Erişilebilirlik

AYM Barış Akademisyenleri’nin Terör Yargılamalarını Haksız Buldu


Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, 10 Ocak 2016'da yayınlanan "Bu Suça Ortak Olmayacağız" bildirisini imzaladıkları için ‘‘terör örgütü propagandası’’ yapmak suçundan cezalandırılan 10 akademisyenin bireysel başvurusunda ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi.

Aralarında İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği 1 yıl 3 ay hapis cezası istinaf mahkemesince onandığı için 75 gün Eskişehir Kapalı Cezaevi’nde hapis yatan Profesör Füsun Üstel’in de bulunduğu 10 akademisyenin başvurusunda, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun sekiz üyesi ihlal yönünde, diğer sekiz üyesi ise ihlal olmadığı yönünde oy kullandı.

Ancak ihlal yönünde oy kullanan Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Aslan’ın oyunun ‘eşitlik halinde başkanın oyunun iki sayılması’ hükmü nedeniyle Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu ‘ifade özgürlüğünü ihlal’ kararı almış oldu.

Akademisyenlere 9 bin TL tazminat ödenecek

Mahkeme, ayrıca yeniden yargılama yapılması için karar örneğinin yerel mahkemelere gönderilmesine, başvuruculara 9 bin lira tazminat ödenmesine de hükmetti.

1128 akademisyenin imzasıyla yayınlanan bildiri, hükümetin sert tepkisine neden olunca 1104 akademisyen daha metne imza koymuştu. Savcı İsmet Bozkurt’un hazırladığı iddianameyle, 5 Aralık 2017’de başlayan yargılamalarda mahkemeye çıkan 646 akademisyenden 204’ü, ‘‘terör örgütü propagandası yapmak’’ suçlamasıyla 1 yıl 3 aydan, 2 yıl 4 aya kadar değişen hapis cezalarına çarptırıldı.

Avukat Eyüboğlu: ‘Hukuk skandalına nokta kondu’

Kamuoyunda ‘Barış Akademisyenleri’ olarak bilinen imzacı akademisyenlerin avukatlarından Meriç Eyüboğlu, VOA Türkçe’nin sorularını yanıtladı ve ‘‘Bu kararın ne anlama geldiğini söylemek için henüz erken. Çünkü gerekçeli kararı görmedik, sadece ihlal tespiti var. İhlal başvurularının görüşmesi iki kez ertelendiği için gözümüz Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’ndaydı. Biz zaten kaçınılmaz olarak bir ihlal kararı bekliyorduk. Çünkü akademisyenler, ''Kürt sorununa demokratik çözüm'' dedikleri için terör propagandasından yargılanıyor hatta cezalandırılıyorlardı. Bu bir hukuk skandalıydı ve nokta konulması gerekiyordu. Unutmayın, 204 dosyada mahkumiyet çıktı, Füsun Üstel 75 gün hapis yattı, 35 akademisyen istinaf kararının ardından cezaevine girebilirdi. Bu açıdan önemli bir karar. Ancak yakın tarihli Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu gerekçeli kararları, Ayşe Öğretmen kararı da dahil olmak üzere, pek umut vermiyor. Bu karar memleketin hukuk, demokrasi ve özgürlükler açısından hangi yöne gittiği açısından kılavuz olacak’’ dedi.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul kararının ardından tüm ağır ceza mahkemelerden beraat kararı çıkması gerektiğini söyleyen Avukat Eyüboğlu, bu bildiriye imza attıkları için üniversiteden ihraç edilen akademisyenlerin de bir an önce görevlerine geri dönmeleri gerektiği görüşünde.

Eyüboğlu, ‘‘Anayasa Mahkemesi, Ahmet Altan ve Şahin Alpay kararında da ihlal tespit eti. Ancak Ağır Ceza Mahkemesi bunu uygulamadı. Yasal olarak Anayasa Mahkemesi kararı, yargı için bağlayıcıdır. Dolayısıyla İstanbul’daki Ağır Ceza Mahkemeleri’nde yargılanan “Barış Akademisyenleri” gerekçeli karar çıktıktan sonra devam eden yargılamalarda beraat etmeliler. Şu anda adli tatildeyiz. Yargılamalar Eylül ayında yeniden başlayacak ve AYM kararı nasıl yansıyacak göreceğiz. Ayrıca mahkumiyetle sonuçlanan 204 dosyadaki yargılamalar da yeniden yapılmalı, onlar da beraat etmeliler. İmzacı akademisyenlerin birçoğu üniversiteden ihraç edildi ya da türlü baskılarla istifaya mecbur edildiler. Olağan hukuk devletinde bu karar sonrası ihraç edilenler geri dönmeli. Pasaportlarına el koyma dahil özlük hakları geri verilmeli. Ancak hukuk çok politikleştiği için ihraç başvurularını görüşen Olağanüstü Hal Komisyonu, ne karar verir öngörmek mümkün değil” diye konuştu.

İsmet Akça: ‘Üniversitelerimize geri dönmeliyiz’

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 2 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü eski öğretim üyesi İsmet Akça’ysa bu kararı adaletin tecelli etmesi olarak görmüyor.

Eğitim-Sen 6. No’lu Şube’nin eski başkanı olan Doçent Akça, ‘‘Bu karar büyük bir hukuksuzluk ve adaletsizliğe maruz kalmış imzacı akademisyenlerin ve elbette onların avukatları ile onlara destek verenlerin dayanışması ve mücadelesiyle ortaya çıkmıştır. Bunu adaletin tam anlamıyla tecelli etmesi olarak göremeyiz. Şüphesiz bu çok önemli bir karar olmakla birlikte daha yapılması gereken çok şey var. Ancak bu karar bizim başından beri söylediklerimizin doğru olduğunu ortaya çıkardı. Barış talebimizin düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde olduğu yönündeki görüşümüzü teyit etmiş oldu. Savunmalarda da hem biz hem avukatlarımız bu yönde hem ulusal yargıda hem de uluslararası yargıda açık kararlar olduğunu dile getirmiştik. Terör örgütü propagandası kapsamında yapılan ceza yargılamalarının derhal beraatle sonuçlanması gerekir. Elbette hukuk, adalet ve etik düzleminden baktığımızda KHK’larla akademiden ihraç edilen imzacı akademisyenlerin de geri dönmesi gerekir. 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası Fethullahçılıkla hiçbir ilgisi olmayan yaklaşık 450 imzacı akademisyen, üniversitelerden ihraç edildi. Barış Akademisyenleri’nin terörle hiçbir şekilde iltisaklı olmadığı da bu kararla ortaya kondu. Benim bildiğim kadarıyla OHAL Komisyonu, “Barış Akademisyenleri” başvurularını henüz değerlendirmiş değil. Fethullahçılıkla ilgimiz yok, OHAL Komisyonu etik, hukuk ve adalet yönünden bakarak bizlerin geri dönüşü yönünde karar vermeli” dedi.

XS
SM
MD
LG