Erişilebilirlik

Amerikan basını, bu gece yarısı federal hükümetin kapanmasının engellenmesi için dün Temsilciler Meclisi'nden geçen, bugünse Senato'da oylanacak olan kısa vadeli harcama tasarısıyla ilgili ayrıntılara geniş yer ayırıyor.

New York Times, federal hükümeti 16 Şubat'a kadar açık tutacak harcama yasasının dün Temsilciler Meclisi'nde onaylanmasına rağmen Senato'daki Demokratlar tarafından engellenme olasılığının yüksek olduğunu yazıyor. Gazete, Demokrat Parti'nin harcama yasasının geçirilmesi için genç kaçak göçmenlere sınır dışı muafiyeti tanıyan DACA programının devam ettirilmesinde direttiğini bildiriyor. Habere göre hükümetin bu geceyarısı itibarıyla kapanması durumunda en ağır siyasi bedeli hangi tarafın ödeyeceği net değil. DACA programını kritik bir öncelik haline getiren Demokrat Parti'nin ödün vermeye yanaşmayacağı tahmin ediliyor. Demokratlar ayrıca Cumhuriyetçiler'i, yoksul çocuklara sağlanan sağlık sigortasının fonlarının devamı ve Amerika'ya çocuk yaşta aileleri tarafından getirilen kaçakların geleceği gibi hayati meselelerin çözümünü son dakikaya bırakmakla suçluyor. Kısa vadeli harcama planının Senato'dan geçmesi için en az on Demokrat senatörün oylamada plana ”evet” oyu vermesi gerekiyor.

New York Times bugün ayrıca Başkan Trump ve altı ay önce göreve başlayan Beyaz Saray Genel Sekreteri emekli general John Kelly arasındaki ilişkiyi anlatan bir habere yer veriyor. Gazete, Kelly'nin dün Başkan Trump'ın yeterince bilgi sahibi olmadan Meksika sınırına duvar örmek istediğini ancak Başkan'ın duvar konusundaki fikirlerinin değişmeye başladığını söylemesinin Trump'ı öfkelendirdiğini yazıyor. Habere göre etrafındakiler tarafından yönetildiği şeklinde bir imaj oluşturulması, Trump'ı çok öfkelendiriyor. Trump Kelly'nin sözleri karşısında ilk başta sessiz kalsa da bu sessizliğini Twitter'da paylaştığı ”Duvar konusundaki fikrim değişmedi, ilk günkü fikrim neyse bugünkü de o” şeklindeki mesajla bozdu. Gazete, mizaç olarak Trump ve Kelly'nin birbirine çok benzediğini ancak ikisinin felsefi olarak birbirlerinden ayrıldığı yorumunda bulunuyor. Örneğin Trump karmaşa çıkarmakta hiçbir sorun görmezken Kelly, bir asker olmanın da getirdiği sorumlulukla düzen ve disiplinden yana tavır alıyor. Beyaz Saray Genel Sekreterliği görevini aslında hiç istemeyen Kelly, bu görevi, ordudaki 40 yıllık kariyerini de körükleyen vatan sevgisi ve sorumluluk hissiyle kabul etti. Kendisini yakından tanıyanlara göre Kelly ayrıca Başkan'a değil, Anayasa'ya ve ülkesine sadık olduğunu ısrarla dile getiriyor. Kelly ayrıca Trump'ın Twitter alışkanlığını kısıtlamak ya da tartışma yaratacak sözler söylemesinin önüne geçmek yerine kilit önem taşıyan konularda fikirlerinin etkilenmesini önlemek için Başkan'ın görüşüp konuştuğu kişileri sıkı kontrol altında tutmaya odaklanıyor.

Washington Post da hükümetin bu geceyarısı itibarıyla kapanma olasılığıyla ilgili haberlere yer ayırıyor. Gazete, hükümetin kapanmasıyla birlikte aksamaya uğrayacak hizmetlerin kamuoyunda yaratacağı öfkeyi dizginlemek amacıyla Trump Yönetimi'nin yüzlerce milli park ve anıtın açık kalmasını sağlayacak bir öneri üzerinde çalıştığını yazıyor. Habere göre İçişleri Bakanı Ryan Zinke, milli parkların, parklarda görevliler olmadan açık kalmasını sağlamak için hazırlanan formülün ayrıntılarını belirlemeye çalışıyor. Ancak örneğin California'da ayda 80 bin ziyaretçi alan Ölüm Vadisi Milli Parkı Sözcüsü, hükümetin kapanması durumunda açık kalmaları için henüz kendilerine herhangi bir plan ya da talimat aktarılmadığını bildirdi. Federal hükümete bağlı diğer dairelerse kapanma hazırlıklarına başladı. Washington'da yaklaşık 800 bin kamu görevlisinin, tıpkı 2013'te 16 gün boyunca olduğu gibi, zorunlu ücretsiz izne ayrılması söz konusu. Washington'da ziyaretçilerin ücretsiz gezebildiği Smithsonian Enstitüsü müzeleri ve hayvanat bahçesininse hafta sonu açık kalıp Pazartesi'den itibaren kapatılması planlanıyor. Ancak Ulusal Hayvanat Bahçesi yetkililerine göre ziyarete kapansa bile hayvanların beslenme ve bakımında kesinlikle herhangi bir aksaklık yaşanmayacak.

Chicago Tribune ise bir süre önce ikinci bir merkez inşa etme kararı alan ve bu merkezin kurulması muhtemel kentler listesini 238'den 20'ye indiren online perakende devi Amazon'un planlarıyla ilgili haberi ana sayfaya taşımış. Gazete, Chicago'nun da 20 kent ve bölgenin yer aldığı listede bulunduğunu, kentin Amazon'un seçiminde etkili olacak birçok kriteri barındırdığını ancak çok ciddi rekabetle de karşı karşıya olduğunu yazıyor. Nüfusu bir milyonun üzerinde olan, eğitimli işgücüne ve güçlü bir ulaşım altyapısına sahip Chicago'da konut fiyatlarının diğer rakip kentlere oranla nispeten uygun olması ve Amerika'daki itibarlı yüksek eğitim kurumlarına yakınlığı, kentin avantajları arasında. Ancak Chicago'nun bir dezavantajı, teknoloji şirketlerinin tercih ettiği bir kent olmaması. Öte yandan başkent Washington ve komşusu kuzey Virginia ve Maryland'in Montgomery ilçesinin de finale kalması, Chicago'nun şansını zorlayabilir. Washington ve civarı hem hükümete yakınlığı hem de çok sayıda teknoloji firmasına ev sahipliği yapması açısından önemli avantaj sağlıyor. New Jersey eyaletindeki Newark'ın New York'a komşu olmasıysa şansını arttıracak önemli bir etken. Miami ise kişisel gelir vergisi almaması ve Amazon'un açılmaya çalıştığı Orta ve Latin Amerika ülkelerine yakın olması nedeniyle tercih sebebi olabilir. Gazete, Amerika'nın Orta Batı kesimindeki Indianapolis ve Columbus gibi kentlerinse gerek diğer kentlere kıyasla küçük olmaları, gerekse teknoloji merkezi olarak tanımlanmamaları gerekçesiyle şanslarının nispeten düşük olduğunu kaydediyor.

XS
SM
MD
LG