Erişilebilirlik

7 Aralık Amerikan Basınından Özetler


7 Aralık Amerikan Basınından Özetler
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:04:42 0:00

Amerikan basını, Başkan Trump’ın Amerika’nın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve İsrail’deki Amerikan Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararıyla ilgili haber ve yorumlara geniş yer ayırıyor.

New York Times, Mark Landler imzalı haberde, Kudüs’ün statüsünün Trump için diplomatik bir ikilemden çok, siyasi bir mecburiyet olduğunu yazıyor. Habere göre Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Savunma Bakanı James Mattis’in yurtdışında görev yapan Amerikalı diplomat ve askerleri tehlikeye atacağı uyarılarına rağmen Amerikan Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıma kararının “doğru” olduğunu savunan Trump, bir kez daha artık herkesin aşina olduğu “siyasi isyancı” rolünü oynuyor. Gazete, Trump’ın dün Beyaz Saray’da yaptığı açıklama sırasında kararın Ortadoğu’da nasıl karşılanacağı konusunda yorum yapmadığının altını çiziyor. Trump bunun yerine, kararı, “İsrail ve Filistin arasında kalıcı bir barış anlaşması yapılmasını sağlayamayan, on yıllardır başarısızlığa uğrayan Kudüs politikası”ndan cesur bir şekilde kopmak olarak değerlendirdi. New York Times bugün ayrıca konuya ilişkin olarak Thomas Friedman’ın kaleme aldığı bir makaleye yer vermiş. Friedman, Başkan Trump’ın gerek İsrail gerekse Çin’e şimdiye kadar hiçbir karşılık almadan çok kolay ödün verdiğini kaydediyor. Yazı, şöyle devam ediyor: “Başkan Trump’ın dış siyasetinin birinci yılıyla ilgili olarak bir kitap yazmayı düşünüyorum, kitabın adıysa şimdiden belli: ‘Eşantiyon Dağıtma Sanatı’ 30 yıldır Amerikan dış politikasıyla ilgili haber yapıyorum ve bir başkanın bu kadar çok ülkeye, bu kadar kısa süre içinde, bu kadar az kazanım karşısında bu kadar çok ödün verdiğine tanık olmadım. İsrail ve Çin, bu yıl Noel’i erken kutlayacak. Çinliler ve Yahudiler, çocuklarının kulağına ‘Noel Baba gerçekten de var’ diyordur. Bu Noel Baba’nın adı da Donald Trump. İsrail, kurulduğundan bu yana, Amerika’nın Kudüs’ü başkent olarak tanıması için can atıyor. Amerika’daki her hükümet bundan şimdiye kadar kaçındı ve böyle bir hamlenin ancak İsrail ve Filistin arasında nihai bir barış anlaşması yapılmasından sonra mümkün olacağını kaydetti. Ama Trump dün Kudüs’ü öylece, hiçbir karşılığı olmadan, bedavaya verdi. Trump, Netanyahu’ya şunu diyebilirdi: ‘Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmemi istiyorsan ben de karşılığında İsrail’in Batı Şeria’da yerleşim birimleri kurmasına son vermesini istiyorum.’ Trump, aynısını, Obama’nın Avustralya, Brunei, Kanada, Şili, Japonya, Malezya, Meksika, Yeni Zelanda, Peru, Singapur ve Vietnam’la oluşturduğu Trans Pasifik Ticaret Anlaşması’nı yırtıp atarken de yaptı. Belli ki ne anlaşmayı okudu, ne de Çin’den ticari ilişkilerle ilgili bir taviz kopardı.”

Washington Post gazetesi, Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararının yanısıra Demokrat Partili Minnesota eyaleti senatörü Al Franken’in cinsel taciz suçlamaları nedeniyle kendi partisi içinden de istifa etmesine yönelik baskıların arttığına ilişkin habere yer veriyor. Senato’daki Demokrat Partililer, kendisine cinsel taciz suçlaması yönelten kadınların sayısının artması üzerine Franken’in aralarında yer almasına daha fazla tahammül edemeyeceklerini söyledi ve Minnesota Senatörü’nü istifa etmeye çağırdı. Demokrat Partili kadın senatörlerin başını çektiği bir grubun önde gelenlerinden New York Senatörü Kirsten Gillibrand, “Artık yeter. Seçimle işbaşına gelen liderlerin daha yüksek standartlara uyması gerekir, daha düşük değil. Temel olarak kadınlara değer vermeliyiz, tartışma bu yönde ilerlemeli” şeklinde konuştu. Gazete, Demokrat Parti’nin Al Franken’a karşı başlattığı hareketin, cinsel taciz suçlamaları karşısında rakibi Cumhuriyetçi Parti’yle ne kadar taban tabana zıt politikalar izlediğinin kanıtı olduğunu kaydediyor. Bunun nedeni, cinsel taciz ve tecavüzle suçlanmasına rağmen önümüzdeki hafta yapılacak özel seçimlere Alabama eyaletinden senatör adayı olarak girecek Roy Moore’un gerek partisi gerekse Başkan Trump tarafından desteklenmiş olması. Franken’in istifa konusunda bugün bir açıklama yapması bekleniyor.

Los Angeles Times ise Los Angeles’ı tehdit eden ve şiddetli ve kuru rüzgarlar nedeniyle bir türlü kontrol altına alınamayan orman yangınlarının dün de California Üniversitesi kampüsü yakınlarındaki lüks semtlerden Bel Air’in içine kadar girdiğini yazıyor. Habere göre milyonlarca dolarlık evlerin büyük hasara uğradığı yangının Bel Air’de devam eden kısmının sadece yüzde 5’i kontrol altına alınabildi. Gazete, 1961 yılında yine Bel Air’de çıkan büyük yangında 500 lüks evin kül olduğunu hatırlatıyor. Yangının en çok tehdit ettiği kasabalardan Ojai’deyse tahliye çalışmaları sürüyor. Gazete, spa merkezleri, şaraphaneleri, dinlence ya da rehabilitasyon amacıyla inzivaya çekilmek isteyen zengin ve ünlülere hitap eden tesisleriyle ünlü Ojai’nin tehlikeyi henüz atlatamadığını bildiriyor. Öte yandan yangının Los Angeles yakınlarındaki bir haraya sıçraması sonucu 30 cins atın yanarak can verdiği de gazetenin verdiği ayrıntılar arasında.

XS
SM
MD
LG