Erişilebilirlik

8 Mayıs Amerikan Basınından Özetler


Amerikan gazeteleri dün Fransa’da ikinci turu yapılan ve merkez aday Emmanuel Macron’un yüzde 66‘lık oy oranıyla kazandığı cumhurbaşkanlığı seçimlerine geniş yer ayırıyor.

”Fransa Macron’u seçti, Le Pen’i reddetti” başlığı atan Washington Post, aşırı sağcı Marine Le Pen’in beklenenden daha ağır bir yenilgi aldığını yazıyor. Gazete, aşırı sağın gerçeklerle en sonunda yüzleştiğini, Brexit ve Donald Trump’ın başkan seçilmesine rağmen aşırı sağın Fransa’da çok uzun yıllar boyunca iktidarı ele geçirme umudunun kalmadığını yazıyor. Habere göre Amerika’da Kasım 2016’da yapılan başkanlık seçiminden sonra göçmenlik karşıtı popülist dalganın Batı’yı egemenliği altına aldığı gibi bir algı oluştu. Ancak Avusturya, Hollanda ve Fransa’da aşırı sağcılar umduklarını bulamadı. Eylül’de sandık başına gidecek Almanya’da ise son kamuoyu yoklamaları aşırı sağcı partinin düşüşe geçtiğini gösteriyor. Tüm bu gelişmeler, yerleşik düzenden nefret etse de, Avrupalı seçmenin iktidarı aşırı sağa teslim etmeye istekli olmadığını gösteriyor. Gazeteye göre Macron’un başarılı olup olmayacağını belirleyecek en önemli kriterlerden biri, Almanya Başbakanı Angela Merkel’le kuracağı ilişki olacak. François Hollande’ın beş yıllık iktidarı sırasında adeta eriyen Almanya-Fransa ilişkilerinin Macron döneminde canlandırılması, Avrupa’nın geleceği açısından da hayati önem taşıyor.

New York Times da Emmanuel Macron’un seçim zaferine geniş yer ayırıyor. Gazeteye göre Fransa’nın kendine özgü kültürel ve tarihi mirasının varisi olan Macron, seçimi de bu miras sayesinde kazandı. Bu miras, Fransız halkının değişim arzulamasına rağmen İngiltere ve Amerika’da siyasi iklimi alt üst eden popülist öfke karşısında dehşete düşüp gidişata ”dur” demesini sağladı. Macron’un zaferi, Marine Le Pen’in 45 yıl önce babası tarafından Nazi özlemi içeren ırkçı söylemlerle kurulan Ulusal Cephe’yi, Fransızlar’ın deyimiyle ”şeytanlardan arındıramaması” sayesinde gerçekleşti. New York Times, İkinci Dünya Savaşı sırasında dört yıl boyunca aşırı sağcılar tarafından yönetilen Fransa’nın tarihteki bu lekeyi hep hatırladığını, Fransız halkının aşırı sağcılar tarafından bir daha yönetilmek istemediğini yazıyor.

Bugün Chicago Tribune ise Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yanısıra Chicago’daki çeşitli hastanelerde görev yaparken kendi canlarını hiçe sayıp Suriye’ye giden doktorlarla ilgili bir habere yer veriyor. Habere göre 1998 yılında kurulan Suriye Amerika Tıp Cemiyeti’ne üye Chicagolu doktor, hemşire ve dişçiler, Suriyeli sivil halka yardım için defalarca Suriye’ye gitti. Başka birçok yardım kuruluşuna bağlı doktorlar, Suriye dışındaki mülteci kamplarına giderken Suriye Amerika Tıp Cemiyeti, Suriye içinde isyancıların elinde bulunan bölgelere gizlice giriş yaptı. Bu doktorların bazıları, yıllar önce Amerika’ya göç eden Suriyeli ailelerin Amerika’da doğup büyüyen çocukları. Suriye asıllı olmayan 400‘den fazla doktor ise Suriye’ye gönderilmek üzere şu anda bekleme listesinde yer alıyor.

Boston Globe’un ana sayfasında ise eski Başkan Obama var. Gazete, Obama’nın dün akşam John F. Kennedy Cesaret Ödülü’nü Boston’da Kennedy’nin kızı Caroline’ın elinden aldığını bildiriyor. Habere göre Obama, JFK Kütüphanesi ve Müzesi’nde yapılan törende Cumhuriyetçi Parti’nin Temsilciler Meclisi’nden geçirdiği yeni ve tartışmalı sağlık yasasını eleştirdi. Obama, Kongre’nin sadece zenginler ve imtiyazlılar için değil, tüm Amerikan vatandaşlarına karşı sorumlu olduğunu söyledi. Eski başkan, tüm Kongre üyelerinin, zaten gücü, parası, nüfuzu olan rahatı yerinde zenginlere yardım etmenin cesaret gerektirmediği gerçeğini aklından çıkarmaması gerektiğini vurguladı. Vicdanın parti sadakatinden önce gelmesi gerektiğini kaydeden Obama’nın törende yaptığı konuşmada halefi Donald Trump’ın ismini hiç anmaması, geceye katılanların gözünden kaçmadı.

XS
SM
MD
LG