Erişilebilirlik

2017'de Aşırıcılıkla Suçlanan Amerikalı Müslümanlar’ın Sayısı Düştü


2017’de Amerika’da bir Müslüman tarafından yapılan en kanlı saldırı, ‘yalnız kurt’ olarak tanımlanan Özbek göçmen Sayfullo Saipov tarafından New York’ta yapıldı

Trump yönetiminin, Müslümanlar’ın Amerika’ya girmesine karşı izlediği sert tutumun, dünyada ve Amerika’da saldırıları arttıracağı düşünülse de, 2017 yılında aşırıcılıkla suçlanan ve saldırıda bulunan Amerikalı Müslümanlar’ın sayısında düşüş yaşandı.

2017 yılında şiddet içeren radikal hareketlere üye olmakla suçlanan, tutuklanan ve destek verdiği tespit edilen Müslüman Amerikalı sayısı 33 olarak açıklandı. Bu sayı 2016’da 46, 2015 yılında 81’di. Bu bilgiler, Kuzey Carolina Üniversitesi sosyoloji profesörü Charles Kurzman’ın yer yıl yaptığı ‘Müslüman Amerikalılar’ın Şiddet İçeren Radikal Örgütlerle İlişkisi’ adlı rapordan alındı.

Raporun bir kopyası, Perşembe günü yayınlanmadan önce Amerika’nın Sesi’ne de gönderildi.

Profesör Kurzman, sayıda yaşanan düşüşün, sadece Trump yönetiminin politikalarıyla ilgili olmadığını söyledi. Ancak Kurzman, düşüşün, 2015 yılının ikinci yarısı itibariyle, Amerika’nın IŞİD’e karşı artan mücadelesinin bir sonucu olduğunu belirtti.

Profesörün yaşanan düşüşle ilgili olarak vurguladığı bir başka nokta da, Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye geçmek isteyen yabancı IŞİD militanlarına sınırlarını kapatması oldu.

Kurzman, “Başkan Trump bir önceki yönetimlerin politikalarını eleştirse de, kendi yönetimi de uygulamada aynı politikaları sürdürüyor” dedi.

Rapora göre, radikal ideolojilerle ilişkisi bulunan 33 kişinin yarısından fazlası, terör örgütlerine katılmak üzere seyahat eden ya da seyahat etmeye çalışanlar. 4 kişi Amerika’da bulunan hedeflere, 2 kişiyse bilinmeyen hedeflere saldırı planı düzenlemekle suçlandı.

Raporda, Amerika’da düzenlenmesi planlanan saldırılar, ‘karmaşık olmayan cinayet teşebbüsleri’ olarak tanımlanırken, saldırganların ‘yalnız’ kurt olarak tanımlanan kişiler olduğu belirtildi. Bu bilgilerin Amerika içinde terörist örgütlerin faaliyet gösterdiği endişelerine ters düşen veriler olduğu yorumunda bulunuldu.

2017’de Amerika’da bir Müslüman tarafından yapılan en kanlı saldırı, ‘yalnız kurt’ olarak tanımlanan Özbek göçmen Sayfullo Saipov tarafından New York’ta yapıldı. Saipov, bir kamyonetle kentteki bir bisiklet yoluna daldı ve 8 kişinin ölmesine neden oldu.

2017’de Müslüman Amerikalılar’ın düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısı 17 olarak belirlendi. Böylece, 11 Eylül olayları haricinde, Müslüman Amerikalılar’ın düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısı 140’a çıktı. Raporda, Amerika’da 2017’de toplamda 260 bin cinayet işlendiği de dipnot olarak yer aldı.

Kurzman, “Sayılardaki düşüşe rağmen, korku ve endişe seviyesi yüksek, hatta Trump yönetiminin, saldırılar ve radikalleşmeyi siyasi kampanyalarında kullanmasıyla birlikte daha da yükseldi” diyor.

Pew Araştırma Merkezi’nin 2017’deki araştırması da Amerikalılar’ın yüzde 72’sinin, İslami radikalleşme konusunda çok endişeli olduğu sonucuna vardı.

Adalet ve İç Güvenlik bakanlıkları da kısa bir süre önce, George W. Bush ve Barack Obama yönetimlerinde, uluslararası terör suçlarından tutuklanan 4 kişiden 3’ünün, Amerika dışında doğmuş kişiler olduğu bulgusunu paylaştığı bir rapor yayınladı.

Bakanlıkların düzenlediği rapor, Başkan Trump’ın ikinci kez yayınladığı seyahat yasağı kararnamesi sonrası yapıldı. Rapora göre, 11 Eylül 2001 – 31 Aralık 2016 arasında terör suçlarından tutuklanan 549 kişinin 402’si Amerika dışında doğmuş. Bu 549 kişinin 147’si Amerika doğumlu, 148’i ülke dışında doğmuş ve sonradan Amerikan vatandaşı olmuş kişiler. 254’ü ise Amerikalı değil.

Raporda öne çıkarılan birkaç olayla ilişkili kişilerin Somali ve Suriye doğumlu oldukları belirtilmiş. Bu iki ülke, Başkan Trump’ın seyahat yasağı kapsamındaki 6 ülke arasında.

Salı günü Başkan Trump, rapor hakkında Twitter üzerinden şunları söyledi: “Amerika’yı güvenli tutmalıyız, bunun için de yapmamız gereken, rastgele olan zincirleme göçü ve Yeşil Kart çekilişini kaldırmak ve nitelikli göçmenliğe geçmek.”

Yönetimden üst düzey yetkililer de raporu örnek göstererek, Amerika’nın güncel göçmenlik yasalarının ulusal güvenlik için tehdit oluşturduğunu ve daha sert yaptırımlar uygulanması gerektiğini savundu.

Adalet Bakanı Jeff Sessions, rapora eşlik eden açıklamasında “Bu rapor, tartışılmaz ve çarpıcı bir gerçeği ortaya çıkarıyor, o da göçmenlik sistemimizin ulusal çıkarlarımızı ve kamu güvenliğini hiçe saydığı” dedi.

Raporun “buzdağının sadece görünen” kısmı olduğunu söyleyen Sessions, binlerce mültecinin dahil olduğu terörle ilgili soruşturmaları hatırlatıyor.

İç Güvenlik Bakanı Kristjen Nielsen de, Senato’da düzenlenen bir oturumda yaptığı konuşmada, raporun sonuçlarının tüyler ürpertici olduğunu dile getirdi.

Nielsen, “Yasal değişiklikler olmazsa, İç Güvenlik Bakanlığı her yıl binlerce teröristin ülkeye giriş yaptığına tanık olacak ve biz her zaman doğru karar versek de, teröristlerin bir kere bile şanslı olup ülkeye girebilmesi yeterli” dedi.

Yönetimi göçmenlikle terörizmi bağdaştırmakla eleştirenler, raporun terör tehdidini oldukça abarttığı yorumunda bulunuyor. Eleştiri noktalarından biri de raporun ‘iç terörizmi’ görmezden gelmesi.

Müslümanlar’ın haklarını korumayı amaçlayan Muslim Advocates adlı derneğin başkanı Jonathan Smith, “Rapor, göçmenlerin ülkemizin güvenliğine olan tehditlerini abartmak için çarpıtılmış, dayanağı olmayan verileri esas almış” dedi.

Smith ayrıca, “Tıpkı Müslümanlar’a seyahat yasağı gibi, bu raporun da gerçek amacı, çürütülmüş kalıplara dayanarak Müslümanlar hakkında korku ortamı oluşturmak” yorumunda bulundu.

XS
SM
MD
LG