Erişilebilirlik

Trump'ın Yargıç Seçimi Neden Bu Kadar Önemli?


ABD Başkanı Donald Trump

Trump, Anayasa Mahkemesi’nde 27 yıldır görev yapan ve mahkemenin en liberal üyesi olan Ginsburg’un yerine muhafazakar ve kadın bir yargıç atayacağını açıklamıştı.

Bu tür bir atama Anayasa Mahkemesi’nde muhafazakarların ağırlığını daha da arttırabilir. Anayasa Mahkemesi üyeleri ömür boyu bu görevi yürütüyor ve Başkan Trump'ın adayı Anayasa Mahkemesi’ne seçilirse 4 yıllık görev süresinde mahkemeye 3 isim atamış olacak.

Trump’ın yapacağı bu son atama bunların arasında belki de en önemlisi olacak çünkü en liberal üyesinin yerine muhafazakar bir yargıcın gelmesiyle mahkemedeki ideolojik denge artık iyice muhafazakarların tarafına dönebilir.

Bunun ne anlama geldiği ve yeni atamanın özellikle hangi konular açısından belirleyici önem taşıdığı hususunda öne çıkan bazı soruları ve yanıtlarını derledik.

Trump’ın yapacağı seçim neden bu kadar önemli?

Trump listede adı geçenler arasından kimi seçerse seçsin, Anayasa Mahkemesi’nde 3’e karşı 6 muhafazakar yargıç çoğunluğu olacak. Bu da, yeni gelecek yargıcın, milyonlarca Amerikalı’yı yakından ilgilendiren en kritik konular üzerinde mahkemenin vereceği kararlarda önemli bir ağırlığa sahip olacağı anlamına geliyor.

Bunlar arasında, eski Başkan Barack Obama döneminde yasalaşan sağlık sistemi yasası, göçmenlik, kürtaj hakları, LGBTQ bireyler için ekonomik ve sosyal güvenceler gibi konular yer alıyor. Son yıllarda Anayasa Mahkemesi, “Obamacare” olarak da adlandırılan sağlık sistemini iptal etme ve kürtaj haklarını kısıtlamaya yönelik girişimleri engellemiş, LGBTQ camiasının da haklarını genişleten kararlara imza atmıştı.

Ancak tüm bu konularda liberalleri memnun eden kararlar, hep az farkla alınmıştı. Şimdi 9 yargıçlı mahkemeye 6’ıncı muhazafakar yargıçın atanmasıyla, Anayasa Mahkemesi’ndeki güç dengesi büyük oranda muhafazakarlardan yana değişebilir.

Trump’ın adayını Senato’da hangi sorular bekliyor?

Bu konular Trump’ın seçeceği adayın Senato’daki onay süreci oturumlarına da muhtemelen damga vuracak. Başkan Trump’ın olası aday listesinde, Chicago’daki 7. Temyiz Mahkemesi yargıcı Amy Coney Barrett, Atlanta’daki 11. Temyiz Mahkemesi yargıcı Barbara Lagoa ve Richmond’daki 4. Temyiz Mahkemesi yargıcı Allison Jones Rushing’in isimleri öne çıkıyor.

Her iki partiden senatörlerin, oturumda, Amerikan halkı arasında en çok bölünmeye neden olan ve ülkenin gideceği yönü belirleyebilecek düzeyde öneme sahip bu konularda Anayasa Mahkemesi üyesi adayına ardı ardına sorular yöneltmesi ve kendisinden bu konulardaki davalarda ne yönde karar vereceğine dair en azından bir işaret vermesini sağlamaya çalışması bekleniyor.

Bununla birlikte, senatörlerin karşısındaki koltukta kim oturursa otursun, bu tartışmalı konulardaki görüşlerini açıkça ifade etmekten ve bunu yapmalarını zorlayıcı türden sorulara da net yanıt vermekten kaçınması bekleniyor.

Barrett’i tanıyan bir isim olan Virginia Üniversitesi Hukuk Profesörü Saikrishna Prakash, “Obamacare, kürtajı yasallaştıran Roe Yasası ve tüm bu konularda soru gelirse, ‘önüme gelebilecek konularla ilgili yorum yapamam’ diyecek” diye konuştu.

Trump’ın Anayasa Mahkemesi’nin yeni üyesini açıklamasından hemen sonra geleceği en çok merak edilen konulardan üçü özellikle öne çıkıyor.

“Obamacare”in sonu mu geliyor?

Eski Başkan Barack Obama’nın iç politikadaki en önemli icraatı olarak kabul edilen ve kamuoyunda “Obamacare” olarak anılan sağlık yasası yürürlğe gireli 10 yıl oldu ancak tartışmalar hala sürüyor. Anketlere göre Amerikan halkı bu konuda tamamen bölünmüş durumda; yüzde 50’nin biraz üzerinde bir kesim bu yasayı destekliyor. Kongre’nin 2010 yılı Mart ayında az bir oy farkıyla onayladığı yasa, sağlık sigortasına sahip olmayan 20 milyon Amerikalı’ya sigortalı olma imkanı tanıdı. Ancak Cumhuriyetçiler, yasadaki zorunlu sigorta düzenlemesine karşı çıkıyor ve ayrıca sistemin mali açıdan sürdürülebilir olmadığını savunuyor.

Obamacare, ardı ardına mahkemelere taşınmasına hatta iki kez de Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelmesine rağmen bugüne kadar tüm hukuki meydan okumaları zararsız atlatmayı başardı. 2020 başkanlık seçimlerinden bir hafta sonra, 10 Kasım’da Anayasa Mahkemesi, bu kez Teksas’ın öncülüğünde 20 eyalet tarafından Obamacare’e karşı açılan üçüncü davada tarafların sözlü talep ve savunmalarını dinleyecek.

Davacı eyaletler, Kongre’nin sigortası olmayanlara yönelik vergi cezalarını 2017 yılında kaldırması nedeniyle, bireysel sigorta edinmeyi zorunlu kılan düzenlemenin anayasaya aykırı hale geldiğini savunuyor ve mahkemeden tüm yasayı iptal etmesini istiyor.

Obamacare’le ilgili Anayasa Mahkemesi’nin bugüne kadar önüne gelen iki davada, Ginsburg ve mahkemenin diğer üç liberal üyesi ile muhafazakar Başyargıç John Roberts aynı yönde oy kullanarak yasayı korumuştu.

Wisconsin eyaletinden eski Demokrat senatör Russ Feingold, “Ama bu sefer farklı olacak” diyor. Amerikan Anayasa Topluluğu (American Constitution Society) adlı sol eğilimli bir grubun başkanlığını yapan Feingold, bu sefer Yargıç Ginsburg’un mahkemede olmayacağına dikkati çekiyor.

Yine de, yeni muhafazakar yargıcın, bireysel sigorta zorunluluğunu anayasaya aykırı bulsa bile, Obamacare’i toptan kaldırma yönünde nasıl bir tavır takınacağı kesin değil.

Roberts ve Anayasa Mahkemesi’nin diğer iki muhafazakar üyesi, bir yasanın belirli bir kısmı sorunlu olsa da geri kalan kısmının mümkün olduğunca korunması gerektiği yönündeki doktrine bağlılıklarıyla biliniyor. Bunun ötesinde, Trump yönetimi ve Kongre’deki Cumhuriyetçi liderler, Obamacare’in yerine nasıl bir sistem getirecekleri konusunda da henüz anlaşmaya varmış değil.

Kürtajı yasallaştıran karar iptal edilir mi?

Amerikan halkı arasında en çok bölünme yaratan konulardan biri de kürtaj hakları. Savuncuları bunu kadınların seçim hakkı olarak görürken, dindar muhafazakar çevreler ise kürtajın cinayetle eşdeğer olduğunu savunuyor.

Anayasa Mahkemesi, “Roe v. Wade” olarak bilinen tarihi kararla kürtajı yasallaştırsa da muhafazakarlar bu kararın kapsamının daraltılması ya da bozulması için çaba gösteriyor.

Ancak Anayasa Mahkemesi, yıllar boyunca, Cumhuriyetçi başkan döneminde atanan emekli Yargıç Anthony Kennedy’nin de desteğiyle Roe v. Wade’i koruyan kararlar verdi. Anthony Kennedy, muhafazakar bir yargıç olmasına rağmen kürtaj konusunda kadının seçim yapma hakkından yana tavır alıyordu.

Bu yıl da, aslında kürtaj karşıtı olan Başyargıç Roberts, Louisiana eyaletinde kürtaja erişime geniş kısıtlamalar getirecek yeni bir yasayla ilgili davada, geçmiş davalardaki emsallere atıf yaparak mahkemenin liberal kanadıyla aynı yönde duruş sergiledi.

Şimdi mahkemede muhafazakar üyelerin sayısının altıya çıkacağı beklentisi ve halen alt mahkemelerde bir düzineden fazla kürtaj davalarının görülüyor olmasıyla, kürtaj karşıtı muhafazakar çevrelerin eline önemli bir fırsat geçecek gibi görünüyor. Kürtaj karşıtları, kürtajı anayasal hak olarak garanti altına alan 1973 tarihli kararın geri çevrilmesi konusunda umutlu. Trump başkanlığı döneminde mahkemeye iki muhafazakar yargıç, Neil Gorsuch ve Brett Kavanaugh’yu atamıştı ve bu iki ismin de kürtaj karşıtlarıyla aynı tarafta yer alacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Students for Life adlı grubun başkanı Kristan Hawkins de, Ginsburg’ün ölümünün ardından yayınladığı video mesajında, “Üçüncü yargıç bize, Roe’yu 3’e karşı 6 çoğunlukla iptal etme imkanı verecek” diye konuştu.

LGBTQ haklarının geleceği tehlikede mi?

Son yıllarda LGBTQ hakları konusunda ABD Kongresi’nde çıkmazların yaşandığı ve kararların alınamadığı bir ortamda Anayasa Mahkemesi ise bu hakları genişleten önemli kararlara imza attı.

Bununla birlikte mahkemenin, LGBTQ bireylerin haklarıyla ilgili bazı davalarda dini gruplardan yana tavır takındığı örneklerin sayısı da arttı. Mesela 2018 yılında mahkeme, Colorado eyaletinde eşcinsel bir çift için düğün pastası hazırlamayı dini nedenlerle reddeden fırıncıyı haklı buldu. Gelecek Kasım ayında da mahkeme, aynı cinsiyete sahip çiftlerin evlat edinmesine için vermeyen Katolik bir yardım kuruluşuyla ilgili davayı ele alacak.

LGBTQ toplumunun mahkemedeki en büyük destekçisi olarak görülen Yargıç Anthony Kennedy’nin iki yıl önce emekliye ayrılmasından sonra, LGBTQ haklarının geleceğinin tehlikeye girdiği yönünde endişeler artmıştı.

Lamda Legal adlı LGBTQ hakları savunucusu grup yaptığı açıklamada, Ginsburg’ün yerine geçmesi olası isimler arasında öne çıkan üç kişinin de medeni haklar karnesinin zayıf olduğunu savunarak, bu konudaki kaygısını dile getirdi.

Ancak Virginia Üniversitesi’nden Prakash, Trump’ın Anayasa Mahkemesi’ne atadığı ilk üye olan Gorsuch’in, Georgia eyaletinde LGBTQ çalışanları ayrımcılıktan koruyan düzenlemelerin genişletilmesi yönünde oy kullandığını hatırlattı.

Prakash, bu nedenle, yeni seçilecek yargıcın bu konuda LGBGQ bireyler aleyhinde tavır takınması halinde durumun değişmeyeceği değerlendirmesinde bulundu.

XS
SM
MD
LG