Erişilebilirlik

Ankara’nın Fırat Kalkanı Operasyonu’nu Menbiç’e doğru ilerletmesi yerine Rakka Operasyonu’na katılmasının gündemde olduğu düşünülüyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile Münbiç’teki PYD-YPG unsurları arasında dün çatışma haberlerinin gelmesinin ardından bugün Antalya’da en üst askeri düzeyde Türkiye-ABD-Rusya toplantısı yapıldı.

Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre; Orgeneral Hulusi Akar’ın ev sahipliğinde, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Francis Dunford ve Rusya Federasyonu Genelkurmay Başkanı Orgeneral Valery Vasilyeviç Gerasimov’un katılımıyla Antalya’da üçlü zirve düzenlendi.

Açıklama, Antalya’da toplantı başladıktan kısa süre sonra yapıldı ve güvenlik gerekçesiyle ayrıntılı bilgiden kaçınıldı. Toplantıya ilişkin sadece “Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgedeki güvenlikle ilgili ortak konular görüşülmüştür” bilgisi verildi. Toplantıya ilişkin fotoğraflar da paylaşıldı.

Uluslararası ilişkiler alanında uzman Prof.Dr. İlhan Uzgel ve Emekli Tuğgeneral Haldun Solmaztürk, Suriye konusunda Türkiye-ABD-Rusya arasındaki bu son askeri teması yorumladı.

TSK'dan daha sonra yapılan açıklama, "3 ülke silahlı kuvvetlerinin istenmeyen olayların önlenmesi kapsamında alınabilecek tedbirler değerlendirildi" denildi.

Amaç TSK ile ABD askerinin çatışma ihtimalini önlemek mi?

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Uzgel, üçlü askeri zirvede, IŞİD’in tasfiyesi ve Suriye’nin kuzeyindeki Kürt yapılanmasının gündemde olduğu görüşünde.

Türkiye’nin Suriye’deki Kürt yapılanmasını önlemek için ne yapılması gerekiyorsa tersini yaptığını düşünen Uzgel, “ABD, Beşar Esat ve Rusya ile yakın temas kurulması gerekliyken bütün bu aktörlerle ayrı düştü. Türkiye, diplomasi alanı kaybedilince askeri güç kullanımına karar verdi ve El-Bab’a girdi. Ama sonrasında Türkiye, esas hedefin oradaki PYD güçlerini tasfiye etmek olduğu yolunda açıklamalar yapmaya başladı. Bu hem ABD hem Rusya ve Suriye rejimince istenmeyen bir şey. Şimdi muhtemelen Türkiye’yi rahatlatma ve engellemek için görüşme yapılıyor” dedi.

Menbiç’e doğru çatışmaya girmeyi Türkiye açısından riskli gören Uzgel, “PYD dediğinizde arkasında ABD ve Rusya var. Son olarak ABD, Rakka Operasyonunu PYD ile yürütme kararını açıkladı. Ama Türkiye’nin tamamiyle dışlanması da istenmiyor. Bu nedenle de bölgesel çatışmaya varılmasını engelleyerek çözüm arayışı içindeler. ABD, kol kanat geriyor, neredeyse kalkan oluyor PYD’ye. Dolayısıyla da olası kazaları önleme boyutu var” diye konuştu.

Menbiç’teki ABD askeri varlığını da değerlendiren Uzgel, Türkiye’nin ABD ile olası bir çatışmadan kaçınacağı düşüncesinde. Uzgel, Ankara’nın Irak’a asker gönderilmesiyle ilgili tezkereyi reddetmesinin ardından Irak’ın Süleymaniye kentindeki Türk askeri birliğine Amerikan askerlerince yapılan silahlı baskında dahi TSK’nın silahla karşılık vermediğini hatırlattı.

Emekli Tuğgeneral Solmaztürk de, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, askeri anlamda Türkiye’nin ABD ve Rusya ile görüşmek durumunda kaldığı düşüncesinde. Türkiye’nin yürüttüğü Fırat Kalkanı Operasyonu’nun hedefi için “Kürt yapılanması ile IŞİD’in belirli bölgelerde siyasi otoriteyi temsil etmesine son verilmesi yatıyor” diyen Solmaztürk, buna karşın Kürtler konusunda Menbiç’te ABD’nin artık duruma müdahil olduğunu kaydetti.

Solmaztürk, “Türkiye, ne ABD’nin liderliğindeki Batı ile ne de Rusya’nın liderliğindeki Suriye, İran ve Irak ile tam işbirliğine girmedi. Dolayısıyla ortada kaldı. Bu kararsızlık hali içerisinde günlük kararlar alıyor. Bu kararlar, Türk iç politikası ihtiyaçları tarafından belirleniyor. Bölgedeki son çatışmalar öyle risk yarattı ki, Türk Hükümeti’nin yarattığı tehdit öylesine büyük ki ABD ve Rusya bir araya geldi. Her ikisi Türkiye’yi ikna etmeye çalışıyor” dedi.

Antalya’daki üçlü askeri zirve içinse “garip bir durum” diyen Solmaztürk, bunun nedenini öncelikle Türkiye-ABD-Rusya arasında liderler düzeyinde siyasi bir görüşme yapılması ve burada mutabakata varılması olarak açıkladı. Ardından askerlere uygulama için direktif verilmesiyle normal prosedür izlenmiş olacağını anlatan Solmaztürk’e göre; Antalya’daki toplantıyla El Bab ve Menbiç bölgelerinde çatışmaları önlemek için askeri inisiyatif alındı. Solmaztürk, “Buna taktik seviyede görüşme diyebiliriz. Bunun operasyonel seviyesi dolayısıyla en yukarıda belirlenmesi gerekli siyasal seviyesi kayıp” diye konuştu.

ABD’nin PYD politikası değişir mi?

Uzgel ve Solmaztürk, Trump yönetimiyle birlikte Suriye’deki Kürtler konusunda ABD’nin Obama yönetiminde uyguladığı politikasında değişiklik olmadığı görüşünü paylaşıyor. Her iki uzman isim, PYD’yi Ortadoğu coğrafyasında ABD’nin uzun süredir izlediği politikasındaki son halka olarak değerlendiriyor.

Ankara’nın beklentisinin aksine Trump yönetimiyle PYD’ye verilen destekte askeri boyutta artış gözlendiğini kaydeden İlhan Uzgel, “Amerika’nın bayağı stratejik planlamada olduğunu görüyoruz. Bu konuda Rusya ile de anlaştıktan sonra ABD’nin bu politikasını geri çevirmek mümkün değil. Bu başka türlü seyredebilirdi ama Türkiye, Suriye’de çatışmalar başladığından beri Esat rejimini devirmeye odaklandığı ve 2016 yılına değin bundan vazgeçmediği için de elindeki imkanı kaçırmış görünüyor. Suriye’deki Kürtler ile angajmanı denedi Ankara, ve Salih Müslim ile de görüşmeleri oldu. Ancak Ankara’nın beklentisi, Esad’ın devredilmesi için işbirliği yapmalarıydı. Bu gerçekleşmeyince Türkiye, PYD ile bütün teması kesti. Bu noktadan sonra Türkiye açısından Suriye içindeki oluşumu geri çevirmenin artık askeri güç kullanımıyla imkanı yok görünüyor” dedi.

Trump’un göreve gelmesiyle birlikte ABD’nin PYD politikasını değiştireceği konusunda Ankara’daki beklentiyi eleştiren Haldun Solmaztürk, bunun sadece Ankara’nın dileği olmaktan öte bir anlamı olmadığını kaydetti. ABD’yi biraz tanıyan herkes açısından Başkan değişimiyle bölgesel politikasında değişim olmayacağını bilmek gerektiğini söyleyen Solmaztürk, “Kürt meselesinde örneğin değişim olmayacağı bilinmeli. ABD aşağı yukarı bu projesiyle ilgili 25 yıldır çalışıyor. Şimdi bir noktaya gelindi. Türkiye, terörist dese dahi ABD’nin PYD ile yürüttüğü bir işbirliği var. ABD’nin orada askeri bir ittifakı var. Rakka Operasyonu da başlamak üzere. Dolayısıyla Türkiye talep ediyor diye ABD’nin buradan geri dönmesi mümkün değil” diye konuştu.

Türkiye açısından Menbiç meselesinde nasıl çözüm olacağı sorununa işaret eden Solmaztürk, askeri dayatma ile bunun çözülemeyeceği anlaşıldığı için de genelkurmay başkanları buluşması yapıldığını kaydetti.

Trump-Erdoğan görüşmesi neden gerçekleşmedi?

Bu arada Uzgel ve Solmaztürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talebine rağmen Donald Trump’ın neden henüz bunu kabul etmediği sorumuzu da yanıtladı.

Uzgel, “Trump yönetimi siyasi yakınlaşmaya çok fazla girmeden Türkiye’yi askeri müttefik olarak görme eğiliminde. Türkiye’yi neredeyse soğuk savaş döneminden bildiğimiz bu bölgedeki güvenlik işlerini birlikte yürüttüğü müttefiki ve ortağı olarak tanımlama eğiliminde.Obama ise, ilk döneminde okyanus aşırı ilk ziyaretiyle geldiği Türkiye’ye “model ortaklık” atfetmişti. Şimdi bunun olmadığını görüyoruz” yorumunda bulundu.

Solmaztürk de, “ABD tarafı görüşmekten kaçınıyor. Türk Hükümeti, sanki dünyada tek başına Türkiye var ve herkes Türkiye’nin dediklerini yapmak durumundaymış gibi davranıyor. Bu da muhatapları ABD ile Rusya’yı rahatsız ediyor. Dolayısıyla ABD yönetimi, masaya oturulduğunda olumsuz şekilde sonuçlanacağı düşünülüyor. ABD ile Türkiye’nin ayrıca menfaatleri nedeniyle bölgesel politikaları Kürt meselesinde çatışıyor. Son olarak Batı’da Erdoğan yönetimiyle ilgili otoriterleşme algısı var. Halk oylaması öncesinde mevcut Türk Hükümeti’ne destek veriliyormuş gibi gözükmesinden kaçınılıyor da olabilir” değerlendirmesini yaptı.

XS
SM
MD
LG