Erişilebilirlik

6 Eylül Amerikan Basınından Özetler


Amerikan basınının bugünkü gündemini, eski Başkan Obama’nın imzasını taşıyan ve Amerika’ya çocukken kaçak olarak getirilen göçmenleri sınır dışı edilmekten muaf tutan kararnamenin Başkan Trump tarafından iptal edilmesi oluşturuyor.

Washington Post, Amerika’da iş dünyasından kamuoyuna birçok çevrenin, kısaca DACA olarak bilinen ve Amerika’da yasal statüsü olmayan genç göçmenlerin sınır dışı edilmesini engelleyen kararnamenin iptal edilmesine büyük tepki gösterdiğini yazıyor. Habere göre aralarında eski Başkan Barack Obama, Meksika Hükümeti, Katolik hayır kurumları, Demokrat ve Cumhuriyetçi Kongre üyeleri ve Facebook CEO’su Mark Zuckerberg’ün de bulunduğu çok sayıda kişi ve kuruluş, Trump’ın aldığı karardan son derece rahatsız. Trump ise Amerika’ya aileleri tarafından çocuk ya da bebekken getirilen, çoğu eğitimli, iş sahibi, İngilizce bilen, vergilerini ödeyerek Amerikan ekonomisine katkıda bulunan bu gençlerin geleceğiyle ilgili kararı Kongre’ye bırakıyor. Ancak gazete, Kongre’nin soruna yasal çözüm bulması durumunda bile son kararın Trump’a ait olduğunu hatırlatıyor. Buna göre Trump’ın önünde iki karar olur. Ya Trump, “hayalperestler” olarak anılan genç göçmenlere yasal statü tanıyan tasarıyı onaylar ya da veto eder. Tam bir ikilem içinde olan Trump, bir yandan seçim kampanyası vaatlerini gerçekleştirip tabanına verdiği sözleri tutmaya çalışırken diğer yandan da göçmen gençlere şefkat göstermek istiyor. Öte yandan kimi muhafazakâr Cumhuriyetçiler bir başka çözüm önerisi getiriyor: Hayalperestlerin Amerika’da kalmasına izin vermek, ancak buna karşılık olarak sınır duvarını mutlaka inşa etmek. Böylelikle hem Amerika’dan başka ülke bilmeyen gençlerin geleceği garanti altına alınır, hem de gelecekte Amerika’ya kaçak gelmek isteyenler caydırılır.

Washington Post bugünkü başyazısında da Trump’ın 800 bin genç göçmene koruma sağlayan kararnameyi iptal etmesini sert bir dille eleştiriyor. “Trump’ın zalim kararı” adlı başlıklı yazıya göre Kongre, bu gençleri kurtarmak için yıllar önce harekete geçmeliydi. Başyazı şöyle devam ediyor: “Trump, bu gençlerin sınırdışı edilecekler arasında öncelikli olmayacağını söyledi. Ancak aldığı kararla gençlerin eğitim ve iş olanaklarını ellerinden aldı. Kongre, bu gençleri kurtarmak için vakit kaybetmeden hareket etmeli. Bu gençler Amerikan ekonomisine ciddi katkılarda bulunuyor. On binlercesi üniversite mezunu. Çoğu ev sahibi. Birkaç bini iş sahibi. Kararı açıklayan Adalet Bakanı Jeff Sessions, Amerikan vatandaşlarının bu gençler yüzünden işlerini kaybettiklerini iddia etti. Ancak bu doğru değil. Bu gençlere çalışma izni verildiği son beş yıl içinde işsizlik oranı büyük ölçüde düştü. Trump’ın kararı, ekonomi mantığıyla taban tabana zıt. Gelecek vadeden binlerce gencin elinden eğitim ve iş olanaklarını almak, bu gençlerin satın alma gücünü yok etmek anlamına gelir. İşte bu nedenle Amerika’nın en büyük şirketlerinin 300’den fazla üst düzey yöneticisi, kararnameyi iptal etmemesi için Trump’a çağrıda bulundu. Kongre harekete geçmezse bu gençlerle birlikte Amerika da büyük zarar görecek.”

Los Angeles Times da Trump’ın genç göçmenleri sınır dışı edilmekten koruyan kararnameyi iptal etmesi haberine geniş yer ayırıyor. Gazete, Amerika’ya çocukken getirilen bu gençlerin geleceğinin yanı sıra Cumhuriyetçi Parti’nin geleceğinin de tehlike altında olduğu uyarısında bulunuyor. Gazete, artık Kongre’ye intikal eden meselenin Cumhuriyetçi Parti içinde çok ciddi bölünmelere yol açacağını öngörüyor. Bunun nedeni, Kongre’deki Cumhuriyetçiler’in, partinin kaçak gençlere af niteliği taşıyan her türlü yasaya karşı çıkan katı muhafazakâr kanadı ile azınlık toplumlara karşı daha esnek bir politika güdülmesini destekleyen ılımlılar arasında bir seçim yapmak zorunda kalacak olması. Gazete, Kongre’nin, George W. Bush ve Barack Obama dönemlerinde de göçmenlik reformu yasası çıkarmaya çalıştığını, ancak bu adımların her defasında Kongre’deki Cumhuriyetçiler arasındaki çekişmeler yüzünden engellendiğini hatırlatıyor. Önümüzdeki yıl yapılacak Kongre ara seçimleri ise bu açıdan daha da kritik önem taşıyor.

New York Times ise Trump’ın DACA kararnamesini iptaline ilişkin haberin yanı sıra Çin’in Kuzey Kore’yle ilişkisi hakkında bir değerlendirmeye yer veriyor. Gazete, Çin ve Kuzey Kore arasındaki en son üst düzey görüşmenin iki yıl önce yapıldığını ve o zamandan bu yana iki ülke arasındaki ilişkinin dinamiklerinin değiştiğini bildiriyor. Bu dinamiğin bir yanında dünya devi olma emelleri içindeki Çin, diğer yanında ise nükleer güç olma arayışında olan, atacağı adımlar önceden tahmin edilemeyen komşusu Kuzey Kore var. Çin’in, dünyadaki en hızlı gelişen bölge olan Uzakdoğu’da Amerika’nın yerini alacak süper güç olma amacı artık bir sır değil. Ancak gerçekleştirdiği altıncı nükleer denemeyle Pekin’e meydan okuyan Kuzey Kore, Çin’in bu amacının önünde bir engel oluşturuyor. Öte yandan Çin’in uzun yıllardır rakibi olan Hindistan ve Japonya, meydanı boş bırakmayacaklarının sinyallerini uzun zamandır veriyor. Ancak Çin’in bölgenin ana gücü olmasının önündeki en büyük engel yine de Kuzey Kore’nin nükleer güce sahip olması. Nükleer silahların Uzakdoğu’da yayılması, Çin’i bölgede yeni bir Soğuk Savaş’a sürükleyebilir. Bunun nedeni, Kuzey Kore’ye karşı Amerika’nın bölgedeki askeri varlığının güçlenmesi olasılığı.

XS
SM
MD
LG