Erişilebilirlik

28 Nisan Amerikan Basınından Özetler


Washington Post, yarın görev başındaki yüzüncü günü dolacak olan Başkan Trump’ın bu süre zarfındaki icraatlarını mercek altına alıyor. Gazete, somut zaferler kazanmak için umutsuzca çırpınan ve Amerika’ya ileriye dönük ivme kazandırdığı imajı vermeye çalışan Trump’ın başkanlık koltuğundaki ilk yüz gününün kampanya vaatlerinden ciddi sapmalar ve politika değişiklikleriyle dolu olduğunu yazıyor. Habere göre bunun son örneği, iki yıldır Amerika’yı Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması NAFTA’dan çıkaracağı vaatleri veren Trump’ın karar değiştirip anlaşmanın şartlarını gözden geçireceğini açıklaması oldu. Bu durum iki ayrı Trump arasındaki mücadele. Biri sıkı bir popülist olan ve Washington’u kökünden sarsacağı sözüyle işbaşı yapan Trump. Diğeriyse kolay puan kazanma peşinde olan, çoğu Wall Street kökenli yakın çevresinden çok çabuk etkilenen pragmatik işadamı Trump. Gazete, Trump’ın kolay karar değiştiren bir başkan olduğunu, aylar boyunca NATO’yu “köhne” olarak tanımladıktan sonra birliğin hala geçerli olduğunu, başkanlığının daha birinci gününde Çin’in aslında döviz manipülasyonu yapmadığını söylemesi gibi başka örneklerle de ortaya koyuyor. Gazeteye göre son zamanlarda odağını vergi reformu ve ekonomiye çeviren Trump, kendisini 1980’li yıllardan beri tanımlayan “milliyetçi popülist” yanını ortaya çıkarmaya başladı.

Washington Post’un bugünkü başyazısı da Trump’ın ilk yüz gününü değerlendiriyor. “Tahmin edildiği kadar kötü olmadı” başlığı taşıyan değerlendirmeye göre 1776’da Kurucu Babalar’ın şekillendirdiği ve yüzyıllar içinde defalarca birçok sınav veren Amerikan sistemi, Trump’ın ilk yüz gününde de çok iyi işlediğini bir kez daha kanıtladı. Trump, vaadettiği gibi ilk yüz günde ne Amerika’yı nirvanaya taşıdı, ne de Amerika, Washington Post dahil bazı çevrelerin korktuğu gibi kıyamete sürüklendi. Trump, NAFTA, Paris İklim Değişikliği ve İran Nükleer Anlaşmaları’nı yırtıp atmayı başaramadı. Trump Ne NATO’yu terkedebildi ne de Putin’i kucaklayabildi. Ulusal güvenlik danışmanı örneğinde olduğu gibi önemli mevkilere bazen ikinci denemesinde de olsa aklı başında, deneyimli isimleri atadı. Beşar Esat’ın kimyasal silah kullanmasına ölçülü yanıt verdi. Ancak bu olumlu hamleler, Trump’ın deneyimsizliğinin ve kabinesindeki ideolojik ayrışmaların Amerika’ya ekonomik, siyasi ve ahlaki açıdan zarar vermeyeceği anlamına gelmiyor. Değerlendirme, Kongre’nin, yargıçların, Bütçe Dairesi’nin, Amerikan vatandaşlık bilincinin ve hatta Fransa ve Hollanda’daki seçmenlerin sağduyusunun, bu ilk yüz günde belirli bir denge sağlanmasına katkıda bulunduğunu kaydediyor.

Washington Post bugün ayrıca Kanada’da Amerika’yla ticari bir savaş yaşanma olasılığıyla ilgili kaygıların arttığını bildiriyor. Habere göre bu kaygıların kaynağı, Trump Yönetimi’nin 25 yıllık geçmişe sahip olan Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması NAFTA’ya olan yaklaşımı. Başkan Trump’ın Kanada’yı Amerikan süt ürünlerini piyasalarından uzak tutarken kendi ucuz kerestesini Amerika’ya satıp haksız rekabet yaratmakla suçlaması, Kanada’da kaygı yarattı. Amerikan Ticaret Bakanlığı’nın Kanada kerestesine uygulanan gümrük vergisini yüzde 24’e çıkarması da Kanada’da tepkiyle karşılandı. Amerika ve Kanada arasında on yıl önce imzalanan bir ticaret anlaşması, Kanada’nın kereste ihracatını kısıtlamasını öngörüyordu. Ancak anlaşmanın süresinin geçen Ekim ayında dolması, iki ülke arasındaki kereste ticaretinin geleceğinin belirsizliğini koruduğu anlamına geliyor.

Los Angeles Times ise Los Angeles’ta 29 Nisan 1992’de patlak veren ayaklanmaların 25’inci yıldönümünü, ana sayfasında yayınlamaya başladığı yazı dizisiyle hatırlıyor. 25 yıl önce 29 Nisan’da siyah Rodney King’i hunharca döven dört beyaz polis memuru, çıkarıldıkları mahkemede jüri kararıyla beraat etmişti. Beraat haberi üzerine Los Angeles’ta altı gün boyunca geniş çaplı yağma, kundaklama ve silahlı saldırı olayları yaşanmış, 55 kişi yaşamını yitirirken 2 binden fazla kişi yaralanmış, 11 bin kişi tutuklanmış, kentte bir milyar dolarlık maddi hasar meydana gelmişti. LA Times, 25 yıl önceki ayaklanmaya yol açan işsizlik, evsizlik, yoksulluk ve umutsuzluk gibi, Los Angeles’ın en fakir güney mahallelerini ve Amerika’da siyah nüfusun yoğun olarak yaşadığı birçok bölgeyi pençesi altına alan etkenlerin bugün de sürdüğünü yazıyor. 25 yıl önceki ayaklanmaları bizzat yaşamayan 18-29 yaş aralığındaki Los Angeleslı gençler, bugün de benzer ayaklanmaların yaşanabileceğini düşünüyor.

XS
SM
MD
LG