Erişilebilirlik

13 Aralık Amerikan Basınından Özetler


13 Aralık Amerikan Basınından Özetler
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:04:49 0:00

Amerikan basını, dün Alabama eyaletinde yapılan senatörlük seçimleriyle ilgili haber, değerlendirme ve yorumlara geniş yer ayırıyor.

Washington Post, çok sayıda kadın tarafından cinsel taciz ve tecavüzle suçlanmasına rağmen Cumhuriyetçi Parti ve Başkan Trump'ın desteğini alarak yarışa giren Roy Moore'un Demokrat aday eski savcı Doug Jones'a mağlup olmasını Cumhuriyetçi Parti için yıkıcı bir darbe, Trump içinse küçük düşürücü bir yenilgi olduğunu yazıyor. Dan Balz imzalı değerlendirme şöyle devam ediyor: “Tartışmalı bir aday olan Moore'un Alabama'nın yeni senatörü olmaması, Demokratlar ve kimi Cumhuriyetçiler'i bir nebze de olsa rahatlattı. Ancak seçim sonucunun esas etkilerini önümüzdeki aylarda, Kongre'deki çekişmeli yasama sürecinde göreceğiz. Zaten bıçak sırtında olan Cumhuriyetçi çoğunluk şimdi daha da tehlikede. Alabama seçimi, Cumhuriyetçi Parti'nin bir kimlik krizi yaşadığının kanıtı. Moore'un seçimi kaybettiğini kabul etmemesiyse büyük kıyamet koparan adayın artık yavaş yavaş gündemden düşmesini dört gözle bekleyen ılımlı Cumhuriyetçiler'in başını ağrıtacak. Bu yenilgi, Trump'ın eski baş stratejisti olan ve Cumhuriyetçi Parti'nin yapısını bozma amacıyla yola çıkan Steve Bannon için de hiç iyi olmayacak. Parti yapısını bir yıldır karıştıran Bannon, Roy Moore'a Trump'tan daha fazla destek vermişti. Ancak şimdi Trump'ın popülaritesini bir başka adaya aktarmayı başaramadığını anladı.”

Washington Post'un başyazısı da yine Alabama'daki seçimlerle ilgili. “Teşekkürler Alabama” başlıklı yazıda Alabama halkına, “Amerikan Senatosu'ndaki koltuğa, çocukları taciz etmekle suçlanan birini oturtmak gibi onur kırıcı bir rezaleti önlemeyi başardığı” ifadesiyle teşekkür ediliyor. Başyazı şöyle devam ediyor: “Cumhuriyetçi Roy Moore'un seçilmesi, Alabama eyaletini lekeleyip kirletecek, bir yandan da en muhafazakar güney eyaletlerinden biri olan Alabama hakkında ne kadar olumsuz önyargı varsa hepsini doğru çıkaracaktı. Ancak bu utanç, ulusal çapta olacaktı. Seçimi kazanan Demokrat Doug Jones ise özellikle kürtaja karşı olmadığı için Alabamalı seçmenle kimi konularda aynı çizgide olmayabilir. Ancak Jones'un şimdiye kadar sergilediği tavırlardan anlaşılıyor ki eyaletini Senato'da dürüst bir şekilde temsil edecek. Alabamalılar'ın Roy Moore'un kötü karakterini göz ardı etmemesi çok cesaret verici. Müslümanlar'ın Kongre'ye seçilmemesini, eşcinselliğin yasaklanmasını savunan ve kölelik günlerini nostaljiyle anan Moore, cinsel taciz suçlamalarından önce de zaten uygunsuz bir aday olacağını kanıtlamıştı. Amerikan kamuoyu, sırf birkaç tartışmalı yasa üzerinde otomatik olarak oy versinler diye Washington'a senatör göndermiyor.”

New York Times da Alabama'daki senatörlük seçimlerine birçok haber ve yorumla yer veriyor. Gazete, Alabama'daki büyük kentlerde ve varlıklı banliyölerde yaşayan seçmenlerin çok büyük bir kısmının Cumhuriyetçi Roy Moore'u reddettiğini yazıyor. Buna göre Mobile, Birmingham ve Huntsville gibi büyük kentlerde Demokrat aday Doug Jones, oyların yüzde 70'e yakınını topladı. Tıpkı geçen ay New Jersey ve Virginia'da yapılan ve Demokrat adayların zaferiyle sonuçlanan yerel seçimler gibi Alabama'da da yüksek eğitimli, yüksek gelir düzeyli Cumhuriyetçi seçmenler, Trump'ın sivri uçlu politikalarından son derece rahatsız. Gazeteye göre eğer önümüzdeki yıl yapılacak Kongre ara seçimlerinde aday olacak Cumhuriyetçiler, Başkan Trump'la aralarına mesafe koymayı başaramazlarsa, seçmen tarafından cezalandırılacaklar. Öte yandan genellikle Demokrat çizgide oy kullanan siyah yoksul seçmenleri sandık başından uzak tutmayı amaçlayan seçmen kimliği yasasına rağmen çok sayıda siyahın dün Alabama'da oy kullanması da Demokrat Jones'un zaferinde büyük rol oynadı. Amerikan medeni haklar hareketinde büyük yeri ve önemi olan Selma kentinin bulunduğu ilçede ve siyah nüfusun yoğun olduğu başka birçok bölgede siyahların sandık başına gitme oranının 2014'te yapılan valilik seçimine kıyasla yüzde 30 daha yüksek olduğu gözlendi. Bu da Demokrat Parti'nin en sadık seçmen kitlesi olan siyahların güçlerini gösterdiklerinin kanıtı.

New York Times da bugünkü başyazısını Alabama seçimlerine ayırmış. ”Roy Moore Kaybetti, Aklıselim Kazandı” başlıklı yazı şöyle sürüyor: ”Alabama'nın Senato'ya Doug Jones'u gönderiyor olması, kutlama yapmak için bir neden. Mantığın, aklın ve ahlakın bir köşeye atılma riskiyle karşı karşıya kalınan bir anda Jones'un zafer kazanması, hem Trump hem de Kongre'deki Cumhuriyetçiler'e hakettikleri dersi verdi. Alabama'nın Kongre'de uzun süredir görev yapan Cumhuriyeti Senatörü Richard Shelby'nin ”Roy Moore'a oy veremedim, Alabama çok daha iyisini hakediyor” demesi ve Jones'un Barack Obama dahil birçok liderin desteğini kazanması, bu zaferde etkili oldu. Moore'un yürüttüğü kampanya, Amerika'nın en yoksul eyaletlerinden Alabama için bir utanç vesilesiydi. Moore ve Trump'a kadar Amerika'da seçimle işbaşına gelmek için bu kadar uygunsuz aday bulmak mümkün değildi. Kimi Cumhuriyetçiler bile Moore'u, üzerlerine çöken bir veba olarak görüyordu. Ancak doğru olan kazandı ve akıl sağlığı korunmuş oldu.”

Amerika'nın en çok satan ve en popüler gazetelerinden USA Today'in bugün yayınladığı başyazı ise Amerikan medyasının ilgisini çekti. Bunun nedeni, genellikle sert tepki içeren başyazı ve makaleler yayınlamaktan kaçınan ve hep orta çizgide kalan USA Today'in bile dün Başkan Trump'ın New York Demokrat Parti Senatörü Kirsten Gillibrand'e yönelik cinsel içerikli olarak algılanan Twitter mesajıydı. Hakkındaki cinsel taciz suçlamaları giderek artan Trump, dün Gillibrand'a Twitter üzerinden saldırarak New York Senatörü'nün para için yapmayacağı hiçbirşey olmadığını iddia etti. USA Today, bu konuyla ilgili olarak ”Trump Daha Ne Kadar Alçalacak?” başlıklı yazısında şu ifadelere yer veriyor: ”Bir senatöre hayat kadını yakıştırması yapan bir başkan ne Obama'nın Başkanlık Kütüphanesi'ndeki tuvaletleri temizlemeye ne de George W. Bush'un ayakkabılarını parlatmaya uygundur. Trump, bir Amerikan senatörünün kampanya bağışı toplamak için cinsel ilişkide bile bulunacağını açıkça ima ederek başkanlık makamına uygun olmadığını gösterdi. Bu düşük seviye, her zaman daha da alçalabileceğini kanıtlayan bir başkan için engel teşkil etmiyor. Başkan, kullandığı cinsiyetçi dili, cinsel taciz suçlamalarının bu kadar ayyuka çıktığı bir dönemde ülkenin üzerine benzin gibi döküp çakmağı yakmaktan çekinmiyor. Obama ve Bush da birçok konuda başarısız oldu, verdikleri bazı sözleri tutmadıklarına tanık olduk. Ancak her ikisinin de en temel ahlaki değerlere sadık oldukları konusunda hiçbir zaman şüphe duymadık. Trump'ın ise kendine has bir ahlaki yoksunluğu var. Amerika kusursuz başkan peşinde değil. Ancak gerçeklere, ahlaka, temel değerlere bu kadar saygısız olan biri, Amerika'yı şimdiye kadar hep yücelttiği değerler karşısında zaten mağlup etmiş demektir.”

XS
SM
MD
LG