: "Cemal Kaşıkçı cinayeti çok vahim. Sonuna kadar bu cinayetin aydınlatılması için elimizden geleni yapacağız. Ama silah satışı ile bu cinayet ayrı konular. İkisini birbirine karıştırmamak gerekir".

XS
SM
MD
LG