Erişilebilirlik

2 Şubat Amerikan Basınından Özetler


2 Şubat Amerikan Basınından Özetler
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:04:51 0:00

Amerikan basını, Federal Soruşturma Dairesi FBI, Beyaz Saray ve Kongre arasında yaşanan iç yazışma kriziyle ilgili ayrıntıları aktarmayı sürdürüyor. Gazeteler, FBI’ın uyarılarına rağmen Başkan Trump’ın Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu Başkanı Devin Nunes’in ekibi tarafından kaleme alınan iç yazışmanın kamuoyuna açıklanmasına onay vermesine kesin gözüyle bakıldığını yazıyor.

Washington Post yazarlarından Eugene Robinson, bugünkü köşesini Başkan Trump’ın tartışmalı iç yazışma üzerinden FBI’a açtığı savaşa ayırmış. Robinson, “Trump FBI’la Kavga Çıkardı, Pişman Olacak” başlıklı makalesinde, başkanların bağımsız bir kurum olan FBI’a karşı açtıkları savaşları hiçbir zaman kazanamadıklarını, Trump’ın da dersini zor yoldan alacağını yazıyor. Robinson, makalesine şöyle devam ediyor: “Başkanların çoğu, FBI’ı karalamak ve kurumun liderlerini solcu siyasi kuklalar olarak göstermek gibi bir yola girmeyi göze alamaz, çoğu Kongre üyesi de böyle bir numara çekmeye kalkmaz. Ancak Trump ve Kongre’deki uşakları kendilerine yanlış düşman seçti. Tarih, ne kadar pişman olacaklarını gösterecek. Franklin Roosevelt’ten Richard Nixon’a birçok başkan, FBI’ı kurduğu 1935’ten, Watergate skandalının patlak vermesinden altı hafta önce 1972’deki ölümüne kadar yöneten Edgar J. Hoover karşısında tir tir titrerdi. Şimdiyse karşımızda Trump var. Trump’ın eski FBI Başkanı James Comey’den tıpkı Baba filmindeki türden bir sadakat beklentisi içine girip Michael Flynn’e yönelik soruşturmayı durdurmasını istemesi, sonunda da Comey’yi kovması, Trump’ın adaleti engelleyip engellemediğini soruşturan özel savcı Mueller’in elinde bir koz. Ama FBI’da her şey bir kenara yazılır. Donald Trump ve Devin Nunes gibilerinin iç yazışmalarla FBI’ın üzerini çizecekleri fikri gülünçtür. Ne yani, FBI’ın Bolşevik yuvası olduğuna mı inanacağız?”

Washington Post bugün ayrıca Maria Kasırgası’nın büyük zarar verdiği ve hayatın henüz tam olarak normale dönmediği Porto Riko’da eğitim-öğretimde yaşanan aksaklıklarla ilgili özel bir habere yer veriyor. Gazete, Amerika’nın en büyük ancak en yoksul eğitim sistemlerinden birine sahip olan Porto Riko’da kasırgadan sonra eğitime gecikmeli de olsa başlanan bin 100 okulun üçte birine halen elektrik verilemediğini yazıyor. Okullardaki projektörler ve bilgisayarlar kullanılamıyor. Hatta gazeteye göre elektrik olmayan okullardan birinde öğretmenler, bilgisayar ve yazıcıları, elektrik ve wifi olan yakındaki hamburgerciye götürüyor. Habere göre 25 bin öğrenci, daha istikrarlı bir eğitim ortamına kavuşmak için Porto Riko’yu terk edip Amerika’ya taşındı. Çok sayıda öğretmenin de adayı terk etmesi, zaten ciddi olan öğretmen açığı sorununun daha da derinleşmesine neden oldu. Birçok ders, yeterli öğretmen olmadığı için boş geçiyor. Adada kalmayı tercih eden öğretmenler, çoğu zaman eğitim araç-gereçlerini, okul kafeteryalarındaki yiyecekleri ve seyyar klima ünitelerini kendi ceplerinden harcayarak satın almak zorunda kalıyor. Gazete, bu yıl birçok açıdan Amerika’daki yaşıtlarından geri kalacak Porto Rikolu öğrencilerin üniversiteye giriş başvurularında da dezavantajlı duruma düşecekleri öngörüsünde bulunuyor.

New York Times ise Mısır’da Mart ayında yapılacak devlet başkanlığı seçimleri öncesinde Devlet Başkanı Sisi’nin seçim zaferini garantilemek için attığı adımlarla ilgili bir habere yer veriyor. Gazete, Başkan Trump’ın ve diğer birçok Batılı liderin, Devlet Başkanı Abdülfettah El Sisi’nin seçimi kazanmak için tüm muhaliflerini ya hapse atarak ya da tehdit ederek saf dışı bırakmasına, medyayı kendi kontrolü altına almasına ses çıkarmadığını yazıyor. Habere göre bir zamanlar Amerika’nın etkisi karşısında hassas davranan Mısır gibi ülkeler, dar kapsamlı “Önce Amerika” politikası nedeniyle insan hakları ve demokrasiyi teşvik etmekten vazgeçen Trump’tan korkmuyor. Gazeteye göre Jimmy Carter’dan bu yana her Amerika başkanının demokrasi ve insan haklarını yücelten konuşmalarına rağmen güdülen politikalarda güvenlik ve stratejik kaygılar, her zaman ilkelerin önüne geçti. 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra CIA’in işkenceye başvurmasıysa Amerika’nın demokrasi ve insan haklarının önderi şeklindeki konumunu zayıflattı. Uzmanlar, Başkan Trump’ın örneğin uyuşturucuyla savaşta binlerce vatandaşını öldürtmekten çekinmeyen Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte gibi bir lideri kucaklamasının, baskıcı diğer liderlere de cesaret verdiği görüşünde. Gazete, Mısır gibi ülkelere karşı tavır alma konusunda Başkan Trump’ın sessiz kalan tek Batılı lider olmadığını, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi popülist siyasetin yükselişiyle başa çıkmaya çalışan ülkelerin de Mısır lideri Sisi’nin muhaliflerini bertaraf etme çabaları karşısından kayıtsız kaldığını vurguluyor.

XS
SM
MD
LG