Erişilebilirlik

Bloomberg: 'Erdoğan Türkiye'nin Kredi Notunu Tehlikeye Atıyor'


Bloomberg haber sitesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin kredi notunu tehlikeye attığını bildiriyor. Türkiye'nin 60 kat daha büyük ekonomiye ve daha yüksek kredi derecesine sahip olmasına rağmen Senegal'den daha pahalıya borçlandığı kaydedilen habere göre bunun nedeni Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, uzmanların ”Erdoğanomi” şeklinde nitelendirdiği, kendine özgü ekonomi anlayışı. Erdoğan, geçen hafta Bloomberg'e verdiği demeçte yüksek enflasyonun yüksek faiz oranlarından kaynaklandığını söylemiş, bunun üzerine Türk tahvillerinin satışında hızlı bir artış yaşanmıştı. Erdoğan söyleşide ayrıca 24 Haziran'daki seçimlerden sonra para politikaları üzerinde daha fazla söz sahibi olacağını da kaydetmişti. Merkezi Londra'da bulunan AllianceBernstein'den kredi uzmanı Okan Akın, ”Cumhurbaşkanı'nın sözleri, tabuta çakılan son çivi oldu. Piyasalar Türkiye'nin kredi notunu B- olarak veriyor. Türk tahvilleri bir süredir Türkiye'nin notunun iki kademe altında işlem görüyordu. Ülkenin varlıkları son birkaç haftadır da gelişmekte olan diğer ülkelere göre negatif şekilde ayrışma gösteriyordu,” şeklinde konuştu.

Türkiye'nin Şubat 2034 vadeli tahvillerinin getirisi, Senegal’in benzer vadeli tahvillerinin 68 baz puan üzerine yükseldi. Türkiye'nin şu anki kredi derecesi, BB+ olarak görünüyor. Bu not, kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in yatırım dışı en yüksek derecesi. S&P ve Moody's ise Türkiye'nin kredi notunu Senegal'inkinin bir kademe üzerinde olarak veriyor. Öte yandan on yıllık lira tahvilleri, gelişmekte olan 27 ülke arasında bu yıl en çok gerilemeyi yaşarken Nijerya, Pakistan ve Lübnan tahvillerinden daha fazla getiri kaydetti.

Londra'daki Commerzbank AG'den iktisatçı Tatha Ghose, ”Türkiye şu anda bir fırtınanın merkezi haline geldi. Bunların hepsi merkez bankasının bağımsızlığı ve Erdoğan'ın Londra'da söyledikleriyle ilgili. Şu anda Türk varlıklarının değeri yok,” şeklinde konuştu.

Bloomberg, Erdoğan'ın para politikaları ve ekonomiye yönelik alışılmışın dışındaki yaklaşımının uzun zamandır bilindiğini, ancak verdiği söyleşideki açıklamalarının yine de şok etkisi yarattığını bildiriyor. Londra merkezli Manulife Asset Management'dan iktisatçı Richard Segal, bu konuda, ”Erdoğan'ın görüşleri geçmişte ülke içine yönelik açıklamalar olarak görülür, faiz oranları konusundaki son karar Merkez Bankası'na bırakılırdı. Ama şimdi Erdoğan faiz oranlarını beğenmediği bir anda Merkez Bankası'na ne yapması gerektiğini söyleyebilir, bu da banka başkanı ya da para politikaları komisyonunun istifasıyla sonuçlanabilir,” dedi.

New York Times, CIA'in yeni başkanı olarak Senato'nun onayını alan deneyimli casus Gina Haspel'in yemin ederek göreve başladığını yazıyor. Gazete, Trump'ın dünkü yemin töreninde Merkezi İstihbarat Dairesi CIA'i ”gezegenin en elit istihbarat uzmanlarından oluşan örgüt” şeklinde övdüğünü bildiriyor. Ancak habere göre kimi muhafazakarlar ve Trump yandaşları, CIA'in başına geçen ilk kadın olan Haspel'i, Trump'a karşı, kendi deyimiyle ”cadı avı” başlatan ”derin devlet”in bir parçası olmakla suçluyor. Trump yandaşları, gerek kendi içlerinde, gerekse kamuoyunun önünde Haspel'ın Başkan'a sadık kalıp kalmayacağını sorguluyor, hatta istihbarat çevrelerinin Trump'ı Rusya'yla ilişkilendirme çabaları hakkında Haspel'in neler bildiğinin araştırılması gerektiğini öne sürüyor. Gazete, FBI'in Trump'ın başkanlık kampanyasının Rusya'yla ilişkileri hakkında kimliği gizli tutulan bir muhbir aracılığıyla İngiltere'de bilgi toplaması meselesinin Haspel'ı da kapsama alanı altına aldığını bildiriyor. Bunun nedeni, Haspel'ın bu faaliyetler yürütüldüğü sırada Londra'da CIA'in büro şefi olması. Gazete, Haspel'in FBI'in Trump hakkındaki faaliyetleriyle ilgili ne düzeyde bilgi sahibi olduğunun bilinmediğini yazıyor, ancak Londra gibi büyük bir kentte büro şefi olan bir yetkilinin sorumlu olduğu bölgede yürütülen istihbarat faaliyetlerinden haberdar edilmesinin standart uygulama olacağının altını çiziyor.

New York Times bugün ayrıca Trump Yönetimi içindeki bazı çekişmelerin Çin'le yürütülen ticaret müzakerelerinden zaferle çıkma olasılığını zora soktuğunu yazıyor. Gazete, Maliye Bakanı Steven Mnuchin'in Amerika'nın Çin'e gümrük tarifesi uygulama planını askıya alabileceği şeklindeki açıklamasının birkaç saat sonra ABD Ticaret Temsilcisi Robert Lighthizer'ın uygulamanın devreye gireceğini söylemesiyle çeliştiğini hatırlatıyor. Habere göre bir başka çelişkiyse Trump'ın baş ekonomi danışmanı Larry Kudlow'un Çin'in Amerika'yla olan ticaret açığının 200 milyar dolarını kapatma önerisinde bulunduğunu söylemesi ancak iki gün sonra bu rakamın sadece genel bir tahmin olduğunu belirtmesi. Gazete, tüm bu çelişkilerin, Çin'in son derece geniş bir nüfuz alanına sahip olduğu Kuzey Kore ve Amerika arasında önümüzdeki ay yapılması planlanan zirvenin pürüzsüz geçmesi olasılığını da zora soktuğu yorumu yapıyor. Kimi çevrelere göreyse Çin, Beyaz Saray içinde yaşanan görüş ayrılıklarının farkında. Bu da Çin'in elinde ticaret konusunda Amerika'ya karşı kullanacağı güçlü kozlar olduğu anlamına gelebilir.

Wall Street Journal ise Amerika'nın İran'ın nükleer programının kısıtlanması konusunda bazı yeni talepleri olduğunu bildiriyor. Gazete, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun İran'a tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurma ve militan gruplara destek verme çabalarını sona erdirme çağrısı yaptığını yazıyor. Habere göre Pompeo, yeni açıkladığı 12 şartın kabul edilmesi durumunda İran'a yönelik sert ekonomik yaptırımların kaldırılması, diplomatik ve ticari bağların yeniden kurulması ve İran'ın ileri teknolojiye erişiminin kolaylaştırılması vaadinde bulundu. Trump Yönetimi'nin yeni İran anlaşması için şart olarak öne sürdüğü bu koşullarsa Tahran Hükümeti tarafından reddedildi. Hatta İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, yaptığı açıklamada, ”Bugünün dünyası artık Amerika'nın kendi adına aldığı kararları kabul etmiyor. Amerika kim oluyor da İran ve dünya adına karar alıyor?” ifadelerini kullandı. Öte yandan Amerika'nın 2015'te imzalanan İran anlaşmasından çekilmesinden sonra anlaşmayı kurtarmanın yollarını aramak için kolları sıvayan Avrupa, Dışişleri Bakanı Pompeo'nun açıkladığı yeni şartlara şüpheyle bakıyor. Örneğin İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Amerika'nın İran'la olan tüm anlaşmazlıklarını tek bir çerçevede toplayıp Tahran'ın önüne getirmesinden, mantıklı bir zaman dilimi içinde başarılı beklenmemesi gerektiğini kaydetti. 2015'te varılan anlaşma, İran'ın yaptırımların yumuşatılması karşılığında kısıtlı oranda uranyum zenginleştirmesine olanak tanıyordu.

XS
SM
MD
LG